Kürt Halkının Çıkmazı

---Abdullah Öcalan şahsında kemalist operasyona tabi tutulmaktadır.

---Kürt basını Kongra-Gelin tekelinde olan-Türk solunun marjinal yazarlarının denetimine geçmiştir.

---Kongra-Gel yönetimi; asimilasyon cenderesinden geçmiş kişiliklerin
tasallutu altındadır.

Nizamettin Taş
21.12.2004 - 18:53

Kürt özgürlük mücadelesi üç cepheden kıskaca alınmıştır:

---Abdullah Öcalan şahsında kemalist operasyona tabi tutulmaktadır.

---Kürt basını Kongra-Gelin tekelinde olan-Türk solunun marjinal
yazarlarının denetimine geçmiştir.

---Kongra-Gel yönetimi; asimilasyon cenderesinden geçmiş kişiliklerin
tasallutu altındadır.


Türk devleti; Kürt özgürlük mücadelesine karşı son derece tehlikeli
bir operasyon geliştirmektedir. Türk ordusunun Abdullah Öcalan şahsında
geliştirmek istediği bu operasyon bir intikam hareketine dönüşmüştür.
Operasyonun askeri karakteri tali plandadır. Gerillaya karşı lokal düzeyde
imha amaçlı operasyonlar devam etmektedir. Ancak bu stratejik saldırıdan çok
taktik bir yaklaşımı ifade etmektedir. Gerillanın varlığı ve
gerçekleştirdiği eylemler Türk ordusu tarafından yedeğe alınmış ve Kürt
özgürlük mücadelesine karşı ulusal ve uluslararası planda kendi stratejik
amaçları için kullanmaktadır. Kürt hareketlerinin terör listelerine alınarak
dünyadan tecrit edilmesinin temel gerekçesi olarak gerillanın
gerçekleştirdiği eylemler gösterilmektedir. Türk ordusunun Güney Kürdistan?a
müdahale etmesinin, gerillanın konumlanması dışında, hukuki hiçbir dayanağı
kalmamıştır. Ulusal sorunun çözümü ve demokrasinin geliştirilmesi önünde
engel teşkil eden esas güç kemalizm ve Türk ordusunun siyaset üzerindeki
ağırlığıdır. Kemalizm ve ordunun siyaset üzerindeki ağırlığı hızla
aşılmaktadır. Terörizm gerekçesi dışında Türk ordusunun siyaset üzerinde
tekel kurmasını sağlayacak hiçbir savunma mekanizması kalmamıştır. Bu ve
buna benzer pek çok nedenden dolayı, artık, gerillanın varlığı ve
gerçekleştirdiği eylemler Türk ordusu tarafından büyük bir tehlike olarak
görülmemektedir. Tam tersine kendi stratejik amaçları doğrultusunda azami
derecede kullanmaktadır. Bütün gerilla güçlerinin yurtdışına çıkmasını
önleyen ve sınırlı sayıda birliğin dağlarda kalmasını sağlayan Türk
ordusudur. Ateşkesin bozularak savaşın yeniden başlamasını isteyen Genel
Kurmay başkanlığından başka bir kurum değildir. Genel Kurmay Başkanlığının
izni alınmadan Abdullah Öcalan?ın cezaevinden talimat göndermesi kesinlikle
mümkün değildir.

Türk devletinin Kürt özgürlük mücadelesine karşı geliştirdiği imha
operasyonlarının askeri karakteri tali plana düşmüştür. Taktik düzeyde
sınırlı bazı operasyonlar geliştirmesine ve gerillanın gerçekleştirdiği
eylemleri kendi politik amaçları doğrultusunda kullanmasına rağmen, Türk
devletinin Kürt özgürlük mücadelesine karşı geliştirdiği esas strateji
askeri değil ideolojik ve siyasi içerik taşımaktadır. Çünkü mevcut
koşullarda Türk ordusunun askeri operasyonları ve gerillanın
gerçekleştirdiği eylemlerin stratejik açıdan hiçbir değeri yoktur. Bunu Türk
devleti çok iyi bilmektedir. Bundan dolayı ateşkes kararının bozulmasını
memnuniyetle karşılamakta ve gerilla eylemlerinden azami derecede
yararlanmaktadır.

Türk devleti Kürt özgürlük mücadelesine karşı Abdullah Öcalan
şahsında bir operasyon düzenlemektedir. Operasyonun esas amacı; Kürt
halkının on binlerce şehidin kanı pahasına elde ettiği tüm kazanımları yok
etmeyi içermektedir. Abdullah Öcalan?ın devrim adına yola çıkarken Türk
sömürgeciliğine karşı geliştirdiği tüm argümanlar yine onun ağzından Kürt
özgürlük mücadelesine karşı kullanılmaktadır. Bu bir intikam harekatıdır.
Türk devlet geleneği bir kez daha konuşturulmaktadır.
Düşmanlarını teslim alarak devletin hizmetine koşturma yaklaşımı, Türk
egemen sınıflarının yüzlerce yıldır uyguladıkları bir gelenektir. Osmanlı
imparatorluğunun kuruluş ve gelişiminde olduğu gibi üç kıtaya yayılması ve
bu geniş coğrafya üzerinde yedi yüz yıl egemenlik kurmasının belirleyici
gücü teslim alınmış devşirmelerin oynadığı roldür. Türkiye Cumhuriyeti aynı
geleneği devam ettirmektedir. Türkiye cumhuriyetinin ideolojik alt yapısını
oluşturan ve Türk ulusal bilincini ve Türkçülük akımını geliştiren, Ziya
Gökalp gibi diğer azınlıklara mensup devşirmeler ile teslim alınmış Komünist
partisi üyeleridir.

Abdullah Öcalan şahsında uygulanan senaryo; geçmiş uygulamalardan çok
daha kapsamlı ve askeri operasyonların başaramadığı tasfiye harekatını
tamamlamayı hedeflemektedir. Bu bir tükürdüğünü yalatma harekatıdır. Türk
sömürgeciliğine karşı ideolojik, politik ve örgütsel cephede geliştirilen
tüm argümanların aslında bilimsel olmadığı, devrimin bir hayal olduğu ve
bunca dökülen kanın bir macera uğruna akıtıldığı bizzat Abdullah Öcalan?a
itiraf ettirilerek özünde Kürt halkına pişmanlık aşısı şırınga edilmektedir.
Devrim ?liderinin? şahsında son iki yüz yıldır belirli aralıklarla meydana
gelen Kürt isyan geleneği nihai olarak bitirilmek istenmektedir. ?Uğrunda
binlerce şehit verdiğiniz lideriniz, bağımsızlığın ve ulusal değerlerin
hayal olduğunu söylüyor. Artık mücadele vermenizin hiçbir anlamı yok? mesajı
verilmektedir. Bunun için Abdullah Öcalan?ın ağzından Kürt özgürlük
mücadelesinin temel değerlerine saldırılar yapılmaktadır.

Abdullah Öcalan?ın esir düştükten sonra yaptığı ilk
değerlendirmelerde Kürt isyanlarını gericilikle suçlaması ve kemalizme
övgüler dizmesi tesadüf değildir. Ulusal kurtuluş mücadelesine başlarken
sömürgecilik tarihini değerlendirerek devrime giriş yapmıştı. Kürt halkının
direniş tarihine sahip çıkarken kemalizmin ulusal imha ve inkar politikasına
karşı yoğun ideolojik mücadele ve daha sonra gerilla savaşı vermişti. Türk
devleti Abdullah Öcalan?dan intikam almak için, ulusal kurtuluş mücadelesine
başlarken, kullandığı tüm temel argümanları, kendisine inkar ettirerek kök
söktürmektedir. Kürdistan devrimini temel dayanaklarından yoksun bırakarak,
karşı devrim harekatına çarpıcı bir görüntü vermektedir. PKK?nin
sömürgeciliğe karşı izlediği stratejinin ters yüz edilmiş tecrübesini
kullanan Türk devleti; öncelikle Kürt özgürlük mücadelesinin dayandığı
tarihsel mirası ortadan kaldırmak istemektedir.

Gündemde olmamasına rağmen Abdullah Öcalan?ın hemen tüm görüşme
notlarında geçmiş isyanları ve onun bir devamı olarak Güneyli Kürt
örgütlerini işbirlikçilik ve emperyalizmin ajanı olarak suçlaması ve buna
karşılık en fanatik Atatürkçüleri dahi utandıran ısmarlama Kemalizm
değerlendirmelerinde bulunması, Türk devletinin, Kürt halkının temel
değerlerine ve onun kazanılmış haklarına karşı nasıl tehlikeli bir strateji
izlediğini açıkça göstermektedir. Abdullah Öcalan ?benim düşüncelerim
iktidarda, ancak ben hapisteyim? derken bir doğruyu ifade etmektedir.
Abdullah Öcalan?ın düşünceleri iktidardadır; çünkü kendisi sadece fiziki
olarak değil düşünce bazında da hapsedilmiş ve iktidarda olan mantık yapısı
artık Kürt halkının değil, iktidarda olan kemalistlerin bakış açısını
yansıtmaktadır.

Abdullah Öcalan?ın Kürt sorununun çözümünü kemalizmin çıkış yıllarına
dayandırması aynı oyunun değişik bir versiyonudur. Burada Türk devleti
kemalizmi Abdullah Öcalan?ın ağzından aklamak istemektedir. Kürt isyanlarına
gericilik etiketi ve İngiliz işbirlikçisi sıfatı yapıştırılmadan kemalizmin
ulusal inkar ve imha siyasetinin aklanması mümkün değildir. Geçmişte benzer
bir rolü Sovyetler Birliği yerine getiriyordu. Kürt isyanlarının gericilikle
suçlanarak dünyadan tecrit edilmesinde Sovyetler Birliğinin yaklaşımı
belirleyici olmuştur. Geçmiş isyanlara karşı Sovyetler Birliğinin oynadığı
rolü, günümüz koşullarında Abdullah Öcalan oynamaktadır. Abdullah Öcalan?ın
bir Kürt ve devrim önderi olarak ulusal kurtuluş mücadelesine ve onun geçmiş
ve günümüz koşullarında elde ettiği tüm kazanımlara karşı konuşlandırılması
ve konuşturulması çok daha inandırıcı olmaktadır.

Abdullah Öcalan geçmiş Kürt ayaklanmalarını değerlendirirken gerçekte
bu isyanların karakterini açığa çıkarmak için değil, kemalizmin ulusal inkar
politikasına kılıf bulmak amacı ile yapmaktadır. Kemalizm Kürt halkının
beyninde ve yüreğinde mahkum olmuştur. Türkiye?nin bir kez daha kemalizmi
Kürt halkının vicdanına yedirmesi mümkün değildir. Ulusal inkar politikası
her cepheden yarılmaktadır. Güney Kürdistan?da federasyona dayalı yeni
yapılanma Türk devletini çılgına çevirmiştir. Türk devleti ayağının
altındaki toprağın hızla kaymakta olduğunu dehşet içerisinde izlemektedir.
Aleyhine dönen çarkı durdurmak için, ulusal inkar politikasından vazgeçmek
yerine, sonuçta kendisine ve daha çok Kürt halkına zarar vermesi kesin olan
tehlikeli bir planın peşine düşmüştür. Türk devleti ulusal inkar
politikasını devam ettirmenin can simidi olarak Abdullah Öcalan?a
sarılmaktadır. Bunun için Türkiye gündemini işgal etmemesine ve hiçbir yeri
bulunmadığı halde her hafta bıkıp-usanmadan kemalizme övgüler dizen ve Kürt
halkının temel değerlerini aşağılayan açıklamalar yaptırılmaktadır. Abdullah
Öcalan?ı bu tür açıklamalara zorlayan mantık, sadece intikam amacı ile
değil, aynı zamanda Kürt halkının sahip olduğu tüm kazanımları yok etmek
için kullanmaktadır. Geçmiş isyanları işbirlikçilikle suçlayan Abdullah
Öcalan, bununla yetinmeyerek Güney Kürdistan?daki federasyona göndermeler
yapmakta ve bu oluşuma karşı olduğunu açıkça söylemektedir. Abdullah
Öcalan?ın federasyona karşı olduğunu açıkladıktan aylar sonra yayınlanan
milli güvenlik belgesinde ilk defa Kongra Gel birinci tehdit olmaktan
çıkarılmış ve Güney Kürdistan?daki federasyon oluşumu baş düşman ilan
edilmiştir.Türk devletinin yıllardır Abdullah Öcalan?ın ağzından
geliştirdiği stratejinin vardığı sonuç budur.

Abdullah Öcalan Güney Kürdistan?daki federasyona karşı olduğunu
söylemektedir. Görüşme notlarını okuyan binlerce yurtseverin ağzından şu
itirazlar yükselmektedir: ?Sana ne?.Yirmi dört Arap devleti ve bir çok Türk
cumhuriyeti orta yerde dururken ve bu devletlerin tümü dünyanın en gerici ve
hiç birisinde demokrasi bulunmazken bir Kürt liderinin üç şehirden oluşan
yeni bir oluşuma karşı bu kadar kin gütmesini Kürt halkı anlamakta zorluk
çekmektedir. Arap, Fars ve Türk devletleri bu küçük oluşumu boğmak için
elinden gelen her türlü oyunu zaten yapmaktadır. Bu yetmiyormuş gibi bir de
Kongre Gel cephesinden olumsuz bir tavrın takınılması Kürt özgürlük
mücadelesini derinden etkilemektedir. Abdullah Öcalan güya Güney
Kürdistan?daki federasyon ikinci İsrail olma yolunda hızla ilerlediği ve
bunun halklar arasında boğazlaşmalara neden olacağı için karşı çıktığını
ifade etmektedir. Tarihsel ve güncel gerçekliği bu kadar tahrif eden başka
bir değerlendirme olamaz. Filistin politikasını eleştirmekle birlikte hangi
Arap devleti veya Türki cumhuriyet İsrail devletinden ileridir. Ya da hangi
Arap devleti demokrasiyi kendi içinde İsrail?den daha fazla uygulamaktadır.
Mevcut durumda bırakalım ikinci olmayı Kürdistan?ın beşinci İsrail olması
Kürt halkı açısından çok daha ileri bir konumu ifade etmiyor mu? Benzer bir
çarpıtma katliam konusunda yapılmaktadır. Kürdistan tarihi; sömürgeci
devletlerin yaptıkları soykırım düzeyinde katliamlar ile doludur. Halepçe
katliamı halkımızın hafızasında tüm canlılığını korurken Kürt cephesini
halklar arasındaki boğazlaşmaların suçlusu olarak göstermenin inandırıcı
hangi tarafı vardır.

Egemen devletlerin halklar arasındaki boğazlaşmalardan hiçbir
korkuları yoktur. Çünkü katliama uğrayacak tarafın sadece Kürt halkı
olacağını gayet iyi bilmektedir. Türkiye, İran ve Suriye devletlerinin en
büyük korkusu halklar arasında meydana gelecek herhangi bir çatışma değil,
Güney Kürdistan?da federasyona dayalı yeni yapılanmanın diğer parçaları
etkilemesinden duydukları endişedir. Güney Kürdistan?ın egemen devletler
tarafından baş düşman ilan edilmesinin kendileri açısından haklı gerekçeleri
vardır. Irak müdahalesinden sonra Güney Kürdistan?da meydana gelen
gelişmeler ve kazanılan yeni mevziler diğer parçaların kaderini değiştirecek
niteliktedir.

Türk devleti; Körfez savaşından sonra meydana gelen gelişmeleri doğru
temelde okuyan PKK?nin 90-93 yılları arasında gerilla savaşı ve serhıldan
hareketini zirveye çıkardığını gayet iyi bilmektedir. Irak müdahalesinden
sonra ortaya çıkan yeni koşullar Kürt halkı açısından Körfez savaşından çok
daha ileri düzeyde imkanlar yaratmıştır. Güney Kürdistan?da ortaya çıkan
federasyon çözümü; ulusal inkar politikasını tarihe gömdüğü gibi Kürt
özgürlük mücadelesinin yeni bir perspektifle harekete geçmesi ve tecrit
duvarını aşarak ulusal birlik temelinde güçlü müttefikler edinmesinin eşsiz
fırsatını yakalamıştır. ABD?nin Irak müdahalesi ve Güney Kürdistan?da
federasyona dayalı yeni yapılanmanın bölge ve Kürdistan?ın diğer parçalarına
etkisi asıl önümüzdeki dönemde görülecektir. Kürt halkının ortaya çıkan yeni
koşulları doğru değerlendirmesi halinde sadece Kürt sorunu çözümlenmekle
kalmayacak aynı zamanda bölgenin en demokratik ülkesi durumuna gelecektir.
Bu konuda tek engel Kongre Gelin takındığı olumsuz tutumdur.Güney
Kürdistan?a karşı takındığı düşmanca tavır diğer parçalardaki suskunluğun ve
ortaya çıkan elverişli koşulların yeterince değerlendirilmemesinin temel
nedenidir.Abdullah Öcalan?ın verdiği demeçler ve Kongre Gel?in olumsuz
pratiği Kürt yurtseverliğini bitirmenin eşiğine getirmiş ve halkın serhıldan
ruhunu dumura uğratmıştır. Irak müdahalesinden sonra Kürdistan?ın her dört
parçasında halkın siyasal-eylemsel kalkışı ulusal birlik temelinde zirveye
ulaşabilirdi. Halk çözüm için gerekli olan bilinç ve özverili her çabaya
hazır bir potansiyele sahipti. Güney Kürdistan?da kazanılan yeni mevziler
diğer parçalara moral ve cesaret aşılamış ve harekete geçilmesi halinde
ileri düzeyde gelişmelerin sağlanacağına dair güven vermişti. Nitekim Kongre
Gel?in her türlü bozguncu ve irade kıran tutumuna rağmen Doğu ve özellikle
Güneybatı Kürdistan?da halkın isyan duyguları bendini aşan bir taşkınlığa
dönüşerek silahlı çatışma düzeyine çıkmıştır. Güneybatıdaki taşkınlık Irak
müdahalesi ve Güney Kürdistan?da ortaya çıkan yeni kazanımların doğrudan
yansımasıdır. Planlı ve yaratıcı bir pratiğin sergilenmesi halinde Güneydeki
kazanımların diğer parçalara taşırılması çok daha ileri düzeyde gelişmelere
yol açacak ve böylece hem diğer parçalarda çözüm gündeme girecek ve hem de
federasyonun savunulması daha kolay olacaktı. Kürt halkının gücünü
dost-düşman herkes bilmektedir. Sadece Avrupa Birliği?nin değil aynı zamanda
Güneydeki federasyonun yolu ve savunulması Diyarbakır?dan geçmektedir. Bunu
düşman dahi bilmesine rağmen Abdullah Öcalan ve Kongre Gel bir türlü anlamak
istememektedir. Kongre Gel?in menfi tutumu en azgın şoven kesimlerden bile
daha fazla zarar vermiştir. Halkın moral, cesaret ve iradesini Kongre
Gel?den başka kıracak hiçbir güç yoktur. Türk ordusunun dayatması sonucu
Güneyli güçlere ve federasyona karşı sergilediği düşmanca tutum yüzünden
diğer parçalardaki yurtseverliği ve ulusal birlik ruhunu öldürmüş ve Irak
müdahalesinden sonra ortaya çıkan elverişli tüm koşulları heba etmiştir.
Türk ordusunun elinde bir taşeron örgüt gibi hareket eden Kongra Gel Kürt
halkının kafasını karmakarışık yaparak mücadele azmini en alt düzeye
indirmiş ve Güney Kürdistan?daki kazanımları bölge devletlerinin her türlü
tasarrufuna açık hale getirmiştir.

Kongra Gel; Güney Kürdistan?daki federasyona, düşmandan daha sert
tavır takınmasını ?ilkel milliyetçiliğe? karşı mücadele adı altında
gerçekleştirmektedir. Oysa sergilediği düşmanca tutum ?ilkel milliyetçiliğe?
değil, Kürt halkının stratejik kazanım ve ulusal birlik yaklaşımına karşı
bir tavırdır. Çünkü Güney Kürdistan?daki federasyon yapılanması herhangi bir
partinin değil, tüm Kürt halkının ve dört parçanın ortak mücadelesi sonucu
gerçekleşmiştir. Federasyona karşı cephe almak; başta Kuzey Kürdistan olmak
üzere diğer parçalarda gelişen ulusal kurtuluş mücadelesi ve onun temel
kazanımlarını inkar etmek anlamına gelmektedir. Kongra Gel?in Kürt halkını
kimliksiz bırakmanın diğer bir adı olan demokratik cumhuriyet tezini ısrarla
savunması bunu açıkça göstermektedir. Kongra Gel; Türk ordusunun dayatmaları
sonucu, Kürt halkını kimliksiz bırakma sürecine almıştır. Bunu ?demokratik
cumhuriyet ve özgür yurttaş? gibi Kürt halkı açısından bir değer ifade
etmeyen, içi boş kavramların arkasına sığınarak yapmaktadır. Bu sloganlar
Kürt halkını hedefsiz bıraktığı için mücadele dinamizminden
uzaklaştırmaktadır. Özgür yurttaş hareketinde Kürt halkının kimliği ve
ulusal birlik anlayışı yoktur. Kongra Gel demokratik cumhuriyet tezini
savunarak Kürt halkının yurtseverlik ruhunu öldürmekte ve ulusal birlik
uğrunda verilen tüm çabaların altına dinamit sokmaktadır.

Kongra gel; Türk devletinin ısmarladığı ?demokratik toplum
hareketini? geliştirmekte ısrar ettiği için Kürt halkını yurtseverlikten
uzak ve kimliksiz bir pratiğe mahkum etmektedir. Tarihinin en elverişli iç
ve bölge koşullarını yakalamasına ve mücadele dinamizmi hayli yüksek
olmasına rağmen, Kürt halkının mevcut durumda bir yılgınlar topluluğunu
oynaması ve iradeden yoksun bir duruşu sergilemesi Kongra Gel?in demokratik
olmayan ve kimliksizliği dayatan yurtseverlik karşıtı tutumundan
kaynaklanmaktadır. Ulusal kimlikten yoksun bir demokrasi olamaz. Kongra Gel
özgür yurttaş hareketi adına yurtseverliği içeriğinden yoksun bırakmaya
çalışmaktadır. Kürt halkının damarlarına yurtseverlik yerine kemalizm
şırınga edilmektedir. İliklerinden boşalan Kürt halkı mücadele azmini
giderek yetirmektedir.

Türk devletinin dayatmalarına teslim olan ve kemalizmi Kürt halkına
yedirmeye çalışan Kongra Gel; milyonlarca insanı mücadele değerlerine ters
bir pratik içerisine sokmaktadır. Halk bundan büyük bir sıkıntı duymaktadır.
Duygusal bağlılıktan dolayı açık tavır koymaktan zorlanan yüz binlerce Kürt,
kemalist çizgiyi benimsemek yerine mücadeleden uzak durmayı tercih
etmektedir. Kürdistan?da küskünler ordusu hızla büyümektedir. Bu bir
tuzaktır ve Türk devletinin Kongra Gel üzerinde sürdürdüğü operasyonun bir
sonucu olarak gerçekleşmektedir.

Kürt halkı Türk devletinin Kongra Gel üzerinden sürdürdüğü bu kıskaca
düşmemelidir. Kongra Gel; PKK?nin binlerce şehit vererek kazandığı mücadele
değerlerini artık temsil etmemektedir. Mücadele değerlerini bir taşeron
örgüt gibi Türk ve bölge devletlerine peşkeş çekmekte bir sakınca görmeyen
Kongra Gel?in kemalist çizgisine karşı açıkça tavır koymalı ve yurtsever
demokratik mücadeleye sahip çıkmalıdır. Kongra Gel?in Kemalist çizgisi
aşılmadan Kürt halkının binlerce şehit vererek elde ettiği temel kazanımlar
korunamaz.


PWD; Kürt halkını, Türk devletinin eritme politikasına karşı
direnmeye, kendi ulusal kimliğine sahip çıkmaya ve yurtsever demokratik
çizgi etrafında kenetlenmeye çağırmaktadır.


Devam edecek...

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe