Bir konuyu hep yazmak gerekir, bıkmadan usanmadan yazmak.
Kuzey Kürdistan da ulusal birlik meselesi nasıl gerçekleşecek sorusu hak ettiği ölçüde çözüm bulmadıkça hem yazmak, hem tartışmak gereklidir ama yeterli değildir.
         
Aslında çok yazıldı, konuşuldu ve halende yazılmaya devam ediliyor. Bu konuda o kadar çok şey söylendi ki neredeyse yazılacak bir şey kalmadı diyesi geliyor insanın.Peki o zaman eksiklik nerede diye sormak durumunda olanlara hak vermek azım.Neden bir türlü Kuzey Kürt hareketi arzulanan bir ulusal birlik platformunda bir araya gelmeyi başaramıyor.
         
Türkiye Avrupa Birliğine girmenin ilk ve önemli olan bir adımını daha attı. AB ile müzakere süreci başladı. Tam üyelik yolunda başlayan bu süreç ne kadar zamanda ve nasıl tamamlanacak bilemiyoruz. Ancak açık olan bir husus var ki, Türkiye nin artık bu yolculukta AB kriterlerine uygun davranmak zorunda olduğu ve tüm sorunlarını bu perspektifle çözmek durumunda kalacağıdır. Bunun Kürt sorununun çözümüne son derece olumlu yansıyacağı kuşku götürmez. Kürtleri çok yakından ilgilendiren ve önemli fırsatlar sunan bu süreçte Kürtler siyasi bir taraf olarak devrede olmaz ve çeşitli konularda alternatif çözüm projelerini ortaya koymazlarsa sadece verilenle yetinmek zorunda kalırlar ki, bununda her halükarda iyi ve kabul dilmesi gereken bir sonuç olacağı söylenemez.Gerçek bu olmasına rağmen Kürt cephesinde ulusal birlik konusunda nasıl bir tablo ile karşı karşıyayız.
         
Hemen belirtmeliyim ki, olup bitenler ve şimdiye kadar ortaya çıkan sonuç ya da daha doğrusu sonuçsuzluk durumuna bakıldığında söylenecek şey tam bir becerememe becerisinin sergilendiğidir. çok şey söyleniyor hiçbir şey yapılamıyor.Sanki bir imkansızla karşı karşıyaymışız gibi bir durum var. İmkansız bir şey ile uğraşılmadığını uğraşanların hepsi iyi biliyor. Sorun ulusal birlik meselesine yaklaşımdaki yanlış ölçüler ve samimiyet noksanlığındadır.
         
Bir anlayışı çok iyi tanıyoruz ve her halükarda bu anlayışta olanlardan uzak durulması gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayışı yıllardır en iyi temsil eden PKK dir. Ulusu kendi taraftar ve kadro kitlesinin varlığı kadar düşünen, Bıji Serok APO demeyi kürt ulusuna mensup olmanın olmazsa olmazı olarak gören, dolayısıyla ulusal birliği kendisine mutlak suretle katılma ve biat etme olarak ele alan bu anlayışın, kürt zemininden beslenen bir tarikat yaratması mümkündür ama bir ulusal birlik yaratması asla mümkün değildir. Bu anlayış bugünde Kandil Manastırında savunulmaya ve dolayısıyla Kürt ulusal hareketine  zarar vermeye devam ediyor.Bu tehlikeli karakterine rağmen deşifre olmuş ve bilinen bir yaklaşım olduğu için üzerinde fazla durmaya gerek yok.
         
Diğer taraftan ben şunu, şunu talep ediyorum söylemiyle aynı talepleri savunanlarla birleşebilirim diyerek özünde hiçbir şey yapmayan ve ulusal birlik istismarcılığı yapanlar var. Bunlar sırtlarında yumurta küfesi taşımayanlardır.
         
Birde alternatif çözüm yaratma iddiasında olup ta çok yakın görüşleri savunduğu halde bir araya gelemeyen ulusal güçlerden bahsetmek lazım. Bunlarda hala arzulanan bir moment yakalamış değiller. Aslında bir araya gelmek için ciddi bir engel yokmuş ta, bilmem vakti zamanda ne söylenmişte ne olmuş. Ya kardeşim böyle ulusal birlik siyaseti mi olur. Vakti zamanda KDP ve YNK de biribirlerine karşı yapmadık şey bırakmadılar. Ama çözüm gelip kapıya dayandığında ve kürt halkının çıkarları birlikten başka bir seçeneğe olanak tanımadığında bir araya gelme gücü ve yeteneği gösterildi işte. Bu öğretici tecrübe ortada dururken böyle gerekçelerle çok önemli tarihi adımları atmamak kabul edilebilir mi?
         
Legal siyaset cephesinde seçim tarihini gözeterek ona göre duruş belirleyen bazı tanınmış Kürt siyasi kişiliklerinin bu tutumunu kınamaktan başka bir değerlendirme yapmak istemiyorum. Bir halkın hayati önemdeki özgürlük özlemlerini istismar ederek sadece siyasette bir yerlere gelmek için kullanmak yurtseverlik ve siyaset etiği ile bağdaşmaz.
         
Kuzey Kürt cephesindeki bu tabloya isyan ediyorum. Ve şunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Kürt halkının özgürlük ve demokrasi sınırları içerisinde tüm ulusal haklarını kazanıp yaşamasından yana olan her Kürt ulusal birlik platformunda bir araya gelebilir. Bu mümkün olmanın da ötesinde Kürtler adına siyaset yapan her kişi kurum, parti ve örgütün olmazsa olmazı olmalıdır. Yani bir kırmızı çizgi. Varsın ayrı görüşleri ve çözüm projeleri olsun. Varsın farklı ideolojik bakış açısına sahip olsun. Bunlar yine de asgari müştereklerde birleşme önünde engel değildir. Geçmişte bilmem kim kime ne demiş. Gelecek geçmişe feda edilebilir mi. Siyaset bu argümanlar üzerinden yürütülebilir mi. Bu anlamda hiçbir siyasi değer taşımayan gerekçelerle ulusal birlik yönünde gerekli adımları atmamak, buna yanaşmamak ister istemez bir samimiyet sorgulamasına götürür insanı.
         
Tüm bunları yazarken bir kesimi suçlamak bir kesimi aklamak gibi bir yaklaşım içerisinde değilim. Kendim ve mensup olduğum siyasi partide bu konuda kendi çapında bir çaba içerisindedir. Fakat her şeye rağmen böyle bir adımı başaramamıştır. Ve çoğunlukla da bazı kesimler bizi geldiğimiz siyasi gelenekten hareketle değerlendirmektedir.
         
Hemen ifade edeyim ki, geldiğimiz siyasi geleneğin eleştirilecek çok yanı vardır ama utanılacak hiçbir tarafı yoktur. Köklü bir özeleştiri temelinde yeni bir ulusal perspektife ulaşmak ve mücadeleye devam etmek onurlu bir davranıştır. Sorumlu siyasi anlayış zamanında gerekli siyasi adımları atmaktır.

Ulusal demokratik birlik ve çözüm için zamana oynayan politikalardan ve siyasi değer taşımayan yaklaşımlardan uzaklaşarak özverili ve sorumlu adımlar atmak en değerli ve ulusun takdir edeceği bir tutumdur.
Ekim-2005

Serhat-H.YALçIN
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe