Yurtsever Kürdistan Halkına -Mektup-

Dünyanın gelişmiş ülkelerinin onyıllar öncesi yaşamağa başladıkları demokratikleşme sürecine bölgemiz gecikmeli ve ağır sancılarla girmiş bulunmaktadır. Şüphesiz, sürecin bölge açısından çetin ve ağır geçmesinde iç nedenler kadar dış nedenlerin de önemli bir etkisi vardır. Bugüne kadar dış güçler, bölgeye hep olumsuz yönde müdahalede bulunmuşlardı. Dolayısıyla bölgenin öz gelişim dinamikleri engellenmiş, kaskatı bir yapı oluşturulmuştu. Bu yapı üzerinde şekillenen baskıcı-egemen devlet yapısı değişim-dönüşüme fırsat tanımamıştı.

Halil Ataç
13.10.2004 - 05:37

Bölge güçleri ile uluslararası güçlerin bölgedeki ortak çıkarları beraberinde, söz konusu güçlerin ittifaklar temelinde ortak hareket etmesini de getirmiştir. Böylece sorunlar üst üste birikmiş ve bunların çözümsüz kalması sonucu da derin bir kaos meydana gelmişti. Bölgenin yaşadığı bu kaos ve gerginlik bölgeyi tehdit eder hale gelmişti. En son ABD ve müttefiklerinin Irak'a yaptıkları müdahale aynı zamanda bölgesel bir müdahale niteliğindedir. Müdahalenin aşamalı olarak tüm bölgeyi etkisi altına alması kaçınılmaz gibi gözükmektedir. Bu müdahale bölge açısından olduğu kadar Kürtler açısından da yeni bir sürecin başlangıcıdır. Bu, halkın kaderini zorla elinde tutan baskıcı rejimlerin çöküşü demektir.

Bölge yeniden düzenlenirken Kürtler nerde, nasıl duracaklar? Kürtler sürece dahil olarak bu son şanslarını doğru kullanacaklar mı? Şimdiye kadar siyasal sürecin dışında olan Kürt halkı için yeni siyasi süreç büyük önem taşıyor. Tarihten günümüze kadar Kürtler hep kaybeden taraf oldu. Bu sefer durumun Kürtler lehine olduğu, şansın Kürtlerden yana döndüğü bir gerçek. Bu gerçekliği görmek ona uygun pratiği sergilemek gerçekliğin kendisi kadar önemlidir.

Başta Irak yönetimi olmak üzere diğer bölge güçlerinin durumu bellidir. Baskı temelinde oluşan bu sistemlerin çıkarlarından vazgeçmeleri düşünülemez. Çünkü mevcut sistemleri varlık nedenleridir. Bu baskıcı rejimlerin bölgenin demokratikleştirilmesine karşı direnç içinde olacakları su götürmez bir gerçektir. Demokrasiden yana olan ilerici güçlerin bu rejimlerle hareket etmeleri ise mümkün değildir. Mevcut rejimler bölge halklarının inkarı ve çıkarlarının gaspı temelinde oluşmuşlardır. Kürtler açısından baştan beri işleyen süreç inkar ve imhadır. Statükonun parçalanması Kürtler üzerindeki inkara dayalı ittifakın parçalanması anlamına gelmektedir. Bu yeni sürecin gelişmesinde kazançlı çıkacak olan Kürtlerdir.

Ortadoğu böyle olumlu gelişme sürecini yaşarken Kongra-Gel klasik anti-emperyalist yaklaşımıyla olumlu gelişen süreci reddetmeye, ısrarla kendini bu değişim sürecinin dışında tutmaya çalıştı. Böylece Kürt sorunu çözüm şansıyla birlikte önemli kazanımlarını da kaybetti. İçine girilen tutum geçmişiyle çelişen ve ortaya çıkan çözüm sürecine ters bir konumdur. Demokratik değişim gücünü gösteremeyen Kongra-Gel içinden çıkılması zor bir kaosa sürüklendi.. Derinleşerek gelişecek olan bu kaos durumunun mevcut örgütsel sistemi çözeceği ve bir dağılmayı meydana getireceği görünmektedir. Sistemin kendisi dağılma ve çözülmenin esas nedenidir. Bu durum ister derin devletin etkisi isterse muhafazakar tutucu yönetimin zihniyetinden kaynaklansın Kürdistan halkına çok önemli tarihi bir fırsatı kaybettirmiştir. Artık sürece egemen olan çözüm değil çözümsüzlüktür.

Bu noktada Kongra-Gel'in üretemeyen, tüketici, demokratikleşmeyi kendisi için bir ihtiyaç görmeyen, çözümsüzlüğü çözüm politikası olarak gören, şiddeti kutsayan sisteminden yolumuzu ayırıyoruz. Yeni mücadele çizgimiz halkın değerlerini korumak, yeni değerler katarak Kürdistan halkını çağdaş dünya halkları seviyesine çıkarmak için mücadele vermek olacaktır. Kürt halkının siyasal, demokratik mücadelesini ulusal birlik yolunda geliştirmek en tutarlı ve doğru devrimci yoldur. Ancak bu tarzla yaratılan muğlaklığı, kafa karışıklığını, yaratmaya çalışılan inaçsızlığı aşabiliriz. Yeni mücadele anlayışımız Kürd'ün Kürd'e, Kürd'ün diğer halklara düşmanlığı değil dostluk ve kardeşliği esası üzerinde gelişecektir.

Kürdün birbirini öldürme yerine birlik ve kardeşliğe ihtiyacı vardır!

Kürdistan köklü bir değişimi yaşıyor. Artık Kürtler için de çok şey değişmiştir. Eski Kürt, yeni Kürt yerine davasına bağlı yurtsever Kürt vardır. Güney Kürdistan'daki gelişmeler ve elde edinilen kazanımlar dört parçadaki Kürt halkının kazanımlarıdır. Bu kazanımlara sahip çıkmak ve korumak her yurtsever Kürdistanlının görevidir. Güney Kürdistan'daki federasyon genel için de bir modeldir. Tarihi süreç içerisinde bu modelin izleneceği, üzerinde Kürt Ulusal birliğinin gerçekleşeceği bir yapılanmadır. Demokratik temelde gelişimine güç ve destek vermek en doğru yaklaşımdır. Demokratik, siyasal mücadelenin merkezine Kürtlerin birliğini koymak Kürt birliğini her şeyin üzerinde tutmak başarının anahtarıdır. Buna karşı olmak parçalar arası düşmanlık geliştirmek düşmanca bir anlayıştır.

Kürtlerin tarihinde ilk defa Kürtlerin lehine dönen şansı doğru değerlendirmek bunu ileriye taşımak çözüm aşamasına gelen Kürt sorununu siyasal çözüme kavuşturmak temel bir görevimizdir. PWD bunun çözüm şansını yakalamıştır. Gerisi, yakalanan doğrultuda kararlıca yürümektir. Kongra-Gel'in muhtelif saldırılarına rağmen yurtsever-demokratik mücadele yoluna devam edecektir.

SİPAN ROJHILAT yoldaşa yapılan saldırı Kürt Özgürlük Mücadelesine yapılan bir saldırıdır. Atılan bu tarihi adımı durdurmaya ve mücadeleyi kesintiye uğratmaya dönüktür. "Benimle değilsen sana yaşam ve mücadele hakkını tanımıyorum. " bu zihniyete sahip olan bir hareket Kürt yurtseverlerini vurdukça kendi sonunu da hazırlamaktan kurtulamayacaktır. Bu zihniyet kendi dışındaki güçlerden demokrasi, özgürlük ve adalet istemekten geri durmaz, fakat kendi sistemi içerisinde bu kavramlara yer vermez. Sistemin dışına çıkış ihanetle özdeştir. Örgüt kendi dışındaki herkesi suçlama hakkını kendinde görmektedir. Nitekim son dönemde örgütün bazı elemanları kendini temize çıkarmak için her türlü suçlamalarda bulunmaktadır. Başkalarını kirleterek kendinizi temiz gösteremezsiniz. "Evi camdan olanlar başkasının penceresine taş atmasın"

Bize çamur atanlar bilmelidirler ki kirimiz kadar sabunumuzda vardır. Hiç sabunu olmayanların vay haline. Herkesi kötü kendini iyi gören anlayış son derece tehlikelidir ve hiç kimseye bir yarar getirmeyeceği de açıktır. Otuz yıl mücadele saflarında bulunan bir insanı nasıl oluyor da bir çırpıda hain, katil, düşkün ilan edebiliyorlar. Bunu ancak zihniyeti noksan vicdanı kararmış insanlar yapabilir. Biz suçlamalarla değil, halkın önümüze koyduğu asli görevlerimizle uğraşacağız. Kürt Özgürlük Mücadelesinin kaos içerisinde boğulmasına ve yarı yolda kesintiye uğratılmasına meydan vermeyeceğiz. Kürdistan halkının mücadele değerleri ve kazanımları korunacak ve kesintisiz olarak başarıya götürülecektir. Kürdistan halkı yüksek mücadele ruhu ve eylem kararlılığıyla her türlü saldırıyı durdurabilecek tek güçtür. Yeni katliamların yaşanmaması için halkın devreye girmesini ve bu saldırıları bir an önce durdurmasını istiyoruz. Örgüt içi ve dışı şiddet ve faili meçhul cinayetlere karşı tavır belirlemeniz son derece önemlidir. Tavrınız bir çok insanın hayatını kurtaracaktır. Boşa akıtılacak tek bir damla kanımız yoktur.

Kürdistan halkı düşmanlığı değil dostluğu, şiddeti değil barışçıl yaklaşımı, ayrılığı değil birliği, çözümsüzlüğü değil siyasal demokratik çözümü, tutuculuğu değil değişimi, suçlamayı değil hoşgörü ve diyalogu esas alacaktır. Bu espriyi yeni mücadele döneminde PWD saflarında görevlerimize sahip çıkarak bulunduğumuz her alanda geliştirelim. Ortak amaç doğrultusunda demokrasi bayrağını yükselterek hep birlikte çalışalım ve kazanalım.

Saygılarımla

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe