Öldürme Emri
Bütün bunları savunmak ve Kürt sorununun çözümü için, sürecin ve halkımızın önünü açmak mı ihanettir, yoksa hiç hakkı olmadığı halde, kendi ideolojik saplantıları ve kariyerleri için bütün bu söylediklerimizi redederek, halkımızın önünü ve geleceğini karartmak mı ihanettir? Bunu halka ve tarihe bırakıyorum.
Faysal Dunlayıcı
10.02.2014 - 13:58
Şimdiye kadar çok sayıda, ve genelde cesaret verici açıklamalar, değerlendirmeler yapıldı. Anlaşıldığı kadarı ile değerlendirme ve anlam verme çabaları daha da sürecek.


Bu arada çok kendine göre, salt küfür etmemizi bekleyen, her olumlu gelişmeyi olumsuzlamayı siyaset sanan çok marjinal yaklaşımların yanı sıra, doğrusu istenirse fazla olumlayacağını beklemediğimiz pek çok kişi ve çevreden de sorumlu ve oldukça düzeyli yaklaşımlar geldi.



Kuşkusuz herkesin herkes için ve hem de somut bilgilere dayanarak söyleyebilecekleri vardır. Bizim de vardır. Ama sanırım siyaset bu değildir. En azından bundan ibaret değildir. Siyaset kültüründe düzey kazanmış toplumlar ve olgunlaşmış yapılar böyle yapmıyorlar. Bizler açısından da böyle olmalıdır. Ötesi kör doğusudur. Çünkü bizleri karşı karşıya getiren de, tartıştıran da, bir araya getirecek olan da Kürt sorununun çözümünde ileriye bakma iddia ve yeteneğimizdir. Samimiyetimizdir. Ondandır ki, tüm eleştiri ve değerlendirmelerimizi bizler de bu eksene oturtabilmeliyiz. Böyle olursa değerlendirmelerimiz daha bilimsel, eleştirilerimiz de yargılardan arınmış ve daha objektif olacaktir.



Bu girişten sonra bu açıklamanın asıl konusuna, bizler hakkında çıkarılan ölüm kararına gelmek istiyorum.



PKK Yeniden İnşa Komitesi'nin 25 Ağustos çarsamba akşamı Roj tv'de yayınlanan bildirisi ile resmen hain ve tasfiyeci ilân edildik. Örgüt literatüründe resmi açıklama ile hain ve tasfiyeci ilân edilmek, fiziki imhanın zeminini ve gerekçelerini hazırlamak anlamına gelir. Bildiri kendine göre neden hain olduğumuzu düzmece iddialarla kamuoyuna açıklıyor.Yine 25 Ağustos 2004 tarihli görüşme notlarından anlaşıldığı kadarı ile, isimlerimiz de verilerek İmrali'dan çok açık seçik ifadelerle onay da alınmış oluyor. Artık gerisi, elinde bizi imha etmek için imkan da bulunan Kongra-Gel ve İnşa Komitesi'nin uygulamasına kalıyor. Uygulama konusunda Zübeyir Aydar'ın Avrupa'da yaptığı teşhirlerden, dağda verilen talimatlardan ve yapılan görevlendirmelerden de haberimiz vardir.



Tabii, yapılan açıklama ile kamuoyu tek taraflı ve yalan bilgilerle açıkça aldatılıyor. Roj tv ve Özgür Politika gazetesinin bu şekilde kullanılması karşısında hukuki araştırmalar yapacağız. Ama öncelikle gerçekten kimin hain olduğuna bakmamız ve tekrara da kaçsa, yaşanan süreçte ne yapmaya çalıstığımızı kamuoyu ile bir kere daha paylaşmak gerekiyor.



Daha önce de kendi adıma yaptığım açıklamalarda dile getirdiğim gibi, son yıllarda örgüt içerisinde değişim ve demokratikleşmeyi savunmaya çalıştık. Mevcut insanı bitiren hiyerarşik yapılanmanın aşılmasını istedik. Kendi demokratik duruşumuz zayıf olsa da, bu konuda tutarlı ve samimi davranmaya çalıştık. Çelişki tabii ki özünde ideolojikti. Muğlaklaşan ve her gün yeniden kemalizm yedirilen çizgi, yurtseverlikten kopuş kadar hedeflerde de bir sapmaya yol açmıs, örgüt amaçsızlaştırılmıştır. Bu bakış açısı, ittifak anlayışına ve Kürtlerle ilişkilere de çok olumsuz yansımıştır.



Bildiri, olayın özüne girmeye cesaret edememiş, çarpıtmış, pratik hususlara değinmiştir. Bu iddialar için de şunları belirtebiliriz.



Biz örgüt içinde:

a) - Demokratik, bireyin hukukunun güvenceye alındığı ve yurtseverlik zeminine oturtulmuş bir örgüte dönüşmeyi dayattık.

b) - Başta KDP ve YNK olmak üzere tüm Kürt güçleriyle ve Kürt aydınlarıyla iyi ilişkiler içinde olmayı savunduk.

c) - Nasır tutukluyken nasıl karar alındığının ve kimler tarafından uygulandığının açıklanmasını, Gulan arkadaşı katline ilişkin hazırlanan soruşturma komisyonu raporunun uygulamaya konmasını, Küçük Güney'li Faik arkadaşın ölüm olayında olduğu gibi, işkence uygulamalarına son verilmesini istedik.

d) - Kimseye artık özeleştiri dayatılmamasını, bunun bireyin takdirine birakılmasını, kişiyi hiçleştiren platform uygulamalarına son verilmesi gerektiğini savunduk.

e) - Demokratik dünya ile iyi ilişkiler içine girilmesinde ısrarcı olduk.

f) - Bireyin özgür iradesi ile katılımı kadar, ayrılmasının da kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini söyledik.

g) - Son olarak da savaş ve şiddetin artık çözüm getirmeyeceğini belirttik ve karşı durduk.



İşte örgüt içerisinde savunduklarımız bunlardı.



Bütün bunları savunmak ve Kürt sorununun çözümü için, sürecin ve halkımızın önünü açmak mı ihanettir, yoksa hiç hakkı olmadığı halde, kendi ideolojik saplantıları ve kariyerleri için bütün bu söylediklerimizi redederek, halkımızın önünü ve geleceğini karartmak mı ihanettir? Bunu halka ve tarihe bırakıyorum.



Bunlar üzerinde uygar ve sorumlu bir tartışma yerine; bu mücadeleye ve örgüte 20 yıl, 30 yıl emek verenlerin katledilmesinde, kanının akıtılmasında demokratikleşme ve demokratik cumhuriyet gerekçesi öngörülüyor.



Tek kelime ile bu bir vahşet yaklaşımıdır.



Adı geçen görüşme notlarında Türk devletine kardeşlik çağrıları yapılırken, bizler için de ölüm emri veriliyor.



İşte bu kadar adalet isteyenlerin adalet yaklaşımı…



Şimdi Zübeyir Aydar, Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan, A. H. Kaytan ve Mustafa Karasu'yu aldıkları bu karar ve sonuçları üzerinde tekrar düşünmeye davet ediyorum.



Başta demokratik ülkeler olmak üzere, AIHM ve diğer uluslararası kurumları bu durumu not etmeye çağırıyorum.



Demokratik Kürt güçlerine gelince; ayrılışımızla birlikte yapılan tartışmalar ortaya koydu ki, bir ulusal birlik platformuna hala ihtiyaç vardır ve bunun için zemin elverişli hale gelmiştir. PWD kurulup yoluna devam edebilir. Benim açımdan ona katılmaktan çok, bir ulusal çözüm platformu olarak görmek de çok önemlidir. Ayrılışımız, inanıyorum ki buna katkı sunmuştur. Katledilmemiz halinde de (çünkü çok güvensiz bir ortamdayız ve bizi vurma olanakları fazlası ile vardır) katledilmemizi de böyle bir birlik için değerlendirebilirsiniz.



Bu kadar kolayca ve sonuçlarını hesaplamadan ölüm kararı alanlar, hiç bir şeyi, özellikle de Kürt halkının özgürlük mücadelesini yaşatamaz, koruyamaz ve geliştiremezler.

2004-08-29
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe