Kobani; Kürtler Açısından Pahalı Bir Tecrübe, Değerli Bir Zaferdir
Kobani, Kürt iç politikasında ötekileştiren, partisel-örgütsel çıkarları her şeyin üstünde tutan, düşmanlık ve çatışma tohumları eken yaklaşımların ne kadar anlamsız ve Kürtlere zarar verdiğini bir kez daha kanıtlamıştır. Kürtler arasında düşmanlık ve çatışmayı meşru gösteren, bunu esas alan ve sürdüren yaklaşımlar ulusal bir suçtur.
Hıdır Yalçın
01.02.2015 - 00:02
Kobani’de saldırgan IŞİD’e karşı savaşan Kürt güçleri zafer kazandı. Henüz sonuçlanmamış bir savaş ve kesinleşmemiş bir zafer olsa da o sürecin başlangıcı niteliğindeki bir zaferdir bu. Coşkuyla kutlamak ve selamlamak her kürdün ve IŞİD düşmanlarının hakkıdır.

Kobani; Kürtler açısından pahalı bir tecrübe ve değerli bir zaferdir. Pahalı bir tecrübedir çünkü çok ağır bedeller ödendi. Değerlidir çünkü ağır bedeller ödense de Kürt tarihi açısından çok öğretici sonuçları olan bir zaferdir. Bu zaferin kazanılmasında başta Kürtlerin, uluslararası koalisyon güçlerinin ve katkı sunan bölge devletlerinin ama esas olarak da Kobani’de savaşan Kürtlerin payı vardır. Kürt siyasi temsilcilerinin bu direnişe destek veren ve katkı sunan devletlerin hakkını teslim eden açıklama ve mesajları önemli ve son derece isabetli olmuştur.

Kobani başarısının yol açtığı coşku ve sevinci, ortaya çıkardığı tarihi sonuçları doğru okuma ile birleştirebilirsek, bu direnişe daha anlamlı ve kalıcı bir değer biçmiş olacağız.

Kobani’ nin Kürtler açısından pahalı bir tecrübe olduğunu iddia ettim. Çünkü Güney Kürdistan’da yaşanan süreç doğru değerlendirilip gerekli sonuçlar çıkarılmış ve bu sonuçlar iç ve dış politikaya yedirilmiş olsaydı, daha az bir bedel ödenerek ve daha kısa zamanda büyük bir zafer kazanmak mümkündü. Bir zamanlar kendi içinde düşmanca bir yaklaşım ve çatışmalı konumda olan güçler, birlik ve ortak mücadele noktasına gelmeden ulusal bir zafer kazanmanın mümkün olmadığını acı bir tecrübeden sonra ve geçte olsa anladılar. Aralarındaki ayrılık ve güç mücadelesi ne olursa olsun IŞİD saldırılarına karşı birlikte savaşma konusunda tereddüt etmediler. Hala aşılması gereken sorunlar olsa da bu noktaya varmış olmaları sadece Güney Kürdistan güçleri açısından değil tüm Kürtler ve Kürdistan parçaları açısından öğretici bir süreçtir. Ama maalesef yakın tarihimiz ve Güney Kürdistan gerçeği yeterince “öğretici” olmamış olmalı ki, Kobani gibi pahalı bir tecrübeyi yaşamak zorunda kaldı Kürtler.

Kobani bir kez daha göstermiştir ki, bu zafer bir partinin ve ona bağlı silahlı bir gücün kendi başına direnerek elde edemeyeceği kadar büyüktür. Bu noktada şu soruyu sormak isabetlidir. Eğer Peşmerge kuvvetleri Kobani’ye gitmemiş olsaydı ve uluslararası güçlerin sağladığı destek olmasaydı durum ne olurdu? En iyimser sonuç Kahramanca bir yenilgi olurdu. Bu, Kürtlerin dünü ve bugünü açısından yeni bir sonuç olmayacaktı çünkü geçmiş Kürt tarihi baştan sona kahramanca yenilgi tarihidir. Dolayısıyla bugün kazanmak için Kürtlerin direnmekten daha fazla şeye ihtiyacı var. İçte ve dışta akıllıca yapılan ve ulusun çıkarlarını esas alan reel ve sürdürülebilir bir politikaya ihtiyaç vardır. Ulusal güçlerin tümünü kapsayan birlikten ve politikadan yoksun bir direniş kahramanca ve değerli olmakla birlikte yenilgiye mahkûmdur.

Kobani, Kürt iç politikasında ötekileştiren, partisel-örgütsel çıkarları her şeyin üstünde tutan, düşmanlık ve çatışma tohumları eken yaklaşımların ne kadar anlamsız ve Kürtlere zarar verdiğini bir kez daha kanıtlamıştır. Kürtler arasında düşmanlık ve çatışmayı meşru gösteren, bunu esas alan ve sürdüren yaklaşımlar ulusal bir suçtur. Her Kürdün kendi vatanını ve ulusunu savunma, bunun için mücadele etme hakkı vardır ve bu karar kendisine aittir. Bir parti veya örgüt kimin vatanı ve ulusu için mücadele edip etmeyeceğine karar veremez. Kobani’de kazanan Kürtlerdir, bir parti ve ona bağlı silahlı güç değildir. O zaman bu sonucu sadece Kobani ve Kürdistan’a Rojava için değil tüm Kürdistan parçalarında iç politikaya yansıtmak, mevcut yanlış ve eksikliklerden hızla uzaklaşmak ulusal davaya, geçmiş tarihimize ve Kobani’de elde edilen zafere değer biçmenin ve sahip çıkmanın bir gereğidir.

Kürt dış politikası açısından da Kobani’ nin ortaya çıkardığı çarpıcı sonuçlar vardır. Uluslararası koalisyon güçlerinin sağladığı desteğin Kobani zaferinde önemli bir pay sahibi olduğunu kimse inkâr edemiyor. Kürtler dış politikasını şu ana eksene oturtmalıdır diye düşünüyorum. Kürdün ezeli ve ebedi düşmanı yoktur. Bir dönem düşman olanlar dost, dost olanlar düşman olabilir. Kin ve nefret savaşı besleyen ve bileyen, politikayı ise körelten duygulardır. Politikaya duygular değil akıl ve çıkarlar yön vermelidir. Bu açıdan bir defa Kürt dış politikasını bazı “anti-…”lerden kurtarmak gerekir. Kürt ve Kürdistan’ın ve onun adına yürütülen mücadelenin çıkarları hangi güçle ve devletle ne zaman ve nerede nasıl bir ilişki ve ittifak kurmayı gerektiriyorsa o adımı atmak yerindedir. İdeolojik doğmaların ve onların şekillendirdiği ilkelerin esiri olmak politikada yaratıcılığı ve değişkenliği öldürür. Kürtlerin haklarına saygılı ve destek sunan politikaları devam ettiği sürece buna uygun davranmak ne kadar doğruysa, düşmanca bir pozisyona geçtiklerinde ona göre karşı durmakta o kadar yerinde olacaktır. Dolayısıyla soğuk savaş döneminden kalma argümanlar ve söylemlerle günümüzün Kürt dış politikası sürdürülemez. Sanki anti-Amerikancılık, anti-necilik Kürtlere ihale edilmişçesine sürdürmek gerçekçi değildir. Kobani’de IŞİD’e havadan bomba yağdıran koalisyon güçlerini alkışlarken aynı anda anti-Amerikancılık yapmak bir çelişkidir.

Güney Kürdistan ve Kürdistan’a Rojava’da IŞİD’e karşı yürütülen mücadeleden çıkarılması gereken daha başka önemli sonuçlar vardır elbette. Özellikle askeri taktik ve teknik açıdan yeniden irdelenmesi gereken bir süreçtir. Bunun da yapıldığı ve yapılacağı kanaatini taşıyorum. Kuzey Kürt siyaseti başta olmak üzere tüm Kürtlerin bu süreçten önemli dersler çıkaracağını ve bunu güncel politikaya yansıtacaklarını düşünüyorum. Nihai zafer kazanmak ve Kürt meselesini hakkıyla çözmek için bu şarttır.

Kobani zaferinin en büyük kazanımı Kobani ’yi IŞİD güçlerinden temizlemekten daha çok, bunun nasılına yanıt olması ve ulusal birlik ve mücadelenin vazgeçilmez olduğunu bir kez daha ortaya çıkarmasıdır.

28 Ocak 2015 Hıdır Yalçın

Etiketler: hıdır yalçın,kobani, ypg,peşmerge, güney, kürdistan, parti, örgüt, zafer