Sipan'a Mektup (1)

Aramızdan ayrılalı kaç gün oldu hala dönmedin. Dönmeyeceksin biliyorum ama, nedense hep bekliyorum. Düşündüm ve sana yazmaya karar verdim. Hep yazacağım sana, sen aramızda olmasan da herşeyi öğreneceksin. Tabi hiç bir şey yokluğundan kaynaklanan boşluğu doldurmaya yetmeyecek.

Hıdır Yalçın
22.09.2004 - 02:12

Rivayete göre, Hz. Süleyman bir gün yoldan giderken bir karıncanın dağı delmek için uğraştığını görmüş ve ne yapıyorsun diye sormuş. Karınca dağın diğer tarafında bir dostum var, ona ulaşmak için bu dağı deleceğim demiş. Hz. Süleyman ama senin gücün yetmez ki buna demiş. Karınca ise, olsun dağı delemesem bile öte taraftaki dostum, kendisine ulaşmak için dağı delmek istediğimi bilsin yeter demiş.

İşte böyle bir şey benim çabam. Boşluğunu doldurmaya yetmese bile, hissettirmemek için uğraşıp duracağım.

Seni neden aramızdan ayırdıklarını biliyorum Sipan. Çünkü sen, ' sıfır' olmayı kabul etmediğin için gittin. Hatırladın mı bu sıfır meselesini. Hani bana anlatmıştın ya. İran' da Ali Şeraati diye ünlü bir düşünce adamıydı galiba. Umarım ismini yanlış söylemedim. Evet, Ali Şeraati, İran için çok geçerli olan bir felsefeyi çok çarpıcı bir biçimde ifade etmişti. ' İran' da Halk sıfırdır, Tanrı ise bir 'dir. Ne kadar sıfırı yan yana koyar, toplarsan ortaya çıkacak sonuç yine eşittir sıfır olur. Ama bu sıfırların önüne biri koyarsan milyonlaşırlar. Yani Tanrı her şey, kul hiç bir şeydir. İkisi bir araya geldiğinde bir şeyler olurmuş'. Kısaca tanrı-kul ilişkisi. Bunu bana anlattığında çok etkilenmiştim. Tanrıların düzenini bundan daha kısa ve çarpıcı anlatımla ortaya koymak mümkün değildir sanırım. İşte sen, önce İran' da bu felsefenin dayandığı sisteme başkaldırdın, isyan ettin, yani sıfır olmayı red ettin. Yılların, vatan topraklarından uzak, hasret yüklü ve sıfır olmaya karşı isyan duyguları içinde geçti. Halkının böyle görülmesine gönlün razı olmadı hiç bir zaman. Sürüp giden arayışın seni PKK ile buluşturdu buluşturmasına da, kaçtığın, isyan ettiğin zihniyet yeni bir adla yeniden karşına dikiliverdi. Bu felsefeye dayanan İran' daki ilahi bürokrasi yine karşında duruyordu. Ya bu yakamızı bırakmayan bir illet mi dercesine yeniden sorgulama, yeniden bir çıkış yolu arama çaban sürdü biliyorum. Bunu başardın ama, varlığını sıfırlara borçlu olan tanrıcıklar boş durmadı. Ve aldılar seni aramızdan.

Sen gideli çok şey konuşulup-yazıldı. Hepsini şimdi yazmam imkansız ama, bazı şeyleri yazmalıyım sana. Binlerce Kürdistan' lı ayrılışını acı ve gözyaşı ile karşıladı. Yürekler paramparça. Ah bir duyabilsen. Varlığını, Kürt insanını sıfır görmek üzerine kuran ve tanrılaşma rüyasından bir türlü çıkmak istemeyen, ruhu ve vicdanı kurumuş o bildiklerin dışında herkes ayakta. Çoğu seni tanımıyor, sende onları tabi. Ama seninle aynı duyguları ve hissiyatları paylaşmaları, seni haykırmalarına yetiyor.

Ölümden korkanlar, öldürmenin caydırıcı olacağına inanırlar. Yani sana kıyanları kastediyorum. Ne büyük gaflet değil mi? Fakat öyle düşünmeye ve davranmaya devam etsinler. Ta ki, sıfır olmayı kabul etmeyen insanların ölüme meydan okuduklarını öğreninceye kadar.

Asıl yazmak istediğim konuya gelmek istiyorum, Sipan.. .

Bu kadar da vicdansızlık, namertlik olur mu diyeceğini bildiğim halde yazacağım. Otuz yıllık ulusal demokratik kazanımlarımızı, devlete hakim ulusal devletçi Kemalist güçlere peşkeş çeken, kendileri gibi milyonları sıfır gören İran rejiminin gönlünü hoş etmek için yalvar-yakar olan o Ankara ekibi, seni aramızdan almalarına rağmen biz yapmadık diyorlar.. . . Zaten başka bir açıklama beklemiyorduk. Tuhaf değil yani, tamda kendilerine yaraşır olanı yaptılar aslında. Biraz yiğit olsunlar diyeceksin ama, ne gezer. Kürtlüğe, insanlığa ait ne kalmış ki onlarda.. . Yiğitlik bir erdem, bir insan ve Kürtlük özelliği. Bunları benden daha iyi tanırsın, fazla uzatmak istemiyorum. O Kirli suyun(kara değil) ağzından dökülenleri mide bulandırıcıdır diye yazmayacağım.

Doğrusu, Osmanlıyı, Fars ı aratmayacak cinsten, Hizbullah tarzı bu cinayetlerin Kürtlük adına ve Kürtlere karşı kullanılması lanetini gördükçe, bu zihniyeti ve ona dayanan sistemi aşma kararımızın ne kadar doğru ve anlamlı olduğunu binlerce kez kendime tekrarlayıp duruyorum. Belki de şimdiye kadar Kürtler için yaptığımız en hayırlı iş budur diye düşünüyorum. Eğer seni yarın şehit ilan eder, anına ağıt yakarlarsa şaşma. Neden yapmasınlar ki, nasıl olsa henüz kendilerini dinlemeye ve inanmaya hazır sıfırları var etraflarında. Gerçi onu da her gün ve hızla tüketiyorlar. Tıpkı Avrupa' nın reform ve aydınlanma döneminde olduğu gibi. Bir zamanlar Mazlumun yanında ve mazlumu savunan kilisenin, imparatorlukla birleşip zulüm eder hale geldiğini gören milyonların papazlara başkaldırısı gibi, uyanan müritlerin isyanı da yükseliyor, 'bizim tanrılara' karşı. Sadece Kuzey de değil, Doğu Kürdistan'da da böyle bir dalga yükseliyor.

Kongra-Gel, İran mollalarını sevindirdi. Ama senin ardından yükselen dalganın her gün büyüyeceği korkusu, onların sevincini bastırdı. Sevinçleri, korkularının elinde can çekişiyor. Yanlış hesap yaptılar. Onlarında sıfırları hızla tükenecek ve tanrıları yalnız kalacak. Zaten o süreç işliyordu, şimdi hız kazanacak.

Evet Sipan. Bu sana gönderdiğim ilk mektup. Şimdiye kadar hiç mektup yazmadım sana, çünkü beraberdik. Bundan sonra hep yazacağım, bir ömür inan. Ömrümün sınırlarını çizemem. Yalnız ben değil, kimse çizemez ömrünün sınırlarını. Bu bakımdan ömrümün yettiği yere kadar yazacağım. Bilmek istediğin, merak edebileceğini tahmin ettiğim her şeyi yazacağım.

Kendisi olmayı, bu temelde halkının olmayı amaç edinen Sen, o saf ve temiz yüreğinle, vatan kokan düşünce ve duygularınla hep yanımızda, gönlümüzdesin. İnan o sıfırları tüketeceğiz. Tanrıları yere indirecek ve bu halkı, kendisi olmayı başaracak noktaya taşıyacağız. Tanrılar buyurmadan, kendisinin olan evet ve hayırlarını kullanacak duruma getireceğiz Kürtleri.

Umudun gerçeğe dönüşecek.


Seni Saygıyla Anıyorum.

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe