Erdoğan, Bush Görüşmesi;Taktik Başarı, Stratejik Yenilgi
          Amerika’nın, Türk ordusunun güney Kürdistan’ı kapsamayan ve sadece PKK’yı hedefleyen operasyonlarına verdiği desteğin başarı getirip getirmeyeceği tartışmalı bir konudur. Ancak PKK ağır bir darbe alsa bile, Türk ordusunun askeri sahada elde edeceği hiçbir zafer; Türkiye’nin, Kürt sorununun çözümü konusunda seksen yıldır sürdürdüğü imha ve inkâr politikasının kesin yenilgiye uğrayacağı bir sürecin içine girmesini önleyemeye yetmeyecektir.
Nizamettin Taş
15.01.2008 - 15:03
      Erdoğan, Bush Görüşmesi; Taktik başarı, Stratejik Yenilgi Türkiye; PKK’ya karşı sürdürdüğü savaşta sonuç almak için tüm umudunu Erdoğan, Bush görüşmesi ve ardından başlatacağı sınır ötesi operasyonlarına bağlamıştı. Bu denli yüksek beklentilerin öngörüldüğü Beyaz Saray görüşmesi ve sınır ötesinde gerçekleştirilecek operasyon veya daha kapsamlı harekâtlardan herhangi bir stratejik başarının elde edilemeyeceğini belirtmek açısından son söylenmesi gereken sözü ilk başta formüle etmekte fayda vardır.    

     Erdoğan, Bush görüşmesinde; Türkiye’nin, sonu hüsranla bitecek bir sürecin içine sokulduğu anlaşılmaktadır. İlgili-ilgisiz birçok çevre, PKK’ya karşı sürdürülen savaşta Amerika’nın Türkiye’yi desteklemesini, Ankara’nın stratejik bir başarısı gibi algılamaktadır. Bu yanılgılı bir yaklaşım tarzıdır ve esas olarak Türkiye’nin tehdit sıralamasında PKK’nın birinci sırada yer aldığı varsayımına dayanmaktadır. Oysa Irak’ın Amerika tarafından işgal edilmesinden bu yana, Türkiye’nin ulusal güvenlik belgesinde yer alan ve daha sonra birçok general tarafından defalarca tekrarlanan tehdit algılamasında bırakalım PKK’nın birinci sırada yer alması, gerçekte bir tehdit unsuru olarak görülüp görülmediği bile tartışmalı bir konudur. 

      Türkiye’nin ulusal güvenlik belgesinde; Güney Kürdistan’da Kürt devletinin kurulması ve Kerkük petrol havzasının buraya bağlanması birinci ve ikinci tehdit unsuru olarak yer almakta ve altına kırmızıçizgi çekilen bu iki tehdit algılaması savaş gerekçesi sayılmaktadır. Türk devletinin başarı ve başarısızlığını; artık tehdit algılamasında neredeyse sonuncu sırada yer alan PKK’ya karşı sürdürülen savaşın sonucuna göre değil, tam tersine ulusal güvenlik belgesinde savaş gerekçesi sayılan Güney Kürdistan’daki devlet oluşumu ve Kerkük probleminin geleceğine bakarak değerlendirmede bulunmak daha isabetli olacaktır. Türkiye’nin zafer karnesine verilecek puanlar, bundan sonra PKK’ya karşı sürdürülen operasyonlar tarafından değil, güney Kürdistan’daki devlet oluşumu ve Kerkük petrol vanaları tarafından belirlenecektir.

     Erdoğan, Bush görüşmesine bu açıdan bakıldığında, PKK’nın ortak düşman ilan edilmesi dışında, Türkiye’nin Güney Kürdistan’a ilişkin olarak öne sürdüğü stratejik hiçbir talebinin Amerika tarafından kabul edilmediğini görmekteyiz. Amerika’nın, Türk ordusunun güney Kürdistan’ı kapsamayan ve sadece PKK’yı hedefleyen operasyonlarına verdiği desteğin başarı getirip getirmeyeceği tartışmalı bir konudur. Ancak PKK ağır bir darbe alsa bile, Türk ordusunun askeri sahada elde edeceği hiçbir zafer; Türkiye’nin, Kürt sorununun çözümü konusunda seksen yıldır sürdürdüğü imha ve inkâr politikasının kesin yenilgiye uğrayacağı bir sürecin içine girmesini önleyemeye yetmeyecektir. çünkü Ankara’nın PKK’yı bitirmek için başta Amerika olmak üzere Avrupa ve İsrail’den sağladığı desteğin faturası, Türk devletinin ulusal güvenlik belgesinde kırmızıçizgi olarak belirtilen stratejik birçok hedeften vazgeçmesi karşılığında verilmektedir. 

    Amerika; PKK’nın tasfiye edilmesi karşılığında Türkiye’den iki stratejik konuda adım atmasını beklemektedir. --- Güney Kürdistan’daki federal statünün tanınması --- Kuzey Kürdistan’da Kürt sorununun çözümü konusunda anayasal ve demokratik bir takım açılımların yapılması Türkiye’nin PKK’nın tasfiye edilmesi karşılığında verdiği tavizler ulusal güvenliğini doğrudan ilgilendiren kırmızıçizgilerin silinmesi ve üniter devlet yapılanmasında telafisi mümkün olmayan gediklerin açılması anlamına gelmektedir. Buna karşılık Ankara’nın PKK’ya karşı üstünlük sağlaması, sanıldığının aksine artık stratejik bir başarı anlamına gelmemektedir. Kürt probleminin çözümü konusunda PKK’nın hiçbir ülke tarafından muhatap kabul edilmediği ve Türkiye’nin güvenlik algılamasında gerilla eylemlerinin artık bir tehdit unsuru olarak neredeyse sonuncu sırada yer aldığı bir yapıya karşı Ankara’nın kendisini zafer kazanmış bir pozisyonda görmesi kadar aldatıcı değerlendirme olamaz.     
Aralık 20007 Botan Rojhılat-N.TAŞ
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe