Irak Seçimleri; Bağımsızlık Yolunda İlk Adım

Tehlike her geçen gün daha çok artmaktadır. Güneyli güçlerin tek başına bu saldırı planlarını savuşturması mümkün değildir. Kaldı ki, tehlike Irak yada başka bir yerden değil, esas olarak Türkiye?den gelmektedir. Bundan dolayı özgür Kürdistan?ın savunulması sadece güneyli güçlere değil, daha çok kuzey ve diğer parçalara düşmektedir.

Nizamettin Taş
07.02.2005 - 11:44

Irak seçimlerinden sonra özgür Kürdistan?ı iç savaş tehlikesi ve Türkiye?nin tehditleri kadar bağımsızlık kapısını sonuna kadar aralayacak yeni bir süreç beklemektedir. Güney Kürdistan?ın geleceği henüz belirsizdir. Kürt halkının her türlü olasılığa göre kendisini hazırlaması gerekmektedir. Irak müdahalesinden sonra stratejik kazanımlar elde edilmesine rağmen, sahip olunan hiçbir mevzi garantiye alınmış değildir. Irak daraltılmış bir Ortadoğu?dur. Ortadoğu?nun sorunları çözüme kavuşmadan Irak?tan azami sonuç elde etmek mümkün değildir. Bu açıdan güneydeki kazanımları küçümsememekle birlikte, nihai başarı olarak algılamamak gerekir. Kürt-Arap, Kürt-Türkmen ve sunni-şia çelişki ve ilişkilerinin önümüzdeki dönemde nasıl bir boyut kazanacağı henüz bilinmemektedir. Başta Türkiye ve İran olmak üzere bölge devletlerinin Kürt halkının hiçbir kazanımına göz yummak istemediği ve bu mevzileri ortadan kaldırmak için her türlü plan içerisinde oldukları bilinmektedir. Kürt halkının tüm bu tehditleri sadece Amerika?ya güvenerek hafife alması, telafisi mümkün olmayan ağır yenilgilerin yaşanmasına yol açar.

Özgür Kürdistan?ın tüm bu olasılıkları dikkate alarak kendisini siyasi, örgütsel, diplomatik, askeri ve ekonomik her sahada hazırlaması ve bağımsızlığı hedefleyen stratejik-taktik bir hat izlemesi gerekmektedir. Bunun için her türlü imkan ve olanak vardır.

Her şeyden önce Kürtler İsrail?den sonra ABD?nin en yakın stratejik müttefiki durumuna gelmiştir. Kürdistan?ı çevreleyen tecrit koşulları tamamen aşılmıştır. Kürdistanı dört parçaya bölen mevcut Ortadoğu düzeni müttefik kuvvetler tarafından tamamen değiştirilmek istenmektedir. Genişletilmiş Ortadoğu projesinin en önemli stratejik ayağını Kürt özgürlük mücadelesi teşkil etmektedir. Bölgenin yaşadığı değişim süreci Kürt sorununun çözümü için her türlü elverişli iç ve dış koşulları sunmaktadır.

İkinci olarak; Güney Kürdistan?da iki yüz bine yakın polis, asker ve silahlı peşmerge gücü bulunmaktadır. Ağır silahlara sahip olmadığı ve düzenli ordu eğitiminden geçirilmediği için henüz etkin bir güç durumuna gelmemiştir. Ancak sıkı bir eğitimden geçirilmesi ve ağır silahlarla donatılması halinde vurucu gücü ön planda olan yenilmez bir ordu kurmak mümkündür. Benzer ülkelerin imkanları ile kıyaslandığında Kürdistan?ın sahip olduğu potansiyelin çok daha gelişkin olduğunu görmekteyiz.

Üçüncü olarak; Seçimden sonra Güney Kürdistan?ın iki parçalı duruşuna son verilerek merkezi bir yönetim oluşturulacaktır. Birliği önleyen ve Kürt halkının enerjisini tüketerek bölge devletlerinin her türlü müdahalesine açık hale getiren çatışmalı ortam tamamen giderilmektedir.

Dördüncü olarak; Özgür Kürdistan daha şimdiden ekonomik açıdan bir çok ülkeyi geride bırakmıştır. Kürt halkının dilenme dönemi geride kalmıştır ve Kürdistan kısa bir süre içerisinde Ortadoğu?nun cazibe merkezi haline gelecektir.

Beşinci olarak; Özgür Kürdistan?ın ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yapısı hızla değişmektedir. Güney Kürdistan?da yepyeni bir nesil doğmaktadır. Daha şimdiden eski aşiretçi-feodal düzen önemli oranda parçalanmış ve demokratik bir sistemin oluşturulması için gerekli ön koşullar yaratılmıştır.

Güney Kürdistan mevcut kazanımlara dayanarak bağımsızlığa giden yolda önemli mesafeler kaydetmektedir. Ancak sağlanan her gelişme beraberinde çok güçlü bir anti Kürt cephe oluşturmaktadır. Türkiye, İran, Suriye ve diğer bazı Arap devletleri Kürtlerin bağımsızlığını önlemek için düşmanca tutumdan asla vazgeçmeyecektir. Bölge devletleri; Kürt özgürlük mücadelesini bir kaşık suda boğmak için tetikte beklemektedir. Bu haince planı bozan ve Anti- Kürt cephenin saldırıya geçmesini önleyen tek etmen Amerika?nın Irak müdahalesi olmuştur.

Bölgenin konjonktürel durumu Türkiye ve İran?ın Güney Kürdistan?ı işgal etmesine izin vermemektedir. Ancak bu askeri müdahale seçeneğinin tamamen gündemden düştüğü anlamına gelmemektedir. Türkiye askeri müdahalenin gerekçesini yaratmak için her zaman elinin altında birkaç koz bulundurmaktadır.

Türkiye; şu anda daha çok Kerkük sorunu ve Türkmen varlığından kaynaklanan problemleri gerekçe göstererek yaygara koparmaktadır. Türkmen halkının büyük çoğunluğu Türk devletinin gerçek niyetlerini bildiği için bu oyuna gelmeyecek kadar sağduyulu davranmaktadır. Ancak halklar arasında provokasyon yaratmak için küçük bir kıvılcım yeterlidir. Türkiye; her an patlamaya hazır bir çok saatli bomba timini, ajanlaştırdığı Türkmenlerden derleyerek Kerkük?e yerleştirmiş bulunmaktadır.

Türkiye sadece Türkmenleri kışkırtmakla sınırlı bir çaba içerisinde değildir. Kürt-Arap çatışmasını yaratmak için çok daha aktif çalışmaktadır. Irak?taki direnişi dolaylı yoldan destekleyen istihbarat örgütlerinin içerisinde Türk güvenlik birimleri yer almaktadır. El Ensar örgütünün lideri konumunda bulunan Melle Karker?in organize ettiği bir çok eylemin Dev Sol tarafından Türkiye üzerinden Irak?a geçirtilen militanları tarafından yapıldığı konusunda ciddi duyumlar alınmaktadır. Türk istihbarat birimleri anti emperyalizm yaftası altında tüm bu cinayetleri Dev Sol örgütünü aracı kullanarak yaptırmaktadır.

Türkiye?nin Güney Kürdistan?a müdahale etmek için, temcit pilavı gibi, ikide bir ısıtarak gündeme soktuğu en önemli gerekçesi Kongra Gel?in Kandil dağındaki üslenmesidir. Arap direnişinden dolayı gerilla güçlerine karşı şimdiye kadar herhangi bir saldırı gerçekleşmiş değildir. Ancak istikrar sağlandıkça gerillanın mevcut konumlanmasının çok ciddi sıkıntılara yol açacağı kesindir.

Gerillanın varlığı şu anda askeri saldırılardan çok çıkar çatışmalarının bir pazarlık unsuru olarak kullanılmaktadır. Çelişki ve çatışma daha çok, gerillanın hangi devletin çıkarlarına göre kullanılacağı rekabetine dönüşmüştür. Bu konuda inisiyatifin giderek Türk devletine kaydığı anlaşılmaktadır. Türk devleti gerillanın konumlanmasını iki cepheden işletmektedir. Türkiye?nin birinci taktiği gerillayı müttefik güçlere ezdirterek Kürt halkını Amerika ve batının düşmanı haline getirmektir. Amerika?nın bu taktiğe fazla itibar etmediği anlaşılmaktadır.

Türkiye?nin ikinci planı gerillanın güneyli güçlere saldırmasıdır. Abdullah Öcalan federasyona karşı olduğunu defalarca açıklamıştır. Görüşme notlarındaki tüm değerlendirmeleri Türk devletinin niyetleri olarak algılamak gerekir. Türk devleti; Özgür Kürdistan?a askeri müdahalenin giderek imkansız hale geldiği ve elindeki seçeneklerin giderek tükenmekte olduğunu dehşet içerisinde izlemektedir. Türk devletinin elinde giderek tek seçenek kalmaktadır. O da gerillanın güneyli güçlere saldırmasıdır.

Türk devleti; gerillanın güneyli güçlere saldırması halinde bir taş ile iki kuşu değil onlarca kuşu bir anda vuracağını gayet iyi bilmektedir. Bu konuda Abdullah Öcalan?ın ikna edilmesi zor değildir. Paranoyak olduğu için Türk devletinin bu plana yatmasını kendi düşüncelerinin geç de olsa nihayet anlaşıldığı biçiminde yorumlayacak ve hiç tereddüt etmeden gerillanın saldırması için talimat verecektir. Kongra Gel yönetiminin buna karşı çıkma iradesi yoktur. Kongra Gel yönetimi; daha şimdiden Güneyli güçlere saldırma tartışması yapmakta ve belli bir hazırlık çalışması içerisinde bulunmaktadır. Sıkışma ve çözülmenin olduğu her yerde akla aykırı çıkışlar olur. İntihar ve Kürt halkına yapılacak en büyük ihanet anlamına gelecek böyle bir saldırının ne yazık ki gerçekleşme ihtimali hayli yüksektir. Türk devleti anti emperyalizm ahmaklığı adı altında gerillanın güneyli güçlere saldırması için yoğun bir çaba içerisindedir. Kongra Gel yönetimi bu plana yatmış görünmektedir. Son yönetim toplantısında bu yönlü tartışmaların yapıldığı ve ağırlıklı eğilimin saldırmaktan yana olduğu bilgileri gelmektedir.

Görüldüğü gibi Kürt halkının başına çorap örme taktiklerinden vazgeçilmiş değildir. Tehlike her geçen gün daha çok artmaktadır. Güneyli güçlerin tek başına bu saldırı planlarını savuşturması mümkün değildir. Kaldı ki, tehlike Irak yada başka bir yerden değil, esas olarak Türkiye?den gelmektedir. Bundan dolayı özgür Kürdistan?ın savunulması sadece güneyli güçlere değil, daha çok kuzey ve diğer parçalara düşmektedir.

Özgür Kürdistan?ın savunulması Diyarbakır?dan geçmektedir. Güney Kürdistan?ın savunulması Diyarbakır?da yapılmadan bağımsızlık yolunda atılan adımların başarı şansı olmadığı gibi mevcut kazanımların korunması dahi mümkün değildir. Ancak Diyarbakır?a bakıldığında yüz kızartıcı bir tablo ile karşılaşmaktayız. Kongra Gel; Kürdistan?ın en onurlu diyarını Türk devletinin istemleri doğrultusunda mezar sessizliğine gömmüştür. Özgür Kurdistan her gün işgal edilmekle tehdit edilmesine ve ağzını açan her devlet yetkilisi Kürt halkına ağır hakaretlerde bulunmasına rağmen Kürt halkının onurlu diyarından tek bir ses çıkmamaktadır. Irak seçimlerinden Kürt halkının zaferle çıkmasını kuzeyin halaylarla karşılaması gerekirken Kongra Gel basını önemsiz göstermek için düşmandan daha fazla çaba göstermiştir. Bu mantık ile Özgür Kürdistan?ın savunulması mümkün değildir. Her Kürt insanı özgür Kürdistan?ın savunulması için gerekirse bin kez can vermeye hazırdır. Özgür Kürdistan partilerin tapulu malı değil, tüm Kürt halkının ortak kazanımıdır. Diğer parçalardan daha çok kuzey Kürtlerinin özgür Kürdistan?a sahip çıkma hakkı ve savunma görevi vardır. Bunun için Kongra Gel ve legal uzantısı olan DEHAP?ın yarattığı ölüm sessizliğinden bir an evvel sıyrılması gerekmektedir. Özgür Kürdistan?ın savunulması için Kongra Gel tarafından köreltilen ulusal bilincin yeniden Kürt halkının beynine, yüreğine ve vicdanına yedirilmesi ve bu temelde ayağa kaldırılması tarihi bir zorunluluktur. Bunun için başta kuzeyli örgütler olmak üzere tüm Kürt partilerinin zaman geçirmeden birlikte hareket etmeleri ve ulusal strateji etrafında birleşmeleri gerekir. Avrupa?da yapılan birlik toplantıları ve en son PWD ve PSK? nin ortak çalışma kararına varması, bu temelde atılmış önemli adımlar olmasına rağmen ihtiyacı karşılamaktan hayli uzak girişimlerdir. Bu konuda bitip-tükenmeyen tartışma toplantıları ve birkaç örgütün birleşme çabalarından çok tüm Kürt örgüt ve şahsiyetlerini birleştirecek daha kapsayıcı bir mekanizmaya ihtiyaç vardır.

Ulusal birlik çalışmalarının daha fazla zamana yayılması beraberinde büyük tehlikeler yaratmaktadır. İçinden geçilen sürecin daha fazla beklemeye tahammülü yoktur. Birlik çalışmalarının bir an evvel sonuca bağlanması için tüm partilerin bu sorumluluk bilinci ile hareket etmelerinde büyük fayda vardır.

Avrupa?da; ulusal birlik platformunun oluşturulması için yapılmakta olan tüm çalışmalara büyük değer biçmekteyiz. Ancak bunun daha somut bir örgütlenmeye kavuşturulması açısından Avrupa?da sürmekte olan birlik çalışmalarının giderek özgür Kürdistan?a kaydırılması ve kongresinin bu coğrafyada yapılması büyük önem taşımaktadır. Hem kısa sürede sonuç almak açısından ve hem de Özgür Kürdistan?a her parçanın sahip çıktığını göstermek bakımından bu tarz bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Kuzeyli bazı örgüt ve şahsiyetlerin dışında Kürt halkını temsil eden tüm partiler Özgür Kürdistan?da üslenmiş bulunmaktadır. Olmayan örgüt ve şahsiyetlerin Özgür Kürdistan?a gelme imkanları giderek artmaktadır. Birlik zemini güçlü ve diyalog şartları giderek olgunlaşmaktadır. Bu açıdan Avrupa?da sürmekte olan ulusal birlik çalışmalarının önemini küçümsememekle birlikte, bu yönlü girişimlerin hem sonuca ulaştırılması ve hem de aynı mevzide yer aldığımızı göstermek bakımında Özgür Kürdistan?a kaydırılmasında tarihi bir sorumluluğumuz bulunmaktadır.

Ulusal birlik çalışmalarının özgür Kürdistan?a kaydırılması hem yurtseverlik ruhunun yeniden yeşermesine yol açacak ve hem de diğer parçalara hakim olan utanç verici ölüm sessizliğinin yırtılmasına neden olacaktır. En basit talepler uğruna her türlü bedeli ödemeye hazır olan Kürt halkının bu gün bağımsızlık yolunda önemli kazanımlar elde eden ve çok ciddi tehdit altında bulunan özgür Kürdistan?ı savunmak için hiçbir hareket içerisinde bulunmaması kadar utanç verici bir durum olamaz. Kürt halkı bu onursuz sessizliği vicdanına yediremez. Kongra Gel; Kürt halkının ulusal onur ve vicdanını kendisinden çalarak kimliksizlik pazarında satmaya çalışmaktadır. Ancak M. Karayılan?ında belirttiği gibi teslim etmek istedikleri silahlarını alacak bir güç dahi piyasada bulunmamaktadır. Kürt halkını mücadeleden kopararak değerden düşüren Kongra Gel; Kürdistan?ı tamamen savunmasız bıraktığı gibi ulusal birlik ruhunu da bitirmenin eşiğine getirmiştir. Hiç bir Kürdün vicdanında asla kabul etmek istemediği onursuz duruşun bir an evvel aşılması gerekmektedir. Bunun için Kürt halkı ve onun siyasal öncülerini bir kez daha ulusal birlik stratejisi etrafında kenetlenmeye ve özgür Kürdistan?ın savunulması için seferber olmaya çağırıyoruz.

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe