Kritik Zamanlar (8. bölüm)
Elinizden geleni yaptınız. Her tarafa başvurdunuz. Sorun gerçekten sizi aşıyor. Bu bir uluslar arası komplodur. Dünya güçleri müdahale ediyor. Bu durumda bana yer bulmak kolay değil. Bulduğunuz en iyi yer yine de Roma’dır. Madem hepiniz ve dostlar öyle istiyorsunuz, son kararımdır; artık ben Roma’dan çıkmıyorum.
Faysal Dunlayıcı
06.12.2008 - 10:29
Biz bu havayla Mizgin Şen ve TV’den iki genç arkadaşla birlikte, dört kişilik bir ekip olarak Atina’ya gittik. Ali Haydar Kaytan da pasaport sorununu çözüp, bir iki gün sonra yanımıza gelecekti. Onunla da böyle anlaşmıştık. Fakat Pangalos bizimle görüşmeyi reddetti. Yine Kostas Baduvas, General Nagzakis, vb. ne kadar tanıdığımız çevre varsa hepsini harekete geçirdik. Fakat bir türlü Pangalos bizimle görüşmeyi kabul etmedi. Ve kendisinin adına yetkili olarak o zamanki meclis başkanıyla görüşmemiz gerektiğini söyledi. Görüşmeye Mizgin Şen ile birlikte gittik. çok uzun bir görüşme yaptık. çok tartıştık, çok ısrar ettik. Zaman zaman yumuşadı, girişimler yapabileceğini; zaman zaman Yunanistan’ın bunu kaldıramayacağını söyledi. Bunun çok ağır bir karar olduğunu ve Pangalos’a danışmadan böyle bir karar veremeyeceğini söyledi. “Fakat bir iki gün daha Atina’da kalın, bu arada basınla da görüşün, hatta getirme durumunda herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmamak için Yunan kamuoyunu biraz hazırlayın, bu süre içinde biz de size kesin cevabımızı bildirelim” dedi ve görüşmeyi bu biçimde tamamladık.
 

İki gün sonra da bize Pangalos adına cevap vererek, böyle bir şeyi hiçbir biçimde kabul edemeyeceklerini, öcalan’ın gelmemesi, buraya gizlice girmeye de kalkışmaması gerektiğini iletti. Yani Yunanistan’dan da umut kesilmiş oldu.
 

Biz o arada tabii tv ve gazetelerle epey röportajlar yaptık, tartışma programlarına katıldık ve Yunan halkından çok büyük bir destek ve sempati gördük. Buna rağmen hükümetin yaklaşımı da böyleydi. Bu görüşmelerin ardından Ali Haydar Kaytan geldi. Yunanistan’dan da herhangi bir sonuç alamadığımızı kendisine ilettik. O zaman durumu değerlendirmek için bir tartışma yapmamızı istedi. “Artık gideceğiniz bir ülke de kalmadı, başka ülkelere başvursanız da bir sonuç alamayacağınız anlaşılıyor. öyleyse yeniden bir durum değerlendirmesi yapalım” dedi.
 

O zaman bizim orada yüz civarında arkadaşımızın olduğu bir kampımız vardı. Mizgin Şen ve Ali Haydar Kaytan’la birlikte kampa gittik ve arkadaşların hepsini topladık. öcalan’la yaptığımız telefon görüşmesinin herkes tarafından anlaşılması için iyi bir ışıklandırma, dışarı ses veren telefon ve duvarlara hopörlörler yerleştirdik. O gece iki şey yapacaktık. Birincisi, son durumu değerlendirerek bir karara varacaktık. İkincisi, öcalan bir kongre değerlendirmesi yapacak, kongre perspektifi verecekti. Biz kendisine özet olarak şunu söyledik: “Biz her tarafı dolaştık. Sonuç
alamadık. Ne kadar tanıdığımız dost varsa, özellikle de bayan Mitterand başta olmak üzere, bütün dostların ve bizim yürütmemizin (ben, Ali Haydar Kaytan ve Mizgin Şen başta olmak üzere) vardığı sonuç ve kararımız, ne olursa olsun Roma’dan çıkmamanız biçimindedir. Biz başvurduğumuz her yerde yalnızca o ülkelerin reddiyle karşılaşmadık. O ülkelere aynı anda müdahale ediliyor. Yani kendi iradeleriyle kabul edebilecek konumda da değiller ve artık bir yer bulmak, bizim gücümüzü aşan bir olay. Bütün dostlar ve Kürtler de Roma’da kalmanızı istiyorlar.”
 

Buna karşılık olarak “İtalyan hükümeti bana haber göndermiş. Düşme tehlikesiyle karşı karşıya. Senin yüzünden düşeceğiz, diyorlar. Bu adamlar bize bu kadar iyilik yaptılar. Şimdi bizim yüzümüzden düşsünler mi?” dedi.
 

Verdiğim cevabı çok iyi hatırlıyorum. Belgeleri de vardır. “Onların bize iyilik yapmış olmaları bizim kendimize kötülük yapmamız gerektiği anlamına gelmez. Zorlanabilirler ama çıkmamak gerekir.”
 

“Beni tutuklayabilirler” dedi. “Ben İtalya hükümet temsilcisinden böyle bir tehdit de aldım.”
 

Ben de tutuklanmasının belki daha hayırlı olabileceğini söyledim.
 

“Nasıl daha hayırlı olur?” dedi öfkeyle.
 

Bu tepkisinden tutuklanmadan çok çekindiğini anladım.
 

“Bir kere güvenlik açısından hayırlı olur. İkincisi, iltica başvurunuz mahkeme tarafından olumlu karşılanmış ve bu durumda sizi kolay kolay ülkeden çıkaramazlar. üçüncüsü Türkiye’de idam cezası olduğu için oraya teslim edilmeyi aklımızdan bile geçirmememiz gerekiyor. Dördüncüsü, biz yirmi dört saatte oraya yirmi beş bin insan yığabiliyoruz. En güvenlikli yer şu anda Roma’dır. Roma’yı terk etmemek gerekir” dedim.
 

Biraz durdu. Daha sonra bize verdiği cevap net olarak şuydu: “Elinizden geleni yaptınız. Her tarafa başvurdunuz. Sorun gerçekten sizi aşıyor. Bu bir uluslar arası komplodur. Dünya güçleri müdahale ediyor. Bu durumda bana yer bulmak kolay değil. Bulduğunuz en iyi yer yine de Roma’dır. Madem hepiniz ve dostlar öyle istiyorsunuz, son kararımdır; artık ben Roma’dan çıkmıyorum. Bir değerlendirme yapacağım. Sen ve Ali Haydar Kaytan bu değerlendirmeyi acilen 6. Kongreye yetiştirin. Kongre başlamak üzere. Şimdi gidin ve zaten ben Roma’da kalacağım için Kongreden sonra tekrar dönersiniz.”
 

 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe