Rüzgar Eken, Fırtına Biçer
PKK’nın, Hizbullahçıların serbest bırakılması karşısında duyduğu endişe, ‘rüzgar eken, fırtına biçer’ misali yıllardır uyguladığı baskı sisteminin ve tekelci zihniyetin doğal bir sonucudur. Hizbullah’ın Ergenekon tarafından kurulması veya desteklenmesi bu gerçeği değiştirmez. Çünkü şiddet ve baskı eninde sonunda kendi karşıtını doğurur.
Nizamettin Taş
25.01.2011 - 18:45
                            
                                              Rüzgar Eken, Fırtına Biçer

Hizbullah yöneticilerinin serbest bırakılması, Türkiye’de yoğun tartışmalara neden oldu.

Söz konusu tartışmalara en aktif bir şekilde katılan Kürtlerin Hizbullah yöneticilerinin serbest bırakılmasına özel olarak tavır almasının anlaşılır ve pek çok haklı nedeni bulunmaktadır.
Binlerce yurtseverin öldürülmesinde imzası bulunan Hizbullah örgütünün gerçekleştirdiği eylemlerin PKK’nın yaptığı saldırılara karşı misilleme hakkının kullanılması anlamına gelmediğini, bunun çok ötesinde hedefler taşıdığını bu süreci bütün çıplaklığıyla yaşayan Kürlerden başka kim bilebilir?
PKK’nın siyasal mücadeleye ağırlık vermeye başladığı bir dönemde, özellikle legal sahada bu sürece öncülük yapan yüzlerce kadro ve sempatizanın öldürülmesi, Hizbullah örgütünün; sadece kendi yandaşlarının vurulmasına karşı intikam amacıyla hareket etmediğini göstermektedir. Bugün Ergenekon belgelerinde çok açık bir biçimde deşifre edildiği üzere esas itibariyle Çiller-Doğan Güreş ekibinin, daha doğrusu derin devletin Kürt hareketinin siyasallaşmasını önlemek amacıyla JİTEM gibi karanlık güçlerin yanı sıra bu hareketin mensuplarının da gerçekleştirilen pek çok cinayetin işlenmesinde aktif bir şekilde kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Karanlık geçmişinden dolayı, Kürtler çok haklı olarak, Hizbullah yöneticilerinin serbest bırakılmasını, aynı senaryonun, Türk devleti tarafından yeniden sahneye konulmak istendiği biçiminde yorumlamaktadır.
Şüphesiz, Hizbullah yöneticilerinin serbest bırakılması konusunda tek endişe duyan kesim Kürt halkı değildir.
Hizbullahçıların serbest bırakılması; laik cenah açısından, Türkiye’nin gidişatından duyduğu korkuyu daha da depreştiren bir algılamaya yol açarken, hükümet kanadı ise, tam tersine, bu tahliyeleri AKP’ye karşı Ergenekon tarafından yargı eliyle gerçekleştirilmek istenen tezgahın bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Tahliyeler konusunda muhtelif yorumların yapılmasının her kesim açısından anlaşılır ve kendilerine göre haklı nedenleri bulunmaktadır.
Değişik çevreler tarafından dile getirilen endişeleri anlayışla karşılamak gerekiyor. Ancak Hizbullahçıların geçmiş dönemde esas olarak Kürtlere karşı geliştirilen cinayetlerde aktif olarak rol aldıklarını göz önünde bulundurduğumuzda, asıl hesap kitap yapması gereken tarafın başta PKK olmak üzere özellikle legal sahada siyaset yapan yurtsever kesimlerin olduğunu ilgili tüm çevreler kabul etmek zorundadır.
Hemen belirtelim PKK’nın basit hesaplar yaparak, geçmişin intikamını almak adına Hizbullah hareketine silah doğrultması eskisinden çok daha beter ve telafisi kesinlikle mümkün olmayacak yepyeni bir kan davasının kör şiddet biçiminde uzun yıllar sürmesine neden olacaktır.
Hem Kürt halkının uzun yıllar sonucu ve büyük bedeller ödeyerek kazandığı mevzilerin korunması ve hem de demokratik gelenek ve teamüllerin Kürt coğrafyasına sirayet etmesi açısından PKK’nın kesinlikle oyuna gelmeyerek ve provokasyonlara düşmeyerek silah kullanmaktan özenle kaçınması gerekmektedir.
Aynı biçimde Hizbullah hareketinin de kirli geçmişinden kendisini kurtararak bir daha asla şiddet eğilimi içerisine girmeyeceğini bir biçimde kanıtlaması ve siyasal mücadele yöntemlerine bağlı kalacağını garanti etme zorunluluğu vardır. Bu yaklaşımını kanıtlamadığı müddetçe geçmişinin durmaksızın teşhir edilmesinde fayda vardır.
Ancak Hizbullah hareketinin tüm şaibeli geçmişine rağmen, gelinen aşamada artık onu yok sayarak adım atmak mümkün değildir. 
Sahip olduğu kitle gücü ve mevcut konjonktürden dolayı Hizbullah realitesi tanınmak zorundadır. Ne yazık ki Kürdistan’da PKK’dan sonra ikinci büyük kitle gücüne Hizbullah örgütü sahiptir. Bundan dolayı demokratik teamüller ölçüsünde bir yaklaşımın gösterilmesinden başka bir çözüm yolu yoktur.
Hizbullah hareketinin siyaset sahnesinde rol oynamasına kesinlikle izin verilmeli, şiddet yöntemlerine başvurmadığı müddetçe demokratik sistem içerisinde siyasi çalışma yapmaları teşvik edilmelidir.
Çünkü legal planda Hizbullah’a siyaset yapma hakkı tanınmazsa, mevcut gücüne dayanarak kendilerine alan açmak zorunda kalacaklardır. Bu da kaçınılmaz olarak ya PKK ya da devletle çatışmalarına neden olacaktır.
Hizbullah’ın mevcut gücü ve sahip olduğu potansiyeli artık şiddet yöntemleriyle yok etmek veya kısa sürede eritmek sanıldığı kadar kolay değildir.
Hizbullah örgütünün panzehiri birçok çevrenin sandığı gibi şiddetle bastırılması değil tam tersine legal zemine çekilerek siyaset yapmalarına izin verilmesidir.
 Hizbullah gibi şiddet eğilimli örgütlerin frenlenmesi veya marjinal düzeyde tutulması, ancak yurtseverlik bilincinin geliştirilmesi, daha çok özgürlük talebinde bulunmak ve demokratik yaşam standart’ının topluma egemen kılınmasıyla mümkündür.
Bu konuda en büyük görev PKK ve legal yandaşlarına düşmektedir. PKK’nın sadece Hizbullah yanlılarına değil, onlardan daha çok farklı düşünce ve eğilimde olan yurtsever, demokrat kesimlere karşı şiddet ve mahalle baskısından vazgeçmesi gerekmektedir. PKK baskı yoluyla bu kesimlere nefes aldırmadığı için ortaya çıkan boşluğu giderek Hizbullah doldurmaktadır.
PKK’nın diğer Kürt örgüt ve şahsiyetlerine karşı yıllardır uyguladığı baskı ve şiddet yöntemleri, tıpkı bir bumerang gibi dönüp dolaşarak bu gün kendilerini yeniden tehdit eder hale gelmiştir.
PKK’nın,  Hizbullahçıların serbest bırakılması karşısında duyduğu endişe, ‘rüzgar eken, fırtına biçer’ misali yıllardır uyguladığı baskı sisteminin ve tekelci zihniyetin doğal bir sonucudur. Hizbullah’ın Ergenekon tarafından kurulması veya desteklenmesi bu gerçeği değiştirmez. Çünkü şiddet ve baskı eninde sonunda kendi karşıtını doğurur.
Eğer Hizbullah’ın tehdit olmaktan çıkarılması isteniyorsa, o zaman en başta Kürdistan’da şiddet ve baskı yöntemlerinin devreden çıkartılması, farklı düşünce ve eğilimlere tahammül gösterilmesi gerekiyor. PKK’nın bu sınavdan geçmesi, siyasetin şiddetten tamamen arındırılması ve çözüm yönünde atılmış önemli bir adım olacaktır.
                             

24 Ocak 2011                                       N. TAŞ (Botan Rojhılat)
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe