Demokratikleşme Paketinde Kürt Payına Düşen
“KLAVYE ÖZGÜRLÜĞÜ”
Ömrünü Kürt davasına adamış ve hala bu zeminde mücadele eden bir Kürt olarak benim “demokratikleşme Paketini” kürdün bakış açısıyla değerlendirmemden daha doğal ne olabilir ki;
Hıdır Yalçın
03.10.2013 - 21:12
Uzun bir zamandan sonra ve kamuoyunda yaratılan büyük beklenti ardından nihayet Başbakan Erdoğan Demokratikleşme paketini açıkladı.

"Bu paket son değildir" tarzında yapılan açıklamanın yaratacağı tereddütlere girmeden açıklanan bu paketi değerlendirmek yerinde olacaktır. Kimilerinin yaptığı gibi "bu paket boş bir pakettir" gibi ucuz bir yaklaşım doğru değildir. Kuşkusuz darbeler ülkesi olan Türkiye'de son on yıldır alınan olumlu mesafeyi göz ardı ederek bugün atılan adımları ele almak yanılgılı sonuçlara varmamıza neden olur. Paketi iki açıdan ele almakta yarar var.

Paket; Türkiye'nin genel demokratikleşme süreci ve bu çerçevede bazı sosyal kesimlerin ağır mağduriyetlerini gidermek bakımdan olumlu unsurlar içermektedir ve bu küçümsenmemelidir. Örneğin Türban 'yasağını' gideren bir düzenlemeyi içermesi Türkiye'de bundan dolayı büyük mağduriyetler yaşamış önemli bir kesimi rahatlatmış ve mutlu etmiştir. Yine Süryani azınlıklara ait Mor Gabriel manastırı mülklerinin geri verilmesi de tarihi bir haksızlığın kısmen de olsa son bulmasıdır. Keza gösteri ve yürüyüşlere ilişkin düzenlemeler içinde bu söylenebilir.

Seçim barajına ilişkin tartışmaya açma kabilinde olumlu bir yaklaşım olduğu söylenebilir ama nereye varacağı belli olmayan ucu açık bir durum olduğu için bir tuzak özelliği de vardır. Vs. vs.

Yani bir bütün olarak Türkiye'nin gelişmekte olan genel demokratikleşme süreci açısından olumlu özellikler taşıyan bu paketin Kürtler açısından neyi içerdiği ve ne anlama geldiği konusunda değerlendirmede bulunmak benim açımdan daha da bir önem taşımaktadır.

Ömrünü Kürt davasına adamış ve hala bu zeminde mücadele eden bir Kürt olarak benim "demokratikleşme Paketini" kürdün bakış açısıyla değerlendirmemden daha doğal ne olabilir ki;

İşte tam da bu noktada Paketin Kürtler açısından kocaman bir boş olduğunu söylemekten başka seçeneğimiz yoktur maalesef. Kürtlerin pay hanesine yazılan ne yazık ki, Başbakan Erdoğan'ın ifade ettiği "Klavye özgürlüğüdür". Türkiye'nin en temel sorunu olan Kürt meselesinde yaratılan büyük beklentiye rağmen böyle bir yaklaşım sergilemek Kürtlerde büyük hayal kırıklığı yaratmakla kalmamış onurunu incitmiştir. Klavye ye pranga vurmak TC'nin büyük saçmalığı ise onu özgürleştirmekte büyük utancıdır.

Öte yandan Türkçe dışındaki dillerin özel okullarda öğrenilmesine imkân veren düzenlemenin de coşkuyla karşılanacak ve abartılacak bir yanı yoktur. Hele Kürtler için bu tamamen böyledir. Hani yeri geldiğinde Ortak vatan ve ortak devletten dem vuranlar bu vatan ve devletin olanaklarını ortak kullanmaya gelince hemen Kürtleri ötelemekte bir an bile tereddüt etmiyorlar. "Git özel okullarda ve kendi imkânlarınla ana dilini öğren" demekten daha saçma ve hiçleştirici bir yaklaşım olabilir mi?

Gerçi Türk devletine ve hükümetine fazla sitemde bulunmanın da bir anlamı yok tabii. Kürtler ulus olmaktan kaynaklı haklarını ulusların kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde kullanma iradesi göstermeli ve bu inisiyatifi kararlı bir şekilde kullanmalıdır. Kendini egemen sistemin insafına terk eden kürdün fazla kazanacağı bir şey yoktur.

AKP hükümetinin iktidarda olduğu on yılı aşkın süre Kürt meselesinin çözümü açısından ele alındığında görülüyor ki, sorun üzerinde çok konuşulmuş, çok vaat verilmiş ama ciddi hiçbir adım atılmamıştır. Artık tereddütsüzce ve rahatlıkla şu tespitte bulunmak bir abartı olmayacaktır; AKP?nin en azından şu ana kadar ortaya koyduğu uygulamalar Kürt sorununa yaklaşımının taktik olduğunu göstermektedir. "Çok konuş az ver" yaklaşımının uygulamada egemen olduğunu görüyoruz. En fazla Kürt meselesini dillendiriyor ama daha çok da direkt Kürt meselesini ilgilendirmeyen sorunları çözüyor. Mevcut "demokratikleşme paketi" de aynı anlayış ve yaklaşımın bir ürünüdür.

Kürt sorunu seçim hesaplarına indirgenmeyecek kadar ağır ve yakıcı bir sorundur. Öyle bir an gelir ki, Kürtler şu an kendi adına hareket edenleri de ezip geçerek kendi kaderini ele alır ve son sözünü söyler. Kim ki, Kürtleri daha fazla oyalayabileceğini düşünüyor büyük yanlış yapıyor.

3 Ekim 2013 Hıdır Yalçın
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe