Afganistan müdahalesi ardından sıranın Irak’ta olduğu konuşulmaya başlanmıştı ve nitekim öylede oldu. Irak’a müdahale henüz olmuştu ki Şer üçgeni olarak tabir edilen ülkelerin durumu gündemleşti.Bunlardan Kuzey Kore şimdilik gündemin dışındaymış gibi görünmekte ancak Suriye ve İran baş hedef durumuna yükselmiş durumda.
             Baas rejiminin yönetiminde bulunan Suriye özellikle Hariri suikasti ardından tamamen suyu ısınmış bir ülke durumunda.Suriye muhalefeti ciddi bir hareketlenme içerisinde ve iktidardakilerde panik başlamış.özellikle Hafız Esat’la  birlikte uzun yıllar Suriye yönetiminde ikinci adam olarak rol oynayan   Abdulhalim Haddam’ın, Suriye’den kaçarak Fransa’ya sığınması ve yönetim aleyhine yaptığı açıklamalar Suriye için başlayan sürecin artık geri dönülmez bir noktaya geldiğini göstermiştir.Yönetim içindeki büyük paniği gösteren bir diğer olayda, eski Suriye başbakanlarından Miro’nun , yurtdışına kaçmak isterken Halep havaalanında yakalanmış olmasıdır.Başta Kürtler olmak üzere Baas yönetiminden rahatsız olan tüm kesimler eli kulağında bir Amerika müdahalesini dört gözle beklemektedirler.Bu gerçeği gören Suriye yönetiminin özellikle Türkiye’ye dayalı olarak yapmak istediği manevralar sonuç almamıştır ve Suriye’de bir rejim değişikliği kaçınılmazdır.
             Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de hangi biçimde olursa olsun yaşanacak bir rejim değişikliğinde Kürtler kilit rol oynayacaklardır. Suriye’deki Kürt muhalefetinin yeterince örgütlü ve birlik içinde hareket ettikleri söylenemez.özellikle yıllardır PKK nin etkilediği ve örgütlediği Kürt kitlesi bir kırılmayı yaşasa da yine de en bilinçli ve örgütlenmeye açık çoğunluğu oluşturmaktadır. Rejim muhalifi diğer kesimlerle birleşmesi halinde iktidarın en etkili gücü olabilir.Bu noktada özellikle mevcut Suriye yönetiminin” muhacir Kürtlere vatandaşlık hakkı veriyoruz” biçimindeki oyunlarına gelmemek ve Kürt meselesini ileri düzeyde çözme yaklaşımı içinde olmak önem taşıyor.
             Hedefteki diğer ülke İran’dır.Müdahalede öncelik Suriye’nin mi yoksa İran’ın mı olur tam kestirilemez.Ama mevcut gelişmeler ve ülkelerin konumuna bakılırsa Suriye’nin öncelik taşıdığı söylenebilir.Ne var ki, özellikle İran’da Ahmedi Necat’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra adeta müdahale ibresini İran’dan yana çevirme gayreti içerisinde oldukları gözlenmektedir.  Nükleer faaliyeti yeniden başlatma kararlılığı sergilemeye çalışan İran Uluslar arası planda giderek bir yalnızlaşmayı yaşamaktadır. Irak’a müdalenin verdiği tecrübe ile hareket eden ABD ve İngiltere İran konusunda BM yi tam yanına almayı başaracak gibi.
             Hiç şüphesiz İran ve Suriye’ye yönelik gelişecek bir müdahalenin Irak benzeri olacağını beklememek lazım.Müdahalenin yöntemi,biçimi ve süresi farklı olacak ama sonuç köklü bir rejim değişikliği olacaktır.Tüm göstergeler bu yönlüdür.
             Yani Büyük Ortadoğu Projesi işliyor.

              ABD  Irak’ta  Yenildi mi?

             Gelişmelerin yönü bu iken özellikle Türkiye’de kimi siyasi çevreler ve Yazarlar ABD’nin Irak’ta yenildiğini yazıp çizmekten geri kalmıyorlar. Adeta ne kadar yazıp çizersen gerçeğe dönüşür gibi bir yaklaşım içerisindeler. Gerçekten ABD Irak’ta yenildi mi?
             Müttefik güçlerin Irak’ta yenildiğini söylemek için elde çok ciddi verilerin olması  gerekiyor. Ancak eldeki veriler müdahale güçlerinin yenilgisini değil başarısını kanıtlamaktadır. G.Kürdistan’ da Federe bir yapı oluştu ve oldukça istikrarlı bir ortam ve yeniden inşa sürecini yaşamaktadır. Irak’ta üçüncü seçim gerçekleşti.Yeni anayasa yapıldı ve halk oylaması ile kabul edildi.Sünniler yeni dönem parlamento seçimlerine dahil oldu ve seçilmişlerden oluşan yeni parlamento hükümet kurma çalışmalarına başladı. Bu arada terörist güçlerin eylemlerinde ciddi oranda bir düşüş var ve olanlarda tamamen sivil halka yönelmiş durumda. Tüm bunlar Irak’ta Saddam’ı deviren sürecin olumlu yönde ve ileriye doğru bir gelişme gösterdiğine işaret etmektedir.
             Hiç şüphesiz burada önem teşkil eden nokta Irak’ta ABD nin başarısını kanıtlama çabası değildir. Bu müdahalenin Kürtleri ilgilendiren ve son derece Kürt çıkarına olan boyutu vardır. ABD nin çıkarını savunmak  Amerikalıların işidir.Biz Kürt halkının çıkarlarını savunmak durumundayız. Bu bakımdan Kürtlerin çıkarı Ortadoğu’yu tümden değiştirmeyi hedefleyen bu müdahalenin başarıya ulaşmasındadır.Ve zaten bu nedenle Kürtler hem Irak’a ve hem de Suriye ve İran’a yönelik olarak gelişecek müdahalenin yanında yer almalı ve desteklemelidir diyoruz.
             Varsın Statükodan yana olan İslamcı, milliyetçi ve sol siyasi çevreler bizi eleştirsin veya şiddetle karşımızda olsunlar. Varsın bizi Amerikan destekçisi olmakla suçlaya dursunlar. Siyaset kendi çıkarlarının gerektirdiği gibi davranmak ve çıkarlarını korumaksa- ki öyledir-, Kürtlerde kendi çıkarlarına uygun bir siyasi duruş içerisinde olmak durumundalar.
             önümüzdeki birkaç yılda bölgemizde yaşanacak gelişmeler Kürtleri daha iyi ve ileri bir noktaya taşıyacaktır.Bunun en olumlu etkileri Kuzey Kürdistan’a olacaktır.Yeter ki, bu gelişmeleri karşılayacak bir konum içinde olunsun.
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe