Seçilmek ve Onurlu Temsil-2
          Sonuç itibariyle geriye tek seçenek kalıyor ki oda Kürtler açısından en azından kişilik düzeyinde dürüst-yurtsever, demokrat adayların doğru seçilerek, hiç değilse bağımsız bireyler düzeyinde kişilikli bir grubun meclise girmesi sağlanmalıdır. Bu ehveni şer durumu şüphesiz ki hepimiz açısından ve özelliklede siyasetle uğraşan kesimler için utanç vericidir.
Hıdır Sarıkaya
13.07.2007 - 20:04
SEçİLMEK VE ONURLU TEMSİL–2

        
          Kürt seçim bloğu atılan ilk adımların ardından hemen boşa çıkarılmıştır. Kürt ittifakının yerini Türk solu DTP ittifakı almıştır. Aslında bu solun ve Kürtler adına seçimlere girme iddiasındaki DTP’nin, temsil ettikleri kesimler adına ne kadar söz sahibi oldukları önümüzdeki günlerde netlik kazanacaktır. Olası iyi bir fırsat tekrar kaçırılmıştır. Kürtler dağınık ve bir toplumsal iradeden yoksun olarak sandığın yolunu tutmaktadır. kürtlerin bu iradesizliğinin en önemli nedeni Kürt halkının temel taleplerinin doğru bir ideolojik-politik çizgiye kavuşamamasıdır. İdeolojik anlamda Kürt halkının çözüm stratejisinin yolu birçok kanaldan tıkatılarak belirsizleştirilirken, politik sahada yılların birikimi, kişiliksiz şahsiyetlerce heba edilmektedir. öncülük ettiği iddiasındaki güçte benden sonrası tufan anlayışıyla kendi sığ hedefler programı dışında başka hiç kimseye yaşam ve örgütlenme hakkı tanımamaktadır.

         Türkiye cephesinde seçimlerin favori gücü AKP özellikle Kürt sorunu karşısında siyasal çizgisini ve temsil etme gayesiyle yola çıktığı politik hedeflerini yitirmiş ve karşıtı olduğu rejimin savunuculuğuna ve onun uygulayıcılığına soyunmuştur. Bu çizginin sağlam bir temele oturmadığı açığa çıkmıştır. Rejimin sadık güçleri CHP ve milliyetçi cepheyi ise burada anmaya hiç gerek yoktur. Kısacası netice itibariyle Türkiye gerçeğinde bir muhalefet gerçeğinden bahsetmek mümkün değildir. Bununda Türkiye’nin demokratikleşme ihtiyacına cevap olamayacağı açığa çıkmıştır. Türkiye açısından gelenin gideni aratmadığı bir kez daha ispatlanırken, Kürtlerde ise bir toplumsal iradeden yoksun olmanın ve özgüvenini yitirmenin neticesiyle rejime teslim olmanın ve kendini ona adamanın tek seçenek olarak dayatıldığı acı bir durum yaşanmaktadır. Kürt özgürlük mücadelesini var eden onurlu duruş ve mücadeleci direniş yerini teslimiyetçi ve işbirlikçi politikalara bırakmış ve bir halkın en doğal hak ve taleplerini savunma mücadelesi yerini bende rejimi sadık bir şekilde savunur ve ona hizmet ederim yeterki bu fırsat verilsin duruşuna bırakmıştır.

         Sonuç itibariyle geriye tek seçenek kalıyor ki oda Kürtler açısından en azından kişilik düzeyinde dürüst-yurtsever, demokrat adayların doğru seçilerek, hiç değilse bağımsız bireyler düzeyinde kişilikli bir grubun meclise girmesi sağlanmalıdır. Bu ehveni şer durumu şüphesiz ki hepimiz açısından ve özelliklede siyasetle uğraşan kesimler için utanç vericidir.

         Aslında mecliste olup olmamak temel bir hedef olamaz. Buraya gereğinden fazla rol yüklemek doğru değildir. önemli olan bu kahrolası rejim gerçeği ve onun teslim aldığı yapıların dışında bir muhalefet cephesinin oluşturulabilmesidir. Umut verici bir çalışma olarak TEV-KURD un daha da geliştirilip güçlendirilmesi ve bu oluşumun Kürtlere güven verici bir yapıya ve pratiğe kavuşturulması temel bir görev olarak belirginlik kazanmaktadır. Sonuçlardan çıkarılacak doğru derslerle yeni bir alternatif yaratmak mümkündür ve bunun gerçekleşmesinin de her zamankinden daha fazla zemini olgunlaşmış bulunmaktadır.
13 Temmuz 2007

Hıdır SARIKAYA

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe