Şemdinli; Dünü, Bugünü!
         Şemdinli’nin; gerillanın yaşamında yer edinen uzun bir hikayesi vardır…

         Hikayenin başlangıcı; uzun yıllar önceye 1983-84 dönemine tekabul etmektedir. Şemdinli’nin gerilla savaşına son derece elverişli bir arazi yapısı vardı. Burayı keşfeden sınırlı sayıda birkaç arkadaş, coğrafik yapısını öve öve bitiremiyorlardı. O zamanlar Şemdinli, gerilla yapısı içerisinde hayli popüler ve herkesin gitmeye can attığı bir yerdi. Şemdinli coğrafik konumu itibariyle Türkiye, Irak, İran sınırlarının kesiştiği noktada, haritanın çıkıntı yaptığı üçgende yer alıyordu. Türk ordusunun asla işgal edemeyeceği sağlam bir geri cepheye dayanıyor, halkı asimilasyona tabi tutulmamış ve arazi yapısı gerilla savaşı için biçilmiş kaftan özellikleri taşıyordu.

Bu özelliklerine dayanılarak yapılan planlamada, Şemdinli; gerilla savaşının temel merkez karargahı ve kurtarılacak ilk “bir parça özgür vatan toprağı” olacaktı. PKK yönetiminin ağırlıklı bölümünün ve Lübnan’da eğitim gören gerilla gücünün esas olarak Lolan’a kaydırılması, bu planlamanın bir parçası olarak gerçekleşti. Ancak gerilla savaşı açısından stratejik önem taşıyan bu planlama tarihin hiçbir döneminde hayata geçmedi. Şemdinli sahip olduğu stratejik konumundan dolayı adeta Tanrının gazabına uğradı. Gerillanın üçgene kayması ile birlikte Nehri ayaklanmasından bu yana derin bir sessizliğe gömülen tüm çelişki ve çatışmalar inanılmaz bir hızla boy vermeye başladı.

çıkar çatışmalarının keskinliği; yerel düzeyde, kendisine çok iyi bir zemin bularak ‘ben burada gerillanın gelişip kök salmasına asla izin vermeyeceğim’ dedirten son derece dramatik bir pratik ortaya çıkardı. PKK ilk darbeyi, Mehmet Karasungur’un; YNK ve Komünist Parti arasında meydana gelen çatışmada, arabuluculuk yaparken, kaza kurşunu ile şehit düşmesi sonucu aldı. Mehmet Karasungur PKK’de genelkurmay başkanı düzeyinde rol oynuyordu. Daha gerilla savaşı başlamadan, erkenden şehit düşmesi, PKK açısından bir daha telafisi mümkün olmayan ağır bir darbe oldu. Mehmet Karasungur’dan sonra bu planlamayı hayata geçirmeye çalışan yeni yönetim; savaş deneyimi olmayan, ikircillikli, kalitesiz bir oportünist ekipten oluşuyordu. Gerilla birliklerinin bizzat başında bulunması gereken karargah yönetiminin hiçbir üyesi gerçek anlamında, Şemdinli’ye hiçbir zaman ayak basmadı. Oluşturdukları derme çatma birlikleri sızma tarzında birkaç kez Şemdinli kırsalına göndermelerine rağmen, alanın stratejik önemine denk düşmeyen bu müdahale biçiminden dolayı pratiğe çıkan giden her grup darbe alarak geri çekilmek zorunda kaldı.

Kurtarılması gereken ilk ‘bir parça özgür vatan toprağı’; çok trajik bir tarzda yenilen darbelerden dolayı, gerillanın gözünün korktuğu, Şemdinli’ye giden her birliğin mutlaka darbe yiyerek tasfiye olduğu ve bir daha yapılan hiç bir müdahalenin başarılı olmadığı kesin bir yenilgi alanı haline geldi. Şemdinli on beş yıl boyunca bir daha gerillaya doğru dürüst kapısını açmadı, yapılan her müdahale köy koruculuk sisteminin çeperlerine çarparak geri döndü.

Yüzlerce -belki binden fazla- gerillanın canına mal olan Şemdinli pratiğinin başarısız gidişatına dur demek için son kez 1996 yılında kapsamlı bir yönelim daha oldu. Gerdi çeteciliğini hedef alan bu yönelim ilk defa belli bir sonuca doğru gitti. çetecilik sistemi çökmek üzereyken, bir kez daha kötü bir tesadüf sonucu olarak, Şemdinli’yi başından itibaren sergilediği oportünist pratik yüzünden gerillaya kapatan aynı karargah yöneticisinin -sadece kendi kaprisli ruh halini tatmin etmeye dönük- yersiz müdahalesi yüzünden yarım kaldı.

         Şemdinli’ye bir daha kapsamlı hiçbir müdahale yapılmadı. Gerilla yüzlerce kayıp verdi, etrafında döndü dolaştı, ancak kalıcı bir tarzda hiçbir zaman üslenme başarısı göstermedi. Şemdinli tüm bu yıllar boyunca -yirmi üç yıla yakın- sadece kapılarını gerillaya kapatmakla kalmadı, aynı zamanda hiçbir serhıldan hareketine de kalkışmadı. Bunda şüphesiz Şemdinli halkının suçu yoktu. PKK’nin başarısız pratiği ve aşiretlere -bu arada köy koruculuk sistemine- yönelik izlediği yanlış politika yüzünden halk nefes alamaz duruma geldi. Gerillanın korumasından yoksun bir halk hareketi düşünülemez. Gerillayı yanı başında görmeyen Şemdinli halkının her kıpırdanışı daha kitleselleşmeden devlet tarafından anında sert bir şekilde bastırılarak önü alındı.

         Yirmi üç yıl boyunca ölüm sessizliğine gömülen Şemdinli; PKK’nin izlediği yanlış politikanın etkisinden daha yeni yeni kurtulmaktadır. Rahat nefes aldığı andan itibaren kendini küllerinden yeniden yaratmasını bilen ender davranışlardan birini gösterdi. Yeni dönemde gelişecek halk hareketinin ilk kıvılcımını çakan Şemdinli’nin aslında tarihin hiçbir döneminde yurtseverlikten kopmadığı, sadece izlenen yanlış politika yüzünden öncülük vasıflarına geçici bir süre ara verdiği anlaşılmaktadır. Şemdinli’nin gösterdiği örnek direnişten öncelikle PKK’nin ders alması gerekmektedir. Ulusal politikaya ters düşen bir yaklaşım yüzünden Şemdinli halkının büyük çoğunluğu yersiz bir şekilde uzun yıllar düşmanlığa zorlandı. Buna rağmen yurtseverlik özünü yitirmeyen Şemdinli halkı -köy korucularının nüfusu çete olmayanları geçmesine rağmen- her seçimde ezici bir çoğunlukla oylarını DEHAP’a vermekten çekinmedi..

         Şemdinli’nin geçmişi ve bugününden sonuç çıkarılması gereken daha pek çok ders vardır. Fakat en önemlisi; PKK’nin geliştirmek istediği şiddet politikası, günümüz koşullarında, sadece militarizmin güçlenmesine ve provokasyonların artmasına yol açmaktadır. Oysa Şemdinli pratiği; PKK’nin izlediği  politikanın tam tersine, Kürt halkının enerjisini şiddet politikasına yöneltmek yerine, demokratik siyasal mücadele yöntemlerine kanalize edilmesi halinde; Türk devletinin kirli geçmişinin ve halen terk etmekte ayak direttiği ulusal inkar politikasının  suçüstü yakalanacağı ve meşru zeminde kalan Kürdistan özgürlük mücadelesinin terör listelerine alınmak şurada kalsın, bilakis tüm dünya tarafından rahatlıkla desteklenebileceğini açıkça göstermektedir.
Hakkari ve kazaları; ulusal birliğin sağlanması ve doğru bir siyasal öncülük etrafında kenetlenmesi halinde, Kürt halkının dimdik ayakta olduğu ve ulusal sorunun çözümü için her türlü fedakarlıkta bulunacağını bir kez daha göstermiştir. Şemdinli halkının direnişine sahip çıkmak isteyen tüm parti ve bağımsız şahsiyetlerin güçlerini birleştirmekten başka çareleri yoktur.

Sürecin provokasyonlara alet olması istenmiyor ve yeniden kabarmakta olan halk hareketine ulusal demokratik bakış açısı ile öncülük yapılmak isteniyorsa tüm yurtsever parti ve şahsiyetleri bekleyen tek bir görev vardır! Zaman kaybetmeden siyasal demokratik bir çatı altında güçlerini birleştirmek….

22- Kasım
 2005   

Botan Rojhılat-N.TAŞ
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe