Bağımsız ,Birleşik, Demokratik Kürdistan amacıyla belli bir stratejiye ve taktiğe dayanan ulusal kurtuluş savaşıyla,  sürmekte olan, ulusal bir amaç ve stratejiye dayanmayan, taktikten yoksun ve en önemlisi de tüm haklı gerekçelerini ortadan kaldırmış bu gün ki “savaş” arasında kesin bir ayrım yapmak lazım . Biri ne kadar gerekli, yerinde ve anlamlı ise bir diğeri bir  o kadar yersiz ve anlamsızdır. Her olayı  kendi koşulları içinde artı ve eksileriyle birlikte bir bütün olarak değerlendirmek yerinde olur. Kürt halkı inkar ve imhanın olduğu, siyasal mücadele koşullarının olmadığı, savaşın tek seçenek olarak kendisini dayattığı koşullarda özgürlüğü için ateşten imtihan olan bir savaşa karar verdi. Bu ölüm - kalım savaşında ciddi bedeller ödeyerek çok önemli tarihi kazanımları da elde etti. Kürt halkı bu zor olan savaşta kendini yeniden yaratmasını bildi. Ulusal birlik ruhu ve örgütlenmesini geliştirdi. En önemlisi de siyasal mücadele yolunu sonuna kadar açtı.

Yani bir dönemin gerilla savaşı Kürt halkının tarihinde oynaması gereken rolü oynadı ve savaş dönemini kapattı. Kesilip atılması gerekenle yüceltilip geliştirilmesi gerekeni açık bir biçimde ortaya koydu. Bu savaşın gecikmeli de olsa son bulması gerekiyordu.  Fakat olduğundan fazla rol  biçilerek uzatıldı. Bunun yol açtığı tehlike mücadele güçlerini her an tehdit eder hale geldi. Bu kadar gelişmeden sonra miadını doldurmuş  bir savaşı   yeniden başlatmanın hiçbir anlamı yoktu.  Kongre-Gel çaresizliğini , çözümsüzlüğünü ve değişimdeki yeteneksizliğini savaş gibi ciddi ve tehlikeli bir olayla örtbas etmeye kalkıyor. Bu da tarihte  ağır sonuçları olan en büyük hatadır.Kongre-Gel yürüttüğü müzmin savaşıyla bu hatayı işlemeye devam ediyor  . Mevcut durumda ülkemizin bir çok yerinde (Botan ,Amed, Bingöl)savaşa benzemeyen  ama adına savaş denilen bir olayı her gün kayıp haberlerinden biliyoruz . Bu savaşın Kürt halkının özgürlüğüne mi yoksa  Türk devletine mi hizmet ettiğini anlamak çok zor değildir . Her şeyden önce bu savaş hiçbir konsepte dayanmıyor ve tamamen amaçtan kopuktur. Eğer  amaç Kürtlerin asli vatandaşlığı , demokratik cumhuriyete eşit katılımı ise. bu savaşı gerektirmiyor .” özgür vatandaşlık”,yani egemen ulusa entegre olma hiçbir zaman savaş nedeni değildir ve olamazda . İşte esas tehlike amacı ve nedeni belli olmayan kazanma yerine kaybetme riski çok fazla olan bir savaşa sürüklenmedir  .Kürt halkının içine çekildiği tuzak budur . Bu derin devletin  bir oyunudur.

 Kürt  sorunu belli bir mücadele sonunda çözüm aşamasına  gelip dayanmıştı. Yol haritaları çizilerek çözümün yol yöntemleri belirlenmeye çalışılıyordu. Bölge ve Güney Kürdistandaki gelişmeler de çözüm olanaklarını güçlendiriyordu. Hatta kapalı kapılar arkasında kuzey- güney federasyon formülü değerlendirmeler arasındaydı.İşte derin devlet çözüm aşamasına gelmiş Kürdistan Kurtuluş Mücadelesine bu noktada müdahalede bulundu . Ne savaş ne barış biçiminde ifade bulan belirsizlik stratejisi içinde mücadele kazanımları hastalık haline gelmiş bu  savaşla kaybettiriliyor. İnsanlarımız belirsizlik savaşında bir hiç uğruna vurulup gidiyor.  Derin devlete dayanan  ve Kürt halkı üzerinde oynanan bu oyun sessizce sürüp gidiyor . Bu mevcut durum her açıdan çözüm aşamasındaki Kürt halkının demokratik siyasal mücadelesini tehdit ediyor. Eski mücadele anlayışını ve kalıplarını aşma gücünü gösteremeyen örgütler Kürt hareketinde bir kaosa yol açmış bulunuyor. Bunu fırsat bilen Türk devleti de şovenizmi ve milliyetçiliği ayaklandırarak Kürt halkını hedef gösteriyor. Bir halkı verdiği haklı savaşından pişman hale getirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Aynı konsepti diğer yönden Kongre-Gel tamamlıyor . Ateşkes ilan ettim deyip her tarafa savaş tehditlerini savuruyor ama ne yazık ki savaşmadan da vuruluyor. Gerillanın ve bir halkın yarattığı savaş değerleri ve prestijisi üzerinden rantçılık yapıyor. Lafta çözüm diyor ancak çözümün gerektirdiği hiçbir adımı atmıyor. Böylece çözüm aşamasındaki Kürt sorununun çözümsüzlüğünü  daha da derinleştiriyor.Dost – düşman ayrımı yapmadan kendisinin dışındaki herkesi hain- işbirlikçi görüp saldırıyor. Demokrasi ve özgürlükten bahsediyor fakat en çokta bu alandan korkuyor. Kısaca Kürt halkının özgürlük mücadelesini ittifaksız,dostların desteğinden yoksun ,gelişmelerden ve amaçtan kopuk bir belirsizliğe sürüklemek istiyor.

Avrupa birliği yolundaki Türkiye’nin de istediği budur. Bir avuç Kıbrıs Türkü için dünyayı ayaklandıran Türkiye Kürt sorununu geçiştirerek ikinci bir Lozan yaşatmak istiyor. Kürt siyasetini kendi tekelinde gören zihniyetin mücadeleyi getirdiği nokta  budur .Biz halk olarak ulusal kurtuluş savaşına gönüllü girdik ve mücadelemizde önemli bir mesafe kazandık . Yeniden yaradılış olayını başardık . Süreç içerisinde dünyada ve bölgede hızlı gelişmeler yaşandı . Kürtlerin aleyhinde olan bölge statüsü parçalandı. Kürt karşıtı olan egemen devletlerin ittifakı bozuldu. Güney Kürdistan’da tarihi değerde gelişmeler ortaya çıktı.. Güney  Kürdistandaki ve bölgedeki bu sıcak gelişmeler Kuzey Kürdistan için tarihi fırsatları sunmuş bulunmaktadır. Tarihin hiçbir döneminde Kürtler için bu kadar elverişli iç ve dış koşullar oluşmamıştı. “Biz devlet istemiyoruz ,  Kürtler devlet olursa ikinci bir İsrail olur “sözlerinin Kürtler için  hiçbir anlamı ve değeri yoktur.  Bu halk ulusal talepleri ile yola çıktı. Bunun savaşımı için on binlerce evladını şehit verdi ve her türlü fedakarlığı göstererek özveride bulundu

 Yeni dönemin karakteri yaratılan kazanımlar temelinde siyasal mücadeleyi yükselterek çözümsüzlüğe ve belirsizliğe son vermek, Kürt ulusal hareketini başarıya kavuşturmaktır. Bu da sağlam bir Kürt duruşuyla mümkündür . Kürt halkının ulusal çıkarları her şeyin üstündedir. Ulusun kurtuluşu ve özgürlüğü bireyinde özgürlüğü demektir . ikinci ve diğer önemli bir husus da Kürtlerin ittifakı ve ulusal birliğidir. Her yurtsever kürdün en önemli bir görevi birlik çalışmasını yapmasıdır. Güney Kürdistan Federasyonu bu birliğin bir ürünüdür.  çözümünün diğer ayağı, sorunu dar ulusal sınırlardan uluslar arası alana taşımaktır.

Tüm bunlar için yeni savaş stratejilerine ve taktiklerine değil, Kürt siyasal mücadelesinin strateji ve taktiğine acilen ihtiyacımız vardır . Türk devletinin korktuğu şey  Kürt lerin siyasal mücadelesidir. Müdahalede bu alan dönüktür. Bunun için iki cepheden bu ortama müdahale yapılmaktadır. Marjinal sınırlarında seyreden belirsiz bir savaşla hem Kürt halkının kazanımları tüketilmekte hemde siyasal mücadele hamlesinin önü alınmaya çalışılmaktadır. Bu tehlikeyi ancak bir ulusal hamleyi gerçekleştirerek boşa çıkarabiliriz. Siyasal mücadeleyi geniş yurtsever , demokrat çevrelere dayandırarak ulusal birlik yolunda sorunun çözümüne kilitlenmek, harekete geçmek ve kazanmak vazgeçilmez yurtseverlik görevimizdir.
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe