Seçilmek ve Onurlu Temsil
          Topyekûn bir karşı saldırının bütün cephelerden başlatıldığı ve açıkçası Kürtler açısından hayatın her alanına bir linç dayatmasının geliştiği bir ortam oluşturulmuştur. Doğrusu seçimlerden de önemli bir husus olarak varlığımızı ve geleceğimizi nasıl garanti altına alacağımız sorusu bizim için çok daha önemlidir...
Hıdır Sarıkaya
13.06.2007 - 20:41
                            SEçİLMEK VE ONURLU TEMSİL

        Yeni bir seçim dönemini yaşadığımız bu günlerde, doğrusu hiçbir heyecan duymamaktayım. öyle sanıyorum ki birçok kişide bu seçimlerde aynı duygusuzluğu yaşamaktadır. Karamsar olmak aslında bizim gibi kendi geleceğini belirlemek isteyen insanlar açısından pek uygun bir ruh hali olarak görülemez. Ancak Kürt halkının siyasal ve toplumsal mücadelesinde her geçen günün daha da ağırlaştığı bir dönemden de geçtiğimiz gün gibi açık.

         Topyekûn bir karşı saldırının bütün cephelerden başlatıldığı ve açıkçası Kürtler açısından hayatın her alanına bir linç dayatmasının geliştiği bir ortam oluşturulmuştur. Doğrusu seçimlerden de önemli bir husus olarak varlığımızı ve geleceğimizi nasıl garanti altına alacağımız sorusu bizim için çok daha önemlidir. Buna doğru bir cevap veremez ve doğru bir mücadele stratejisi oluşturamazsak, bu linç ve imha tehditlerinin giderek bir katliam uygulamasına dönüşeceğinden şüphe duymuyorum.

         1920’li yıllardan itibaren öyle veya böyle Türkiye de seçimler yapılmakta ve Kürtlerde bu seçimlere dâhil olarak bir biçimiyle mecliste yerlerini almaktadırlar. Bilindiği gibi bugüne kadar onlarca defa meclis yenilenmiştir. Her Seferinde de bu meclislere birçok Kürt de dâhil olmaktadır. Peki, netice itibariyle Kürtlerin toplumsal olarak bundan kazancı ne olmuştur sorusuna vereceğimiz olumlu bir cevabımız var mıdır? Hayır.

         öyleyse bu gidişattan çıkartacağımız sonuç ne olmalıdır? Yeni bir seçimin arifesindeyiz ve 20–30 veya 40 kürdün bu defa da parlamentoya girmesi neyi değiştirecektir? Pek bir şeyin değişmeyeceği bugüne kadar yaşana gelen örneklere bakıldığında görülecektir.1991 genel seçimlerinde DEP’li bazı Kürt milletvekillerinin parlamentoya girmesi ardından başına getirilenlere baktığımızda bir Kürt gibi davranmanın büyük bir cesaret ve bedel gerektirdiği ortadadır. Hiç şüphesiz tüm bunları belirtirken legal mücadele mevzilerinin önemini yadsımıyorum. Sadece o mevzide neye karşı ve nasıl durulacağını ifade etmek istiyorum.

          Ne yazık ki bugünde benzer bir durumla karşı karşıya bulunuyoruz Bu seçim sürecinde meclise niçin girilecek, hangi mücadele taktikleri izlenecek, bu dönem Kürt halkı açısından hangi kazanımlarla zenginleşecek, verdiğimiz onca bedel ve emeğin hiç değilse bir karşılığı olabilecek mi? Orası bir yerde bir kürsü olarak ve -tabiî ki çok doğal olarak tahrik ve provokasyonlara gelmeden, Kürt ulusunun en azından belli başlı sorunlarının tartışılabileceği ve haklarının aranacağı bir mücadele platformu olabilecek mi vb. sorularına cevap ararken birde ne görelim, daha o “kutsal çatının” altına girmeden birileri çoktan vaftiz olmuş ve din değiştirmiş bile.

         Kısacası bu seçimlerden de bu gidişatla bir sonuç çıkmayacağı ve aynı hüsranı bir kez daha halk olarak yaşayacağımız konusunda endişelerim var. Nedenine gelince, daha şimdiden bastığı toprağın altındaki değerleri yok sayan, kendilerini var eden kazanımları bir çırpıda hiç eden ve bütün değerleri yozlaştırmak isteyen aynı inkârcı zihniyet devam etmektedir. Yani bu bir kader mi? Birileri sürekli vatan millet edebiyatıyla ilk adımları atacak, ayakları biraz yeri tutunca da dönüp en şiddetli depikleri atacak. Daha kısa bir süre öncesinde bir’ Kürt bloğu ’ile sorumluluk duyan bir davranışla en geniş kesimlerin desteğini alacak bir ulusal davranış ve eylem arayışı sürdürülürken ne oldu da birdenbire her şeye sırt dönüldü. Acaba bu davranışı gösterenler ve birlikten, dayanışmadan kaçanlar yarın bunun hesabını verebilecekler mi?

         Yazımın ilk bölümünü tamamlarken yinede bütün bu olup bitene en iyi cevabın Roosvellt tarafından verildiğini belirtmekle yetinelim.”Bilinmelidir ki, politikada hiçbir şey tesadüfen olmuyor. Eğer oluyorsa o şekilde planlandığından emin olabilirsiniz’!


12 Haziran 2007 

Hıdır SARIKAYA
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe