Seçim Stratejisi
          Eylemlerin genel olarak şovenizme ve özel olarak MHP’ye yaradığını kabul etmeyen aklı başında tek bir insan yoktur. Bir kaç bombanın daha patlaması halinde, ülkücülerin değil, PKK’nin MHP’yi parlamentoya taşıyacağı kesin gibi görünmektedir. Ayrıca şaibeli birkaç eylemin daha yapılması halinde Güney Kürdistan’daki tüm kazanımların büyük bir tehlikeye gireceği ve Türk ordusunun böyle bir bahaneyi yakalamak için provokasyon peşinde koşan her hareket tarzına dört elle sarıldığını bilmeyen yoktur...
Nizamettin Taş
10.06.2007 - 21:44
                                                                     Seçim Stratejisi

         Kürt probleminin çözümü açısından, seçimler; amaç değil, araçtır. Ancak, bu tespit, seçimlerin önemsiz olduğu anlamına gelmemektedir. Demokratik sistemlerde seçimler siyasal mücadelenin en önemli aracıdır.

         Kuzey Kürdistan’da, parlamenter mücadeleyi amaç değil, araç gören bir zihniyetin legal zemini iyi değerlendirmesi halinde birçok cepheden önemli kazanımların elde edilmesi mümkündür.

         Her şeyden önce;

         Seçim döneminde, en ücra kesimlere dahi ulaşmanın imkânları doğmaktadır. Her alanda ve gidilmeyen tek bir köy bile bırakılmadan yapılacak yaratıcı bir çalışma, Kürt potansiyelini önemli oranda harekete geçirecek ve şu anda ölü toprağının serpilmiş olduğu kitlelerin yeniden ayağa kalkarak yeni bir serhıldan sürecinin başlamasına yol açacaktır.

         İkinci olarak; Türk devletinin basit gerekçeler öne sürerek yasakladığı mitingleri bu dönemde yüz binleri, milyonları katarak, onlarca şehirde gerçekleştirmek mümkündür.

         üçüncü olarak; Ulusal kurtuluş güçlerinin her zaman ihmal ettiği ve bundan sadece sömürgeci devletin yararlandığı İslami kesim ve köy korucularını yeniden kazanmak için seçim ittifakı gibi şahane bir fırsat yakalanmaktadır.

         Ayrıca Kürt bloğunun parlamentoda grup oluşturması halinde, Türkiye’nin çarpık seçim sisteminden dolayı anahtar parti olma olasılığı bulunmaktadır. Hassas dengelerden dolayı, anahtar parti konumundaki Kürt muhalefetinin bir dizi anti demokratik ve şoven yasayı önlemesi ve Kürt halkı yararına bazı açılımlar yapması imkan dahiline girecektir.

         Son olarak; halkın oyları ile seçilen Kürt milletvekillerinin uluslararası arenada tanınması ve Kürt halkının yasal temsilcileri olarak kabul görmeleri önünde önemli hiçbir engel kalmayacaktır.

         Kürt cephesinin seçimlerden azami derecede yararlanması açısından parlamentonun bir mücadele alanı olarak görülmesi şarttır. çünkü Türkiye parlamentosunda, Kürt halkının ulusal demokratik taleplerini savunan yurtsever bir oluşuma ihtiyaç vardır.

         Bağımsız adaylarla seçime gireceğini beyan eden DTP yönetiminin Kürt halkının talepleri doğrultusunda hareket edeceğine dair en ufak bir belirti görülmemektedir. Başlangıçta umut vadeden bazı açıklamalar yapmalarına rağmen daha sonra birlik anlayışından vazgeçtikleri anlaşılmaktadır. Türkiye’de önce sağ ve sol partilerin kendi aralarında ve daha sonra bağımsız Kürt adaylarına karşı birlik oluşturmalarına karşın DTP’nin Kürt bloğunu yaratmak için yapılan tüm çağrılara kulaklarını tıkayarak seçime tek başına katılmaya karar vermesinin anlaşılır hiçbir izahı yoktur. DTP’nin Kürt sorunu adına değil, sadece milletvekili olmak için siyaset yaptığı anlaşılmaktadır. Bu yaklaşımın, yurtsever duyguları istismar ederek, Kürt halkını kandırmaktan başka bir anlamı olamaz.

         Kürt partilerinin amacı sadece milletvekili çıkarmak değildir.

         Partiler ulusal kurtuluş mücadelesinin önemli bir aracıdır ve DTP; Kürt bloğunun yaratılması için ortaya çıkan seçim fırsatını sabote ettiğinden dolayı bu işlevinden tamamen soyunmuştur. Şayet DTP seçimleri mücadele platformundan çıkartır ve halkın birlik istemini dışlayan bir yaklaşımın sahibi olmaya devam ederse, bu onların son seçim serüveni olur. Halkın birliğe gelmeyen bu yaklaşımı daha sonra çok ağır bir şekilde cezalandıracağından en ufak bir kuşkumuz yoktur.

         DTP bu sakat yaklaşımdan daha zaman varken derhal vazgeçmeli ve diğer Kürt parti ve grupları ile mutlaka seçim ittifakına gitmelidir. Kürt bloğunun seçim şiarı  ‘Türkiye’ye verilmiş sözümüz var’ gibi abartılı, içeriği boş ve halkımızın birlik istemini dışlayan bir slogan olamaz.

         Kürt cephesi, seçim stratejisini;

         ---Kürt parti, grup ve şahsiyetlerin ortak bir liste ile seçimlere katılması,

         ---Seçimlere herhangi bir parti adına değil, bağımsız adaylarla girmesi

         ---Ve en azından seçim sonuna kadar ateşkesin mutlaka devam etmesi gibi hayati önem arz eden, saç ayakları üzerinde inşa etmek zorundadır.

         Ateşkesin devam etmesi, Kürt cephesi açısından, olmazsa olmaz kabilinde stratejik değer ifade eden bir anlama sahiptir. Sadece Kürt adaylarının parlamentoda grup kuracak düzeyde milletvekili kazanması açısından değil, aynı zamanda baraj sınırında seyreden MHP’nin yeterli oy çoğunluğunu toplamaması bakımından da ateşkesin devam etmesinde bir zorunluluk vardır. Eylemlerin genel olarak şovenizme ve özel olarak MHP’ye yaradığını kabul etmeyen aklı başında tek bir insan yoktur. Bir kaç bombanın daha patlaması halinde, ülkücülerin değil, PKK’nin MHP’yi parlamentoya taşıyacağı kesin gibi görünmektedir. Ayrıca şaibeli birkaç eylemin daha yapılması halinde Güney Kürdistan’daki tüm kazanımların büyük bir tehlikeye gireceği ve Türk ordusunun böyle bir bahaneyi yakalamak için provokasyon peşinde koşan her hareket tarzına dört elle sarıldığını bilmeyen yoktur. Bu açıdan hem Güney Kürdistan’daki kazanımların korunması ve hem de şovenizme geçit vermeden yurtsever demokrat adayların parlamentoda grup kurması açısından ateşkesin devam etmesi gerekmektedir.

         Anlaşıldığı kadarıyla ne DTP Kürt halkının birlik istemine olumlu cevap vermek istemektedir ve ne de- yeni ismiyle- KCK provokasyon eylemlerinden vazgeçmeye niyetli görünmektedir. Kürt halkının birlik istemine kulaklarını tıkamış görünen DTP adaylarının hiçbir koşul öne sürmeden desteklenme şansı giderek ortadan kalkmaktadır. Kürt halkı açısından, seçimlerde takınılması gereken en doğru tavır, blok liste halinde seçimlere katılan bağımsız adayların desteklenmesiydi. Ancak DTP bu yaklaşım şansını ortadan kaldırmıştır. Kürt sorununda duyarlı davranmayan ve milletvekili olmaktan başka bir amacı bulunmayan adayların desteklenme zorunluluğu yoktur. Kürtlerin adayı olmak için mutlaka DTP listesinde seçimlere katılmak gibi saçma bir kural bulunmamaktadır. DTP listesi içinde olduğu kadar, dışında seçime katılan bağımsız adaylar vardır ve listelerin kesinleşmesi halinde AKP içerisinde birkaç yurtsever adayın seçilme ihtimalinin bulunduğunu tahmin ediyoruz.

         Ulusal kurtuluş mücadelemiz açısından DTP’nin parti olarak varlığı anlamsız hale gelmiştir. Kürt halkının demokratik cumhuriyet çizgisi ve Aysel Tuğluk gibi Mustafa Kemal’i kurtarıcı ilah gibi gören adayları destekleme mecburiyeti yoktur. Kürt halkı, seçimde, DTP listesini değil, yurtsever, demokrat, namuslu adayları desteklemekten sorumludur. DTP içerisindeki yurtsever, demokrat adayları, DTP listesinde gösterildiği için değil, gerçekten Kürt davasına sahip çıktığından dolayı desteklerken, şehitlerin kanı üzerinde siyaset yapan ve halkın ulusal duygularını istismar etmekten başka bir konumu olmayan adayları ise yalnız bırakarak bu konuda son derece bilinçli bir tutum takındığını göstermek zorundadır.

         Kürt halkı partilere bakmadan kim yurtsever, demokrat niteliklere sahipse onu desteklemelidir. DTP listesinde gösterilen her adayı değil, sadece yurtsever özellikleri kişiliğinde gösteren şahsiyetli kişileri seçmelidir. Ayrıca bu özelliklere sahip başka partiden aday varsa, örneğin AKP veya DTP dışındaki bağımsız adaylardan herhangi birini seçmekten asla geri kalmamalıdır. Seçimde kıstas alınması gereken esas ölçü; ulusal mücadeleye ihanet etmeyecek ve grup kurmaya yeterli sayıda yurtsever, demokrat adayın parlamentoya gönderilmesidir. Burada önemli olan adayın hangi partiden olduğu değil, yurtsever, demokrat bir kişiliğe sahip olup olmadığıdır. 


10 Haziran 2007

Botan Rojhılat-N.TAŞ
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe