KEŞKE BÖYLE OLMASAYDI!
Akşam evinde ya da işyerinde her şeyden habersizce oturan sıradan insanların arabasını yakmak ne zamandan beri siyasal bir eylem oldu. Kürtler adına ve eylem olarak addedip araba yakmak hiçbir Kürde yakışmaz. Ve Kürtler bunu kabul etmez. Kürtler insan gibi insan, kimseye zarar vermeyen, duygulu ve yürekli insanlardır. Düşman bellediğiyle savaş hukukuna göre hesaplaşır.
Hıdır Yalçın
03.11.2008 - 21:27
              KEŞKE BöYLE OLMASAY DI!
 

              “Keşkecilik” bir pişmanlık duygusu.

              Veya bir felsefedir. Ya da olmasını arzulamadığın bir durumun, olayın ve davranışın ifadesidir.

              Aslında bir insan için en doğrusu bir şeyler yapıp sonradan pişman olmak değil, sonradan pişman olmayacağı şeyler yapmaktır. Geriye dönüp baktığında keşke böyle olmasaydı ya da böyle yapmasaydım dememektir. Fakat boşuna. Bunu başarmış insan yoktur neredeyse.

              Şimdi sözünü ettiğim pişmanlık kişiye özgü değildir. Keşke öyle olsaydı.

              Söz konusu olan bir ulus adına ve bir ulusu temsil iddiasıyla yapılanlardır. Bunu bir kişinin gidermesi mümkün değil ancak dile getirmesi mümkündür.

              Ben bunu yapmaya çalışıyorum.

              Nereden başlayacağımı bilmiyorum. Fakat keşke böyle olmasaydı denilecek o kadar çok konu, olay, durum ve davranış var ki. Hepsini şu an ve bu yazıda ifade etmek mümkün görünmüyor. Buna rağmen bir yerlerden başlamalıyım diye düşünüyorum.

              Konu yine PKK’nin Kürtler adına yaptıkları.

              Hemen bir parantez açmalıyım. öncelikle PKK tüm Kürtleri temsil etmiyor. Dolayısıyla PKK’nin yaptıkları tüm Kürtleri bağlamıyor. Yanlız PKK hâlihazırda Kürtlerin örgütlü ve anlamsız şiddet uygulayan bir azınlığını temsil ediyor. Aktif olduğu ve siyasete şiddeti dayattığı için etkindir.

              Keşke PKK tüm Kürtleri temsil etme adına bu kadar pervasız ve tekelci davranmasaydı. Tüm Kürtleri kucaklayan ve ortak paydayı yaratan demokratik bir siyasetin sahibi olsaydı. Bunu hiçbir zaman başaramadı.

              Keşke PKK bugün uyguladığı şiddeti daha önceleri olduğu gibi Bağımsız Birleşik Demokratik Kürdistan hedefine varmak için uyguluyorum diyebilseydi. Başarırdı ya da başarmazdı o ayrı bir mesele ancak, büyük bir amaç için şiddeti uygulamaktan yani savaşmaktan başka seçeneğim yoktu diyebilirdi. Ama gelinen noktada uygulanan tüm şiddet biçimleri anlamsız ve amaçtan yoksundur.

              Demokratik *****huriyet için böyle bir şiddete ve savaşa gerek yoktur.

              Büyük bir ulusal amaç yerine APO’ nun sağlık sorunlarını koyarak tüm bir halkı böyle anlamsız bir eylemin içine çekmek akıl karı değildir ve vebali ağırdır. Bir halk kendi önderini sahiplenebilir ve sahiplenmelidir. Ama esas amacından vazgeçerek bunu yapamaz.

İşte PKK bunu yapmaktadır. Keşke yapmasaydı.

             Keşke bugünlerde yaşananlar olmasaydı.

             Akşam evinde ya da işyerinde her şeyden habersizce oturan sıradan insanların arabasını yakmak ne zamandan beri siyasal bir eylem oldu. Kürtler adına ve eylem olarak addedip araba yakmak hiçbir Kürde yakışmaz. Ve Kürtler bunu kabul etmez. Kürtler insan gibi insan, kimseye zarar vermeyen, duygulu ve yürekli insanlardır. Düşman bellediğiyle savaş hukukuna göre hesaplaşır.

              çarşı-pazarda sıradan insanların dolaştığı caddelere bomba koyarak insanları öldürmek Kürtlerin işi olamaz. Kürtler adına bunu yapanlar mazlum bir halkı uluslar arası toplumda acımasız ve terörist olarak lanse etmekten başka bir işe yaramıyorlar.

              Kürtler temiz insanlardır. Demokratik ve adil bir yaşam ve siyasetten yanadır. Siyaseti sokaklara çöp dökerek ve kirleterek yapanlar; Kürdün temiz imajını kirletmekten başka bir işe yaramadıklarını anlamalıdırlar artık.

              Şiddetle, tehditle kendi insanının düşüncesine ve iradesine hükmetmek isteyenler başkasından daha demokratik ve adil olmalarını isteyemez ve bekleyemezler.

              PKK, Kürtler açısından böyle bir konumda iken TC.’den demokrasi ve adalet dileniyor.

              Yakın zaman önce TBMM’ inde DTP grubu adına bir konuşma yapan Fatma Kurtulan’ın PKK’nin Demokratik özerklik programını okuduğunu biliyoruz. Acaba PKK bugün kendi toplantısında PWD’nin sunacağı programı dinlemeye tahammül gösterecek kadar demokratik midir? Bazılarına garip gelebilir ama gerçek bu kadar çıplak işte. Hangi demokrasi ve özgürlükten bahsediliyor.

              Keşke böyle bir mukayese yaparak durumu izah etmeye mecbur kalmasaydım.

              Keşke tüm bu yazdıklarım olmasaydı. Ama olmuş.

              “Olmuşa ve ölmüşe çare yoktur” derler. Bu doğru. Ama yanlışı yarına taşımamanın çaresi vardır.

              Egemen Türk’ün inkârcı ve çözümsüz uygulamalarıyla mücadele etmek kadar kendi yanlışlarımızla uğraşmak zorundayız. Türk sisteminin politikaları arkasına sığınarak kendi tahrip edici uygulamalarını gizleyenler artık ortaya çıkmıştır ama bunu gidermek her Kürdün ortak çabasını gerektirir.

              Kuzey Kürdistan’da tahmini rakamlara göre en az yirmi milyon Kürt yaşamaktadır. Abartarak söylüyorum bunun yaklaşık dörde biri PKK nin etkilediği ve şöyle yada böyle harekete geçirdiği Kürt olsun. Geriye kalan yaklaşık 15 milyon Kürt nerde? Ne zaman doğrudan kendi adına ve kendini temsilen örgütlenecek ve eyleme geçecektir? Ne zaman kendisinin olmayan ancak kendi adına yapılan yanlışa dur diyecektir?  Bu olmadıkça mevcut tablo Kürtler lehine değişmeyecektir.

              Keşke bunları yazmak zorunda olmasaydım.

2 Kasım 2008                                                                  Hıdır YALçIN
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe