Değişim Zamanı -2-

Tüm dünyayı etkilemeye devam eden Ortadoğu’daki değişim rüzgarının Kürdistan’a yansıması çok daha çarpıcı olacaktır.
Tüm çelişkilerin düğümlendiği bir coğrafyanın merkezinde yer alan Kürdistan; hem bu değişimden şiddetle etkilenecek ve hem de bölgenin yeniden şekillenmesinde önemli rol oynayacaktır.
Ortadoğu’nun mevcut yapısından en çok Kürtler zarar görmektedir. Bu sistemin değiştirilmesi için zaten on yıllardır büyük bedeller ödeyerek mücadele vermektedir. Bu açıdan Kürt halkı bu değişim hareketinin hem öncüsü ve hem de çok etkili bir tarafıdır.
Ortadoğu’da başlayan değişim hareketinin sonunda, Kürtler açısından, her türlü ihtimali bağrında taşıyan ucu açık bir gelişmenin sağlanacağı kesindir.
Kürdistan’ı; en olumsuz halinde bile Kürt sorununun her parçada önemli ölçüde çözüme kavuştuğu parlak bir gelecek beklemektedir.
Kürdistan’ın, Arap aleminde başlayan değişim hareketinden bırakalım zarar görmesi, tam tersine stratejik mevziler kazanan ülkelerin başında geleceğini ön görmek için kahin olmaya gerek yoktur.
Ortadoğu’da Amerika ve İsrail’in en çok korktuğu ve bundan dolayı yönetimlerini değiştirmek istediği ülkelerin başında İran ve Suriye gelmektedir. Bu ülkelerin değişim hareketinde Kürtlerin rolü belirleyicidir.
İslami rejimin tasfiyesi halinde Kürtlerin çok ileri mevziler kazanması ve batılı devletlerin korkulu rüyası olan İran’ın üçe bölünmesi kesinlikle şaşırtıcı bir gelişme olmayacaktır. Kürtler İran’da bir denge unsurudur ve batının güven duyabileceği tek müttefik güçtür. Kürtler aynı zamanda Türk, Fars ve Arap rekabetinde ilgili tüm tarafların ihtiyaç duyacakları yegane dengeleyici kesimdir. Bu açıdan olası bir değişimde tıpkı Irak’ta olduğu gibi Kürtler her halükarda gücünün çok ötesinde kazanımlar elde edebilecek bir konumda bulunmaktadır.
Suriye’de Kürtler nüfusunun çok ötesinde rol oynayabilecek bir pozisyona sahiptir. Suriye Kürtlerini Güney Kürdistan’ın doğal bir parçası ve dışarıya açılan bir kapısı gibi görmekte fayda vardır. Suni Alevi rekabetinde Kürtler hangi taraftan ağırlığını koyarsa dengenin bu yöne kayacağını tüm taraflar kabul etmektedir. Bu açıdan Suriye’de Kürt sorununun çözülmesi, aynı zamanda Kürtlerin iktidara ortak olacağı anlamına gelmektedir.
Ortadoğu’daki değişim rüzgarından olumlu yönden etkilenecek parçaların başında Kuzey Kürdistan gelmektedir. Değişimin Türkiye’deki etkileri şüphesiz farklı olacaktır. Türkiye’de parlamenter demokratik sistem güçlü bir yapıya sahiptir ve Arap devletlerinde görülen ayaklanma türü bir kalkışmanın zemini yoktur.  Kaldı ki Ortadoğu’da değişimi isteyen ve bu hareketleri destekleyen ülkelerin başında Türkiye gelmektedir.
Türkiye Ortadoğu’da model bir ülke olarak rol üstlenen ve batı tarafından bu temelde örnek alınması gereken bir devlet olarak görülmektedir. Türkiye’nin bu role soyunması ve Avrupa Birliğine girmesi için Kürt sorununu çözmek zorundadır.
 Türkiye’ye biçilen rol; şoven-milliyetçi kesimlerin tepkisine feda edilemeyecek kadar stratejik bir paye atfedilmektedir. Hem Ortadoğu’daki değişimin başarısı ve hem de radikal İslamcılara karşı batının çıkarlarının korunması açısından Türkiye gibi demokratik bir modele ihtiyaç vardır.
Ancak bir kez daha belirtmekte yarar vardır; Türkiye’ye biçilen rolün başarısı Kürt sorunun çözümüne bağlıdır. Bu açıdan, seçimden sonra, hem Türkiye’nin geleceği ve hem de Kürt sorununun çözümü açısından tayin edici bir dönem başlayacaktır. Türkiye ister Avrupa Birliğine girsin, isterse dışında tutulsun her şart altında Ortadoğu’da model olmak için tahminlerin çok ötesinde daha ileri bir demokratik ana yasa yapmak ve Kürt sorununu çözmek zorundadır.
Türkiye’de Kürtlerin yakın planda devlet kurması hayli zor, hatta imkansız görünmektedir. Ancak Ortadoğu’da örnek ülke olmayı hedefleyen Türkiye’nin daha iler bir demokratik yapıya kavuşması hem Kürt sorununun çözüme kavuşmasında oldukça elverişli bir zemin yaratacak ve hem de Kürtleri önemli bir güç durumuna getirecektir. Kürtlerin Türkiye’de temel bir güç haline gelmesi, sadece Güney Kürdistan’ın savulması açısından değil aynı zamanda Araplar karşısında elini oldukça güçlendirecektir.
Kürtler açısından, Ortadoğu’da meydana gelen değişimin asıl çarpıcı bir sonucu, hiç şüphesiz, esas olarak demokrasi ve özgürlükler alanında görülecektir.
Kürt sorunun çözümü açısından, en çok barış, demokrasi ve özgürlüğe ihtiyaç vardır. Ancak kuzey Kürdistan’a egemen olan- geçmişin CHP ve bu günün BAAS partisini çağrıştıran- tekçi zihniyet yüzünden, ne yazık ki, lafzı dışında, iç barış, demokrasi ve özgürlük kadar yokluğu hissedilen başka bir kavram yoktur.
Ortadoğu’da baskıcı rejimlerin yıkılmaya başladığı bir dönemde, en çok özgürlük ve demokrasiye ihtiyaç duyan ve bu sürece öncülük yapması gereken Kürtlerin çok sesliliğe izin vermeyen ve en ufak aykırı bir çıkışa dahi şiddet uygulamaktan kaçınmayan tekelci zihniyete daha fazla sessiz kalması mümkün değildir.
Kürtler Ortadoğu’da başlayan değişim hareketinin öncüsü olmak istiyorsa en başta kendi içerisinde iç barışını sağlamak, demokrasi ve özgürlükler sahasını genişletmek zorundadır.
 

 

Kürtler; özgürlük ve demokrasiyi, sadece sorunun çözümü açısından değil, aynı zamanda ahlaki bir tutumun gereği olarak, en başta kendi içerisinde hayata geçirmekten sorumludur.        28 Mart 2011                                                             N. TAŞ (Botan Rojhılat)
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe