Sınır Ötesi Operasyon yada Örtülü Savaş:Hedef Özgür Kürdistan
          İkide bir G.Kürdistan yönetimini “aşiret reisleri” olarak tanımlayıp,”bir zamanlar bizim verdiğimiz kırmızı pasaportlarla dolaşanlar şimdi karşımıza devlet başkanı olarak çıkıyorlar” diyerek kinlerini kusmaları onurumuza dokunuyor. Ve hemen şunu hatırlatmak gerekiyor bunlara diye düşünüyor insan. Peki senin bugün övündüğün seksen küsur yıllık cumhuriyetini, Atatürk Kürt aşiret reisleri ve ileri gelenlerinin eteğini öperek kurmadı mı? öyle ya. Erzurum ve Sivas Kongrelerinin özü buydu işte.
Hıdır Yalçın
06.02.2007 - 12:42
SINIR öTESİ OPERASYON YA DA öRTüLü SAVAŞ HEDEF öZGüR KüRDİSTAN!  

              Türkiye, Kerkük ve PKK gerekçesine oturttuğu sınır ötesi operasyonu tartışmaya devam ediyor.

              “Bu ülkede güvercinlere dokunmazlar” diyen ve “güvercin ürkekliğiyle” yaşamaya çalışan Hırant Dink’in öldürülmesinin gölgesinde kalan Kerkük, PKK ve sınır ötesi operasyon tartışması karşımıza muhtemel üç seçenek ve üç sonuç çıkarıyor.

              öncelikle Kürtler açısından bazı değişmezlerin altını bir kez daha ve önemle çizmek gerekiyor.

              Başta Bağımsız devlet kurma hakkı olmak üzere Kürtler Kendi Kaderlerini özgürce belirleme hakkına sahiptirler.

              Kürt sorununun çözümü olmazsa olmaz bir seçenek olarak bu soruna muhatap olan egemen ülkelerin karşısında durmaktadır. Kürt halkının özgür iradesini ihtiva edecek şekilde bu sorun ya çözülecek ya çözülecektir.

              Kerkük Kürtlerindir. Kerküksüz Kürdistan ölü Kürdistan’dır.

              Kürtler arası çatışma dönemi, Sayın Başkan Mesut Barzani’nin de ifade ettiği gibi sona ermiştir.

              Türkiye politikalarını belirlerken bu hususları lütfen göz ardı etmemelidir. Artık bunları sindirmeli ve bu değişmezleri yadsımadan gerektiği gibi davranmayı öğrenmelidir.
 
              İkide bir G.Kürdistan yönetimini “aşiret reisleri” olarak tanımlayıp,”bir zamanlar bizim verdiğimiz kırmızı pasaportlarla dolaşanlar şimdi karşımıza devlet başkanı olarak çıkıyorlar” diyerek kinlerini kusmaları onurumuza dokunuyor. Ve hemen şunu hatırlatmak gerekiyor bunlara diye düşünüyor insan. Peki senin bugün övündüğün seksen küsur yıllık cumhuriyetini, Atatürk Kürt aşiret reisleri ve ileri gelenlerinin eteğini öperek kurmadı mı? öyle ya. Erzurum ve Sivas Kongrelerinin özü buydu işte.
 
              Herhalde tarih denilen olay bir de böyle bir şey. En çok korktuğunu bir bakarsın karşına dikiverdi. Türkiye Cumhuriyeti devleti bugün o çok korktuğu gerçekle karşı karşıya kalmanın inanılmaz dehşetini yaşıyor. Kerkük ve PKK eksenine oturttuğu Irak ve G.Kürdistan politikası bu psikolojik atmosferde şekillenmektedir.

              Kerkük’ün statüsünün belirleneceği referandumda ortaya çıkacak sonuç fiilen olduğu gibi siyaseten ve anayasal olarak Kerkük’ün Kürtlere ait olduğunun kesinleşmesidir. Peki, bu ne demektir? Bu Kerkük meselesinde tarihsel olarak yapılan yanlışların düzeltilmesi ve geçmişe ait bu kararların hükümsüz olduğunun ilan edilmesidir. İkinci önemli nokta ise, Kerkük petrollerinin Kürtlere ait olmasıdır. Türkiye bu iki sonuçtan da müthiş ürkmektedir.

              Tabi Kerkük’ü kendine dâhil etmiş bir Kürdistan’ın giderek bağımsız devlet ilan etmenin tüm önemli koşullarına sahip olacağını bilmektedirler. O halde bu durum engellenmelidir. Buna birde Irak ekseninde yeniden yapılanma sürecine giren Ortadoğu politikalarından kendini dışlanmış hissetme duygusu eklenince Türkiye için bir biçimiyle bu sürece müdahale etmek en öncelikli seçenek haline gelmektedir. Bu nedenle özellikle PKK nin G.Kürdistan’daki askeri varlığı gerekçe gösterilerek Sınır ötesi operasyon ya da örtülü savaş baş seçenek olarak gündemleştirilmektedir.

              Türkiye de G.Kürdistana müdahale konusunda iki egemen görüşün olduğu bilinmektedir. Biri direkt sınır ötesi operasyon görüşüdür. Bu görüşe göre, ya ABD, Irak ve Kürdistan’i güçler PKK ye yönelik bir operasyon yaparlar, ya Türkiye’nin Kandil’e operasyon yapmasına izin verirler.

              Aklın yoluna bakın. Türkiye herkesi aptal sanıyor. Her iki durumda da kendisinin kazançlı çıkacağını hesaplayan Türkiye bu hesabında yanılmıyor. Ama bunun Kürtler, ABD ve Irak güçlerince yutulmadığını bilmiyorsa yazık doğrusu.
              ABD, Irak ve Kürdistan Kuvvetleri PKK yi tasfiye etmeye dönük operasyon yapacaklar, Kürdistan bir savaş alanına dönüşecek, Kürtler arası yeni bir çatışma dönemi başlayacak ve böylece G.Kürdistan istikrarsızlaşacak, ABD nin Irak dolayısıyla Ortadoğu planı başarısızlığa uğratılacak vs.vs.

              Ya da Türk devletinin G.Kürdistan a askeri oparasyon yapmasına izin verilecek ve böylece Türkiye PKK yi tasfiye etme adına G.Kürdistan’a askeri varlığını konumlandırarak esas söz sahibi olacak.

              Veya Türkiye’ye PKK mevzilerini havadan bombalama izni verilecek ve Türkiye bu kapsamda bazı icraatlarda bulunacak. Bu durumda PKK, Türkiye’nin ABD ve Kürdistani güçlerin onayını alarak kendisine saldırdığını düşünerek buna misillemeyi Güneye saldırarak gerçekleştirecek… Yani her üç durumda da Türkiye kazanacak. Bu olmaz, olamaz…

              İşte Türkiye bunu bilmiş olacak ki, şimdi de “örtülü savaş” eğilimini öne çıkarmaktadır. Yalçın Küçük vb.lerinin savunduğu bu görüş,  öne çıkmanın da ötesinde uygulamaya geçmiş bulunmaktadır. İşte son olarak Kerkük ‘te KDP ve YNK bürolarına yönelik gerçekleşen bombalı saldırılar Türkiye’nin örtülü savaş planının ta kendisidir. Konya’da El-Kaide ye yönelik operasyon yaptığını söyleyen Türkiye Kerkük’te el- kaide adını kullanarak örtülü savaş yapıyor.

              Hiç şüphesiz örtülü savaşın ana amacı istikrarsızlık yaratmak ve ortamı güvenilmez kılarak müdahaleye açık hale getirmektir. Bunu yaparken sadece gizli güçlerce yapılmış bazı provakatif eylemler yapmakla yetinmez. Bunun ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutlu olanları da vardır. Ve önümüzdeki süreçte başta Kerkük olmaz üzere G.Kürdistan’ın değişik illerinde Türkiye kaynaklı bir örtülü savaş sürecinin yaşanacağını bilmek ve beklemek lazım.

              Evet, Türkiye tüm bu planları yaparken ve bunları uygulamak için dayatmalarda bulunurken Kürtler eli kolu bağlı kalmaz herhalde. Ya da kimse Kürtlerden böyle olmasını isteyemez.

              Türkiye’nin şöyle yada böyle bir sınır ötesi operasyonuna hiçbir Kürt izin vermez. Mutlaka bir biçimiyle mukavemet gösterir.

              Kürtler maruz kaldıkları bir örtülü savaşa hem örtülü hem de açık savaşla karşılık vereceklerdir.

              Kerkük’e şu ve ya bu biçimde gelişecek bir Türk müdahalesi tüm Kürtleri direkt ilgilendirmektedir. Dolayısıyla Kerkük’ü savunmak tüm Kürtler için stratejik önemde ele alınacaktır. Böyle bir durumda tüm Kürt parti ve örgütleri mevcut strateji ve taktiklerini gözden geçirerek, Kerkük ün ve G.Kürdistan’ın savunulması ekseninde yeniden tanımlamak ve ona göre davranmak durumunda kalacaklardır. Yani Kerkük Amed, Mahabat ve Kamuşlu da savunulacaktır.

              Son özgürleşme ve çözüm umudu da yok edilmeye kalkışılırsa, Kürtlerden bu temelde çok şiddetli ve sınır tanımayan bir karşı direniş beklemekten başka şansınız kalmaz.

              Umarız gelişmeler bu noktaya varmaz. özgürlüğü ve barışı özleyen Kürtler tarihinin belki de son özgürleşme şansını “Ya ölüm Ya özgürlük” ekseninde kullanma tercihi ile karşı karşıya kalmazlar.  
6 Şubat 2007

Hıdır Yalçın
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe