Ortadoğu ve Kürtler

Uzun ve zorlu mücadele sürecinde Kürtler önemli örgütsel deneyim ve siyasal bilinç kazandı. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen Kürtlerin birlik sorunu önemini korumaya devam etmektedir. Kürt birliğini yaratmak dönemin en acil görevlerindendir. Geçmişte çeşitli nedenlerden dolayı yerine getirilemeyen bu görev daha fazla ertelenemez.

Halil Ataç
20.01.2005 - 15:46

Kürt sorununun çözümünü ağırlaştıran Ortadoğu?nun içinde bulunduğu durum ve bölgenin merkezinde yer alan Türk, Fars, Arap devletlerinin egemenlik sistemleridir. Kolay kolay değişmeyen bu anti demokratik rejimler Kürt sorununu da içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Yüzyıldan bu yana varlığını devam ettiren bu statükocu ve baskıcı rejimler artık kendileri için de taşınması zor bir yük durumuna gelmişlerdir.

Bu sistemlerin aşılmasının zamanı çoktan gelmiş olmasına rağmen oluşan dengeler aşılmayı engellemişti. Çıkara dayalı dengeler üzerine kurulu bölge devletleri bu problemli durumu bugüne kadar devam ettirdiler. Yoğun çelişkiler içindeki bölge devletleri uzun bir dönemi gergin ve çatışmalarla geçirdi. Bu durum bölge halklarının çıkarlarına ters ve zarar vericiydi. Bölgenin iradesi daha çok dış güçlerin elindeydi. Bölgenin merkezinde yer alan Kürtler açısından durum çok daha vahimdi. Buna rağmen Kürtler bir direniş içindeydiler, Kürdistan?da direniş hiçbir zaman bitmedi. Direnişler dar mahalli ve zayıf bir karakterde de olsa Kürtlerin ayakta kalmasına neden oldu. Son elli yıllık Kürt Özgürlük Mücadelesi bir çok gelişmeyle birlikte bölgeyi komple bir değişime zorladı.. Belli bir amaç etrafında gelişen örgütlü Kürt Özgürlük Mücadelesi bölgede de bir çok gelişmeyi meydana getirdi. Kürdistan?ın dört parçasında meydana gelen bu gelişmeler eş zamanlı olmasa bile birbirlerini yakından etkileme özelliğindeydi. Özellikle kuzey ve güneyde meydana gelen devrimci direniş ulusal ve uluslararası özelliklere sahip oluşu bakımından bölge devletlerinin dikkatini üzerine çekmiştir .

Bölgedeki bu gelişmeleri yakından izleyen ABD ve İngiltere bölgeye Irak üzeri müdahalede bulundular. Çünkü Irak Ortadoğu?nun en zayıf halkasını oluşturuyordu. Coğrafik olarak Türkiye, İran ve Suriye ile uzun bir sınır hattına sahip olması ve Kürdistan?ı içine alması da stratejik önemini öne çıkarıyordu. Müdahalenin bu coğrafyada olması tesadüfi değildir. Merkezinde Kürdistan?ın bulunduğu Türkiye, İran, Suriye ve Irak Ortadoğu bölgesinin orta alanındadır . Bu devletler aynı zamanda bölge problemlerine kaynaklık etmektedirler. ABD?nin sorunların kaynağına müdahalesi yerindedir ve bölgesel çaptadır. Süreçle Suriye ve İran?ı da bir biçimde içine alacağı muhtemeldir. Bölgeye iki cepheden müdahale devam etmektedir. ABD Irak?a askeri müdahalede bulunurken AB Türkiye?ye siyasi bir müdahalede bulundu. Bölge ekonomik, siyasi ve askeri olarak komple bir değişim sürecini yaşamaktadır.

Yaşanan bu gelişmeler Kürt Özgürlük Hareketine muazzam elverişli bir ortam yaratmıştır. Kürdistan tarihinde hiçbir zaman iç ve dış koşullar bu kadar elverişli olmamıştı. Kürtler devlet kurma şansına en çok bu dönemde sahiptir. Eğer bu tarihi fırsat Kürt Özgürlük Hareketi tarafından yerinde ve zamanında doğru değerlendirilirse başarı imkan dahilindedir.

Kongre-Gel bu önemli tarihi fırsatı kaçırmıştır. Ortadoğu çapında meydana gelen bu alt-üst oluş sürecinde değişime öncülük etmesi gerekirken yanlış politikalar ve yaklaşımları sonucu kendini siyasi gelişmelerin dışına itmiştir. Klasik anti- amerikancı ve kendi dışındaki Kürtlere karşıt politikaları ile değişime gelmeyen katı tutumu sonucunda siyasi süreci kaybettiği gibi Kürdistan halkına da çok şey kaybettirmiştir. Dünyada Kongre-Gel kadar düşman çoğaltıp dost kaybettiren siyasi bir hareket yoktur. Halbuki bizim ne ebedi müttefiklerimiz ne de devamlı düşmanlarımız vardır. Ulusal çıkarlarımız ebedidir ve bizim görevlerimiz de bu çıkarlarımızı her koşulda savunmaktır. Çözüm ve başarı olanaklarının ortaya çıktığı bu önemli tarihi süreci kaybetmek ihanetten de kötüdür. Herkesi ihanet ve işbirlikçilikle suçlama yerine bu gerçekliği görüp ona göre davranmaları yerinde olurdu. Kongre-Gel bu duruşuyla Kürt sorununun çözüm şansını kaybettiği gibi çözümsüzlüğün de önemli bir parçası haline gelmiştir. Bu değişim sürecinde değişimi reddeden, dogmalara teslim olmuş güçlerin aşılacağı; ileriye değil geriye dönüş yapacağı aşikardır.

Güney Kürdistan yeni sürece ve bölgedeki gelişmelere daha gerçekçi ve esnek yaklaşım sonucunda önemli kazanımlar sağladı. Ulusal çıkarlar temelindeki ilişki ve ittifak anlayışı sonuç verdi. Bu politika resmen Kürdistan Federasyonu fiilen de Kürt Devleti düzeyinde bir gelişmeyi yaratmış bulunmaktadır. Güney Kürdistan?da ortaya çıkan kazanımlar tüm Kürt halkının kazanımıdır. Yurtsever Kürt halkı güneyde elde edilen bu kazanımları koruyacak, diğer parçalar da buna paralel somut koşullarına uygun bir gelişmeyi yaşayacaktır. Güney Kürdistan?daki federasyon modeli çözümün yolunu açmıştır.

Uzun ve zorlu mücadele sürecinde Kürtler önemli örgütsel deneyim ve siyasal bilinç kazandı. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen Kürtlerin birlik sorunu önemini korumaya devam etmektedir. Kürt birliğini yaratmak dönemin en acil görevlerindendir. Geçmişte çeşitli nedenlerden dolayı yerine getirilemeyen bu görev daha fazla ertelenemez. Kürdistani örgütlerin dar, ben merkezci, yurtseverliği kendi siyasal-örgütsel etkinlikleri ile sınırlı gören yaklaşımları, ulusal çıkarları tehlikeye soktuğu gibi ulusal birliğin sağlanmasını da zorlaştırdı; örgüt çıkarları ulusal çıkarların üstünde tutuldu. Geçmişin bu olumsuzluklarından ders çıkaran yurtsever demokrat Kürtler ilişki ve ittifak sorununa da yeni bir boyut kazandırdılar. Ulusal çıkarları esas alan bu yaklaşım Kürt örgütleri arasında olumlu bir zemini yaratmıştır. Güney Kürdistan zemininde bu yönlü atılan adımlar ulusal birlik anlayışını güçlendirmektedir. Bir örgütün diğeri üzerindeki çatışmalara yol açan egemenlik anlayışının mahkumiyeti ve bunun yerine karşılıklı dayanışma içinde güç ve destek sunma en doğru yaklaşımdır. Kürtlerin diğer alanlarda gösterdiği fedakarlığı en çok ihtiyaç duydukları ulusal birlik alanında da göstereceklerine inanıyoruz. Düşmanın yarattığı parçalamaya karşı Kürtlerin birliğini esas almak en doğru yaklaşımdır. Gerçek anlamda birliğini sağlamış Kürdistan halkı diğer halkların da desteğini ve dostluğunu kazanabilir. Her yurtsever Kürt, aydın, siyasetçi ve örgüt bulunduğu alanda ulusal birliği görev bilmeli bunu çalışmasının merkezine almalıdır.

Ortadoğu?ya ABD?nin Irak üzeri askeri AB?nin Türkiye üzeri siyasi müdahalesi Kürtler için anlamlıdır. Bölgeye iki koldan yapılan operasyon bölgenin siyasi dengelerini değiştirmiştir. Ortadoğu yeniden düzenleniyor, bu düzenlemede bölgenin önemli siyasal bir gücü olan Kürtler gerçek yerini alacaklardır. Ulusal amaçlar etrafında birleşecek olan Kürtler, kendi sorunlarını çözecekleri gibi geleceklerini de garanti altına alacaklardır. Ulusal Demokratik birliğin oluşması ve gerçek bir başarı için yetersiz yaklaşımları bir tarafa bırakarak esas sorunlarda yoğunlaşmak ve yeni çözümler üretmek dönem gereğidir. Bu temelde ulusal bilinci ve ulusal birlik ruhunu daha canlı tutarak özgür Kürdistan?ı yaratmak için seferber olmak her Kürdün vazgeçilmez görevidir. Bu yeni dönemde bölgenin önde gelen siyasal gücü Kürtlerdir. Özgürlüğünü ve kaderini belirlemesi Kürtlerin en doğal hakkıdır. Kürdistan halkı da diğer halklar gibi mücadele ile ulusal haklarını kazanacaktır.
ebubekir@pwdnerin.com

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe