Ortadoğu’nun Parlayan Yıldızı: Kürtler
        
        Kuzeydeki kaosa bakarak Kürdistan geneli için endişelenmeye gerek yoktur. Kürt halkı; 21.yüzyılda, Ortadoğu’nun parlayan yıldızı olarak tarihteki yerini hızla almaktadır. Daha üzerinden birkaç yıl geçmeden Güney Kürdistan demokratik bilinç ve kültürün gelişmesi ve ulusal kurumlaşmanın sağlanması bakımından Ortadoğu’nun onlarca devletini fersah fersah geride bırakmıştır.

         Güney Kürdistan’daki özgürlükler ortamı; mevcut durumda bile, Arap devletleri, Ortadoğu’nun en köklü uygarlıklarından birini yaratmış olan İran ve Kürt halkı söz konusu olduğunda Türkiye ile kıyaslanmayacak düzeyde ileri haklar tanımaktadır. Tüm Arap devletleri -Lübnan benzeri istisnalar hariç- ve İran’da rejim yanlısı partilerin dışında hiçbir siyasal oluşuma izin verilmezken, özgür Kürdistan’da komünistinden islamcısına, sosyalistinden liberaline, demokratından milliyetçisine kadar her türden düşünce ve akıma serbestçe örgütlenme, propaganda yapma ve seçimlere katılma hakkı tanınmaktadır.

         Türkiye;  siyasal partilere özgürlük ortamını sağlama bakımından Ortadoğu devletlerinden farklı bir konuma sahiptir. Ancak AB ile müzakere sürecini başlatma hakkını elde etmiş olan Türkiye’de etnik temelde herhangi bir siyasal oluşuma kesinlikle izin verilmemektedir. Buna karşılık Güney Kürdistan’da sadece her türlü sınıf ve tabakayı temsil eden partilere değil, aynı zamanda Kürt coğrafyasında yaşayan en ufak etnik topluluğa bile kendi iradesini temsil etme hakkı verilmiştir.                    
            
           Türkiye’de; yirmi milyon Kürdü anayasal çerçevede resmen temsil eden tek bir parti kurulmaz ve buna kalkışanlara en ağır cezalar verilirken, özgür Kürdistan’da; nüfusu birkaç yüz bini ancak bulan Türkmen halkının, her türlü ulusal kurumlaşmanın dışında, Türkmenler adına hareket eden ona yakın partisi bulunmaktadır. Asuri-Keldani ulusunun bir çok parti ve kurumu aktif siyaset içerisindedir. Ayrı din ve mezheplere sahip olduklarından dolayı Yezidi ve Feyli -Şii- Kürtlerine dahi kendi partilerini kurma hakkı verilmiştir.

         Güney Kürdistan’da Türkmen halkının kendi nüfuslarından daha fazla eğitim kurumları bulunmaktadır. çok sayıda günlük gazetenin dışında, yirmi dört saat yayın yapan birkaç radyo ve televizyon kuruluşu vardır. üstelik bu gazete, radyo ve televizyondan bir kaçı sadece Kürt halkını aşağılamak, Kürtlere düşmanlık yapmak ve halklar arasına nifak sokmaktan başka bir yayın yapmadığı halde varlıklarına özgürce devam etmektedir.

         özgür Kürdistan;  çoğulculuğun zenginlik demek olduğunun en güzel örneğini sunmaktadır. Haklı olduğuna inanan ve kendisine güvenen Kürt ulusu; karşıtlarına dahi örgütlenme özgürlüğü tanıyarak hem geleceğin demokrasi kalesi olacağını açıkça göstermekte ve hem de bölge ülkelerine ahlak dersi vermektedir. 

         Güney Kürdistan’ın özgürlük ve demokrasi alanında sağladığı gelişme, sadece siyasal atmosfer ile sınırlı değildir. Kürt toplumu hızla kabuk değiştirmekte ve ulusal demokratik bilinç ilk defa somut bir sisteme kavuşmaktadır. Sivil toplum örgütlenmeleri; hayatın tüm alanlarında mantar gibi yeşermekte ve sosyal ve kültürel yaşamın demokratikleştirilmesinde önemli görevler ifa etmektedir.

         Güney Kürdistan; sağladığı güvenlik ortamı içerisinde çok önemli ekonomik projelere imza atmaktadır. Dünyanın dört bir tarafından çok önemli bir sermaye akışı söz konusudur. Batının en tanınmış firmaları herhangi bir ihaleyi kapmak için büyük bir rekabet içerisindedir. Şehirlerin görüntüsü hızla değişmekte ve alt yapı çalışmaları kaza ve nahiyeleri kapsayacak tarzda ülkenin en ücra köşelerine taşırılmaktadır. Uzun sözün kısası: Kürtlerin ülkesi; mevcut durumda baştan sona  şantiyelerden geçilmez hale gelmiştir. Ve beş-on yıl içerisinde Ortadoğu’nun en zengin ve en modern ülkesi durumuna geleceğinden hiç kimsenin kuşkusu yoktur.

         Ekonomik, sosyal ve kültürel sahada meydana gelen bu büyük değişime denk gelen bir idari sistem gelişmektedir. KDP ve YNK diğer parti ve etnik toplulukları da dahil ederek ortak bir yönetim oluşturmaktadır. Oluşturulan yeni yönetimde komünist partisi, ılımlı İslamcılar, Asuri, Türkmen ve Yezidiler güçleri oranında temsil edilmektedir.

         Federal Kürdistan;  bir taraftan demokratik bir toplum inşa etmek için çok önemli reformlara imza atarken, diğer taraftan kazanımlarına göz diken şoven Arap ve bölge devletlerine karşı kendi güvenliğini sağlamak için düzenli ordu kuruluşuna gitmektedir. Peşmerge kuvvetleri artık anayasal bir savunma gücüdür.

         Irak’ta istikrarın sağlanması ve terörizmin alt edilmesinde Kürt halkının ve onun silahlı kuvvetleri olan Peşmergelerin rolü belirleyicidir. Federal Kürdistan; istikrarlı yapısı, ekonomik gücü ve askeri potansiyeli ile giderek Irak’ın geleceği üzerinde daha fazla ağırlığını koymaktadır. Kürt yönetiminin desteği olmadan Irak’ın ayakta kalması mümkün değildir.

         Güney Kürdistan’ın; istikrarlı bir güvenlik ortamı içerisinde, demokratik bir toplum yaratmakta gösterdiği başarı ve Irak’ın geleceği üzerinde belirleyici bir konumda bulunması, dünyada ilk defa hak ettiği saygın yerini almasına yol açmıştır. Bir kaç yıl önce Saddam Hüseyin’in devrileceğini rüyasında dahi görmeyen Kürtlerin liderleri bugün Irak’ı devlet başkanı ve dışişleri bakanı olarak Birleşmiş Milletlerde temsil etmektedir. Geçmişte, Kürt bayrağının, sadece tek bir gün  dalgalanmasını görmek için canını veren binlerce şehit vardır. Bugün BM’de Irak’ı temsil eden koltuklarda sadece Kürt liderleri oturmaktadır. Celal Talabani tarihte ilk defa BM’de Kürtçe konuşma yaptı. Ve Mesut Barzani yine tarihte ilk defa Kürtlerin devlet başkanı olarak Beyaz Saray’da kabul gördü.

         Mesut Barzani’nin Kürtlerin devlet başkanı olarak Beyaz Saray’a çağrılması ve görüşmeye peşmerge kıyafeti ile gitmesi Kürdistan’ın resmen tanınmasının ilk adımıdır. Artık Kürt mevzileşmesinin geri adım atması mümkün değildir. Yarın benzer gelişmelerin Kürdistan’ın diğer parçalarında meydana geleceğini söylemek artık bir hayal değildir.
Kürdistan; Ortadoğu’nun kaderini değiştirmekte büyük bir potansiyele sahiptir. Kürt halkının ikinci İsrail teranelerine kulak asmayarak bütün gücü ile hak ettiği öncülük rolüne soyunması gerekir. İsrail’in Ortadoğu’nun değişiminde çok sınırlı bir rolü olmuştur. Asıl Ortadoğu’daki mevcut statükonun parçalanmasında Kürt halkının rolü belirleyici olacaktır. Kürdistan; Ortadoğu’nun değişim stratejisinde belirleyici rol oynamak için bir güneş gibi doğmaktadır. Ve Ortadoğu’nun yeni parlayan yıldızı olarak Kürtler; bu rolü, Selahattin Eyyubi döneminden çok daha başarılı bir tarzda, bu sefer Haçlıların yerini alan bölge devletlerinin zalim diktatörlerine karşı hakkaniyet ölçüleri içerisinde yerine getirecektir.        


29 Ekim-2005

Botan Rojhılat–N.TAŞ
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe