Kritik Zamanlar (II. Bölüm)
        Elbette şok olduk. O zamana kadar bize her şeyin iyi gittiği, parlamentoda tartışmaların çok olumlu olduğu ve Rusya'nın kendilerini sahipleneceği bildirilmişti. Yeni durum bizim omuzlarımıza ağır bir sorumluluk yüklüyor ve birkaç gün içinde sığınılacak bir ülke bulmamız gerekiyordu. Bunun üzerine hemen Brüksel'deki dış ilişkiler büromuzdan Mizgin Şen'i aradım. Roma'ya kalkan ilk uçakta ikimiz için yer ayırtmasını istedim
Faysal Dunlayıcı
07.01.2007 - 19:06
Bu arada konuya ilişkin bir diplomatik faaliyet de yürütmemiz istenmişti. KNK bünyesinde oluşturduğumuz bir grup da Batı başkentlerini, hükümet temsilcilerini, Avrupa Parlamentosu yetkililerini ziyaret ederek bilgilendirmeye çalıştı.  Hem Mahir Welat'ın hem de öcalan'ın bize verdiği bilgiler, öcalan’ın artık Rusya'da kalacağı yönündeydi. Orada kalarak siyaset yürütecekti. O zamana kadar Batı Avrupa'ya geleceği yönünde bir olasılık tartışılmadı. Hatta ‘98 Kasım ayı başlarında öcalan bize şunları söyledi: "Rusya Parlamentosunda siyasi ilticamın kabulü için karar alındı. Hükümet de buna sıcak bakıyor. Yakında pasaport da verecekler. Rusya bizi sahiplenecek." Bize yansıtılan havanın özü buydu. Ta 9 Kasım sabahına kadar. O sabah biz Brüksel'de bir yurtseverin evinde Avrupa Yürütmesi olarak toplantı halindeydik. Sabah 9-10 sıralarında toplantı dışında telefonlarımızın başında bekleyen arkadaşlar, Moskova'dan acil arandığımızı bildirdiler. Ben telefona gittim, öbür uçta Mahir vardı. Söyledikleri aynen şunlardı: "12 Kasım'a kadar buradan çıkmak zorundayız. Hiçbir tartışma yapma. Derhal yeni bir yer hazırlayın." Bize verilen süre de dört gündü. 9, 10, 11, 12 Kasım. O dönemde Akif Hasan ve bir grup arkadaş bazı diplomatik girişimler icin Roma'daydılar. Mahir, Akif Hasan ile ilişki kurduklarını ve Roma'ya gitmeyi düşündüklerini de bildiriyordu. Benim de acil olarak hazırlıkları tamamlamak için Roma'ya gitmem gerektiği söylüyordu.

Elbette şok olduk. O zamana kadar bize her şeyin iyi gittiği, parlamentoda tartışmaların çok olumlu olduğu ve Rusya'nın kendilerini sahipleneceği bildirilmişti. Yeni durum bizim omuzlarımıza ağır bir sorumluluk yüklüyor ve birkaç gün içinde sığınılacak bir ülke bulmamız gerekiyordu. Bunun üzerine hemen Brüksel'deki dış ilişkiler büromuzdan Mizgin Şen'i aradım. Roma'ya kalkan ilk uçakta ikimiz için yer ayırtmasını istedim. Bir-iki saatlik araştırmadan sonra, Mizgin, Amsterdam'dan akşamüzeri bir uçağın kalkacağını ve hemen hareket edersek yetişebileceğimizi söyledi. Toplantıyı bıraktım, Brüksel'e geçtim. Mizgin ile televizyonda buluştuk ve bizim bir arabayla Amsterdam'a yola çıktık. Akşam saat 7 dolaylarında Roma'ya uçtuk.

O zaman Roma'daki arkadaşlarımız Akif Hasan, Hêvî, Ahmet Yaman ve iki genç, Berfin, Mehmet idi. Biz gitmeden önce zaten Rusya'dan bu arkadaşlar telefonla aranmış ve hazırlıklara başlamaları istenmişti. Biz varır varmaz büroya gittik, arkadaşlar toplantı halindeydi. öncelikle yeniden Moskova ile görüştük. Ne yapılması gerektiğini tartıştık. öcalan özetle şunları söylüyordu: "Ne olursa olsun oraya geleceğim, hükümete bunu kabul ettirebiliyorsanız bu iyidir. Ama bu olmazsa da bir oldu bittiye getirerek Roma'ya inecek ve iltica edeceğim."

Hemen ilişki arayışına girdik ve Yeniden Yapılanma Komünist Partisi milletvekili Ramon Montovani ve soyadını hatırlamadığım Walter önadlı bir milletvekili ile buluştuk. Bunlar aynı zamanda dostlardı, Kürtlerle Dayanışma Grubu üyeleriydiler. Bir süre önce Şam'da öcalan ile görüşmeye giden bir grubun da içinde yer almışlardı. Büromuzla da ilişkileri vardı.

Moskova bizi sıkıştırıyordu; ama öte yandan bu dostlar konuyu hükümete götürmüşlerdi ve hükümet konunun hemen kabul edilemeyeceğini ve tartışılması gerektiğini belirtmişti. Tartışmadan ve ortak karara varmadan kaldırılamayacak bir konu olduğu belirtilmişti. 50 yıl sonra İtalya'da ilk kez bir Sosyalist Parti iktidarını kuran Massimo d'Allema hükümeti konuya sıcak bakıyordu. Daha önce ilişkimiz olan bazı senatörler vardı. Şu anda adını hatırlayamadığım İnsan Hakları Kurumu Başkanı bir kadın vardı; sanırım şimdi Avrupa Parlamentosu üyesidir. Bunların hepsini aktif devreye koyduk. Belli bir aşamadan sonra hükümet konuyu Adalet Bakanlığı'na havale etti. Bu dostlarla birlikte Akif Hasan ve Ahmet Yaman da Adalet Bakanlığı ile görüşmeye gittiler. Bu arada zaman iyice daralıyordu. Biz artık bu dar zaman içinde onay alamayacağımızı düşünüyorduk. 12 Kasım sabahı, bize bir haber verdiler. Bazı şartlara bağlı olarak Ramon Montovani temsilci olarak Moskova'ya gönderilecek, öcalan orada hükümetin şartlarını kabul ederse gelebilecekti. Aksi halde sığınma kabul edilmeyecekti.

Ahmet Yaman ile Ramon Montovanı'nin Rusya'ya gitmelerine karar verdik. Roma'dan uçak bulunamadı; küçük bir charter ile Milano'ya uçtular ve oradan Moskova'ya sefer yapan bir uçağa yetiştiler. Yaman ve Montovani Moskova havaalanına ulaştıklarında, öcalan, Mahir Welat ve Rus İstihbarat yetkilileri de havaalanındaydılar. Montovani vardığında, öcalan’ın bineceği uçağın kalkmasına yarım saat kalmıştı. Böylece İtalyan hükümet temsilcisi ile öcalan arasında kısa süreli bir görüşme yapılabildi. Montovani şunları söylemişti: "ülkemize gelebilirsiniz. Ama bir iltica kabul süreci olacak, bu sırada tutuklu da kalabilirsiniz. Ayrıca Almanya'nın hakkınızda tutuklama kararı var. Bizi zorlayacak bir durumdur bu." öcalan bütün koşul ve riskleri kabul etmişti. Montovani durumu hükümete bildirdikten sonra, hep birlikte aynı uçağa biner ve Roma'ya yönelirler.
Devam Edecek...
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe