Türkiye de seçim tartışmaları yapılmaya ve anketler yayınlanmaya başlandı.
              Anket sonuçlarına göre, AB sürecindeki Türkiye de bu süreci zorlayacak anti-demokratik bir meclis oluşacak. Bu mecliste demokratik bir genel temsil ve Kürt temsili yer alamayacak. En azından bugün ki anket sonuçları böyle.
              ABD nin bölgeye müdahalesinin Türkiye ye etkilerinin ve AB sürecinin statüko ve orduyu değişime zorlayacağının görülmesinin ardından, bugün ki anket sonuçlarının ortaya çıkması için yoğun  çaba sarf edildi.
             Hazırlıklar yapıldı. AKP nin  MGK Genel Sekreterliğinde yaptığı değişiklikte bu hazırlıkları önlemeye yetmedi. Mehmet Ağar DYP nin başına getirildi,böylelikle derin devletin meclise taşınması sağlanacaktı. Mumcu nun AKP den ayrılıp ANAP ın başına getirilmesi de bu genel senaryonun bir parçasıdır. Geriye kalan AKP ve başbakanı yıpratmaktır. Bu yoğun yapılmaktadır ve sinirleri yıpranan başbakan Erdoğan bu tuzağa düşerek artan düzeyde hata yapmaktadır.
              Görüleceği gibi, Türkiye de bir kere daha statükonun ve derin devletin bugüne oranla daha etkin hale gelebileceğini, en azından demokratikleşme ve değişime karşı daha fazla direnebileceğini kestirmek zor değil. Bu anlamda Şemdinli cesaretli bir provaydı. Ermeni Konferansı ve sonrasındaki örgütlü tepkiler, CHP nin daha milliyetçi  söyleme kaydırılması, İP ve general eskilerinin birleşmesi, en son M.Ali Ağca nın serbest bırakılması bütün bunların hepsi bu çizginin nasıl bir direniş sergileyeceğine işaret ediyor.Bu tablo aynı zamanda nasıl bir seçim süreci yaşanacağını da gösteriyor.
              Son anketlerde legal Kürt siyasetinin geldiği acıklı ve ibret verici durumda gözler önüne serilmiş.
              HEP le başlayıp DEP te en yüksek düzeyine ulaşan legal Kürt siyaseti, eğer tedbir alınmazsa dibe vurmuştur. Yüzde altılarda seyreden sandığa giden oy potansiyeli, yüzde üçlerin altına gerilemiştir. Kürtlerin kendilerini daha demokrat ve yurtsever olarak tanımlayan diğer kesimi ise, anketlerde ve yüzdelerde hiç yoktur.
              Bir filozof “Gerekçeler olmasaydı insanlar çatlardı “ diyor.
Şimdi bu tablodan birinci dereceden sorumlu olan PKK yi dinlerseniz, suç başkalarındadır. Kendi dogmatizmleri, legal siyaseti iradesiz bırakmaları, Kürt orijininden öcü gibi kaçınmaları, yapılan müdahalelerin işi çığırından çıkarması ve ulusal birliği ısrarla yok saymaları değil de başka nedenler bu durumdan sorumludur.
              Israrla dayatılan Türkiyelileşme, insanımıza duyulan aşırı güvensizlik, ucuz hain suçlamaları ve emeksizlere-hırsızlara rant kapısı açmak için harcanan binlerce insanımızın sorumluları, gelinen bu trajik durumunda sorumlularıdır.
              Hele hele DTP nin oluşumu, garip programı ve temiz yurtseverliği ile bilinen Ahmet Türk ün yanına bir dogmatiğin yamanması, Kürtlerin bu seçimde de parlamentonun dışında  kalacağını gösteriyor.
              Bunların hepsi tamam da, olan Kürtlere olacak, Kürtler mevzi kaybedecek ve Kürtlerin bu durumundan yine tedbir alınmazsa inkar sistemi kazanacaktır.
              öte yandan PKK nin dışında kalan ve PKK nin ulusal birliğe gelmediğini, ulusal birliğe engel olduğunu ısrarla ve sürekli söyleyenlerde ne yazık ki bir türlü ulusal birlikte bir araya gelemiyorlar. Oysa zaman giderek daralıyor. Statüko çok yoğun çalışıyor. Allah var bizde iyi konuşuyoruz…
              Benim iki somut önerim olacak.
              Birincisi, DTP Türk solu ve Türkiyelileşme hikayelerinden kesinlikle uzak durarak, dünyaya demokratik mesajlar vererek ve bütün Kürt çevreleri ile ortaklaşa bir seçim stratejisinde buluşarak, ortak ve eşit listeler oluşturarak seçime girme çağrısı yapma iradesini gösterebilmelidir.
              Şuradan buradan gelecek yönlendirme ve düzenlemelere çok net ve cesaretle tavır alabilmelidir.
              Sorun bir ulusun geleceği ile ilgilidir.Bu yüzden içimde Leyla Zanalarında, Abdülmelik Fırat ve Şerafettin Elçilerinde, İbrahim Güçlü ve Murat Bozlaklarında, Feridun Yazar, Feridun çelik ve Eyüp Karakeçililerinde ve tabi DTP ninde yer aldığı ortak bir seçim platformuna açık olduğu deklere edebilmelidir.
              Bu platform yurtdışı Kürtlerinin, G.Kürdistanın, Kürt iş çevrelerinin ve demokratik Dünyanın desteğini alacaktır. Kürtler birleşmiş olacaktır. En azından bugünkine göre bir oy patlaması yaşanacaktır.
              Kolay mı? Değil tabi.
              Şimdi bu öneriye hangi komplo teorileriyle ve hangi ucuz ajan suçlamalarıyla cevap verileceğini duyar, hangi müdahalelerle bu birlik girişiminin engelleneceğini görür gibi oluyoruz .
              İkinci önerim ise şu. Zaman daralıyor, şu çok uzun ve mesafeleri her seferinde biraz daha açan tartışmaları bir sonuca bağlamak, DTP gelmese de  bütün farlılıkları toleransla karşılayan Kürtlerin ulusal birliğini bir an önce sağlamak  ve bu birlik çatısı altında seçimlere hazırlanmak gerekiyor. Bu birlik bizim yaptığımız ulusal birlik çalışmalarının, G. Kürdistan ın , Şu anda siyaset dışında duran geniş Kürt kesimlerinin desteğini alacak, AB ve Demokratik Dünya tarafından memnuniyetle karşılanacaktır.

              Son not:
              Bu hususu bizden çok daha iyi kaleme alabilecek Kürt aydınları, yazar ve siyasetçileri de bana göre konuyu işlemeli ve bir ulusal baskı yaratmalıdırlar. DTP nin tutumuna güven duyulmadığını biliyoruz. Ama bu partideki yurtseverlere de sorumluluklarını bir kere daha hatırlatmak durumundayız.
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe