Kürt Ulusal Çözüm Belgesi ve Ulusal Temsil Heyetini Yaratma İhtiyacı

Yapılması gereken Kürt siyasetinin değişik yelpazesinde yer alan siyasetçi, aydın, sanatçı, akademisyen ve hukukçuların bir araya gelerek, tüm Kürtlerin mutabık kalacakları bir Kürt Ulusal Çözüm Belgesi hazırlaması, halkımıza ve siyasi güçlerine sunmasıdır.

Hıdır Yalçın
23.12.2004 - 08:55

AB, Türkiye ile müzakerelere başlamak için 3 Ekim 2005
tarihini belirledi.AB ?ne tam üyelik için hala uzun bir yol kat etmek
durumunda olan Türkiye için müzakere tarihi almak,kapıdan içeri girmek
anlamında atılmış önemli bir adım elbette.Bundan sonraki sürecin nasıl
seyredeceğini hep birlikte izleyip göreceğiz.Ancak müzakere tarihi almak
Türkiye?nin işini daha da kolaylaştırmak yerine zorlaştırdığı
söylenebilir.Çünkü artık karşı karşıya olduğu problemleri AB normlarına
uygun halletmek zorundadır. AB Sürecinin biz Kürtleri ilgilendiren boyutu
üzerinde durmak başkaları adına işgüzarlık yapıp tespitlerde bulunmaktan
daha doğru ve yerinde olacaktır kanaatindeyim.

AB-Türkiye arasında müzakere tarihinin belirlenmesine
ilişkin görüşme ve tartışmaların yapıldığı bir süreçte Kürt siyaset
cephesi hararetli bir tartışma sürecine tanık oldu.Kuzey Kürdistan?lı
Kürtler Ne İstiyor? Sorusu etrafında yoğunlaşan ve hala devam eden
tartışmalar hiç şüphesiz önemlidir.Kim doğru kim yanlış yapıyor tartışmasına
girmek yerine,artılarıyla eksileriyle böyle bir tartışmanın yararlı ve
gerekli olduğuna inananlardanım.Yalnız söylediklerinin arkasında durmamak
gibi,hele kürde hiç yakışmayan tutumları yadırgadığımı da belirtmeliyim.

Kürtlerin ne istediğine ilişkin tartışmalar yeni
değil.Ancak bugün içinden geçtiğimiz koşullarda bu sorunun yeniden
sorulması ve net cevap bulunması gerektiği açık.Bunu yaparken şu önemli
hususu gözetmek gerekiyor diye düşünüyorum.Tartışmanın amacındaki netlik
kadar,bunun gerektirdiği yurtsever sorumluluk ve ciddi çaba.Bu bakımdan
yürüyen tartışmaları ulusal taleplerde netleşmek ve Kürt halkının en geniş
kesimlerinin ? evet bunlar bizim taleplerimiz ve sonuna kadar arkasındayız?
diyebileceği ortak konsensüse varma amacını taşımalıdır.Bu eksende
düşündüğümde ciddi eksiklikleri olduğunu söylemek durumundayım.

Şimdi gelinen noktada Kürtler ne istiyor sorusu kadar
ve hatta daha fazla, istediklerini nasıl gerçekleştirecektir sorusu önem
kazanmış bulunmaktadır.Dolayısıyla ne istediğimizle , nasıl
gerçekleştireceğimiz meselesini birlikte ele almak ve mutabık kalacağımız
sonuçlara ulaştırmak yurtsever çizgide sorumlu ve ciddi bir duruşun
gereğidir.Tartışmalar daha da sürdürülebilir ama bence yürütüldüğü kadarıyla
bile hangi Kürt partisi,siyasetçi ve aydınının ne istediği açığa
çıkmıştır.Bundan sonrası bir tekrar olacaktır.Yapılması gereken Kürt
siyasetinin değişik yelpazesinde yer alan
siyasetçi,aydın,sanatçı,akademisyen ve hukukçuların bir araya gelerek,tüm
Kürtlerin mutabık kalacakları bir Kürt Ulusal Çözüm Belgesi hazırlaması,
halkımıza ve siyasi güçlerine sunmasıdır.Bu çok önemli bir adım olacak ve
bunu yapabilecek, yüreği ve vicdanı temiz çok sayıda Kürt siyasetçi,aydın ve
hukukçusu vardır.Böyle bir girişimin başlaması için bir yerlerden ?başlayın?
işareti beklemeye gerek yoktur.Yurtsever inisiyatif ve cesaret böyle onurlu
bir adımı atmak için yeterlidir.Ortaya çıkacak Kürt Ulusal Çözüm Belgesini
tüm Kürt partileri,siyasetçi ve aydınları,ulusal kurumları ve sivil toplum
örgütleri desteklediklerini ve arkasında olduğunu açıklayarak sahip
çıkmalıdır.Hiç şüphesiz böyle ciddi ,Kürt Ulusal Çözüm Belgesi ve
Muhataplığını ortaya çıkarmayı hedefleyen bir girişim her şeyden önce
Kürtler arası bir müzakere sürecini şart kılar. Çözüm belgesini hazırlayan
heyet hem böyle bir müzakere sürecini yürütme sorumluluğunu üstlenmeli ve
hem de ortaya çıkacak mutabakat ardından Kürt halkını temsilen ve ulusal bir
heyet olarak görüşme sürecine dahil olmayı amaçlamalıdır.

Bazı çevreler şimdiye kadar bu konuda yapılmış
girişimlerin,hazırlanmış proje ve talepler listesinin olduğunu,hatta
kendilerinin sunduklarının en doğrusu olduğunu iddia edebilir.Hatta bu
alanda bir boşluk olmadığını iddia ederek kendisini haklı görebilir.Ancak
yaşananlara ve ortaya çıkan sonuçlara baktığımızda bu görüş sahiplerini
haklı çıkaracak bir tablonun olmadığını görmekteyiz.Yani biz Kürtler hala
hepimizin üzerinde mutabık olduğu bir ortak konsensüsü yakalamış değiliz.Bu
demektir ki, hala böyle ciddi bir sorunla karşı karşıyayız.

Ve zaten şimdiye kadar yapılanlar yeterli olsaydı
Kürt cephesinde bugün yaşanan parçalı durum olmayacaktı.Şunu unutmayalım
ki,Kürt sorununun çözümünün tartışıldığı bu önemli süreçte,sorunun çözümünü
tartışan AB ve Türkiye?dir.Sorunun sahibi olan Kürtler bir taraf olarak bu
müzakere sürecinin dışındadırlar.Bundan daha acı ve utanç verici bir durum
olabilir mi? Peki bu durum devam ettikçe hangi Kürt örgütü,partisi,siyasetçi
ve aydını doğru yaptığını,başarılı olduğunu ve ulusal onurunu koruduğunu
söyleyebilir.Kürtler yurtsever demokratik çizgide bir ulusal çözüm belgesi
ve bunu yürütecek bir ulusal heyet oluşturarak çözümde inisiyatifi ele
almazsa,o zaman ?kadere Kısmet? yaklaşımıyla yetinmek zorundadır ki,bununda
neme nem bir sonuç yaratacağını kestirmek güç değildir.Hiç bir Kürt
Yurtseverinin bunu kabul etmeyeceği aşikardır.O halde mevcut tartışmaları
böyle bir girişimle taçlandırmak,güç ve cesaret vermek ve sonuna kadar
sahiplenmek gerekecektir.Böyle bir süreç tüm Kürtlerin , ulusal birlik ve
çözüm gerçeği karşısında kimin ne konumda olduğunu anlamasına imkan
verecektir.Sapla samanı ayrıştırmak mümkün olacak ve halkın hayır ve evet
biçimindeki tercihleri sonucu tayin edecektir.

Bu kadar ciddi bir problem ve parçalı durumu yaşayan
Kürt tarafı ,bu konumunu aşmadan? Türkiye adım atmıyor,AB Kürt sorununu bir
biçimde çözecektir? türünden şikayet ve beklentilere düşmesi çaresizliğin
ötesinde bir anlam taşımaz.Bu bakımdan istediklerimizde samimi ve
ciddiysek,bunları nasıl gerçekleştireceğiz sorununu daha ciddi ele almalı ve
hal etmeliyiz.Eğer siyaset amacımız yurtseverlikten kaynaklanıyorsa bu
böyledir.Eğer siyaseti dar bireysel,grupsal çıkarlar için yapmıyorsak bu
böyledir.Eğer özgürlük bir siyasi tasarruf argümanı değil de,halkımızın
gerçekleşmesi gereken özlemiyse bu böyledir.Ve eğer ulus ve insan olmaktan
kaynaklı haklarımız Türkiye ve AB nin siyasi istismarına terk edilmeyecek
kadar önemli ise bu böyledir.

Şimdiye kadar yapılanları ulusal çözüm
belgesi,birlik ve muhatap yaratma konusunda bir zemin olarak ele almak ve bu
temelde yeni bir adım atmak gerekir.Zamana yaymadan ve bir yerlerden
beklemeden?Tüm kesimleri dikkate alan ve en temelde de ulusun çıkarlarını
gözeten böyle bir adıma ihtiyaç vardır,

Ulusal sorunu çözmeye talip olan güçlerin,yurtseverliği temel ölçü olarak kabul edip tüm sosyal kesimleri birleştirmeyi olmazsa olmaz bir politika olarak uygulaması gerekmektedir.Kendi dar ve bencil çıkarlarına uygun ve seçici bir yaklaşım ulusun büyük yurtsever potansiyelini devre dışı bırakır.Kürdistan?da hiçbir partinin böyle bir lüksü yoktur ve olmamalıdır.Kürt ulusunu kendi partisine bağlı kadro ve kitle tabanı ile sınırlı gören ve bu anlayışla benimsediği program ve öne sürdüğü çözüm modelini tüm ulusu temsil iddiasıyla dayatan particilik anlayışı ve siyaset tarzı iflas etmiştir.Dolayısıyla aşılmıştır. Yurtseverlik ve demokrasi ulusal birliğin değişmez ilkeleri ve çözümün gerçek güç kaynağıdır.

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe