Ortadoğu Sorunu -III-
          Pandora’nın Kutusu Açıldı; Mevcut Statükonun Yaşama Şansı Kalmadı: Ortadoğu’daki mevcut düzen; Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesine zemin teşkil edecek kapasiteye sahip değildir. Ortadoğu’nun ekonomik, sosyal, siyasal yapısı; küreselleşmeye, sermaye akışına ve Amerikan çıkarlarına tamamen ters bir konuma sahiptir. Amerika’nın; Ortadoğu’yu, 20. yüzyıldan kalma ve soğuk savaş döneminin çok daha kötü tarzda dejenere ettiği mevcut sisteme dayanarak dizayn etmesi mümkün değildir. Amerika kendi çıkarları doğrultusunda bu sistemi tasfiye etmek zorundadır.
Nizamettin Taş
24.01.2007 - 15:26
Ortadoğu Sorunu -III-
                                                                          
      Pandora’nın Kutusu Açıldı; Mevcut Statükonun Yaşama Şansı Kalmadı

      Ortadoğu’da hala yürürlükte olan ve seksen yıl önce oluşturulan mevcut sistem; bu topraklardan binlerce yıl önce fışkıran büyük medeniyet tarihine, kültürel derinlik ve somut-güncel gerçekliğe hiçbir biçimde uymamaktadır. Ortadoğu halklarının çıkarlarına aykırı olan ve başta Kürtler olmak üzere bir çok ulus ve azınlığın iradelerine başvurulmadan oluşturulan bu sistemin meşru ve adil hiçbir dayanağı yoktur. çizilen sınırlar ve oluşturulan devletler tamamen suni bir tarzda, halkların iradesine rağmen, dıştan dayatılarak geliştirilmiştir.

      1.Dünya savaşı sonunda İngiltere ve Fransa tarafından, sömürgeci böl-yönet politikasına göre oluşturulan mevcut Ortadoğu sisteminin artık hiçbir bakımdan yaşama şansı yoktur. Soğuk savaş döneminin geride kaldığı ve demokratik gelişmelerin belirgin bir tarzda 21. yüzyıla damgasını vurduğu günümüz koşullarında, artık bu çağ dışı gerici bölge rejimlerini ayakta tutacak hiçbir neden kalmamıştır.

      Ortadoğu’daki mevcut düzen; Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesine  zemin teşkil edecek kapasiteye sahip değildir. Ortadoğu’nun ekonomik, sosyal, siyasal yapısı; küreselleşmeye, sermaye  akışına ve Amerikan çıkarlarına tamamen ters bir konuma sahiptir. Amerika’nın; Ortadoğu’yu, 20. yüzyıldan kalma ve soğuk savaş döneminin çok daha kötü tarzda dejenere ettiği mevcut sisteme dayanarak dizayn etmesi mümkün değildir. Amerika kendi çıkarları doğrultusunda bu sistemi tasfiye etmek zorundadır.

      Ortadoğu’nun siyasal yapısı; demokratik sistemin geliştirilmesine müsait değildir. Mevcut sisteme demokrasinin monte edilmesi sadece bir yama olarak kalır. Ortadoğu’da demokrasinin gelişmesi ve kök salması; ekonomik, siyasal, askeri her cepheden radikal bir müdahaleyi zorunlu kılmaktadır. Ortadoğu’da demokrasinin yaşam bulması, sistemin değiştirilmesine bağlıdır. Sistemin kendisine devrimci, radikal bir müdahale olmadan kangren haline gelmiş olan sorunların aşılması mümkün değildir. Bu düzen tasfiye edilmek zorundadır. Bunun başka yol ve yöntemi yoktur. Sistemin özüne dokunmadan yapılacak her reform hareketi, daha ağır sorunların yaşanmasından başka bir sonuç yaratmaz. Amerikanın Irak’ta karşılaştığı sorunlar bunun açık göstergesidir.

      Amerika’ya tavır alan bölge devletleri; geçmişte olduğu gibi sistemler arası çelişkiden yararlanarak ve bir süper gücün desteğini alarak ayakta kalma şansına sahip değildir. Şüphesiz çelişkiler ortadan kalkmış değildir; ancak farklı çıkar ve yaklaşım tarzından kaynaklanan bu sorunları geçmişte olduğu gibi antagonist bir karakterde görmek büyük bir hatadır. Hiç bir bölge devleti; Amerika’ya rağmen, Rusya, Avrupa veya çin’in desteğine dayanarak manevra yapma şansına ve ayakta kalma gücüne sahip değildir.

      Sovyetler Birliğine tavır aldıkları için Amerika tarafında korunan bölgenin en despot, gerici yönetimlerinin, bundan sonra, geçmişte olduğu gibi, benzer bir biçimde batı tarafından desteklenmeleri söz konusu bile edilemez. Arap kral ve şeyhlerinin Amerika tarafından desteklenmeleri için hiçbir neden kalmamıştır. Tersine Amerika bu rejimleri desteklemeye devam ederse Ortadoğu’da yaşanan tüm sorunların tek nedeni sayılacak ve meydana gelecek her çelişki ve çatışmanın bedelini çok ağır bir şekilde fatura etmek zorunda kalacaktır.

      Ortadoğu’da sadece sistemin kendisi gereksiz hale gelmemiştir; aynı zamanda suni bir tarzda bir çok ulus ve azınlık yok sayılarak yapılan düzenlemelerde ağır bir sorun haline gelmiştir. Filistin, Kürdistan ve diğer ulus ve azınlıkların sorunları çözüme kavuşmadan Ortadoğu’nun istikrara kavuşması mümkün değildir. Ortadoğu’da sadece rejimlerin değil, aynı zamanda sınırların da ulusal sorunları çözecek tarzda yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

      Ortadoğu; demokrasi ve demokratik yaşam biçiminden henüz çok uzak bir konumda bulunmaktadır. Dışardan ihraç edilen, kırıntı kabilinde bir takım gelişmenin dışında bölgede esas olarak  demokratik sistem yerleşmiş değildir. Yönetimler tamamen halk karşıtı ve yozlaşmış bir karaktere sahiptir. ülke kaynaklarını peşkeş çeken ve tüketime dayalı bu rejimlerin bir gün dahi yönetimde kalmaları suç teşkil etmektedir. Halkın bu kokuşmuş yönetimlerden hiçbir beklentisi yoktur ve hızla aşılmaları gerekmektedir.

      Ortadoğu’da gericiliğin, şovenizmin, despotizmin bu kadar kök salmasının esas nedeni güçlü bir halk hareketinin gelişmemiş olmasıdır. Halkın; mevcut yönetimleri desteklemesinin hiçbir nedeni yoktur. Ancak buna rağmen halk kötü kaderinin kurbanı olarak büyük bir sessizlik içerisinde bulunmaktadır. Halkı iradesiz bırakan öncü kesimlerin yokluğudur. Ortadoğu’da halk muhalefeti saptırılmış hareketlerin denetimi altında bulunmaktadır. En güçlü konumda bulunan İslami hareketlerin, sorunları istismar etmenin dışında herhangi bir gelecek ve çözüm önerileri yoktur. İlerici, sosyalist geçinen muhalefet ise köksüz, halka güven vermeyen, eklektik bir yapıya sahiptir. İster islami, ya da sosyalist öncülüğe dayanarak Ortadoğu’da  demokrasiyi geliştirmek ve sistemini yaşam biçimi olarak yerleştirmek mümkün değildir. Demokratik bir muhtevaya sahip olmayan islami hareketlerin kapsayıcı olması ve toplumda istikrarı yakalaması zor görünmektedir. Devlet tarafından hadım edilerek iktidarsızlaştırılan ilerici, sosyalist hareketlerin mevcut durumda kendilerini yenilemeleri ve halka güven vererek alternatif bir çözüm planı ortaya koymaları hiçbir biçimde gerçekçi görünmemektedir. Bundan dolayı Ortadoğu’da yeni bir muhalefet hareketine, tüm demokratik güçleri bağrında toplayan siyasal bir öncülüğe ihtiyaç vardır.

      Ortadoğu’da halk hareketlerinin başarılı olması; mevcut yaklaşım tarzlarının tamamen değiştirilmesine bağlıdır. Geçmiş pratik; halkların kendi öz güçlerine dayanarak başarılı olmadıklarını açık bir tarzda göstermiştir. Ortadoğu’nun despot rejimlerini, dış müdahale olmadan değiştirmek mümkün görünmemektedir. Dogmatik sol jargonun bir ürünü olan dış müdahaleye karşı çıkma tutumunun ısrarla devam ettirilmesi, bölge halklarının defalarca yenilgiye uğramasının esas nedenidir. Ortadoğu’da dış müdahaleye karşı çıkmak, sadece gerici rejimlerin ömrünü uzatmasına yol açmaktadır. Demokratik halk hareketlerinin dış müdahaleye karşı çıkarak hakim sınıfların yedeğine düşmesi; tasfiye edilmesi gereken gerici, despot rejimlerin, mevcut sistemi savunmak için başvurdukları bilinçli bir tuzaktır. Halk hareketlerinin görevi dış müdahaleye karşı çıkmak değil, tam tersine tıpkı ikinci dünya savaşında olduğu gibi anti faşist cephenin müdahalesini desteklemesine benzer bir tarzda doğru temelde ittifak yapmaktır.

      Başta Amerika olmak üzere Ortadoğu’ya müdahale eden müttefik güçlerin, başarısız kalan politikalarını  terk ederek ‘Genişletilmiş Ortadoğu Projesini’ esas olarak halkın gücüne dayandırması ve sistemi tek başına, sadece kaba kuvvete dayanarak değil, tam tersine sivil, demokratik hareketler ile  kurduğu ittifaklar sonucu tasfiye etmeyi esas alan bir stratejik yaklaşım göstermesi halinde mevcut tıkanıklığı aşmak ve olası tüm direnç noktalarını bertaraf etmek çok daha kolay olacaktır.

      Halklar açısından dış müdahaleye karşı çıkmak ne kadar yanlışsa, müttefik güçlerin halka dayanmadan müdahalede bulunması o kadar hatalıdır. Her iki kesim açısından en doğru tutum dış müdahalenin halkın gücüne dayanarak gerçekleşmesi ve bu temelde stratejik, taktik ittifakların gerçekleştirilmesidir.
24-Ocak-200

Botan Rojhılat-N.TAŞ
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe