İmralı Sisteminin Kıskacındaki Ölüm
          Kürt ulusu adına büyük bir iddia ile yola çıkıldı. Büyük iddianın büyük bedeli olur elbette. Bağımsız birleşik demokratik Kürdistan amacına ulaşmak için insanlarımız herşeyini ortaya koydular. Başarı başarısızlıklarıyla, günahı sevabıyla bu süreç yaşandı. Büyük kazanımlar elde edildi ama aslolan başarılamadı.
Hıdır Yalçın
23.05.2005 - 17:21
Son günlerde savaş adına olup bitenlere baktığımda aklıma büyük devrimci Hıdır Aslan‘ın idam sehpasına çıkmadan önce yazdığı mektuptan okuduğum şu satırlar geldi. ”Anlamlıysa ölüm Yaşamak Kadar Güzeldir” diye yazmıştı. Ve o korkusuzca çıktığı idam sehpasında gögüslediği ölümün en az yaşamak kadar güzel olduğunu biliyordu.


Mektubu annesi getirmiş ve okumam için bana da vermişti. O mektubu okuduğumda çok etkilenmiştim. Bu söz yıllarca besmele gibi dilimden düşmedi hiç. Hani eli kalem tutan herkesin bir alışkanlığı vardır. Her kalemi aldığında önce birşeyler yazıp çizer, ondan sonra asıl ne yapacaksa yapmaya başlar. Ben her kalemi elime aldığımda hep bu cümleyi yazar dururdum... Büyük devrimci Hıdır Aslan şahsında tüm mücadele şehitlerini saygı ve minnetle anıyorum bir kez daha. Asıl söylemek istediğim şu.

İnsanlara ölümü sevdirmek yada özendirmek gibi bir niyetim yok elbette. Hele Kürdistan gibi yaşamın ölümden beter hale getirildiği bir ülkede insanları hergün bir biçimiyle yaşadığı ölüme özendirmek özgürlük iddiasında olanların işi olamaz.


Hiç şüphesiz bir ulus adına büyük iddialarda bulunmak büyük bedelleri göze almak demektir. Hele bunun yöntemi silahlı savaş olmak zorundaysa, istemesende ölmek ve öldürmek girer işin içine. Ve Kürdistanda 15 yıllık böyle bir süreç yaşandı.


Kürt ulusu adına büyük bir iddia ile yola çıkıldı. Büyük iddianın büyük bedeli olur elbette. Bağımsız birleşik demokratik Kürdistan amacına ulaşmak için insanlarımız herşeyini ortaya koydular. Başarı başarısızlıklarıyla, günahı sevabıyla bu süreç yaşandı. Büyük kazanımlar elde edildi ama aslolan başarılamadı. Ama kürdün özgürlük iddiası büyüyerek devam ediyor.


Kürt halkının bağımsızlığı ve özgürlüğü için ödenmesi gereken bedel neyse ödenmeli elbette. Ama bunu Kürt halkı adına hareket ettiğini söyleyen imralı ve Kongra-Gel yapmamalı. Neden?


özellikle 99 da A. öcalan’nın yakalanması ardından yapılanlardan sonra bu ekip kürt halkı adına konuşma ve davranma hakkını yitirmiştir.


İmralı ve Kongra-Gel kürt halkı adına hangi taleplerde bulunuyor? Demokratik Cumhuriyet”, ”özgür yurttaşlık”, “özel kürtçe dil kurslarının açılması” vs. Peki Kürt halkı ne istiyor? özgür ve Bağımsız bir yaşam. Türkiye koşullarında en azından bir Federasyon.


Peki sormak gerekmiyor mu adına demokratik cumhuriyet ya da özgür yurttaşlık denilen amaç için mi savaşılıyor? Bunlar için gerçekten savaşmak gerekiyormu? Zaten A. öcalan bana zorla devlet verseniz de almam diyor.


Aynı anlayışın legal plandaki temsilcilerinin yaptığı ise utanç verici bir durum. Geçenlerde bir tv proğramında DEHAP yöneticilerinden Veli Büyükşahini dinledim. Kişi olarak içinden ne geçiyor bilmiyorum. Ama adam iki cesur laf edemedi ve üstelik yakasına takılan Türk bayrağı rozeti ile öylece kaldı. Yine DTH nin başını çekenlerden Orhan Doğan bir başka tv proğramında daha rezil bir durumu yaşadı. Adam Türk genelkurmayından daha vatansever olduğunu kanıtlamak için elinden geleni yaptı. Ama Kürtlerin somut talepleri konusunda, her kürdün işte ben buna evet derim diyebileceği bir talep ileri süremedi. örnekleri çoğaltmak mümkün.


Dağdakinin söylediği de bundan farklı değildir. Yani en özet ifade ile Otuz yıllık mücadele kazanımlarını ve kürt milli uyanışını Türkiye cumhuriyeti sistemine entegre etmekten ibaret olan bu anlayışın Kürt halkının değerli evlatlarını hergün savaş adı altında ölüme göndermesine Kürtler dur demeyecek mi?

Uğruna ölmek bir yana biz söz söylemeye bile değmeyecek olan bu amaçsız amaç için halkımızın en değerli evlatları ölüme gönderiliyor.


İşte Dersim’de, Van’da, Siirt’te bir çok kürt gerillası şehit düştü. Onlarcası metropol kentlerinde yakalandı. Murat Karayılan kendi komutanlık komplekslerini tatmın etmek için daha binlercesini de öldürtmekte tereddüt etmeyecektir. Bu halka, savaş adına ölüme gönderdiği, beyinleri parçalanan, panzerlerin arkasında sürüklenen bu kadar gencin hangi amaç uğruna harcandığını açıklamayacaklar mı? Yoksa kana dayalı siyaset yapmaları için hala binlerce insanımızın ölmesi ihtiyacını uzun süre gizleyebileceklerini mi sanıyorlar? Ya da bu halk bunun cevabını daha açık ve yüksek sesle istemeyecek mi?


Evet “anlamlıysa ölüm Yaşamak Kadar Güzeldir”. Ancak imralı ve Kongra-Gel'in çizdiği amaç için ölmek kadar anlamsız bir şey olamaz.


Savaş adına olup bitenlerin Türk Genel Kurmayı ve savaş rantçıları dışında kimseye hiç bir yararı yoktur. Zaten kürt sorununu çözmek istemeyen devletçi kemalist güçler ve savaş rantçıları, bu olayları gerekçe yaparak kürt özgürlük mücadelesini uluslararası planda terörist göstermede birer kanıt olarak kullanmakta ve çözümsüzlüğü devam ettirmektedir. Bu tuzağa kürt halkı artık dur demelidir.


Kürt yurtsever birliği ve onun siyasal gücü mevcut bölgesel ve uluslararası elverişli koşullarda kürt sorununu çözecek güç ve yetenektedir. Gücünü bundan alan, kendi içinde birleşmiş, kürtlerarası düşmanlığa ve catışmaya sonveren bir ulusal hareket kürt halkının kaderini tayin etmeye muktedirdir. İmralı’nın atadığı iradesiz siyaset memurları kürt halkının gerçek dili ve iradesi olamazlar.

Temiz yurtsever duygularla halkı için ölümü göze alacak kadar cesur ve fedekar olan bu şehitleri saygı ve minnetle anıyor, halkımıza, ailesine ve dostlarına baş sağlığı ve metanet diliyorum. Anlamsızlığın kıskacındaki bu ölüm tuzağının farkedilerek insanlarımızın amacı net bir mücadeleye yöneleceği umudumu hep canlı tutuyorum.
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe