Arap Despotizmi+İran Teokrasinin Savunma Kalkanı FİLİSTİN
         Görünen o ki, İran yine Filistin de kendini savunuyor. Yani İsrail ve ABD yi orada uğraştırarak zaman kazanıyor. Bu İran lılar için akıllıca bir politika olabilir. Ancak bunu mazlum Filistin halkının özgürlük duygularını istimrar ederek ve onları savunmak adına yapma ikiyüzlülüğünden vazgeçmek gerekir artık....
Hıdır Yalçın
14.07.2006 - 16:54
                                 Arap  Despotizmi+İran Teokrasinin Savunma Kalkanı FİLİSTİN

             Filistin-İsrail arasındaki çatışmalar yeniden yoğunlaştı. Hamas la başlayan ve Hizbullah ın da devreye girmesiyle Lübnan a sıçrayan çatışmaların nerde ve nasıl duracağını kestirmek oldukça güç. Ancak kesin olan bir şey var ki bu savaştan en büyük zararı yine Filistin halkı görecek ve en büyük acıyı yine onlar yaşayacaktır. Barış içinde bir yaşama büyük özlem duymasına rağmen… 

             Konunun siyasi askeri boyutuna ve gelişmelerin muhtemel yönüne ilişkin birkaç söz söylemeden önce ifade etmek istediğim birkaç husus var. 

             Filistin halkını yakından tanıma imkânım oldu. İsrail in 1982 yılında Lübnan daki Filistin mevzilerine ve mülteci kamplarına yönelik yaptığı 3 Haziran saldırısında ordaydım. Filistin mevzilerinde ve onlarla omuz omuza. Onların umutlarını, acılarını, öfkelerini geleceğe dair hayallerini paylaşma imkânım oldu. Bugün farklı bir zamanda ve farklı bir hedefe yönelik gelişen Lübnan saldırısının başladığını öğrendiğimde o günler hafızamın derinliklerinde ama aynı tazeliğiyle yine canlandı… Bu halk bunu hak etmiyor. Bu halk istemediklerini yaşamaya bu kadar mecbur edilmemeli. 

             Şunu söylemeliyim. Şu anda Filistin de Filistinliler politika yapmıyor. Özellikle 1982 savaşından sonra Filistin, Arap despotizmi elinde bir savunma kalkanı işlevini görmeye başladı. Suriye, Mısır, ürdün, Suudi Arabistan ve bir zamanların Saddamlı Irak ı başta olmak üzere Arap Monarşisi ve despotizmi kendini Filistin de savundu. Bu politikanın hala çok başarılı bir biçimde uygulandığını söylemek yerindedir. Buna İran ı da eklediğinde görülecektir ki, Filistin savaşı çoktan bir Filistinlilerin özgürlük savaşı olmaktan çıkmıştır. Filistin halkı bu gerçeği gördüğünde özgürlüğünü sağlayacak bir çözümü gerçekleştirmiş olacaktır. 

             Son gelişmelere bakalım. 

             İran Dünya ile ciddi bir Nükleer kriz yaşamaktadır. Ve bu durum İran a uluslar arası bir müdahaleyi gerektirecek ciddi boyutlara ulaşmışken birden Filistin-İsrail çatışması alevleniyor. Hemen Hizbullah devreye giriyor ve çatışmalar Lübnan a sıçrıyor. 

             Filistin mücadelesinde temel rol oynayan belli başlı güçlerin bile artık terk ettiği İsrail i yok etme stratejisini bugünlerde en fazla Ahmedi Necat dillendirmeye başlıyor.
 
             Görünen o ki, İran yine Filistin de kendini savunuyor. Yani İsrail ve ABD yi orada uğraştırarak zaman kazanıyor. Bu İran lılar için akıllıca bir politika olabilir. Ancak bunu mazlum Filistin halkının özgürlük duygularını istimrar ederek ve onları savunmak adına yapma ikiyüzlülüğünden vazgeçmek gerekir artık. 

             İsrail açısından da bu durum Hamas ın burnunu yere sürtme, hatta devre dışı bırakma, Lübnan ve gerekirse Suriye ye kadar ilerleyerek güvenlik algılamasında yer alan birincil derecedeki tehditlerden kurtulmanın bir fırsatı olacak. Gelişmelerin Suriye nin işgaline kadar varmayacağının garantisini kimse veremez. 

             Demem şu ki, Arap despotizmi ve İran başta olmak üzere bölgedeki statükocu güçler Filistin sorununda çözüm istemiyorlar. Bu nedenle her fırsatta çözümsüzlüğü ve kör dövüşünü körüklüyorlar. 

             İkincisi, İsrail i yok etme stratejisi üzerine kurulu zihniyet en az İsrail in Filistin lilere yaptığı kadar tehlikeli ve mantık dışıdır. Bu zihniyeti Filistin halkına empoze ederek tahrik etmek İsrail den çok Filistin halkına düşmanlıktır. Bir halkın yok edilmesi üzerine başka bir halkın özgürlüğü inşa edilemez. 

             üçüncüsü, Filistin halkı ve temsilcileri kendi çözümlerini ve isteklerini esas almalı ve bu temelde diğer güç ve devletlerle ihtiyaç duydukları politik ilişkiler geliştirmelidirler. Yani bölge ülkelerinin kendileri için savunma kalkanı oluşturma politikalarına alet olmamalıdırlar.
 
             İsrail in Filistin li kadın ve çocukları, sivil hedefleri vurması, yaşamı imkânsız kılacak uygulamalar yapması, birkaç askerini kurtarmak adına başka ülkeleri işgal etmesi bir çılgınlıktır ve tehlikeli bir güvenlik algılamasından kaynaklanmaktadır.
Bir İsrail ve Yahudi düşmanı değilim. Tarihte Yahudi lerin yaşadığı büyük zulmün büyük bir insanlık ayıbı ve trajedisi olduğuna inananlardanım. Her halk gibi Yahudi halkının da Özgür yaşama ve devlet olarak varlığını sürdürme hakkına saygılıyım. Ama aynı hakkı ve saygıyı başkalarına göstermeyi de bilmeleri gerekir. En başta Filistin lilere…


Hıdır Yalçın
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe