Kürt Halkının Çıkmazı - III (Kongra-Gel)

PKK önderliğinin esir düştükten sonra yaptığı tüm değerlendirmeler Türk istihbarat birimlerinin süzgecinden geçtikten sonra yayınlanmaktadır. Kongra Gel yönetiminin, faaliyetlerine ilişkin olarak verdiği tüm raporlar güvenlik biriminin denetiminden geçtikten sonra Abdullah Öcalan?a sunulmaktadır.

Nizamettin Taş
22.01.2005 - 16:04

Kongra Gel yönetimi kim ya da kimlerden oluşmaktadır? İsim düzeyinde dost düşman herkes bilmesine ve yönetim çekirdeğini oluşturan şahsiyetleri, Türk istihbarat birimleri çok iyi çözmesine karşın, Kürt halkının yeterince tanıdığını söylemek mümkün değildir.

PKK?nin; Türk ve diğer bölge devletlerinin istihbarat birimleri tarafından bilinmeyen hiçbir sırrı yoktur. PKK ve daha sonra Kongra Gel yönetimi yıllardır dostluk ilişkisi adı altında İran, Suriye ve Irak devletlerine belirli aralıklarla ayrıntılı raporlar sunmaktadır. Bu devletlerin istihbarat birimleri ile yapılan görüşmelerde isim listelerine dek her türlü bilgi verilmektedir.

PKK hakkında en gizli ve ayrıntılı bilgilere sahip olan istihbarat örgütlerinin başında Türk güvenlik birimleri gelmektedir. Türk istihbaratı; PKK konusunda, bir çok Kongra Gel yöneticisinin dahi sırrına vakıf olmadığı her türlü bilgiye sahiptir.

Gerilla savaşı döneminde, Türk güvenlik birimlerinin PKK hakkında çok zor istihbarat topladıklarına dair birkaç emekli generalin açıklamaları vardır. Ancak PKK önderliği yakalandıktan sonra durum tamamen değişmiştir. Abdullah Öcalan sorgusunda PKK hakkında her türlü bilgiyi en ince ayrıntısına kadar itiraf etmekten çekinmemiştir. Sorgu ekiplerinin aklına gelmeyen pek çok konu ve bilgiyi kendisi hatırlatmada bulunarak detaylı bir tarzda izah etmiş ve yorumlarını katarak istihbarat birimlerinin ufkunu oldukça genişletmiştir. İtiraf şevkini kıramayan PKK önderliği; daha sonra, taşıdığı sorumluluk gereği, unuttuğunu söylediği bir çok konuya ilişkin bilgiyi ek bir rapor haline getirerek devlet yetkililerine sunmayı borç bilmiştir.

Abdullah Öcalan sorgusunda sadece PKK?ye ilişkin bilgi vermekle yetinmemiş, aynı zamanda yönetim üyelerinin her biri hakkında ayrıntılı çözümlemelerde bulunmuştur. Başkanlık konseyi ve merkez komitesinin tanınan bazı üyelerinin kişilik özellikleri, yetersiz yanları, ruh halleri ve yetenekleri konusunda ayrıntılı değerlendirmeler yapılmıştır. Kendisini sorgulayan sorgu ekiplerinin karşısında arkadaşlarını aşağılamaktan çekinmeyen PKK önderliği; daha sonra çözülmenin verdiği hırçın ruh hali ile tüm parti yapısını suçlamaya devam etmiştir.

PKK önderliğinin esir düştükten sonra yaptığı tüm değerlendirmeler Türk istihbarat birimlerinin süzgecinden geçtikten sonra yayınlanmaktadır. Kongra Gel yönetiminin, faaliyetlerine ilişkin olarak verdiği tüm raporlar güvenlik biriminin denetiminden geçtikten sonra Abdullah Öcalan?a sunulmaktadır. Türk devleti; Kongra Gel yönetimi tarafından sunulan raporların ve Abdullah Öcalan?dan çıkan talimatların öncelikle kendi denetiminden geçtiği, bilgilerin depolandığı ve uzman ekiplerin buna dayanarak yaptıkları analizlerden sonra, alınması gereken tedbirlerin geliştirildiği bir savunma mekanizması oluşturmuştur.

Türk devleti; geliştirdiği bu denetim mekanizması sayesinde Kongra Gel?in tüm çalışmalarını anı anına takip etmektedir. Kongra Gel her anı kontrol altında tutulan mahkumlardan farklı bir pozisyon içerisinde değildir. Türk devletine esir düşen Abdullah Öcalan; PKK?yi kendisine mahkum ederek başarı şansını tamamen ortadan kaldırmıştır.

Kongra Gel; Abdullah Öcalan?ın konumundan dolayı Türk devletine esir düşmüştür. PKK?nin esaret koşullarında rüştünü ispat etmesi mümkün değildir. Buna ne Abdullah Öcalan ne de Türk devleti izin vermektedir. Türk devleti Abdullah Öcalan üzerinden PKK?nin iradesine ipotek koymuştur.

Hapsedildiği dağlarda, iradeden yoksun ve kişiliğini ortaya koymaktan aciz bir hareketin Türk devleti tarafından çözüm gücü olarak muhattap alınması mümkün değildir. PKK özgürlük için çıktığı dağlarda Abdullah Öcalan tarafından esaret koşullarına mahkum edilmiştir.

PKK esir düştüğü dağlarda çözüm adresi olmaktan çıkmış ve Kürt halkını muhattapsız bırakmıştır. Tecrit edildiği dağlarda iradesine ipotek konulan gerillanın onurunu korumaktan başka bir işlevi kalmamıştır. Gerilla artık özgürlük için savaşan bir güç değil, iradesine prangalar vurulmuş bir mahkumlar topluluğudur. Mahkumların özgür olduğu ve çözüm kuvveti olarak muhattap alındıkları asla görülmemiştir.

Kongra Gel; hem Türk devletinin kontrolünde bulunduğu ve hem de çözüm adresi olmaktan çıktığı için aşılması gereken bir güç durumundadır. Kongra Gel aşılmadan Kürt halkının kendi iradesini ortaya koyması ve çözüm gücü olarak meydana çıkması mümkün değildir. Kongra Gel artık kastlaşmış bir sisteme ve değişim yeteneğini tamamen yitirmiş dogmatik bir yönetime sahiptir. PKK?nin tılsımı Abdullah Öcalan tarafından bozulmuş ve Türk devleti tarafından tamamen deşifre edilmiştir.

PKK sisteminin teşhir edilmesi ve yönetiminin deşifre edilerek tecrit edilmesinde hiçbir sakınca yoktur. Çünkü PKK önderliği, bunu Türk devleti nezdinde, zaten uzun bir süreden beri yapmaktadır. Kongra Gel ve yönetiminin durumunu sadece Kürt halkı bilmemektedir. Kürt halkı; Kongra Gel?in son durumunu bilmediği için ve duygusal bağlılığından dolayı, destek vermeye devam etmektedir. Kürt halkının Kongra Gel?e verdiği destek, sorunun çözümüne değil, ağırlaşmasına neden olmaktadır. Çünkü Kongra Gel; Kürt halkının iradesini ne anlama geldiği belli olmayan talepler uğruna Türk devletine peşkeş çekmekte ve en kahraman evlatlarını genel kurmayın direktifleri doğrultusunda ölüme göndermeye devam etmektedir..

Kongra Gel; Kürt sorununun çözümü açısından artık bir yük haline gelmiştir. Kürt halkının bu kast sisteminden ve çözüm yeteneğini çoktan kaybetmiş dogmatik yönetimden bir an evvel kurtulması gerekmektedir. Bu açıdan Kongra Gel gerçeğinin açığa çıkarılması ve yönetiminin teşhir edilerek deşifre edilmesinde büyük yarar vardır.

Eski arkadaşlık hukukuna duyulan saygıdan dolayı, yönetim üyelerinin isimleri verilmeyecek, bireysel bazda rencide edici değerlendirmeler yapılmayacak ve sistemin eleştirisi temelinde yönetimin durumu ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Türk ve bölge devletlerinin istihbarat birimlerinin bildiği gerçekleri Kürt halkından gizlemenin hiçbir anlamı yoktur. Kongra Gel yönetim gerçeğinin teşhir edilmesi tarihi bir zorunluluktur. Bunu PKK geleneğinden gelen kadroların yapması, taşıdıkları sorumluluğun bir gereğidir. Başkalarından beklemek ahlaki bir tutum değildir. Kürt halkının taşımakta zorlandığı bu kast sistemi her açıdan teşhir edilerek mutlaka aşılmalıdır.

Kongra Gel; oligarşik bir yönetim tarzına sahiptir. Yönetimin elit, ancak etkin kesimini Ankara grubu, pratik yanını ise gerilla kökenli kadrolar oluşturmaktadır. Yönetime, daha sonra, sivil bir görüntü vermek için KNK?nin bazı üyeleri dahil edilmiştir. Temsil ettikleri sınıf ve sahip oldukları anlayış bakımından Kongra Gel yönetimini iki kesime ayırmak mümkündür. Ankara grubu ve cezaevlerinde devletin terbiye ederek dışarı saldığı kimi bazı kadrolar Kongra Gel yönetiminin dogmatik sol ve muhafazakar kesimini oluştururken, yönetimin diğer bölümünü; daha çok geleneksel yapıdan gelen ve feodal-burjuva karması bir profil çizen gerilla kökenli kadrolar ve KNK üyeleri temsil etmektedir.

Ankara grubunun; en belirgin özelliği, otuz yıldır Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesi saflarında bulunmalarına rağmen yurtseverlik ruhundan uzak ve soyut bir devrimci yapıya sahip olmalarıdır. Ankara grubunda yurtsever bir öz yoktur. Yurtseverliği ruhlarına yedirmedikleri gibi bir kaçına Kürt demek için bin şahit gerekir. PKK saflarında bulunan Suriye, Doğu ve Güney Kürdistan?lı binlerce gerillaya İstanbul türkçesini öğretmelerine rağmen otuz yıldır iki kelime kürtçe bilmeyen konsey ve merkez üyeleri vardır. Kürtçe öğrenmenin milliyetçilikle ve öğrenmemenin enternasyonalizmle hiçbir alakası yoktur. Dil yurtseverliğin en önemli kıstasıdır. Otuz yıldır kendi anadilini öğrenmeyen ve her türlü yaptırım ve karara rağmen kürtçe konuşmaktan ısrarla kaçınan bazı konsey ve merkez üyelerinin, Kürt halkının kaderini ellerinde bulundurmaları, tarihin herhalde tanık olduğu en trajik-komik olaylarından bir tanesidir. Bu arkadaşlarımızın akıllarından şüphe edilmediğine göre, kürtçe öğrenmemek için, otuz yıldır gösterdikleri büyük direnç, bilinçli olarak tercih ettikleri bir davranışın sonucudur. Yoksa sadece ayıp olmasın diye çoktan kürtçe öğrenmeleri gerekirdi.

Biri Türk ?ya da sonradan müslüman olmuş Ermeni- diğerleri Kürt kökenli olan grubun ortak özelliği Türk devletinin asimilasyon cenderesinden geçmiş olmalarıdır. Ruhsal açıdan kürtlerden daha çok türklere yakın bir duruşları vardır. Ankara grubunun konuşmaları, düşünceleri ve rüyaları türkçedir. Günlük yaşam ve düşünce sistemleri; asimilasyon vurgunundan geçmiş kişiliklerin sergilediği tüm davranış biçimlerini yansıtmaktadır.

Ankara grubu; dejenere olmuş kişilik yapılarından dolayı Kürt sorunu ve Kürdistan?ın diğer parçalarına karşı son derece duyarsız bir yaklaşım göstermektedir. Ankara grubunu ulusal sorunun çözümünden uzak tutan esas neden asimile olmuş kişiliklerinin yurtseverlik özünden yoksun olmasıdır. Kürt örgütleri arasında mütemadiyen çatışmaların baş göstermesi ve Kongra Gel?in marjinal sol grupların kuyruğuna takılmasında bu arkadaşlarımızın rolleri belirleyicidir. Türk ordusuna karşı kayda değer tek bir eylemleri bulunmadığı halde KDP ve YNK söz konusu olduğunda kırmızıya saldıran boğalar gibi her zaman savaştan yana bir tutum takınmışlardır.

Ankara grubu; marjinal Türk solunun PKK içerisindeki iz düşümüdür. Türk solunun hastalıklı yapısı bu arkadaşlarımız tarafından PKK?ye taşırılmış ve sonuçta PKK bir tarikat örgütüne dönüştürülmüştür. Türk solu; nasıl devlet tarafından hadımlaştırılarak iktidardan düşürülmüşse, bu arkadaşlarımız da, benzer bir tarzda PKK?yi siyasal amaçlarından soyutlayarak dogmatik bir mezhep partisine dönüştürmüştür. Ankara grubunun, çağ dışı ideolojik söylemlerin dışında siyasal hiçbir yeteneği yoktur. PKK?nin siyasal kazanımlarında bu arkadaşlarımızın kayda değer hiçbir katkıları olmadığı gibi, Kürt özgürlük mücadelesinin, marjinal sol grupların yedeğine düşürülmesi ve ulusal stratejiden yoksun bırakılmasında önemli rolleri vardır.

PKK?nin; anti demokratik, otoriter yapısının korunması ve değişim, dönüşüm stratejisinin başarısız kalmasında Ankara grubunun muhafazakar, dogmatik yaklaşımları özel bir yer tutmaktadır. Ankara grubu sadece yurtseverlikten uzak değil aynı zamanda anti demokratik bir muhtevaya sahiptir. PKK içersinde Stalinist yöntemlere başvuran ve demokrasiye aykırı tüm uygulamaları gerçekleştiren esas ekip Ankara grubudur.

Ankara grubunun başarılı olduğu tek saha örgüt içi tasarrufta bulunmasıdır. Siyasal ve askeri çalışmalarda hiçbir varlık gösteremeyen ve bu sahadan vebadan kaçar gibi uzak duran arkadaşlarımız tüm enerjilerini örgüt üzerinde tasarrufta bulunma ve kendi dogmatik anlayışlarına uygun bir kadro yapısı oluşturmaya hasretmişlerdir. Kendileri ve yetiştirdikleri kadrolar pratikten yoksun, lafazan ve başkalarının emekleri üzerinde kendilerini yaşatmakta uzman kişilerdir. Kendi anlayışlarında olmayan ve çelişkiye düşen her kadroyu diskalifiye eden ve onlar hakkında asılsız suçlamalarda bulunmaktan çekinmeyen bu ekip; PKK içerisinde bir komuta harcama makinesine dönüşmüştür.

Ankara grubunun PKK içerisinde oynadığı en uğursuz rol; örgüt içi infazları gerçekleştirmesidir. Geçmiş yıllarda haksız yere ve sudan bahanelerle yüzlerce savaşçı ve kadro bu arkadaşlar tarafından infaz edilmiştir. Normal uyarı ve eleştirilerle infazların önü alınamayınca yasak kararı çıkarılmış, ancak buna rağmen Ankara grubu infazlardan vazgeçmemiş ve bu sefer akıl almaz komplo ve tezgahlar düzenleyerek bir çok insan gizliden ve sorumluluğu üstlenilmeyerek öldürülmüştür. Nasır, Gulan, Faik ve daha onlarca savaşçı, kadro ve komutan yönetim kararı alınmadan ve idam kararı yasak olmasına rağmen bu arkadaşlarımız tarafından akla hayale gelmez yöntemlerle infaz edilmişlerdir.

Ankara grubu; PKK?yi ideolojik dogmaların esiri yaparak siyasal mücadele sahnesine inmesini önlemiştir. PKK?nin kirletilmesi, ahlaki yapısının dejenere edilmesi ve yalan-dolana buluşturulması bu ekibin eseridir. PKK?yi kendi kirli emellerinin kurbanı yaparak dünyadan tecrit eden ve izlediği yanlış ittifaklar politikası yüzünden düşmanın boy hedefi haline getiren Ankara grubu; Kürt özgürlük mücadelesini sadece büyük bir çıkmazın içine sokmakla kalmamış, aynı zamanda üzerinde her türlü tasarrufun yapıldığı ve değişik güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda taşeron bir örgüt olarak kullanmak istediği sefil bir konuma düşürmüştür.

Yönetimin pratik yüzünü teşkil eden gerilla kökenli kadrolar ve KNK?den transfer edilen sivil yöneticilerin Kongra Gel içerisinde kayda değer bir ağırlıkları bulunmamaktadır. Savaş döneminde işlevsel olan gerilla kökenli kadroların mevcut durumda Kongra Gel?in ideolojik-politik hattının çizilmesi ve pratiğinin geliştirilmesinde etkili olmaları mümkün değildir. Buna ne ideolojik politik kapasiteleri yetmekte ve ne de sahip oldukları konumları el vermektedir.

KNK kökenli sivil yöneticilerin Kongra Gel içerisinde belirleyici bir konumları yoktur. Ancak bu Kongra Gel?in bozulması ve her türlü ayak oyunlarına bulaştırılmasında hiçbir rollerinin olmadığı anlamına gelmemektedir. Tam tersine Kongra Gel?in kirletilmesinde bu arkadaşlarımızın akıl almaz katkıları olmuştur. Bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde Kongra Gel yapısının allak-bulak edilmesi, yalan, iftira ve dedikoduya bulaştırılması, aşiret yöntemlerine alıştırılması, birbirlerinin aleyhinde kışkırtılmaları vb. her türlü adi yöntemi kendisine Kongre başkanı ve yardımcısı sıfatı takılan kişiler geliştirmiştir. Söz konusu iki kişi Kongra Gel içerisinde yedi köyü birbirine bırakan koca-karı rolü oynamaktadır. Kongre hazırlık sürecinde bize gelerek muhafazakar kesime karşı ittifak önerisinde bulunan ve onları tasfiye etmek için her türlü kışkırtıcı çaba içerisinde bulunan başkan ve yardımcısının; daha sonra, benzer bir öneriyi, bu sefer bizi tasfiye etmek için muhafazakar kesime götürdüğünü biliyoruz. Muhafazakar kesimin bunlara ne cevap verdiğini bilmiyoruz. Ancak ittifak yaptıkları ortada olduğuna göre yapılan bu öneriyi kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Ancak biz ?bu arkadaşlarla çelişkilerimiz olabilir, fakat ahlakı zorlayan yöntemlere başvurmayız. Ve siz de aşiret yöntemlerini sakın Kongre ortamına taşırmayın? diye sert uyarıda bulunduk. Söz konusu iki kişinin aşiret kafası ile hareket edilmiş olsaydı kesinlikle çelişkiler çatışmaya dönüşür ve Kongra Gel ortamı fazla gecikmeden kana bulaşırdı.

KNK?den Kongra Gel?e transfer olan diğer üyeleri yeterince tanımıyoruz. Fakat kongre başkanı ve yardımcısının kişilikten yoksun, yalancı, ikiyüzlü ve aşiret kafasının her türlü adi yöntemlerine çekinmeden başvurduklarını biliyoruz. Şehitlerin kanı üzerinde pervasızca tepinen başkan ve yardımcısı; Kürt özgürlük mücadelesinin yarattığı tüm değerleri kendi kişisel konumları için satmakta bir an bile tereddüt etmeyen yaradılışa sahiptir. Kongre başkanının; PKK önderliği yakalandıktan sonra KDP?ye yazdığı mektupta ?Apo yakalandı, ben KDP kökenli bir aileden geliyorum, bana destek verin PKK?nin işini halledelim? diye öneride bulunduğunu ve KDP yöneticilerinin ??kendi arkadaşlarına ihanet eden bize de yapar?? diye bu öneriyi geri çevirdiğini biliyoruz. Söz konusu iki kişi PKK önderliğinin deyimi ile arkalarına teneke bağlanması ve dört bir tarafta teşhir edilmesi gereken bir pratiğin sahibidir. Bunlar Kürt özgürlük mücadelesinin değerlerine kene gibi yapışan sülük takımıdır.

On binlerce gerillanın emek ve kanı üzerinde gelişen Kürt özgürlük mücadelesinin hırsız takımının eline geçmesi insanın kanını donduran dehşet verici bir durumdur. Bu trajediye bir an evvel son verilmesi gerekmektedir. Kongra Gel?den ayrılmamızın en önemli nedeni yönetiminin yurtseverlik ruhundan uzak kişiliklerin eline geçmesi ve aşiret ahlakına bile sahip olmayan bir takım haramzade şahsiyetin -ya da daha doğrusu şahsiyetsizin- bu yönetime dahil olmasıdır.

Kongra Gel mevcut yönetim tarzı ile Kürt özgürlük mücadelesi açısından artık bir yüktür. Kongra Gel aşılmadan Kürt özgürlük mücadelesinin kişiliğini bulması mümkün değildir. PWD; Kürt özgürlük mücadelesinin içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulması için üzerine düşen tarihi sorumluluğun bilincindedir. Kürt halkını; bir kez daha PWD ve ulusal birlik için çalışan diğer yurtsever Kürt hareketlerine gereken desteği vermeye ve kendi iradesini kimliği doğrultusunda harekete geçirmeye çağırıyoruz.
Nizamettin Taş (Botan Rojhilat)

[email protected]

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe