Kürt Rönesansı ve Giyotin

Kürtler kendini tartışıyor ve kürtler tartışılıyor.

Hıdır Yalçın
13.09.2004 - 02:04

Kürt sorununun çözümü ekseninde yoğunlaşan tartışmaların giderek hız kazandığı bu aylarda ve günlerde her güç bir biçimiyle bu tartışmaya iştirak ediyor. Dünya siyasetinde belirleyici olan devletlerden tutalım, sokaktaki insana kadar siyasetin değişik yelpazesinde yer alan kesimlerin konuyla yakından ilgili olması tartışılan sorunun etki alanının genişliğiyle bağlantılı bir olaydır. Çözümü ya da çözümsüzlüğü bölge ve dünya siyaset dengesini derinden etkileme özelliğinde olan kürt meselesi ; bugün, nasıl bastırılırdan çok,nasıl çözülür çercevesinde tartışılmaktadır.Bu tartışmanın en önemli tarafı hiç şüphesiz kürt cephesidir.

Egemen sistemleri sorgulama ve ona karşı mücadele temelinde kendisini var eden kürt ulusal hareketi,şimdi yeni bir sorgulama yaşıyor. Egemen sistemleri sorgulamak kadar kendini sorgulama temelinde yeniden yapılanmayı bir ihtiyaç olarak görüyor. Bu noktada giderek yoğunlaşan tartışmalara tarihi önemde bir değer atfetmek yerindedir. Salt egemen sistemleri sorgulama temelinde oluşacak yeni kürt kimliği ciddi eksiklikler içerecektir. Onun ayrılmaz bir boyutu olan Kürt siyaset cephesinin kendini sorgulaması,yanlışlıklarından ve hastalıklarından arınarak demokratik bir içeriğe kavuşması Kürt halkının olmazsa olmazlarından biridir. İşte bugün yaşanmakta olan tartışmaları bu çerçevede ele almak ve katılmak doğru bir tutumdur.

Bu süreci Kürt toplum ve siyaset yapısında bir rönesans ve reform dönemi olarak adlandırmak isabetli bir tesbittir. Egemen sistemlerin dokunulmaz ve aşılmaz tabular olarak kurt halkının ruh ve düşünce dünyasına hükmettiği yılları geride bıraktık. Hiç şüphesiz bu büyük bir bilinç ve mücadele ile gerçekleşti. Ne var ki Kürtler kendisini tüketen bu tabulaşmış sistemlerden kurtulurken kendine yeni tabular yaratma gibi bir duruma da yol açtılar.Şimdi en büyük açmazını, yücelik atfettiği tabulaşmış kurumların ve kişilerin varlıkları oluşturmaktadır.Bugün ki tartışma bunu sorgulamaya ve aşmaya dönük olduğu için anlamlıdır.

Akıcı yaşam gerçeği ve bilimsel öğreti, bize dokunulmaz ve aşılmaz özellikte olan hiç bir düşünce ve kurumun olmadığını göstermiştir. Hele ölümlü bir varlık olan insan,konumu ne olursa olsun dokunulmaz bir statüde olamaz. Bir yerde kişiler ve kurumlar dokunulmaz hale getirilmişse orada açığa çıkmasından korkulan ve milyonlardan gizlenen büyük ayıplar,zayıflıklar,suçlar ve adaletsizlikler var demektir. Kişiler ve kurumlar,sorgulamadan inananların var olduğu yerde tabulaşır ve dokunulmaz varlıklar olarak kendilerini devam ettirirler. Bu tip yapılanmalar güçlü ve istikrarlı görünmekle beraber bilimsel eleştirel aklın aydınlatıcı gücü karşısında,tıpkı buzun güneşin yakıcı etkisi altında erimesi gibi, hızlı bir çözülme sürecini yaşarlar. Fanatik bir direnç ve her türlü yasakçı,kaba engelleyici yönteme rağmen (ömrünü biraz uzatması mümkün olsa da) çözülmeyi ve aşılmayı önleyemez. Avrupa tarihinin en önemli dönemecini oluşturan Rönesans ve Reform süreci incelenirse büyük gücü temsil eden Katolik papazların giyotine dayanan dirençlerinin, kültürel , düşünsel ve siyasal aydınlanma karşısında nasıl yenildiğini görmek mümkündür. Günümüzde dini fanatizme dayanan tarikatçı yapılanma ve sistemlerin bilimsel teknik gelişme ve demokratik aydınlanma karşısındaki çözülüşleri bu konuda gösterilecek somut örnek durumundadır. Aynı süreç sol dogmatik ve otoriter yapılanmalar içinde işlemektedir. Kürt cephesi de kendi içinde böyle bir süreci yaşıyor.

Yaşanan tartışmaların Kongra Gel in eleştirisi temelinde yoğunlaşması doğal ve anlaşılır bir durumdur. Çünkü Kongra Gel kendisini Kürdün dokunulmaz ve aşılmaz tabusu haline getirmiştir. Tekelci siyaset anlayışı,dogmatik düşünce tarzı,anti demokratik yönetim ve örgüt anlayışı ve Kürdün Kürtten başka dostu yoktur biçiminde ifadeye kavuşturduğu politikalarıyla, kürt sorununun çözümü, kürt demokratik aydınlanması ve yapılanması önünde en ciddi engel haline gelmiştir. Bu yapılanma aşılmadan Kürtlerin kendi demokratik çözümlerini üretmesi zordur ama imkansız değildir.

Kürt cephesinde başlayan yeni tartışma ve yapılanma sürecinde PWD biçiminde somutlaşan girişimi önemsemek,anlamaya çalışmak ve değer biçmek gerekir. Bu noktada gelişen bazı yaklaşımlara ve değerlendirmelere açıklık kazandırmaya ihtiyaç vardır. Kendisini dokunulmaz bir tabu haline getiren Kongra Gel, fanatik bir saldırganlık içerisinde giyotinlerini hazırlamış durumdadır. Tıpkı Katolik papazlarının vaazları gibi toplantı üstüne toplantı yaparak "şeytan taşlamakta" ve PWD mensuplarının katli vaciptir demektedir. İçte yoğun tutuklamalar, baskıcı ve yasakçı tedbirlerle demokratik aydınlanma süreci önlenmek isteniyor. Kısacası korku iş başında.Kongra Gel her zaman vaaz vereceği bir inananlar topluluğunu yanında bulabilir ve yine cellat rolü yükleyeceği bazı fanatikleri bulmakta zorluk çekmez. Ama bu yaklaşımlarıyla kürt çözümüne ve demokratikleşmesine olumlu hiç bir katkı sağlayamaz. Hemen belirteyimki PWD kişiye endeksli bir oluşum değildir. Demokratik değişim ve çözüm anlayışına dayanan bir süreçtir. Bazı etkin üyeleri yok edilse bile bu süreç kesintisiz işleyecektir.

PWD girişiminden rahatsızlık duyan ve boğmak için Kongra Gel den daha önce davranmaya çalışan bazı sesler var ki, onlarında derdi başka. Kongra Gel kürt siyaseti üzerindeki büyük tekelini kaybetmekten korkuyor. Saldırganlığının temelinde bu var. Bazıları ise, küçük ve etkisiz de olsa işgal ettikleri marjinal muhalefet konumunu kaybetmekten korkmuş olacaklar ki, bilimsel görüş ve siyaset açısından fazla değer taşımayan küfür ve hakaretle PWD yi hedefliyorlar. Bu tutumu eleştiriyor ve sahiplerini gözden geçirmeye çağırıyoruz.

Şunu belirtelim ki, PWD Kongra Gel ve Kürt siyaset cephesindeki açmazların, yanlışların ve tabulaştırılmış olguların bilimsel eleştirisine dayanan sorgulamanın bir ürünüdür. Kongra Gel sisteminden kopup geldiğimiz doğru. Dolayısıyla otuz yıllık mücadelenin günahlarından da, sevaplarından da sorumluyuz. Geriye dönüp baktığımızda sistemden ve her birimizden kaynaklanan hata ve yanlışların yol açtığı acı sonuçları görüyoruz. Şunu yapmamalıydım dediğimiz o kadar çok şey var ki. Bu noktada bir vicdan sorgulamasını da yaşadığımızı açıkça ifade edelim. Ama bu yaşadığımız mücadele gerçeğinin tümü değildir. Kendi adıma altını çizerek belirteyim ki, geçmişimden utanç duymuyorum ama hata ve yanlışlarımdan ve bunların yol açtığı olumsuz sonuçlarından pişmanlık duyuyorum. Bundan dolayı halkımdan özür diliyorum. Bu özür yanlışları ve sonuçlarını ortadan kaldırmasa da?

Herşeye rağmen yeni başlangıçlar yapmak her zaman mümkün ve gereklidir. Bu bakımdan yaşanan yeni tartışma ve çıkış sürecini iyi değerlendirmek gerekecek. Sürece cellat kılıcıyla, küfür ve hakaretleriyle dur diyerek katılanlarda olacak, pozitif eleştiri ve emekleriyle katılanlar da olacaktır. İman gücüne sarılarak mantığı devre dışı bırakanlar sürecin olumlu ve sürükleyici aktörleri olamazlar. İnanç dogmatikler için tatmin edici olabilir ama yeni hiç bir gelişmeye imkan vermez. Bilimsel eleştirel düşünceye dayanan ve kürt sorununu çözme misyonuyla ortaya çıkan PWD bu sürece olumlu ve etkin bir katkı sağlama iddiasındadır. Bunu tüm kesimlerden kürt yurtseveriyle, demokrat siyasetçi ve aydınlarıyla, parti ve kurumlarıyla paylaşmak PWD nin temel yaklaşımıdır. Kürt çözümü buna büyük bir ihtiyaç duymaktadır.

Hele savunduklarınız doğrudur deyip aktifleşmeyenler artık çaresizliğin melodisini çalmaktan vazgeçse iyi olur.

Gelin bunu birlikte yapalım.

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe