CHP’DEKİ BU SEVİNÇ, BAYKAL’IN GİDİŞİNE Mİ? KILIÇDAROĞLU’UN GELİŞİNE Mİ
Bana göre yaşanan bu sevinç ve coşku esas olarak Baykal’dan kurtulmaktan kaynaklanıyor. Kılıçdaroğlunun CHP’nin başına geçmiş olmasına duyulan sevinç bunun gölgesinde kalmıştır. Hatta şunu söylemek bile abartı sayılmaz. Baykal’dan Kurtulan CHP’nin başına kim gelseydi buna benzer bir coşku yaşanırdı
.
Hıdır Yalçın
23.05.2010 - 19:53
 

          CHP’DEKİ BU SEVİNÇ,
          BAYKAL’IN GİDİŞİNE Mİ?

          KILIÇDAROĞLU’UN GELİŞİNE Mİ?
 

         Türkiye’nin siyasal gündemi o kadar karmaşık,  akışkan ve yoğun ki hemen her gün yeni bir durumla karşılaşmanız mümkün. Her konuda konuşmak ve yazmak hem zor hem de gereksiz. Bazı ana konular dışında. Bunlardan biri de CHP’de son yaşanan gelişmelerdir.

         Baykal’ın kendine has o mahrem ve ilgilenmediğim görüntülerini yorumlamak benim konum değil. Yalnız şunu söyleyeyim ki, eşine ihanet eden adamın ihanet etmeyeceği hiçbir değer yoktur.

         Asıl üzerinde durmak istediğim konu yazımın başlığına taşıdığım soruya cevap aramaktır.

         Baykal’ın bilinen durumu ardından yapılan CHP kurultayı birçok bakımdan ilginçlikler taşıyor.

         Yaklaşık yarım asırdır CHP’nin yaşayıp yaşatamadığı “bir coşku ve sevincin” bu kurultaya yansıması anlaşılmaya değer bir durumdur.

         Kemalist sol cephede yer alan birçok isim uzun süren bir ayrılık ardından bu kurultayda yeniden bir araya geldi.

         Rahşan Ecevit, Kurultaya katılmakla kalmadı “Ecevit’e gönül verenleri” Kılıçdaroğlu ve CHP etrafında birleşmeye çağırdı.

         Kurultay konuşmasını bitiren Kılıçdaroğlunun kafasına yetmişli yılların Karaoğlan’ı Ecevit’inkine benzer bir şapka geçirildi.

         Daha sıralanabilecek birçok şey…

         Peki, tüm bunları nasıl okumak gerekir.

         Bana göre yaşanan bu sevinç ve coşku esas olarak Baykal’dan kurtulmaktan kaynaklanıyor. Kılıçdaroğlunun CHP’nin başına geçmiş olmasına duyulan sevinç bunun gölgesinde kalmıştır. Hatta şunu söylemek bile abartı sayılmaz. Baykal’dan Kurtulan CHP’nin başına kim gelseydi buna benzer bir coşku yaşanırdı.

         Yarım asırdır CHP yi esir alan Baykal’ın Kemalist sol cephede yarattığı nefessizlik öyle bir noktaya gelmişti ki, son anda boğulmaktan kurtulan bir insanın yaşam çığlığı gibidir olup bitenler.

         Kuşkusuz CHP’ nin Baykal ve zihniyetinden kurtulmuş olması Kemalist solcular için önemli ve nihayet aşılmış bir engel olarak görülebilir. Ancak sorun sadece bu değildir. Bu parti yaşadığımız yüzyılın değerlerine uygun bir zihniyet ve yapısal değişimi başarabilecek mi? Kılıçdaroğlu bu değişimin simgesi mi? Bunu önümüzdeki süreç gösterecektir. Lakin CHP’deki bu gelişmeler Türkiye ‘de siyasi dengeleri etkileyecektir.

         CHP, Kemalist solun yeni birleşme adresi haline getirilecek. Küskünler bu adreste yeniden barıştırılacak ve yeni bir “Karaoğlan” efsanesi yaratılmaya çalışılacak. Cumhuriyet “İrtica ve Bölücülüğe “karşı verilecek mücadele ile adeta yeniden kurtarılacak. Ergenekon olayında yaşanan çöküş ve kaybedilen üstünlük yeniden kazanılmaya çalışılacaktır. Bu Türkiye’de siyasi rekabeti arttıracak ve siyasi harita değişecektir.

         CHP, Cumhuriyet tarihinin en köklü ve karmaşık sorunu olan Kürt meselesinin çözümünde de esas çözücü güç olmak isteyecektir. Çünkü Türkiye’de Kürt sorununu çözmeye güç getiren güç devletinde esas sahibi demektir. Atatürk’ün partisi ve devletin kurucusu olduğunu söyleyen CHP bu meselede de esas ve son sözü söyleyen güç olduğunu kanıtlamak isteyecektir. Tüm bunlar gerçekleşecek mi bilinmez. Ama bilinen şu ki Baykal’ın esaretinden kurtulan CHP bunları hedefleyecektir.

         CHP’de olup bitenlerin bu parti taraftarları ve Kemalist solcular açısından yorumlaya çalışırken bir Kürt olarak bunlardan heyecan duymuyorum. Çünkü CHP tarihsel ve güncel olarak, siyaseten ve duygusal olarak Kürtleri temsil etmiyor. Çünkü CHP Kürt Katliamları ve en son olarak Dersim Katliamının altına imza atan bir partidir. Bunun özeleştirisine niyet ve cesaret etmemiş bir parti Kürtlerin adresi olamaz. CHP tüm bunları aşan gerçek bir demokrasi, özgürlük ve insan hakları savunucusu haline gelebilir mi?    İmkânsız demek siyaset bilimine aykırıdır ama en azından çok zordur.

         Bu bakımdan Baykal’ın gidişine sevinmekle Kılıçdaroğlunun gelişine sevinmek aynı şeyler değildir “At izinin İt izine karışması” gibi bir duruma benzeyen bu tablo önümüzdeki süreçte daha da keskinleşecektir.

         AKP açısından da daha zorlu bir süreç var. Özü değişmese de Kılıçdaroğlu ile estirilmeye çalışılan rüzgâr küçümsenemez. En azından artık o iktidara yarayan Baykal’ın muhalefet tarzı yok. Bu bakımdan AKP nin özellikle Kürt sorunu gibi temel sorunlarda daha ciddi bir söz ve eylemin sahibi olması gerekiyor. Başka türlü yeni bir iktidar dönemine daha talip olması mümkün olsa bile gerçekleşme ihtimali zayıftır. CHP’nin esas olarak dağılan sol oyları toplaması ve AKP nin kendi oy kaynağını koruması bu durumu değiştirmez.

 

 

21 Mayıs 2010                                                                                                  Hıdır Yalçın

        

 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe