Seçim Sonuçları ve DTP'nin Geleceği
        DTP’nin, KCK’nin tasallutundan kurtulmadan siyaset sahnesinde varlık göstermesi ve Kürt probleminin çözümüne katkıda bulunması mümkün değildir. DTP’nin muhatap alınması, rüştünü ispat etmesine bağlıdır. Bu açıdan KCK’nın bir çuval inciri daha berbat etmeden tekelci zihniyetten vazgeçmesi büyük bir önem taşımaktadır.
Nizamettin Taş
10.08.2007 - 21:02
                                         Seçim Sonuçları ve DTP’nin Geleceği

         Türkiye’de yapılan seçimin tek galibi vardır: Recep Tayip Erdoğan ve lideri bulunduğu Adalet ve Kalkınma Partisi.

         CHP ve MHP barajı aşmalarına rağmen Kuzey Kürdistan’da silinmiş bulunmaktadır. Barajın altında kalan DP ve Genç partinin siyaset sahnesinde kalmaları bile tartışmalı hale gelmiştir.

         Türk solu, İşçi partisinden sonra neredeyse yarım yüzyıldır parlamentonun eşiğine dahi adım atmış değildir. Legal planda bir varlık gösteremeyen Türk solunun 12 Eylül darbesinden önce hiç olmazsa belli bir ağırlığı vardı. Askeri darbenin bir silindir gibi üzerinden geçerek ezdiği Türk solunun daha sonra iğdiş edilerek tamamen iktidarsızlaştırıldığı görülmektedir.

         12 Eylül cuntası tarafından tasfiye edilen Türk solunun siyaset sahnesine yeniden çıkması için, bağımsız adayların şahsında yakılmak istenen kıvılcımın Ufuk Uras ve Akın Birdal dışında tutuşmadığı anlaşılmaktadır. Zaten her iki adayı parlamentoya taşıyan Türk solunun gücü değil, Kürt halkının verdiği oylardır.

         Bağımsız adaylara verilen oyların Türk solunu örten ölüm toprağını silkmeye yetmediği açığa çıkmış bulunmaktadır. Daha uzun bir süre, Türk solunun, bırakalım iktidar olmayı, hayalini bile yaşamaya gücünün yetmeyeceği anlaşılmaktadır.

         Diğer parti ve bağımsız adaylara izin vermediği için, Kürtler adına, genel seçime sadece DTP’nın gösterdiği adaylar katılmıştır. DTP adaylarının parlamentoda grup kuracak sayıda milletvekilliği kazanması, Kürt halkı açısından sevindirici bir gelişmedir. Türkiye’deki çarpık seçim sisteminden dolayı, DTP kilit parti konumuna gelmiş bulunmaktadır. MHP’nin, DTP’nin kilit parti rolünü önlemek için daha yapıcı davranma olasılığı vardır; ancak, Türkiye’nin ağır sorunlarından dolayı yeni krizlerin baş göstermesi kaçınılmaz olarak gündeme girecektir. Türkiye’nin kangren haline gelen sorunları ve bundan kaynaklanan çelişkiler uzlaşmaya dayanan politikaları uzun vadede imkânsız kılmaktadır. Bundan dolayı DTP’nin kilit parti olma konumunu devam ettirme şansı her zaman vardır. Ancak bunun için DTP’nin öncelikle anahtar parti olma bilincine varması ve bu şansını ustalıkla kullanması gerekmektedir.

         DTP’nin mevcut yönetim bileşiminin; entelektüel birikimden yoksun, siyasal açıdan sığ ve sorunları çözüm yönteminde inisiyatifsiz davrandığı görülmektedir. Mevcut duruşu ile DTP’nin anahtar parti rolünü oynaması mümkün değildir. DTP’nin bu vizyona sahip olması için öncelikle inisiyatifli davranması ve uzaktan kumanda ile yönetilmesine kesinlikle izin vermemesi gerekmektedir. KCK’nın, DTP’nin iç işlerine müdahale etmekten vazgeçmesi imkânsız görünmektedir. Bundan dolayı DTP’nin kişilik kazanması yönetimin bu dirayeti gösterip göstermemesine kalmış bir sorundur.

         DTP yönetiminin sahip olduğu pozisyon, rüştünü ispat etmekten hayli uzak bir profil çizmektedir. Bağımsız tavır koyma gücünden yoksun olan DTP yönetiminin Türk devleti ve KCK arasında daha ne kadar zikzak çizeceği ve bu mahareti devam edip etmeyeceği tartışmalı bir konudur. DTP’nin siyaset sahnesinde rol oynaması için iki arada, bir derede kalmaktan acil olarak kurtulması gerekmektedir.

         DTP’nin,  KCK’nin tasallutundan kurtulmadan siyaset sahnesinde varlık göstermesi ve Kürt probleminin çözümüne katkıda bulunması mümkün değildir. DTP’nin muhatap alınması, rüştünü ispat etmesine bağlıdır. Bu açıdan KCK’nın bir çuval inciri daha berbat etmeden tekelci zihniyetten vazgeçmesi büyük bir önem taşımaktadır.

         KCK’nın; DTP’nin iç işlerine müdahale etmekten özenle kaçınması ve tasarruf hakkından feragat ederek tam bağımsızlık tanıması halinde Kürt cephesinde yaşanan kısır döngünün aşılması daha kolay olacaktır. KCK’nin; DTP’nin meşrutiyetine saygı göstererek yönetimine inisiyatif tanıması, sadece legal zeminde siyaset yapması açısından gerekli değildir, aynı zamanda tüm Kürtleri temsil eden, meşru ve muhatap alınan bir oluşumun ortaya çıkmasına yol açacaktır.

         Yanlış tüm hesapların Bağdat’tan dönmesi gibi, zararın neresinden dönülürse kardır. Seçimden önce Kürt bloğunun yaratılması için son derece uygun bir zemin yakalanmıştı. KCK’nin müdahalesi yüzünden bu fırsat heba olmuştur. Kürtlerin birlikte hareket etmemesinin esas suçlusu KCK yönetiminin tekelci zihniyetidir.

         Aynı müdahale mantığı yüzünden, bağımsız adaylara inisiyatif verilmediği ve hedefler programları belirsizleştirildiği için DTP seçimde kayda değer hiçbir varlık gösterememiştir. Oysa yarım milyon oyun yitirildiği seçimden önce onlarca şehirde yüz binlerin katıldığı görkemli mitingler düzenlemek ve yaygın bir örgütlenme çalışması ile Kürt cephesinin gücünü ikiye katlaması zor olmayacaktı.

         PKK’den ayrılmadan önce en büyük hayalim-iz başta Diyarbakır olmak üzere Batman, Van, İstanbul, Adana ve Mersin gibi şehirlerde yüz binlerin, milyonların katıldığı devasa mitingler düzenlemekti.  PKK’nin sahip olduğu zihniyet siyasal mücadeleye yatkın olmadığı ve ulusal kurtuluş mücadelesinin hedefleri içeriğinden boşaltılarak sadece öcalan’ın esaretine kilitlendiği için, yapılan etkinlikler korsan gösteriler düzeyinde kalmış ve daha sonra amaçsız ve anlamsız eylemlerde tüketilen kitlelerin o muazzam dinamizmi, tüm çağrılara rağmen küçük bir mitingi bile karşılamaya yetmediği görülmüştür.

       öcalan’ın sağlığına indirgenmiş bir yaklaşımın bırakalım yüz binleri harekete geçirmesi korsan gösterileri bile süreklileştirmeye yetmediği defalarca kanıtlanmasına rağmen, DTP yönetiminin-daha doğrusu KCK’nin- bundan ders çıkarmadığı anlaşılmaktadır. KCK’nin dayatmaları yüzünden aynı minval üzerinden seçim mitingleri düzenlemek isteyen bağımsız adayların gerçekleştirdiği etkinlikler, kucaklayıcı bir mantaliteden yoksun bulundukları için, ulusal platforma dönüşmekten uzak kalmıştır.

         DTP; Kürt halkının beklentilerine cevap vermediği için oy potansiyelinin çeyreğini dahi almamış ve neredeyse Kürdistan’ın tüm şehirlerinde birinciliği AKP’ye kaptırmıştır. Zor bela oluşturulan parlamento grubu riskli bir sayıda seyretmektedir. Aynı zihniyetin devam etmesi halinde, bırakalım grup bileşimini koruması, daha sonra yapılacak yerel seçimlerde tüm belediyeleri kaybetme tehlikesi bile bulunmaktadır.

         Bu açıdan daha yol yakın iken başarısız seçim sonuçlarından ders alınması gerekmektedir. Milletvekilleri ve belediyeler açısından henüz tüm kapılar kapanmış değildir.

         Kürt halkının kazanımlarını gerçekten korumak istiyorlarsa kendilerine tarihi bir sorumluluk düşmektedir.

         Bunun için;

---Türkiye partisi olma sevdasından-daha doğrusu safsatasından vazgeçip Kürt orijinli bir hareket tarzını benimsemeleri gerekmektedir. Bu yaklaşım tarzı Türkiye’de demokratik sistemin yerleştirilmesine kayıtsız kalacakları anlamına gelmez. Demokratik mücadeleyi geliştirmek için Türk partisi olmaya gerek yoktur. çünkü Kürt hareketinin Türkiye’de demokrasinin geliştirilmesine katkısı en ilerici sayılan herhangi bir partiden çok daha fazladır.

---Parlamento grubunun ve belediye başkanlarının; Kürt halkının iradesini temsil etmeleri için, bir partinin militanı gibi değil, Kürdistan’ın çıkarlarını referans alan bir bakış açısına sahip olmaları gerekmektedir. Bunun için, öncelikle yapılması gereken, KCK’nin, DTP’nin iç işlerine müdahale etmekten vazgeçmesidir. Parlamento grubu ve belediye başkanları uzaktan kumanda ile yönetilmeye kesinlikle izin vermemelidir. Kürt kurumlarının rüştünü ispat etmesinin bundan başka çaresi yoktur.

---Parlamento grubu; Kürt sorununun barışçıl, demokratik çözümünü esas alan bir program ve bunu uygulamaya dönük yol haritası çıkartmalıdır. Parlamenter mücadelenin mihenk taşına Kürt sorununun barışçıl çözümünü koymayan hiçbir yaklaşım başarılı olamaz. Türkiye’de demokrasinin geliştirilmesi ve Avrupa Birliği uğruna verilecek mücadeleyi Kürt sorununun çözümünden ayrı olarak ele almak mümkün değildir. Parlamento grubunun, şova kaçmadan, yaratıcı bir politika izlemesi halinde Kürt sorununun çözümüne ve demokrasinin geliştirilmesine katkıları azımsanmayacak bir düzeyde olacaktır.

---Parlamento grubunun ve belediye başkanlarının uluslararası alanda muhatap alınması için terör ve şiddet ile aralarına kesinlikle mesafe koyması gerekmektedir. Bu ilkesel bir tutumdur. Bu tavrı Türk devleti istediği için değil, Kürt ulusunun iradesini uluslararası alanda temsil etmek açısından geliştirmelidir.

---Parlamento grubunun Kürdistan’ın kazanımlarını savunma görevi vardır. Güneyin korunması kuzeyden geçmektedir. Türk devletinin Güney Kürdistan üzerindeki emelleri bilinmektedir. İşgalci, şoven, milliyetçi yaklaşımların boşa çıkartılması için başta AKP olmak üzere diğer partiler içerisinde bulunan Kürt milletvekillerinin kazanılması özel bir önem taşımaktadır. Bu yönlü bir çabanın şimdiden başlatılması gerektiği açıktır.

---Kürt milletvekillerinin halkın çıkarları için çaba göstermesi ve halktan kopmaması, gelecek seçimler açısından büyük bir yatırımdır. Halktan kopmayan, halkı kazanır.

         Parlamento grubunun, Kürdistan’ın çıkarları doğrultusunda iyi performans göstermesi halinde, Kürt ulusunun kalbini yeniden kazanma şansı vardır.
10 Ağustos 2007

Botan Rojhılat-N.TAŞ
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe