Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi
             Amerika nın birkaç bin askeri vuruldu diye Ortadoğu dan çekileceğini sanmak büyük bir yanılgıdır. Mevcut durumda Amerika yı yenilgiye uğratacak herhangi bir güç yoktur. Amerika ya karşı direnen güçler geleceği temsil etme amaç ve hedeflerinden yoksundur. Dini fanatizm ve milliyetçi-şoven bir yapıya sahip olan bu güçlerin başvurdukları terör eylemleri ile bir sonuca gitmeleri mümkün değildir. Buna karşılık Amerika daha müdahalenin başlangıç aşamasındadır ve büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için gerekli olan her türlü rezerve sahiptir...
Nizamettin Taş
04.06.2006 - 11:36
        Amerika nın Irak ı vurmasından sonra, Ortadoğu da yeni bir dönem başlamıştır. Saddam diktatörlüğünün devrilmesi; sadece güç dengelerinin sarsılmasına yol açmamış, aynı zamanda mevcut statükoyu parçalayarak köhnemiş rejimlerin aşılması için muazzam bir zemin yaratmıştır.

         Irak müdahalesi; Ortadoğu coğrafyasının yeniden şekillenmesinin kapılarını ardına kadar açmıştır. Saddam rejiminin devrilmesi, mevcut sistemi göbeğinden parçalayarak Ortadoğu yu artık geri dönülmesi mümkün olmayan yeni bir sürece sokmuştur.

         Irak; Ortadoğu açısından pandoranın kutusu işlevini görmektedir. Saddam ın devrilmesi; pandoranın kutusunun açılmasına ve kan, gözyaşı ve acıdan ibaret olan Ortadoğu tarihi ve coğrafyasının, tıpkı Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Doğu Avrupa ve Balkanlarda meydana gelen parçalanma ve yeniden şekillenmeye benzer bir sürecin içerisine sokulmasına neden olmuştur.

         Ortadoğu nun tarihi ve toplumsal yapısı; kördüğüm olmuş çetrefilli bir dizi problemler yığınından oluştuğu için, değişim ve dönüşüm süreci, Sovyet sisteminin çözülmesinden çok daha zor ve daha uzun bir dönemi kapsayacaktır.

         çünkü

         ---Değişim sürecini karmaşık hale getiren ve kanlı ve zor geçmesini sağlayan en önemli etmen; zayıf, dağınık ve sisteme bağımlı hareket eden demokratik muhalefetin Ortadoğu nun hiçbir ülkesinde iktidar alternatifi olmayı başarmamasıdır.

         ---Amerikan müdahalesi demokratik güçlerin iktidar olmaları için son derece elverişli bir zemin yaratmasına rağmen, yüz yıllardır yoğun baskı altında sindirilerek kısırlaştırılan muhalefetin, mevcut rejimler tarafından ayrıca din ve milliyetçilik kisvesi altında bağımlı hale getirilmesi, altın tepside sunulan birçok fırsatın kaçırılmasına neden olduğu kadar aynı zamanda statükocu güçlerin ömrünün uzamasına yol açmaktadır.

         ---Bölge gericiliği; mevcut statükonun parçalanmasını önlemek için demokratik muhalefetin yeteneksizliğinden yararlanarak büyük bir direnç göstermekte ve El Kaide benzeri terörist örgütlere mümkün olduğu kadar çok sayıda Amerika askerini öldürterek müdahalenin genişlemesini önlemeye çalışmaktadır.

         ---Ortadoğu da kördüğüm olmuş sorunların çözümüne bir kılıç darbesi indiren Amerika nın izlediği müdahale stratejisinin altı doldurulmuş değildir. Bir çok taktik hatanın dışında ayrıca değiştirmek istediği sistemin egemen güçleri ile stratejik ittifak içerisinde bulunması, yapılan müdahalenin rayından sapması ve Amerika nın giderek bir çıkmaz içerisine girmesinin temel nedenidir.

         İzlenen hatalı yaklaşım ve pratikten dolayı, Amerika nın Irak müdahalesinden en fazla yararlanan devletlerin başında İran İslam Cumhuriyeti gelmektedir. Irak mevcut durumda İran yanlısı Şii partilerin eline geçmiş bulunmaktadır. Amerikanın laik güçleri iktidara getirme projesi, kendisi Şii olan İyad Allavi nin seçimleri kazanmaması yüzünden şimdilik başarısızlığa uğramış durumdadır.

         Ortada şöyle bir çelişki bulunmaktadır: Amerika; kimyasal silah ve İslami terörizmi gerekçe göstererek Afganistan ve Irak a saldırmış ve Saddam diktatörlüğü ile Taliban rejimini devirmişti. Genişletilmiş büyük Ortadoğu projesi içerisinde aşılması gereken ve terör listesine alınarak hedeflenen devletlerin başında İran İslam Cumhuriyeti ve Suriye nin BAAS rejimi gelmektedir. Oysa mevcut durumda bırakalım İran İslam Cumhuriyeti nin devrilmesini, tam tersine başta Irak olmak üzere bir çok ülkede İslami parti ve Şii muhalefetin giderek güçlendiğini ve Filistin de olduğu gibi iktidara geldiğini görmekteyiz.

         Amerika nın, İran yanlısı Şii ittifakının iktidara gelmesi için Irak a saldırdığını söylemek abartılı bir yaklaşımdır. Şii toplumunun laik güçlerin denetiminde bulunması halinde Suni Arap milliyetçiliğini dengelemek ve radikal İslami hareketlere karşı koymak üzere Amerika nın böyle bir projeye kendini yatırması belki mümkün olabilirdi. Ancak Amerikan çıkarlarına yönelik esas tehdidin başta İran olmak üzere İslami hareket ve terör örgütlerinden geldiğini yakın dönem eylemlerinden gayet iyi biliyoruz. Zaten bundan dolayı Amerika İran ı vurmak için en ufak bir bahaneden bile yararlanmak istemektedir.

         Genişletilmiş büyük Ortadoğu projesinin başarıya ulaşması için başta İran ve Suriye olmak üzere birçok gerici Arap yönetiminin ve giderek mevcut Ortadoğu sisteminin tümden değiştirilmesi gerekmektedir. Amerikan müdahalesinin Irak la sınırlı kalması halinde başarılı olması mümkün değildir. Irak ta İran yanlısı Şii ittifakının iktidardan uzaklaştırılması bile artık tamamen İran İslam Cumhuriyeti ne yapılacak müdahalenin başarısına kalmıştır. çünkü İran yanlısı partilerin seçim yolu ile iktidardan düşürülmesi yakın planda artık pek olası görülmemektedir.

         Amerika; büyük Ortadoğu projesi çerçevesinde yaptığı müdahaleyi bütün bölgeye yaymak zorundadır, Irak ta çakılıp kalması halinde Vietnam dan daha beter bir yenilgiye uğrayacağından en ufak bir kuşku yoktur. çöküşün eşiğine gelmek istemiyor ve giderek Sovyetler Birliği nin akıbetine uğramak istemiyorsa o zaman başta İran ve Suriye olmak üzere bazı Arap rejimlerini aşmak zorundadır. 

         Amerika nın birkaç bin askeri vuruldu diye Ortadoğu dan çekileceğini sanmak büyük bir yanılgıdır. Mevcut durumda Amerika yı yenilgiye uğratacak herhangi bir güç yoktur. Amerika ya karşı direnen güçler geleceği temsil etme amaç ve hedeflerinden yoksundur. Dini fanatizm ve milliyetçi-şoven bir yapıya sahip olan bu güçlerin başvurdukları terör eylemleri ile bir sonuca gitmeleri mümkün değildir. Buna karşılık Amerika daha müdahalenin başlangıç aşamasındadır ve büyük Ortadoğu projesini hayata geçirmek için gerekli olan her türlü rezerve sahiptir.

         Amerika başlattığı operasyonu yarıda bırakma şansına sahip değildir. Kendi çöküşünün başlangıcı anlamına gelecek böyle bir geri çekilişi zorunlu kılan hiçbir neden yoktur. Yakın veya uzak bir zamanda, Irak müdahalesini bölgenin birçok stratejik noktasına yaymak zorundadır. Olağanüstü bir değişik durum ortaya çıkmazsa Amerika nın müdahalede bulunacağı ülkelerin başında İran ve Suriye devletleri gelmektedir. Her iki devlete yapılacak müdahalenin gerçek stratejik ittifak gücünü tıpkı Irak ta olduğu gibi yine Kürt halkı teşkil etmektedir. Amerikanın Kürtlerden başka ittifak yapabileceği alternatif bir etnik topluluk yoktur. Stratejik rol oynayan ulusların ezici çoğunluğu Amerikan karşıtı bir tutum içerisinde bulunurken işbirliğine istekli olan diğer toplumların ise Kürt halkının yerini doldurması mümkün değildir. Bu açıdan Amerika Kürt halkı ile ittifak etmekten başka bir seçeneğe sahip değildir.

         Kürt halkı açısından; Amerikanın Ortadoğu ya müdahalede bulunması tarihi bir şanstır. Amerika nın İran veya Suriye devletlerinden herhangi birisine karşı operasyona başlaması halinde bundan en ileri düzeyde kazançlı çıkacak ulusların başında Irak ta olduğu gibi yine Kürt halkı olacaktır. Kürt halkı kendi ulusal çıkarları ve ülkesinin kurtuluşu açısından Amerikanın büyük Ortadoğu projesine stratejik düzeyde destek sunmak zorundadır.

        Yok, edilme tehdidi altında bulunan ve etrafı bölge devletleri tarafından kuşatılan Kürt halkının ulusal birliğini sağlamak ve Amerika ile ittifaka gitmekten başka çaresi yoktur. çünkü Kürt halkının özgürlüğünü kazanmak için destek alabileceği başka bir alternatif güç ne yazık ki-İsrail devleti dışında- bölge devletleri içerisinde bulunmamaktadır.

         Kürt halkının asıl gücü ulusal birliğinde yatmaktadır. Büyük Ortadoğu projesinin sonuçlarından azami derece yararlanmak ve kazanımlarına göz diken bölge devletlerinin tehditlerine karşı kendini savunmak için öncelikle ulusal birliğini sağlamak ve parçalar arasında sıkı bir dayanışma mekanizması oluşturarak Amerika Birleşik Devletleri ile stratejik ittifaka gitmesi gerekmektedir.

         Azami sonuç almak açısından ulusal birlik çalışmalarına Kürdistan ın güney parçasının öncülük yapması daha doğru bir yaklaşım tarzıdır. Buna karşılık Kürdistan ın diğer parçalarının Güneyin kazanımlarını sonuna kadar savunmayı birincil görevleri olarak kabul etmeleri gerekir.

         Ancak Kürdistan geneli açısından esas hazırlık çalışmalarının giderek doğu ve güney batı Kürdistan a kaydırılması gerekmektedir. İran ve Suriye devletlerine müdahalede bulunma olasılığı çok yüksektir. Bu parçaların özgürlüğüne kavuşturulması için gerektiğinde ulusal potansiyelin her parçadan seferber edilmesi büyük bir zorunluluk arz etmektedir. Bu parçaların kurtarılması için gerektiğinde Kürt halkının her ferdi birer nefer olarak çalışmaktan asla çekinmeyecektir. Bundan dolayı parçacılık anlayışının aşılarak ulus ve ülke bilincinin Kürt halkının beynine ve kalbine yedirilmesi ve iyice sindirilmesi için yurtseverliğin temel bir kriter olarak geliştirilmesinde hayati bir önem vardır.

         Kürdistan ın diğer parçalarının yardımına koşmak demek kuzeydeki çalışmaların askıya alınması ve legal zeminde gelişen bir takım oluşumların önemsiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine Kürdistan daki tüm kazanımların savunulması ve korunması kuzeydeki mücadelenin başarısına bağlıdır. Son tahlilde Kürdistan ın kaderini yine kuzey parçası belirleyecektir. Bu açıdan hem diğer parçaları desteklemek ve hem de kuzeyin içinde bulunduğu utanç verici ve ulusal onurumuzu zedeleyen dağınıklıktan kurtulmak için bir an evvel birlik çalışmalarının somut bir oluşuma gitmesi ve hiç zaman kaybetmeden halkın örgütlendirilerek bu temelde harekete geçirilmesi gerekir.
         Başta Demokratik çalışma Grubu olmak üzere bu temelde başlatılan birlik girişimleri umut verici bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Sabote edici hiçbir girişime izin verilmeden başlatılan bu çalışmanın yurtsever tüm grup ve bağımsız şahsiyetleri kapsayacak tarzda genişletilmesi ve daha sonra önemli bir kitle gücüne kavuşturulması halinde kuzeyde alternatif bir muhatap gücünün ortaya çıkacağı ve Ortadoğu da meydana gelebilecek olası her gelişmeye karşı Kürt halkının çok daha hazırlıklı olacağı kesindir.


4 Haziran - 2006
Botan Rojhılat-N.TAŞ
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe