Gerçeği savunmak; PKK Şırnak’ı Basmadı, Devlet Kürtleri Katletti!
PKK Şırnak’ı Basmadı, Devlet Kürtleri Katletti!

Dönemin Türk basın-yayın organlarında ve kamuoyu hafızasında “PKK Şırnak’ı Bastı” olarak yer alan, sınırlı ve illegal yayın yapmak zorunda olan PKK basın-yayın organlarınd.
Hıdır Yalçın
16.12.2013 - 21:26
PKK Şırnak’ı Basmadı, Devlet Kürtleri Katletti!

Dönemin Türk basın-yayın organlarında ve kamuoyu hafızasında “PKK Şırnak’ı Bastı” olarak yer alan, sınırlı ve illegal yayın yapmak zorunda olan PKK basın-yayın organlarında ve Kürtlerin belleğinde ise “Şırnex Katliamı” olarak yer edinen, büyük acılara ve travmalara yol açan olaya ilişkin bir haber okudum bugün.

Nerina Azad sitesinde Hazal Özvarış imzasıyla “ Eski Şırnak Valisi: O dönem asker çok insan öldürdü” başlığı altında yayınlanan söyleşide sadece tek bir doğru vardı. O’da askerin çok sayıda Kürt insanını öldürdüğüydü. Gerisi boş laftan ibaretti.

Şırnak Katliamının yapıldığı dönemde ve olay günü PKK adına, Botan eyaleti olarak tanımlanan ve Şırnak’ı merkez alan bölgenin birincil derecede sorumlu siyasi-askeri yönetiminde yer alan kişilerden biri olarak bu olayı yakından biliyorum. Benim gibi o dönem Botan eyalet yönetiminde birincil dereceden görev alan arkadaşlardan bazıları da hala hayatta. Olay hakkında bildiklerimi kamuoyu ile paylaşırken ne uzun yıllar saflarında bulunduğum PKK’yi aklamak ne de devleti suçlamak gibi bir gayretin içinde değilim. O dönem orada görevli olmam nedeniyle kendimi de değil gerçeği yazmaya çalışacağım. Bu olayda gerçeği savunmakla PKK’ yi savunmanın aynı şeyler olması benim kusurum değildir. Gerçek budur.

17 Ağustos 1992 gecesi başlayan ve günlerce süren Şırnak katliamı dönemin Şırnak Tuğay Komutanı Mete Sayar’ın komutası altında gerçekleşmiştir. O gün ve sonraki günlerde Şırnak şehir merkezinde PKK ye bağlı hiçbir gerilla biriminin silahlı bir eylemi ya da baskını olmamıştır.

Olay gecesi, yöredeki Türk ordu birliklerinin yaptığı telsiz muhaberesini elimizdeki “yaesu” marka telsizlerden dinliyordum. Ordunun harekâtına ilişkin istihbaratta en önemli kaynaklarımızdan biri ve belki de en önemlisi onların telsiz muhaberesini dinlemekti. Elimde bulunan telsizden bir ara “orayı da vurun, öldürün” gibi anos ve çağrıların yapıldığını duydum. Bir çatışma ya da benzeri olayın olabileceğini düşünerek daha dikkatli izlemeye başladım. Telsizde bir rütbeli subay “komutanım Alixan Tatar Bey’in evinin oradan da silah sesleri geliyor ne yapalım” deyince, Operasyonu yöneten Tuğay komutanı Mete Sayar “ Alixan Tatar’ın evini de vurun ...” diyerek yanıt verdi.(Alixan Tatar Şırnak’ın en büyük korucu başlarından biri ve devletin en önemli dayanağı idi)

Karargâhımız Şırnak şehir merkezinin kuzeyinde ve kamuoyuna Bestler-dereler bölgesi olan lanse edilen Ayvan köyü sırtlarında idi ve uzaktan da olsa şehirde ağır topların ve silahların kullanıldığı tek taraflı bir çatışmanın olduğunu izleyebiliyorduk. Tüm birliklerimizle irtibat halindeydik ve Şırnak merkez ve yakın çevresinde hiçbir gerilla birimimiz ve eylem faaliyeti yoktu. Şırnak’ta Türk ordusu tarafından bir katliam gerçekleştirildiğini artık anlamıştık. Ertesi gün Türk basın-yayın organlarında “PKK Şırnak’ı bastı” biçiminde haberler yapılmaya başlandı.

Peki neden Şırnak ve neden 17 Ağustos gecesi?

1992 Newroz’unda Şırnak şehir merkezinde gerilla birliklerinin dışarıdan desteği ile silahlı halk ayaklanması başlatıldı. Silahlı ayaklanma girişimi planlandığı gibi başarıya ulaşmasa da devlet güçlerine ciddi zayiatlar verdirildi ve ilk defa silahlı bir halk ayaklanması girişimi başlatıldı. Bu durum devlet otoritesini ciddi biçimde sarsmıştı ve çevre bölgelerde büyük etkisi olmuştu. Yine Kürdistan’ın diğer bölgelerinde olduğu gibi Şırnak ve çevresinde çok sayıda askeri karakol ve tabur karargâhı gerilla birliklerince basılıp ele geçirilmişti. Devlet güçleri mevcut durumdan çok ürkmüştü ve her an yeni kalkışmaların olacağı endişesini taşıyordu. Ordu birlikleri kendi karargâhları dışına çıkamaz duruma gelmişti.

Keza 15 Ağustos PKK nin silahlı mücadeleyi resmen başlatmasının yıldönümüydü. Gerilla birlikleri bu vesile ile yeni eylem arayışları içindeydi ve tüm birliklere talimat verilmişti. Devlet güçleri hem bu gibi özel günlerde gerillanın mutlak eylem yapacağı inancına sahipti hem de yapılan telsiz muhaberelerinde bu yönlü bilgiler edinmişti. Yükselen gerilla ve halk hareketinin yaygınlaşmasını önlemek için “onlar yapmadan biz yapalım” anlayışı ile harekete geçen devlet güçleri 1992 Newroz’undaki silahlı ayaklanma girişiminin rövanşını bu katliamla almıştır. Yani Şırnak’ta o gün yaşanan, devlet tarafından yazılan senaryoya uygun olarak gerçekleştirilen bir katliamdır. Onlarca Yurtseverin şahadetine, yaralanmasına, büyük acıya ve gözyaşına, ardından başlayan göçe yol açan bu katliam girişimi sahneye konulurken hiç şüphesiz devlet gerillanın zaaflarından yararlanmıştır. Özellikle telsiz muhaberesinde yapılan konuşmalarda verilen açıklar ve zamanında harekete geçememe durumu devlet güçlerinin kullandığı zaaflar olmuştur.

Olayın detayları o süreci yaşayan ve hala hayatta olan gerilla komutanı ve savaşçılarının anılarında izah bulacaktır belki. Ancak kısaca gerçek budur. Şırnak’ta yaşanan PKK baskını değil, devletin Kürt katliamıdır.

O yıllarda, yani 1991.92.93 ve daha sonraki süreçlerde PKK tarafından gerçekleştirilen çok sayıda eylem vardır. Onlarca karakol, tabur basılmıştır. Sayısız defa askeri birlikler pusuya düşürülmüştür. Operasyonlarda günlerce süren çatışmalar yaşanmıştır. Yollar kontrol edilmiş, korucuların köyleri basılmış ve mal varlıklarına el konulmuştur. Bunların dökümü yapılabilir. Ama 1992 Şırnak baskınını PKK yapmamıştır. Mete Sayar komutasındaki Türk ordu birlikleri baskın imajı yaratarak halkı katletmiştir.

Türkiye kamuoyu yazdıklarıma inanıp inanmamakta özgürdür elbette. Ama gerçeğin böyle olduğu, olayın böyle cereyan ettiği er ya da geç anlaşılacaktır.

Asit kuyularında eritilerek katledilen Kürtlerin yaşadıkları, bir zamanlar kimsenin inanmak istemediği hikâyelerdi ama gerçek geçte olsa açığa çıktığında kabullenmek dışında başka seçenek kalmadı. Bu olayda da böyle olacaktır.



16 Aralık 2013 Hıdır Yalçın
Etiketler: kürdistan, kürt, kürtçe, nerina, azad