YANLIŞ HESAP…
İç ve dış faktörlerin rolü ne olursa olsun Maliki yönetimi Kerkük’e yönelmekle ve Kürtleri karşısına almakla yanlış yapmıştır. Ne pahasına olursa olsun Kürtlerin buna olur demelerini hiç kimse ve özellikle Maliki düşünmemelidir.
Hıdır Yalçın
28.11.2012 - 10:41
YANLIŞ HESAP?

?Yanlış Hesap Bağdat?tan Döner? deyimini bilmeyen yoktur.

Bağdat-Hewler hattında yaşanan son gelişmeler bu kez durumu değiştirdi. Artık yanlış hesap Bağdat?tan dönmeyecek, Bağdat yanlış hesaptan dönecek veya dönmek zorunda kalacaktır.

Saddam sonrası Irak?ta başbakan olan Caferi yönetimi başta Kürtler olmak üzere tüm kesimleri rahatsız eden uygulamalarından sonra düşürülmüş ve yerine Maliki gelmişti. Geldikten kısa bir süre sonra eskiyi aratır duruma gelen Maliki?yi pekiyi bir son beklemiyor. Çünkü büyük yanlışlar yapıyor.

Son zamanlarda ?Dicle operasyon komutanlığı? adı altında oluşturulan ve yasal hiçbir dayanağı olmayan birliklerle Kerkük?e dayanan Maliki, 140.maddeyi uygulamak yerine zor kullanarak ve ? sorunlu bölgeleri Bağdat yönetecek? diyerek diktatörce bir tutum sergilemektedir.

Hiç şüphesiz bir Kürt kenti olan Kerkük?e yönelik böyle işgalci bir yönelim karşısında Kürtler tepkisiz kalamazdı ve nitekim gerekli tutum sergilenmiştir.

Mevcut durum çatışma ve giderek içinden çıkılmaz bir sürece doğru evirilme riski taşımaktadır.

Kürt tarafı çatışmadan değil barışçıl bir çözümden yana olduğunu ortaya koymuştur. Ancak Bağdat yaptığı bu yanlış hesaptan dönmedikçe çözüm ortamının barış ve diyalogdan yana oluşması çok kolay değil. Keza çatışma her iki taraf açısından da zararlı sonuçlar yaratır.

Saddam gideli daha on yıl bile olmadı. Saddam?ın devrilmesi için Kürtleri stratejik bir ittifak olarak gören ve bunun hep böyle kalacağını söyleyen Şiilerin(tümünü kastetmiyorum, en azından malikinin dayandığı kesimler için bu böyle) iktidarı taddıktan sonra hemen Kürtlere yönelmeleri ilginçtir. Yani adeta ne kadar güçlü bir iktidar olduklarının ilk denektaşı Kürtler ve Kürdistan olmaktadır.

Yapılan yanlıştır. Çünkü artık ne Saddam döneminin dünyası ve nede Kürtleri vardır. Her şey çok değişti.

Maliki yönetiminin böyle bir yanlışa yönelmesinde birçok faktörün etkisi vardır elbette. Özellikle bölgede yaşanan gelişmeler ve güçler çatışmasının etkisi göz ardı edilemez.

Bölgede ?Şii Hilal?i korumada Irak?ı en önemli halka olarak gören İran Suriye?deki gelişmelerle birlikte buradaki nüfuzunu daha etkin kullanma çabasına girdi. Suriye?de Türkiye ile güç mücadelesine giren İran, Irak?ta da benzer pozisyon almış durumdadır.

Türkiye ve İran arasındaki durumu, Tarihteki Osmanlı imparatorluğu ile Safevî Devleti arasındaki hâkimiyet mücadelesinin günümüzün yeni koşullarında ve farklı biçimler altında sürdürülmek istenmesi olarak tanımlamak abartı olmayacaktır.

Bölgesel Kürt yönetimini Türkiye?ye daha yakın gören İran, Maliki yönetimini devreye sokarak buradaki Kürtleri kendi politikası doğrultusunda hizaya getirmek istemektedir. Türkiye?nin de benzer bir yaklaşım içinde olduğu gizli-kapaklı bir durum değildir..

Irak Cumhurbaşkanı yardımcısı Tarık Haşimi? nin yanında yer alan Türkiye, Suriye rejimini destekleyen Maliki?yi istememektedir. Bu nedenle Sünni ?Kürt ittifakına dayanarak Maliki?ye bir ders verme peşinde. Dolayısıyla Türkiye, Şii-Kürt çatışmasını en çok isteyen taraflardan biridir.

İç ve dış faktörlerin rolü ne olursa olsun Maliki yönetimi Kerkük?e yönelmekle ve Kürtleri karşısına almakla yanlış yapmıştır. Ne pahasına olursa olsun Kürtlerin buna olur demelerini hiç kimse ve özellikle Maliki düşünmemelidir.

İktidar olmakla diktatör olmak aynı şey değildir. Ama Maliki bunu aynılaştırma gayreti içine girmiştir. Yapılanlarla adeta bu coğrafyada hiçbir zaman barış ve huzur olmayacaktır tespiti hayat bulmuştur. Gerçek bu değildir ve bu durum aşılabilir.

Her şeyden önce Maliki yönetimi yanlışından vazgeçmelidir. ?Dicle operasyon Kuvvetleri? Kürt bölgelerinden çekilmeli ve ?Kerkük Arap kentidir ve Bağdat yönetmelidir? düşüncesinden vazgeçmelidir. Kerkük?ün statüsü anayasanın 140. maddesi uygulanarak belirlenmelidir.

Başta Kürtler olmak üzere Irak?taki temel siyasal bileşenlerle bir araya gelerek sorunları siyasal diyalog ve görüşmeler yoluyla halletmek en sağlıklı olanıdır.

Irak ve Güney Kürdistan barış içinde, huzurlu ve yüksek standartlarda yaşamayı hak ediyor. Bu coğrafya hep savaşlar, yıkım ve acılar yaşamak zorunda değildir. Bu toprakların sahip olduğu zenginlikler Irak?ın tüm bileşenlerini fazlasıyla doyuracak ve yaşatacak kapasitededir. Birileri istedi diye ya da seçim vb. gibi hesaplarla bu coğrafyada barış feda edilmemelidir.

Kürtler barışçıl bir halktır ve hiçbir zaman savaş isteyen ve savaşı kışkırtan bir taraf olmamıştır. Ama eğer karşı taraf savaştan başka seçenek bırakmamışsa Kürtler bu yola zorunlu başvurmuştur. Bugün Irak ve Güney Kürdistan arasında yaşanan durumda böyledir.

Umarım gelişmeler Kürtleri kendini şiddetle savunmak ve haklarını koruma seçeneğiyle yüz yüze bırakmaz.

Savaşlar ne kadar kahramanca olursa olsun sonuçları yıkıcıdır. Barışı tesis etmek ve korumak her zaman daha yapıcı ve değerlidir.


27 Kasım 2012 Hıdır Yalçın
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe