Demokrasi Sinavında Kürtler

Kürdistan coğrafyasında demokrasi vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Kim diyebilir ki, Kürtler devlet kursunlar yeter, demokrasizde yaşayabilirler. Asla. . . .

Hıdır Yalçın
22.09.2004 - 02:08

Devleti de olsa eğer demokrasi, insan hak ve özgürlüklerinden yoksunsa eminim Kürdün yeni isyan hedefi " kendisinin" olan despotik devlete karşı olur. En azından bir kürt olarak ben böyle düşünüyorum.

Diyebilirsiniz ki, hele bir devletimizi kuralım ya da bir statü kazanalım sonra bu konuları tartışırız. Bunun ciddi bir yanılgı olduğu kanısındayım. Hiç şüphesiz Kürtler önce insan sonra bir ulus olmaktan kaynaklı tüm haklarına kavuşmak için mücadele ediyorlar, edecekler. Bunun bedeli topyekün imha olmaksa, onu da göze aldığını kendi isyan tarihinde kanıtlamıştır. Aynı duyarlılığı özgürlük ve demokrasiyi kendi içinde yaşama ve yaşatma konusunda da gösterecektir. Yani yabancının esaretinden kurtulmayı hayatı pahasına savunan Kürt, yerli despotik sistemlere boyun eğerek yaşamaya katlanamaz. Özgür yaşayacaksa bu böyledir. Bu bakımdan Kürtler kendini yeniden yaratırken bu temel yaklaşımı elden bırakmamalıdır. Demokrasi kültürünü ve özgür yaşama bilincini, ona dayanan yaşam, yönetim ve siyaset tarzını yarına ertelemeden kendi toplumsal kültürel dokusuna işleyerek geliştirmelidir.

Halk olarak ciddi bir demokrasi sınavından geçiyoruz. Uzun bir isyan tarihi ve geleneğine sahibiz ancak, demokrasi geleneğimiz ve birikimimiz yeni oluşuyor. İnsanlığın birikmiş demokratik değerlerini kendimize taşırmayı ve kültürümüzle harmanlamayı başarırsak, bu zayıf yanımızı güçlendirebiliriz. Böyle bir süreç gelişiyor. Ne varki, olup bitenlere bakıldığında , demokrasimizin gelişmesi açısından kaygı verici bir çok olgu olduğunu tespit etmek zor değildir.

Bir yazar demokrasiyi kültür bahçesinde yetişen nadide bir çiçek olarak tanımlamıştı. Katılıyorum. Kürdistan da bu çiçek yeşermelidir. Henüz kültür bahçemiz bu çiçeğin yetişmesi için elverişli olmasa da, bunun için uğraş vermek güzel ve anlamlı bir çabadır. Kimileri herkesten çok bu çiçeğin büyümesini arzuladıklarını ifade etselerde, yaptıkları daha filiz vermeden budamaktır. İşte Kongra-Gel ve yaptıkları ortada. Söyledikleri ile yaptıkları arasında matematikteki ifadeyle bir sağlama yaparsak görülecek ki, tam bir tutarsızlık var.

Demokrasi ve özgürlük kavramları Kongra-Gel literatüründe en yaygın kullanılan anahtar kelimelerdir. Bazı kavramları çok dillendirmek, onların gereklerini yapmayla eş anlamlı olsaydı kimse Kongra-Gel in eline su dökemezdi. Maalesef söylemek ayrı, yapmak ayrı bir şeydir.

Her demokratik örgütte ayrılmak diye bir hak vardır. Hatta dinci mezhepçi bazı yapılarda bile. Bireyler ya da gruplar içinde yar aldıkları örgütsel yapıdan değişik nedenlerden ötürü ayrılabilir, kendi siyasi eğilim ve düşüncelerine uygun örgütlenebilirler. Böyle bir gelişme gündeme geldiğinde uygar demokratik yaklaşımın bir gereği olarak söylenecek olan "görüş ayrılıklarımız çıktı, aynı kulvarda ve birlikte yol almanın koşulları kalmadı, ayrıldık". Ne gezer böyle uygar siyasi bir yaklaşım Kongra-Gel de. Kolayı var. Ayrıldı deyip normal bir olaymış gibi kabul etmek olurmu. Kaçtılar, hain, işbirlikçiler deyip işin içinden çıkmak lazım. Peki sormak gerekmiyor mu ? Çok ciddi ideolojik, politik nedenlere dayanan ayrılıkların PKK literatüründeki karşılığı neden kaçmaktır? Çünkü, PKK özgür iradenle katılabildiğin ama özgür iradenle ayrılamayacağın bir örgütsel sistemdir. Yani girişi mümkün çıkışı imkansız olan bir yapılanmadır. Dolayısıyla ya ölü olarak çıkarsın ya da hain işbirlikçi olarak ilan edilmeyi göze alarak. Ya örgüt içinde nasıl kalabilirsin? Biat ederek, yani herşeyini teslim ederek. Şunu söylemek istiyorum: Kongra-Gel kendisinden ayrılanlara kaçtı , hain derken, bir gerçeği itiraf ediyor. Tıpkı kahramanlığını anlatırken hırsızlığını ele veren çingene misali kaçtılar derken , PKK yi nasıl bir hapishaneye çevirdiklerini itiraf ediyorlar. Hani nerde demokrasi nerde özgürlük. . .

Üzücü olan , tüm bu anti demokratik uygulamaların demokrasi savunularak yapılıyor olmasıdır. Kongra-Gel in tüzük, program ve kararlarını okuduğunuzda, ne kadar insan hak ve özgürlüklerini teminat altına alan uluslararası sözleşme varsa hepsini koşulsuz kabul ettiğini ve uyacağını belirttiğini görürsünüz. Ama iş gereklerine uygun davranmaya geldimi , durum değişir. Ortaya çıkan sonuç , bu sistem demokratik değil demogojiktir. Bu sistem demokrasi ve özgürlükleri kendi üyelerine ve Kürtlere layık görmüyor. Ancak şu unutulmamalıdır ki, kendi iç demokrasisini geliştiremeyenler, başkalarına demokrasi tavsiye edemezler ya da isteyemezler. Dünyaya karşı demokrasi havarisi kesildiği halde kendi içinde baskı ve yasak uygulayan sistemlerin nasıl aşıldığını, bir çoğunun , hafızalarda dahi yer bulamadığını iyi biliyoruz.

Kongra-Gel'i bekleyen süreçte bundan farklı olmayacaktır. Bu zihniyetin birde devlet kurduğunu ve kürt toplumunu yönettiğini düşünün. Allah korusun. Gerçi böyle bir amacı yok, ondan vazgeçtiğini açıklamakla kalmadılar devlet vb. Taleplerde bulunanları da tehlikeli bir oyun içinde olmakla suçluyor ya. Yine de farz edelim ki bu zihniyetle devlet kuruldu. Yeni bir isyan da bu zihniyetin yön verdiği devlet yapısına karşı gelişir. Bunu görmek için illah devlet kurmasını beklemeye gerek yok tabi. Bu tespiti çapını daraltarak bugünkü Kongra-Gel sistemine uygula, gerçeğin böyle olduğunu görürsün. Böylesine acı ve utanç verici bir durumla karşılaşmamak için , demokrasimizi şimdiden sağlam temeller üzerinde, ilmek ilmek dokuyarak geliştirmek durumundayız. Kürt kimliğinin en asli bir unsuru da budur.

Maalesef bu problemi sadece Kongra-Gel yaşamıyor. Kürt toplum ve siyaset alanının karşı karşıya bulunduğu en ciddi problemlerden biridir. Toplumsal dokusunda var olan aşiretçi gen' in siyaset alanına yansıması olan mutlak red ve aşiret kavgalarını andıran mücadele üslubu, demokrasimizin gelişim sürecini ciddi biçimde yaralayacağa benziyor. Endişem bundandır. Öyle inanıyorum ki, halk olarak en büyük özlemlerimizden biri de; sosyalisti, milliyetçisi, dincisi, sağcısı, solcusu, emekçisi, işvereniyle tüm Kürtlerin hoşgörü ve saygıya dayanan bir ilişki içinde olduğu, farklılıkları düşmanlık ve çatışma nedeni değil, yurtseverlik ve demokrasi ekseninde bir zenginlik olarak kabul edildiği , birlikte yaşam ve mücadele birliğini yaratmaktır. Kürt toplumunun birliğini yaratmada demokrasi bilinci temel bir unsur olarak rol oynayacaktır. Başka türlü kürt sorununu çözme iddiası gerçekleştirilemez.

Güney Kürdistan'daki federe yapı içinde benzer şeyler söylenebilir. Önümüzdeki aylarda Kürt federe yönetiminin gündemini daha fazla işgal edecek olan konu kürt toplumunun, özgür demokratik katılıma ve yaşama imkan veren bir sistem içinde yaşama arzusu olacaktır. Dış tehdit algılaması ikinci plana düştükçe , iç sorgulama daha çok yoğunlaşacak ve gündemin birinci sırasına yerleşecektir. Güneyli Kürtler Saddam diktatörlüğünün zulmünden kurtuldu. Bu özgürleşme yolunda çok önemli bir adımdır. Fakat Kürtlerin bağımsız, özgür ve demokratik bir sistemde yaşama talepleri , sadece Saddam diktatörlüğünden kurtulmayla sınırlı bir olay değildir. Özgür demokratik yaşamı zora sokan ya da imkansız kılan her türlü engelden de kurtulmak isteyecektir. Nasıl bir idari, siyasi yapı, ekonomik, sosyal kültürel düzey vb. Bir çok soruya yanıt arayacaktır. Bu kaçınılmazdır ve Güney Kürdistan federe Devleti bu gelişmeye hazır olmalıdır.

ürt halkının özgürleşme mücadelesiyle iç içe ve ayrılmaz bir biçimde gelişecek olan demokratikleşme sınavını başarıyla vermesi, Kürt aydın ve siyasetçilerine büyük görevler yüklemektedir. Demokrasi aydınlanmış bir toplumda gelişir. Ve toplumu aydınlatma görevide en başta aydın ve siyasetçilerin işidir. Her türlü bireysel endişe ve çıkardan uzak bu görevi birinci öncelik olarak ele almak ve yapmak gerekir. Heybetli gibi görünen kükreyişler, Kürt toplum ve siyasetinde gelişen aydınlanmadan duyulan korkunun bir ürünüdür. Korkanlardan korkmamak lazım. Varsın bu kükreyenler Kürt aydınlanmasını savunanları Nesimi, Hallacı Mansur gibi yaksın ya da Bruno gibi giyotinde kellesini kesmeye yeltensin. Aydınlatma çabamız artarak devam edecektir. Aydın tavırlı olmak aydın olmaktan daha önemlidir. Gerçeği bilmesine rağmen güçten yana tavır alan bazı değerli aydınlarımızın er geç aydın tavrına yöneleceklerinden eminim.

Kürt toplumunun demokratikleşmesi zordur ama zorluk imkansızlık anlamında değildir. Bunuda başaracağız. Bitirirken şunu eklemeden yapamayacağım. Kongra-Gel, ayrılanları hain, işbirlikçilikle suçlayıp mide bulandıracağına, dönüp kendine baksa ve ayrılık nedenlerini ortadan kaldırsa Kürt halkı için daha hayırlı bir iş yapmış olacak.

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe