Kürtlerin Vebali
Yakın dönemde Kürt partileri arasında yapılan Hewler anlaşmasına bakıldığında, PKK’nın ilk defa, tarihin böylesine kritik ve kırılgan bir döneminde, bizi şaşırtan, ancak doğruluğuna kesinlikle inandığımız bir karara imza attığına tanık olmaktayız.
Nizamettin Taş
22.07.2012 - 08:32
Kürtlerin Vebali

Kürdistan?ın geleceği açısından tarihi günler yaşıyoruz.

Yıllar önce, Güney Kürdistan?da, benzer bir süreçten geçmiştik.

Amerikan müdahalesinin gündemde olduğu o yıllarda yönetim olarak yaptığımız tartışmaları daha dün gibi hatırlıyorum.

PKK?dan kopmamıza yol açan düşünce ayrılığının tohumlarını bu tartışmalarda olgunlaştırmıştık. Sosyalist sistemin dağılmasından sonra eski anti emperyalist yaklaşımların artık sorunların çözümüne yetmeyeceğini savunuyorduk. Buna karşılık, şimdi yönetimde olan ve bizim kendilerini dogmatik solcu olarak eleştirdiğimiz arkadaşlarımız Amerikan müdahalesinin Saddam diktatörlüğünden daha çok kendilerini tasfiye etmeye yönelik olduğunu ve bunu boşa çıkarmak amacıyla tüm Ortadoğu halklarını birleştirmek gerektiğini ileri sürüyorlardı. Çünkü onlara göre sosyalizm bayrağını yeryüzünde ayakta dalgalandıran PKK ve onun lideri Abdullah Öcalan?dan başkası değildi. Bundan dolayı Amerikan emperyalizminin esas hedefi Saddam rejimi değil, sosyalizmin yılmaz savunucusu olan PKK ve onun öncüsü Kürdistan özgürlük mücadelesiydi.

Bu tür ultra düşüncelerin, artık demode olmuş, eski ideolojik argümanların bir tezahürü olarak dile geldiğini ve gerçeklere kesinlikle uymadığını biliyorduk.

Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra temellerine dek sarsılan Ortadoğu?daki mevcut statükonun giderek paramparça olacağı ve hiçbir gücün bunu engelleyemeyeceğini bizimkiler hariç herkes görüyordu. Artık eski güç dengeleri tamamen değişmiş ve dost devletler düşman, düşmanlar dost haline gelmişti.

20. yy?ın ilk çeyreğinde Ortadoğu yeniden düzenlenirken, İngiliz ve Fransız sömürgecilerine Araplar lazımdı; feda edilen Kürtler oldu.

21.yy başında ise tam tersine Amerika öncülüğündeki batının Kürtlere ihtiyacı vardı ve bu sefer BAAS rejimi kurban edilirken talih sadece Kürtlere gülecekti.

Amerika?nın Irak müdahalesinden Kürtlerin azami derecede yararlanacağını bilmek için aslında kahin olmaya gerek yoktu. Fakat dogmatik yaklaşımların kör ettiği yönetim anlayışından dolayı PKK bu sürece olumlu anlamda yeterli katkıyı sunmadı. Sadece Güneyde değil, aslında tüm Kürdistan parçaları açısından olağanüstü elverişli koşullar doğmuştu. PKK diğer tüm partilerden daha fazla bu koşulları kendi lehine çevirme imkanına sahipti. Fakat gerçeğe daha yakın bir politika izleyen güneyli güçler bu süreçten azami derece istifade edip devletleşmeye doğru yol alırken, ideolojik dogmaların altında ezilen ve subjektif bakış açısına esir düşen PKK ise tam tersine bu süreçten yararlanmasını bilmediği gibi daha fazla çembere alınarak önemli oranda tecrit edilmiş bulunmaktadır.
Şimdi geriye dönüp baktığımızda, şayet o dönemde ön gördüğümüz gibi Amerikan müdahalesini destekleyen ve ulusal birlikten yana bir politikanın izlenmesi halinde bugün tarihin bambaşka bir mecrada seyretmek zorunda kalacağına dair en ufak bir kuşkumuz yoktur.

Tarih; mevcut durumda, Kürtlerin kaderi açısından, adeta ikinci kez tekerrür etmektedir.

PKK?nın geçmişin acı tecrübelerinden ders çıkararak aynı hataları tekrarlamayacağını umut ediyoruz.
Ne de olsa yanlış hesabın Bağdat?tan döndüğü bir coğrafyada yaşıyoruz.

Yakın dönemde Kürt partileri arasında yapılan Hewler anlaşmasına bakıldığında, PKK?nın ilk defa, tarihin böylesine kritik ve kırılgan bir döneminde, bizi şaşırtan, ancak doğruluğuna kesinlikle inandığımız bir karara imza attığına tanık olmaktayız.

Hewler anlaşması doğru yerde ve doğru zamanda atılmış çok önemli bir adımdır. Şimdi yapılması gereken anlaşmanın içeriğini bozmadan ve hiçbir provokasyona mahal vermeden alınan kararları yaratıcı bir tarzda hayata geçirmek olmalıdır. Bu konuda esas olarak rüştünü ispatlaması gereken partilerin başında PYD, yani PKK gelmektedir. Ancak aynı duyarlı yaklaşımı diğer partilerin ve bu arada YNK ve özellikle de PDK?nin göstermesi gerekmektedir.

Şu anda Güney Batı Kürdistan?ı BAAS rejiminden temizlemek sanıldığı kadar zor değildir. Rejim Kürdistan?da zaten kendiliğinden dökülmektedir. Kürtleri asıl bundan sonra zor bir dönem beklemektedir.

Kürtlerin elde edeceği kazanımlara bölge devletlerinin ve Arap şovenizminin tahammül göstermeyeceğini Irak?taki deneyimlere bakarak rahatlıkla anlayabiliriz. Şüphesiz fırsat doğduğunda bunu askeri yöntemleri devreye sokarak yapacaklardır. Bunun için Kürtlerin öncelikle askeri güçlerini birleştirmeleri ve tüm enerjilerini savunma stratejisine harcamaları hayati önem taşımaktadır.

Fakat Güney Batı Kürdistan?da tehlikenin sadece dışarıdan geleceğini tahmin etmek kadar yanlış bir düşünce olamaz. Kürtleri dışarıdan çok doğrusunu isterseniz içerdeki tehlikeler tehdit etmektedir. Mevcut durumda Hewler anlaşmasının hayata geçirilmesini tehlikeye sokan dış güçlerin varlığı değil, erken iktidar hastalığının depreşmesine yol açan partiler arasındaki rekabet ve güç mücadelesidir. Ne yazık ki Güney Batı Kürdistan koşulları bu konuda son derece kırılgan ve her türlü istismara müsait bir zemine sahiptir.

Kürtlerin kazanımlarını yok etmek isteyen her gücün bu zeminden istifade etmek için yapamayacağı fedakarlık yoktur.

Düşman planlarını boşa çıkartmanın tüm vebalı PKK ve Barzani?nin omuzları üzerindedir. Taraflardan birinin erken iktidar hastalığına yakalanması, tüm kazanımların yok edilmesi ve Kürt partileri arasında iç savaşın yeniden başlamasına yol açacaktır.

Bu konuda özellikle PKK?ye tarihi sorumluluklar düşmektedir. Terörist kategorisinde görülen PYD?ye hiçbir gücün Kürtlerin yönetimini tek başına devretmeyeceğini bilmek zorundayız.

PYD?nin gücü ne olursa olsun tek başına iktidar olamayacağını ve buna kalkıştığı andan itibaren felaketin kapılarını ardına dek açacağını bilerek hareket edeceğini umuyoruz.

PKK; kendi kitlesel gücüne güvenerek değil, asıl ittifak zırhına bürünerek tecrit ve saldırılardan korunabileceğini hesaba katmak zorundadır. Hewler anlaşmasının PKK açısından asıl önemi buradan ileri gelmektedir. PKK?nın eceli gelmiş keçinin davranışına benzer tavırlar içerisine girerek anlaşmayı bozacak taraf olması diğer partilerden daha çok kendisine zarar verecektir.

Yüzyıllardan sonra ele geçirilen ve bir daha ne zaman yakalanacağı kesinlikle belli olmayan tarihi fırsatın heba olması istenmiyorsa, Kürt partilerinin iktidar savaşından uzak ve birlik içerisinde hareket etmekten başka seçenekleri yoktur.

22-7-2012 Nizamettin TAŞ ( Botan Rojhelat)
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe