KAYBOLAN İNSANI BULMAK



 



              Van-Erciş Depremi ve Kürt-Türk Realitesi
Açısından Ortaya Çıkardığı Öğretici Sonuçlar!



 



              Birkaç
gün önce Pazar günü Kürdistan’ın Van ili ve bağlı ilçesi Erciş’te meydana gelen
deprem felaketinin yol açtığı acı sonuçları tüm insanlık gözü yaşlı ve yüreği
burkularak izliyor. Deprem gerçeği ve yol açtığı can ve mal kaybı üzerinde çok
yazmak istemiyorum. Ölenlere rahmet, yakınlarına ve halkımıza başsağlığı,
yaralılara ise acil şifalar diliyorum.



 



              Depremin
yol açtığı felaketi uzaktan ve tv aracılığıyla izlemekten başka seçeneğim yok.
Uzaktan da olsa an be an izlerken vardığım ilginç sonuçları en azından bu
yazıyı okuyan insanlarla paylaşmak istedim.



 



              Deprem
gerçekleştiği saatten itibaren Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanından oraya
insanlık akın etti. Tüm sivil toplum örgütleri, kurtarma ve yardım ekipleri,
Başbakan, Bakanlar, Milletvekilleri, Yerel siyasi ve askeri yetkililer ve tüm
halk… Hiçbir siyasi, sosyal, dini ve etnik ayrım gözetilmeksizin orada felakete
maruz kalan insanlara koştu herkes. O an kimse mensup olduğu dini, milli,
sosyal ve etnik kimliği düşünmeden, hangi ideolojik-siyasal felsefeyi
savunduğuna bakmadan salt insan olarak insana koştu.



 



              Tam bu noktada durup düşünmek gerekir. Ve ben
öyle yaptım.



 



              Bu
tablonun gerçekleştiği yer Türkiye ve Kürdistan coğrafyası. Yani çözülmediği
için hala kanayan bir yara olan Kürt meselesinin yaşandığı kadim topraklar.
Burada her gün silahlı çatışmalardan dolayı insanların öldüğü-yaralandığı,
anaların ağladığı, çocukların yetim kaldığı acılar yaşanmakta. İşte bunu göz
önünde bulundurarak deprem anında yaşanan tabloyu değerlendirdiğinizde
insanlığın yaşadığı dramın sadece deprem değil başka şeyler olduğunu
görürsünüz.



 



              Savaşı
da Depremi de yaşayan toplum aynı. İkisinde de ana unsur Kürtler ve Türkler ya
da onları temsil ettiğini söyleyenler.



 



             
Savaşırken daha çok insan öldürmek için yarışanlar deprem anında bir
canı kurtarmak için aynı cephede ve aynı amaç için nefes tüketmekte.



 



              Ama öte
yandan bakınız ki;



 



             Devlet
güçleri akıl almaz düzeyde imkânlar kullanarak yaptığı operasyonlarda bir
gerillayı öldürmek için adeta çılgınca çaba gösterir.



 



               Keza gerilla güçleri de bir baskın ya da
tuzakla, ya da bir bomba ile asker-polis veya başka devlet görevlilerini
öldürürken zafer duyguları içinde yitip gider. Toplum da önemli oranda buna
göre kutuplaşır. İşte asıl trajedi bu.



 



              Burada söz
konusu olan, kendisi olan insanla kendine yabancılaşan insandır.



 



               Van’da, Erciş’te ya da bir köyünde enkaz
altında bulunan on dört aylık bebeği, bir kadını ya da erkeği kurtarmak için
dişini tırnağına takan insan, insan olan insandır. Orada katıksız, saf ve
onurlu insan vardır. Kurtardığı her insanda, kendini kurtaran ve yeniden
yaratan insandır o.



             



              Kürt-Türk
hemen herkes bilmeli ki, bu coğrafyada yaşanan asıl acı sadece Van-Erciş ya da
Kocaeli, Düzce, Erzincan ya da Elazığ depremlerinde kaybettiklerimizin acısı
değildir. Bundan daha büyük ve her gün yaşanan acı insanın özüne
yabancılaşmasının yol açtığı acıdır. İnkâr eden, öldüren, yok eden insandır.



Bu bakımdan asıl bu kaybolan insan bulunursa hem deprem gibi
felaketlerin yol açabileceği kayıp ve acılar en aza iner,  ve hem de tüm sorunlarımız insan merkezli
yaklaşımlarla sağlıklı bir çözüme kavuşur.



 



              Unutulmamalı ki, insanın sonradan
kazandığı hiçbir değer insanın kendisinden daha üstün ve değerli değildir.
İdeoloji, siyaset, devlet, etnik ve kültürel kimlik, sosyal ve ahlaki değerler
hepsi insanın gelişim süreci içinde ürettiği ve kendisiyle birlikte var olan
değerlerdir. Bunların hiçbiri insandan üstün değildir. Çünkü insan olmaksızın
bunların her biri bir hiçtir. Bu açıdan insanı sahip olduğu değerlerle birlikte
kabul etmek ve birlikte yaşamanın koşullarını sağlamak çok önemlidir.



 



              Kendine yabancılaşan, aşırı bencil, şoven,
ırkçı faşist özelliklere sahip olan, insan olmayan insan değildir savunduğumuz.
Tıpkı Van depremi karşısında kendisini ortaya koyan marjinal ırkçı faşist
güruhu gibi. Kürt-Türk her iki toplumsal kesimden bu tür marjinal sesler
duyulmakla birlikte asıl yükselen ve onurlu insanı temsil eden ortak dayanışma
ve kardeşlik ruhu umut ve güven yaratmıştır. Tam da bu noktada BDP genel
başkanı Selahattin Demir taş ve Grup Başkan vekili Hasip kaplanın
açıklamalarını olumlu görmemek mümkün değildir. Evet, “Kardeşlik kokan” bu ruhu
zedelemeden yarına taşımak, tüm sorunların çözüm zemini ve birlikte özgürce
yaşamanın harcı yapmak mümkündür.



 



             
Dolayısıyla başta devlet ve hükümet olmak üzere tüm siyasi partiler ve
örgütler, giderek tüm insanlar herkes kendinde kaybolan insanı bulmalı ya da
onu hep egemen kılmalı ve yaşatmalıdır. Asıl kaybımız, acımız ve trajedimiz
budur.



 



              O halde
nedir bu savaş çığırtkanlığı! Hala neden operasyonlar devam etmekte? Neden hala
Kürtler adına asker-polis, sivil insanlar öldürülüyor. “Benim İçin Öldürme” platformunda
ifadesini bulan tutum her iki taraf için bir şey ifade etmiyor mu? Yaşanan savaş
depremden daha kötü ve kendine yabancılaşan insanın ürettiği bir felaket değil
mi? İnsan ve Kardeş olduğumuzu anlamak için illa deprem gibi felaketler mi
yaşamamız gerekir? Bu ve benzeri sorulara herkesin bir cevap vermesi gerekmiyor
mu? Bence cevap vermek kadar herkesin bu noktadaki samimiyetini kanıtlamaya
ihtiyacı vardır.



 



              Ne kadar insan ve yardımsever olduğunu
ispatlamak için Gazze’ye, Somali’ye, Mısır’a, Libya’ya gitmeye gerek yok. İşte
Türkiye işte Kürtler! Yine Ne kadar özgürlük sever, demokrat, insan onuru ve
değerlerini temsil ettiğini söylemek ve onun için insan öldürmek insan olmanın
ve Kürtleri savunmanın kanıtı değildir.



 



              Herkes
bir şey olmadan önce insandır. Önce insandır sonra Kürt, Türk, Laz, Çerkez,
Arap, Alman, Rus ya da İngiliz’dir. Önce insandır sonra sağcı, solcu, liberal,
faşist, demokrat, sosyalisttir. Ya da dinci, ateist’tir.



             



                





   26 Ekim 2011                                                                                           
Hıdır Yalçın

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe