Kürt sorunu, tarihten günümüze kadar varlığı inkar  edilen, asimilasyonla Türkleştirilmeye  çalışılan bir halkın, ulus olmaktan kaynaklanan ama gasp edilen haklarının kazanılmasını içermektedir.

Günümüzde Türkiye de yaşanan  tüm sorunların kaynağında bu  sorunun çözümsüz bırakılması vardır. Ekonomik sıkıntıların , siyasal istikrarsızlığın , toplumsal kaos ve huzursuzluğun temel nedeni ortada demokratik, siyasal bir çözümün olmayışıdır.

 Türkiye başbakanının ”Kürt sorunu vardır” diyerek  bir gerçeğin adını telafuz etmesine ordu ve şoven milliyetçi kesimler tarafından cephe açıldı. Hepsi bir ağızdan “Kürt sorunu yoktur terör sorunu vardır “ demeye başladılar. Bu inkarcı zihniyet varoldukça, bir halkın   doğal hakları inkar edildikçe sorunlar zincirleme olarak birbirini besleyecek, büyümeye devam edecektir.

Kürt sorunu bugünün bir sorunu olmayıp tarihsel bir sorundur. Yirminci yüzyılın iki kutuplu dünyasında , bölgede oluşan statüko sorunun çözümüne olanak tanımadı. Sorunlar daha çok şiddete dayalı olarak çözülüyordu : yada şiddet  bir çözüm aracı olarak kullanılıyordu. Günümüz  global dünyasında meydana gelen gelişmeler şiddeti bir çözüm aracı olmaktan çıkardı. Bölge statükosu ABD’nin Irak’a müdahalesiyle parçalandı. Demokratik siyasal mücadelenin olanakları arttı, orta doğuda bir değişim süreci başladı. İran , Suriye, PKK ve kendini aşamayan benzer güçler değişime karşı  bir direnç oluşturdular . Şiddet temelinde oluşan otoriter sistemlerini aşma gücünü gösteremediler . Tam bir savunma psikolojisi içinde  dayanaklarını kaybederek tecrit sürecine girdiler Irak Saddam rejimi de değişimi ve demokratikleşmeyi reddetti, yıllarca BM ambargosu altında tekleşmeyi yaşadı ve dünyadan tecrit oldu.Irak ABD müdahalesine karşı değil. değişim sürecine karşı bir direnç içerisinde oldu ve  sonuçta kaybetti. Aynı anlayışı paylaşan sistemlerin akıbetleri bundan farklı olmayacaktır..

Kürt sorunu sadece bir Kürt , Türk sorunu da değildir bölgesel çapta bir sorundur. Bölgedeki gelişmeler sorunun çözümünü kolaylaştırmaktadır. Kürt cephesindeki olumlu gelişmeler bölgeyi de etkilemektedir. ABD’nin büyük orta doğu projesi ve orta doğuya müdahalesi bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Güney Kürdistan güçleri bu süreci iyi değerlendirerek tarihi bir rol oynadılar  ve önemli kazanımlar elde ettiler. Güney Kürdistandaki gelişmeler tüm kürdistanlılar için altın değerindedir. Bazı çevrelerin “Kürtlerin altın çağı“ değerlendirmesini yapmaları yerinde ve doğru bir değerlendirmedir.

Hiç şüphesiz Kürt sorununun çözümü tüm sorunların kilit noktasını teşkil etmektedir. Kuzey Kürdistan bunun temel ayağıdır. Kürt sorunu Türk ordusu  ve PKK sisteminde kilitlenmiştir. Her iki sistem de şiddete dayalı oluşmuşlardır. Karşıt gibi görünseler de buluştukları yöntem aynıdır. Birindeki inkar diğerindeki şiddet olgusu birbirini beslemektedir. Halbuki inkar ve şiddet olgusu günümüzde anlamını çoktan yitirmiştir. Bununla bir  yere varılamayacağını yaşanan geçmiş ve  yakın dönem pratiği ispatlamıştır. İnkar ve şiddet anlayışında ısrarın sürdürülmesiyle bir yere varılamayacağı, herkesin bundan zarar göreceği bilinen bir gerçektir.

 Yaşanan acı geçmişe rağmen şoven milliyetçiliğin Kürt sorunu yoktu diyerek yaptığı vatan millet edebiyatıyla nereye varılacağı bellidir.  Kürt-Türk çatışmasını istemiyoruz diyen bu çevreler Türk şoven milliyetçiliğini ayaklandırarak  ortamı bir çatışmaya doğru götürülmektedir. Etki- tepki meselesi, inkarcı şoven milliyetçilik karşıtını yaratmaktadır ve bu son derece tehlikelidir. Meydana gelecek bir çatışma dan Kürtler kadar Türklerde zarar görür. Milliyetçi cepheleşmenin sonuçları yaşanan linç olaylarında görülmektedir.

Son dönemdeki aydınların sürece müdahalesi ve girişimini olumlu görüyoruz. Başbakanın bu girişim sonucunda “Kürt sorunu vardır bu hepimizin sorunudur” belirlemesi siyasi çevrelerde bir umut yarattı. Ancak ne zaman Kürt sorunu çözüm noktasına geldiyse derin devletin müdahalesiyle karşılaşmıştır. Turgut özal döneminde de soruna müdahale edilerek Turgut özal başta olmak üzere bir çok siyasi  insan yaşamından oldu. Müdahale yine aynı çevrelerden gelmektedir. Müdahalenin uzantıları vatan millet edebiyatıyla terörizmi de bayrak yaparak saldırıya başlamışlardır.çözüm yerine sorunu gündemde tutarak, politika malzemesi olarak kullanmayı, üzerinde rant elde etmeyi çıkarlarına daha uygun görmekteler. Halbuki Türk Devletini bölüp parçalayan , milletin birliğini bozan , Türk bayrağını ortadan kaldıran bir güç de söz konusu değildir. Bu toprakların en eski yerleşim halkı olan Kürtler dünyada ki her halkın sahip olduğu haklarını istemektedir. Kuzey kürdistanda  yirmi milyonu aşkın Kürt  yaşamaktadır. Türkiye’nin bir avuç Kıbrıs Türkü için tanınan hakların Kürtlere de tanınmasını istiyoruz. Türkiye: nüfusu yarım milyonu bulamayan Irak Türkmenleri için dil,kültür,anadilinde eğitim görme anayasal kimlik vs. hakları için  kıyamet koparırken, Kürt gerçekliğini tümden inkarına anlam  vermek mümkün değildir. İnkarın bu kadarı da fazladır doğrusu.

Avrupa Birliği yolunda ki Türkiye’nin  Kürt gerçekliğini ve sorunu çözmeden demokratikleşmesi mümkün değildir. Mevcut çözümsüzlük durumu Türkiye’yi de bir çok zorlukla karşı karşıya  getirecektir . Kürtlerin her türlü anayasal haklarını kabul eden Türkiye demokratikleşebilir ve AB içerisindeki yerini alabilir.

Benzer bir zihniyeti PKK yaşamaktadır. PKK Kürt halkını İmralı ya esir etmiştir. Kürt sorunu yerine APO sorununu koyarak Kürt sorunun çözüm  yolunu kapatmıştır. Yaşadığı tıkanıklığı halkın otuz yıllık mücadele kazanımlarını birkaç mayın eylemine kurban ederek tüketmektedir . Bitmiş bir  savaşı yeniden başlatmak demokratik siyasal mücadelenin yerine şiddeti esas almak güçsüzlüğün, çaresizliğin ifadesidir. Bu anlayış çözümdeğil çözümsüzlük, kaos ve kafa karışıklığından başka bir şey değildir

Kürt halkının özgürlük mücadelesi her açıdan önemli bir dönemeci yaşamaktadır. Tarihte ve yakın dönemde inkar ve isyan anlayışının hiç kimseye kazandırmadığını, herkese kaybettirdiğini gördük ve yaşadık. Artık bizi kendisinde hapseden , bağlayan sistemin dışına çıkmak,demokratik siyasal mücadelemizi gerçek amaca bağlı olarak yürütmek vazgeçilmez görevimizdir. Mücadele birikimimiz ve dinamiklerimiz güçlüdür. Muazzam bir tecrübe birikiminin sahibiyiz. Yeni  mücadeleye başlamıyoruz, çözüm aşamasında bulunan bir mücadelenin sahipleriyiz.
 Son dönemde mücadelemizin geldiği ileri aşamadan geriye çekmek, mücadeleyi özünden saptırmak için  yeni konseptlerin devrede olduğunu görüyoruz. Mevcut yaşananlar ne çok umut verici ne de umutsuzluğun nedenidir. Bunlar çözüm sürecindeki sorunun etkileridir. Halkımızın birliği ve beraberliği her dönemden daha fazla önem kazanmıştır. Yeni süreçte inkar ve isyan hareketinin cepheleşmesine karşı Kürtlerin birliğini ve demokratik siyasal mücadelesini öne çıkararak çözüme kilitlenmek en doğru yaklaşımdır. Sorunun çözümünü şu yada bu güçten beklemek yerine halkımızın demokratik siyasal mücadelesi belirleyici olacaktır. Tüm yurtsever demokrat güçler gerçek amaç doğrultusunda başarıyı gerçekleştirmek için çabalarını birleştirmeli. Kürt halkının  haklı ve meşru davası birey, örgüt ve parti çıkarlarının üstünde tutulmalıdır. Şiddetten uzak ,demokratik siyasal mücadeleyi esas alan Kürt probleminin demokratik eşit çözümünden yana olan, Kürt halkının kazanımlarını koruyan ve sahiplenen ulusal güçleri birliğe çağırıyoruz. Birlik yolundaki her türlü gelişmeyi destekliyoruz.

29.08.05
                                          
HALİL ATAç
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe