Kürtler Arasında Barış; Şimdi!
Başta PKK olmak üzere PDK ve YNK; Kürtleri temsil etme ideasında olan hiçbir parti, grup kesimi dışlamadan önümüzdeki dönemde tüm sorunların tartışıldığı ve ulusal demokratik bakış açısıyla çözüme kavuşturulduğu bir platformda buluşmasına mutlaka öncülük yapmalıdır.
Nizamettin Taş
09.03.2013 - 06:28
Kürtler Arasında Barış; Şimdi!

Çözüm sürecinin yeniden başlaması, Kürt sorununun geri dönülemez bir aşamaya geçtiğini açığa vurmaktadır. Geçmiş mücadele döneminden apayrı bir boyut kazanan bu sürecin şüphesiz olumlu, olumsuz ve doğrudan, dolaylı pek çok yan etkisi görülecektir.

Bu sürecin tüm boyutlarıyla değerlendirilmesi Türklerden daha fazla Kürt tarafına düşmektedir.

Bu bağlamda önemli gördüğüm bir hususun özelikle tartışılmasında yarar görüyorum.

Sürecin başarısı açısından öncelikle Kürtler arasında barışın sağlanması gerektiğine inanıyorum. Kürtler arasında barış sağlanmadan sürecin sağlıklı, adil bir tarzda sonuca götürülmesi zor görünmektedir. Bunun için Kürdistan genelinde tüm parti ve grupların ulusal birlik esprisi çerçevesinde sorunlarını tartıştığı, farklı görüş ve anlayışlara tolerans gösterdiği bir atmosfer ve platforma ihtiyaç vardır. Geçmişte bu konuda duyulan ihtiyaç yüzünden hemen her kesimden ulusal konferans ve kongre çağrıları yapılmıştı. Fakat kendisini Kürdistan?ın hakimi gören partilerin tekelci zihniyeti ve ulusal birlik ve demokrasi anlayışıyla hiçbir biçimde uyuşmayan yaklaşımları yüzünden bu çağrıların hiçbirisi sonuç almadı.

Türk devleti ile Kürt sorununu çözmek isteyen PKK?nin bundan sonra geçmişte olduğu gibi kendisinden farklı düşünen kesimlere karşı sergilediği ulusal birlikten uzak ve dışlayıcı yaklaşımı tekrarlamasının haklı gösterilecek hiçbir tarafı yoktur. Başta PKK olmak üzere PDK ve YNK; Kürtleri temsil etme ideasında olan hiçbir parti, grup kesimi dışlamadan önümüzdeki dönemde tüm sorunların tartışıldığı ve ulusal demokratik bakış açısıyla çözüme kavuşturulduğu bir platformda buluşmasına mutlaka öncülük yapmalıdır.

Türklerle anlaşan PKK?nin artık köy korucularına karşı düşmanlık sergilemesinin akla yatkın hiçbir maddi temeli kalmamıştır. Kürtler arasında barışın tesis edilmesi için köy korucularının topluma yeniden kazandırılmasına acilen ihtiyaç vardır. Kan davası gütmek aşiret mantığının bir tezahürüdür ve siyasi partilerin bu yöntemi ilelebet sürdürmesi doğru bir yaklaşım değildir. PKK?nin bu süreç içerisinde mutlaka köy korucularına yönelik af çıkararak ortamı rahatlatacak bir girişimde bulunmasına ihtiyaç vardır.

Barış ortamının sağlanması için PKK?nin ayrıca haksız yere vurduğu, zarar verdiği tüm kesimlerden öncelikle özür dilemesi, sorunların çözümüne katkı sunacağı gibi güven ve birlik ruhunun yeniden tesis edilmesi ve yaratılan tahribatları gidermek açısından oldukça yararlı olacaktır.

Fakat PKK?nin acilen atması gerek tüm bu adımların ete- kemiğe bürünmesi, daha doğrusu samimiyetini ortaya koymak açısından özellikle Kuzey Kürdistan?ın diğer parti ve örgütlerine, bu arada ve en önemlisi olarak kendisinden ayrılanlara karşı geçmişte izlediği düşmanlık politikasına derhal son vermesi gerekmektedir.
PKK?den ayrıldıktan sonra hemen tüm Kürt parti ve gruplarını yakından tanıma fırsatımız oldu. PKK?yi en sert eleştiren kesimlerin dahi özel olarak düşmanlık politikası güttüğüne dair ileri sürülen tüm idealar temelsiz ve sübjektif abartıdan başka bir anlam taşımamaktadır.

PKK dışında diğer hiçbir Kürt örgütü silahlı güç oluşturma ve silahlı mücadele anlayışına sahip değildir. Silahlı gücü bulunmayan bu kesimlerin bırakalım PKK?yi tasfiye etmeye kalkışmaları, çoğu zaman kendilerini savunmaktan bile aciz kalarak siyasal çalışmalarını durdurmak zorunda kaldıklarını biliyoruz. PKK?ye muhalefet eden tüm kesimlerin sözleri dışında kendilerini savunacak hiçbir silahları yoktur. Şiddet içermeyen eleştirilerin, dozajı hangi tondan olursa olsun fiziki imhaya tabi tutulması insanlık suçudur ve artık geçmişte bu yöntemlere başvuran faşist partiler dahi bu yaklaşımlarından kesinlikle vazgeçmiş bulunmaktadır.

PKK?nin düşmanıyla barışmaya karar verdiği bu süreçten sonra, yavuz hırsız misali kendisi diğer güçleri zor kullanarak tasfiye ederken, muhalif olan her düşünceyi geçmişte olduğu gibi düşman kategorisine alarak tasfiyecilikle suçlamasının inandırıcı hiçbir tarafı kalmamıştır.

Kürdistan?ı sömürgeleştiren Türk devleti, kendisini bölmek isteyen partilere dahi siyaset yapma özgürlüğü tanırken, PKK?nin diğer örgütlere hayat hakkı tanımaması ve bastırmaya kalkışması bundan sonra mümkün değildir.

PKK; diğer Kürt örgütlerine göstermesi gereken toleransı, barış ve demokrasi konusunda inandırıcı olmak istiyorsa özellikle kendisinden ayrılanlara karşı göstermek zorundadır. MHP gibi faşist bir partinin bile kendisinden ayrılan BBP mensuplarına tahammül gösterdiği ve parlamento çatısı altında birlikte siyaset yapma özgürlüğü tanıdığı bir zeminde PKK?nin hangi gerekçeye sığınırsa sığınsın artık bundan böyle kendisinden ayrılanlara karşı şiddet uygulaması veya haksız yere ağır sıfatlarla suçlamaya devam etmesinin kabul edilebilir hiçbir tarafı kalmamıştır.

Doğrusunu isterseniz Kürdistan?da hiç kimse PKK?ye özel olarak düşmanlık yapmak niyetini taşımamaktadır. Fakat bu dünyada PKK kadar kendisine düşman üretmekten mahir bir başka hareket göstermek mümkün değildir. Adeta durmaksızın kendisine düşman üreten bir makine gibi çalışmaktan herhangi bir beis görmemektedir. Diğer tüm Kürt örgüt ve partilerine siyaset yapma hakkı tanımayarak adeta düşman saflarına itmek için elinden geleni yapan PKK özellikle kendisinden ayrılanlara karşı ise son derece acımasız davranarak yaşam hakkını dahi fazla görmektedir. Halbuki örgütten ayrılanların sayısı mevcut durumda kalanları defalarca katlamaktadır. Dünyanın dört bir tarafına dağılan bu kesimin, hemen her açıdan geride kalanlardan bile daha fazla Kürt mücadelesine katkı sunma avantajları vardır. Fakat diğer Kürt partilerine işbirlikçi, ayrılanlara saçma sapan bir şekilde hain yaftası takarak geniş ve aktif bir kesimin gücünün heba olmasına ve kimi zaman zorunlu olarak düşmanlık yapmasına dahi neden olmaktadır.

Çözüm sürecinin yeniden başlamasıyla, artık bu yanlış ve düşman üretmekten başka bir sonuç vermeyen yaklaşımın terk edilmesi gerekmektedir. Daha düne kadar ultra faşist, yeşil Ergenekoncu parti olarak gördüğü AKP ile barış yapmak isteyen PKK?nin bundan sonra diğer Kürt parti, örgüt ve özellikle de kendisinden ayrılanlara karşı düşmanlık yapmasının hiçbir maddi temeli kalmamıştır. Siyasi mücadelede kan davası gütmek kadar davaya zarar veren başka bir yaklaşım olamaz. Eskiden davadan döneni vurun diyen faşist partilerin dahi bu tutumlarından vazgeçmek zorunda kaldığı günümüz koşullarında PKK?nin daha fazla düşmanlıkta ısrar etmesinin anlaşılır hiçbir tarafı yoktur. Düşmanı ile anlaşan bir gücün iç barışa mesafeli davranmasını halkın kabul etmesi mümkün değildir. Şayet PKK özellikle kendisinden ayrılanlara karşı bundan sonra geçmiştekine benzer şekilde davranmaya devam ederse, bunun artık hiçbir ideolojik ve politik izahının olamayacağı, sadece ilkel bir öç alma duygusu ile hareket edildiği sonucuna varacağız. PKK dahil hiç kimseye yararı olmayan bu ilkel öç alma duygusunun dönüp dolaşıp bumerang gibi sadece Kürt mücadelesine darbe vuracağını belirtmemize dahi gerek yoktur.

Bundan dolayı PKK?nin şimdiye kadar izlediği politikayı bir kez daha gözden geçirerek ulusal demokratik yaklaşımı esas alması acil bir zorunluluk haline gelmiştir. Her birisi birer yargısız infaz anlamına gelen hainlik yaftası ve birçok arkadaşımıza verilen idam kararlarının bir an evvel kaldırıldığının kamuoyuna deklere edilmesini bekliyoruz.
Başta aydınlar olmak üzere tüm kesimlerin ağırlıklarını bu temelde ortaya koymaları ve PKK?yi tavır değiştirmeye zorlamaları hayati önem taşımaktadır.

Umarız PKK daha fazla bu ilkel öç alma ve haksız tutumunda ısrar etmez ve yeni sürecin ruhuna uygun bir davranış içerisine girerek adaletin geç de olsa tecelli etmesine neden olacak bir adım atar.

Bitirmeden önce önemli gördüğüm bir konuyu daha gündeme taşımak istiyorum. Şayet PKK beklendiği üzere içerdeki gücünü güneye çekmeyi kabul ediyorsa, gerilladan doğan boşluğu mutlaka hesaplaması gerektiğine inanıyorum. Halkın savunmadan yoksun kaldığı bir ortamda köy korucularının baskın bir pozisyona gelemeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Köy ve aşiretler arasında gerginlik ve çatışma yaratması kaçınılmaz olan bu yapının devam etmesi halinde toplumda huzur ve barışın tesisi edilmesi mümkün değildir. Köy korucularını mağdur etmeden bu yapıyı bir biçimiyle tasfiye etmek Türk devletinin asli görevleri arasındadır.
9Mart 2013 Nizamettin TAŞ( Botan Rojhılat)
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe