Yalanlar ve Gerçekler
Başta Osman Pamukoğlu olmak üzere emekli birçok generalin yazdıkları kitap ve televizyonlarda yaptıkları asılsız konuşmalara karşılık vermeyi öteden beri düşünüyordum. Hatta kitap yazmamı öneren bazı arkadaşlar bile oldu. Aslında kitap yazmayı bende düşünüyorum.
Nizamettin Taş
18.10.2008 - 21:19
Yalanlar ve Gerçekler

                                                                                                  -1-

         Son aylarda hemen her gün emekli generaller televizyonlara çıkıp geçmişe ilişkin asılsız ve yalana dayalı değerlendirmeler yapmaktadır. Şoven bir zihniyetle yapılan bu tek yanlı konuşmaların sadece gerilla savaşının tarihini ve şehitlerin kanı temelinde yaratılan değerleri çarpıtmakla kalmadığı, aynı zamanda halkımızın moralini bozmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

         Başta Osman Pamukoğlu olmak üzere emekli birçok generalin yazdıkları kitap ve televizyonlarda yaptıkları asılsız konuşmalara karşılık vermeyi öteden beri düşünüyordum. Hatta kitap yazmamı öneren bazı arkadaşlar bile oldu. Aslında kitap yazmayı bende düşünüyorum. Fakat PKK’nın yazacağım kitabın dağıtımına engel çıkartacağını bildiğim için bundan vazgeçmek zorunda kaldım.

         Türk generallerine cevap vermenin en etkili yolu televizyona çıkmaktır. PKK’nın elinde ROJTV gibi son derece etkili bir silah bulunmasına rağmen, emekli askerlere nasıl cevap verdiklerini bilmiyorum. En azından bu konulara ilişkin program yaptıklarını duymadım.

         Zağros eyaletinde bunca şehit verildi, hiç olmazsa bu şehitlerin anısına duydukları saygının bir gereği olarak çıkıp gerçeği dile getiren iki laf etmek gerekmiyor muydu?

         PKK yönetimi; Türk generallerinin Zağros eyaletine ilişkin olarak yaptıkları asılsız değerlendirmelere neden cevap vermiyor, daha doğrusu veremiyor?

         çünkü, PKK içerisinde şu anda Zağros eyaletinde görev yapan, neredeyse hiçbir yönetici ve komutan bulunmamaktadır. 

         Kendi komuta yapısını tüketen bir hareketin, Kürdistan’ın savaş tarihine ve en kutsal değerleri olan şehitlerine saldıran, hakaret eden ve gerçekleri çarpıtarak yalan atan Türk generallerine cevap verememesinin gerçek nedeni budur.

                                                                        -------

         Zağros eyaleti; gerilla savaşında en parlak dönemini 1990- 98 yılları arasında yaşadı. Bu süre içerisinde onlarca karakol ve çete odağı kaldırılmış, yüzlerce baskın yapılmış ve Türk ordusunun yaptığı tüm operasyonlar boşa çıkartılarak sınırın her iki yakasında daha geniş bir coğrafyaya hükmedilmişti. 1994 yılından itibaren diğer tüm alanlar ağır darbeler alarak önemli oranda bir daralmayı yaşarken Zağros eyaleti sadece gücünü korumakla yetinmemiş, aynı zamanda savaşın ana merkezi durumuna gelerek Türk ordusunun imha operasyonlarını tamamen boşa çıkarmıştı.

         Şemdinli baskınından sonra, uzun yıllar,  bırakalım Zağros eyaletinde üslenmek, gerilla birimlerinin içeriye sızması bile büyük kayıplara neden olmaktaydı. Parti tarihinin en nitelikli kadro ve komutanları bu dönemde şehit düştü. Tam altı yıl boyunca, kelimenin gerçek anlamında, Şemdinli savaşçı yutma makinesine dönüşmüştü.

         Şemdinli’nin makus tarihini tersine çeviren Nasır- Faruk Bozkurt arkadaştı. Alan ve Rubarok baskınlarından sonra onun döneminde Bezele, Bırcela, Kınyaniş, Eriş ve çukurca’ya bağlı daha bir çok karakol ve tepe vurulmuş, bu arada yüzlerce asker öldürülmüş, onlarca silah düşmanın üzerinden kaldırılmıştı. Türk ordusu tarafından düzenlenen onlarca operasyon ve gerillanın gerçekleştirdiği yüzlerce eylemde, emekli generallerin iddia ettiği gibi hiçbir zaman toplu kayıp yaşanmamıştı.

         Zağros eyaletinde verilen en ağır kayıp Rubarok taburuna yapılan baskında verilmişti. Burada, çoğu geri çekilmede, toplam 44 gerilla şehit düşmüş, buna karşılık Derecik taburu önemli ölçüde çökertilmiş ve yüzden fazla asker öldürülmüştü. Nasır’ın henüz Zağros’a gelmediği bir dönemde gerçekleştirilen bu eylemden sonra kesinlikle bir daha toplu kayıp verilmemişti.

         Yanlış hatırlamıyorsam, Nasır arkadaşın döneminde, gerilla güçleri tarafından yerle bir edilen Bezele taburu baskınında on bir gerilla şehit düşmüştü. Yine bu dönemde çarçela’da operasyonun ortasına düşen altı veya yedi kişiden oluşan bir kurye grubu şehit düşmüştü. Osman Pamukoğlu televizyonlarda yaptığı konuşmalarda çarçela’daki operasyonda üç yüz elli teröristin öldürüldüğünü iddia etmektedir. Yine gazetecilerin ölen teröristlerin cenazelerini çekmek istediğini ve kendisinin ‘ ben askerlerime leş taşıtmam’ dediğini söylemektedir. Pamukoğlu’nun bu tarzda edepsizce konuşması, yalan atmasından kaynaklanmaktadır. çünkü bu operasyonda kurye grubunun dışında benim hatırladığım kadarıyla hiç kayıp verilmemişti.

         Pamukoğlu’nun övündüğü bir başka harekat, 93 kışında, Oramar’a yapılan operasyondu. Operasyondan hemen sonra, 1994 baharında, Zağros eyaletine sorumlu olarak gittiğim için harekatın sonuçlarını gayet iyi hatırlamaktayım. Bu operasyon Türk ordusu açısından kesinlikle küçük bir Sarıkamış seferiydi. ünlü komutanlara öykünen Pamukoğlu’nun kışın ortasında, fırtınalı bir havada operasyon yaparak Oramar’da üslenen Zağros eyalet karargahını tümden imha etmek istemekteydi. çanak biçiminde olan Oramar mıntıkasının dört bir tarafını dağlar çevirmektedir. Kışın dağlara kar yağdığında, Oramar çıkışı mümkün olmayan mahkum bir araziye dönüşmektedir. Operasyon yapıldığında Oramar’ın tek çıkış kapısı olan Avaşin vadisini Şuke- Büre çeteleri tutmuş bulunmaktaydı. Türk ordusu, Oramar’da üslenmiş bulunan Zağros eyalet güçlerini bu mahkum arazide günlerce sürecek bir çatışmaya çekerek tümden imha etmeyi hedeflemekteydi. Gerçektende operasyonun başladığı birinci gün sabahtan akşama kadar tüm güçler çatışmaya girmiş, ancak iki gerilla kaybına karşı onlarca asker vurularak Türk ordusuna ağır bir darbe vurulmuştu. Akşama doğru şiddetli kar fırtınası başlamış ve bir daha hiçbir çatışma yaşanmadan Türk ordusu ancak dört gün sonra güçlerini çekebilmişti. Kar fırtınasında Osman Pamukoğlu’nu almaya gelen helikopter yere inmeden geri dönmek zorunda kalmış ve Hakkari’ye varmadan Cilo dağının alt eteklerine çarparak imha olmuştu. Basın biriminin daha sonra fotoğrafını çektiği helikopterin kalıntıları bahara kadar arazide kalmıştı. Bu arada fırtınadan dolayı geri çekilemeyen askerlerin üzerine birkaç noktada çığ düşmüş ve karın altında kalan cenazelerin taşınması ancak mart ayında gerçekleşebilmişti. Aslında korucuların verdiği bilgilere göre Pamukoğlu’nun kendiside çığ tehlikesi geçirmiş ve o akşam donmaktan çetelerin desteği sayesinde kurtulmuştu. 

         Oremar operasyonunda ikisi çığ altında kalmak üzere toplam dört arkadaş şehit düşerken Türk ordusunun çatışmada, çığ altında ve donarak abartısız onlarca askeri can vermiş ve geri çekilmede tüm ağır silahlarını bırakmak zorunda kalmışlardı. Gerilla güçleri durumdan geç haberdar olduğu için bu silahları alamamıştı, yoksa elli’den fazla toplarını almak mümkündü. Ağır silahlarını mart ayında, çetelerin yardımıyla geri çekmelerine rağmen, arazide dağınık halde bulunan birçok silah ve yüklü miktarda cephaneyi arkadaşlar daha sonra toplamıştı.

         Osman Pamukoğlu’nun kitabını okuma imkanım olmadı. Okuyanların anlatımına dayanarak yazıyorum. Şayet 1993 yılı açısından kayıp verdiğimizi söylüyorsa kesinlikle doğru konuşmuyor. çünkü, 93 yılı, gerilla savaşının ülke genelinde en görkemli çıkışını yaptığı bir döneme denk gelmektedir ve hatırladığım kadarıyla bırakalım Zağros eyaletini hiçbir alanda bu süreçte toplu kayıplar yaşanmamıştı.

18 Ekim 2008                                                                     Botan Rojhılat. N.TAŞ
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe