Avrupa’da yaşayan Kürt kitlesi yol ayırımında bulunmaktadır. Ya Kürdistan ve Ortadoğu’da meydana gelen değişim rüzgarına denk gelen bir demokratik yapılanmaya kavuşacak, ya da statükodan yana tercihini ortaya koyarak tarihin binlerce yıl sonra Kürt halkına sunduğu eşsiz fırsatların heba olmasına yol açacaktır.

          Kongra Gel; Kürdistan ve Ortadoğu’da meydana gelen muazzam değişimin karşı cephesinde yer almaktadır. Kongra Gel; Avrupa Birliği dahil dünyanın hiçbir devleti tarafından muhattap alınmamakta ve terör listesinde olduğu için meşru bir güç olarak kabul edilmemektedir.

          Kürt halkının; bir yük haline gelen Kongra Gel’den kurtulması artık bir tercih sorunu değil kesin bir zorunluluktur. Kongra Gel; hem sistem olarak aşıldığı ve hem de en son Avrupa Birliği’nin Ankara büyükelçilerinin belirttiği gibi üye devletlerin hiç biri tarafından çözüm gücü olarak tanınmadığı için terk edilmek zorundadır. Kürt halkı çözüm için Kongra Gel’den kurtulmak zorundadır ve bu yeteneği göstermekten başka bir tercihi yoktur.

          Avrupa’da yaşayan Kürt kitlesinin yeni bir paradigmaya ihtiyacı vardır. Otuz yıl boyunca yapıldığı gibi diaspora Kürtlerinin hiçbir probleminin çözülmeden sadece gerilla savaşına destek veren yedek bir güç olarak görülmesi doğru değildir. Kürt kitlesinin sağılma dönemi sona ermiştir. Avrupa’da yaşayan Kürt kitlesi yasalar çerçevesinde kendilerine tanınan tüm haklardan azami derecede yararlanarak hızla örgütlenme ve sorunlarını çözerek etkin bir diploması gücü olarak devreye girme misyonu ile karşı karşıyadır. Kürdistan özgürlük mücadelesinin Avrupa’da yaşayan Kürtlerden beklentisi, geçmişte olduğu gibi maddi destek ve savaşçı alımı değil, diplomasinin çok etkin bir gücü olarak devreye girmesidir. Bunun için Avrupa’da yaşayan Kürt kitlesinin tıpkı Yahudi, Yunan ve Ermeniler gibi diaspora esprisine göre yeniden örgütlenmesi gerekir. Geçmişte PKK haklı olarak diaspora anlayışına eleştirel bir yaklaşım gösteriyordu. O dönemde Kürtlerin erime ve savaştan kopma tehlikesi bulunmaktaydı. Tüm halkın ülkeye ve savaşa sıkı sıkıya bağlanması bir zorunluluktu. Artık Kürt halkının erime tehlikesi bulunmadığı gibi savaşçı alımı ve gerillaya destek sunma diye bir sorunu yoktur. Tam tersine Kürdistan özgürlük mücadelesinin şimdi çok güçlü bir yurt dışı kitle desteğine ihtiyacı vardır.

          Kürt özgürlük mücadelesinin önünde; dünyanın dört bir tarafına dağılan yüz binlerce Kürdün, Yahudi ve Ermeniler gibi çok etkin bir ekonomik, siyasal ve diploması gücü olarak tarih sahnesine çıkartılması görevi bulunmaktadır. Eski yaklaşım ve örgütlenme tarzları ile tüm ulusun gücünü harekete geçirmeyi zorunlu kılan böylesine kapsamlı örgütlenmelerin başarılamayacağı açıktır. Gelinen aşamada yurt dışında yaşayan Kürt halkının diaspora esprisine göre örgütlenmekten başka bir seçeneği yoktur. Tüm Kürtleri kapsayan ve harekete geçirmeyi amaçlayan bir örgütlenme sisteminin yaratılması için her şeyden önce ulusal bilince ve ulusun çıkarlarını esas alan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Bunun için dar parti anlayışının bir tarafa bırakılması ve ulusal yaklaşımın tüm parti çalışmalarının merkezine alınması gerekmektedir. Şüphesiz Kürt cephesinde farklı bir çok parti ve değişik anlayışlar olacaktır. Ancak parti veya anlayışı ne olursa olsun Kürt ulusunun çıkarlarını ve ulusal çözümü her şeyin üzerinde gören ve birinci görevinin bu olduğu bilinci ile hareket eden bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Her Kürt; ulusun çıkarlarını ve ulusal sorunu kendi parti ve çıkarlarından önce görmeli ve ulusal değer ve kazanımları sahiplenmeyi kutsal bir görev bilmelidir. Bu anlayışın yerleştirilmesi temelinde yurt dışı Kürtlerini temsil eden yasal ve meşru organların oluşturulması gerekmektedir. Bunun için her parçayı temsil eden organların ve bunun üzerinde tüm yurt dışı Kürtlerini temsil eden meclis veya konseylerin oluşturulması tarihi bir zorunluluktur. Burada önemli olan isim değil, bu organların temsil gücü ve niteliğinin meşru görülmesidir. Temsil organının her şeyden önce Kürt halkının iradesini temsil etmesi ve onayını alması gerekmektedir. Onun için demokratik bir muhtevaya sahip olması ve tüm toplumsal kesim ve grupları kapsaması özel bir önem taşımaktadır.

          Kürt halkının; Dünya Yahudiler Birliği, Filistin Kurtuluş örgütü, Arap Birliği gibi ulusu temsil eden bir organa ihtiyacı vardır. Kürt parti ve şahsiyetleri parçalar özgülünde ve geneli temsil eden siyasal temsil gücünü mutlaka göstermek zorundadır. Bu organlar; Kürdistanı Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar karşısında temsil eden ve Kürt halkı adına diplomasi yapan yasal bir statüye kavuşturulmalıdır. Yasama yetkisine sahip olan ulusal meclis ya da konseyin işlevsel kılınması için her sahada ve misyonuna uygun olarak örgütlendirilmesi gerekir. Bu organın en önemli örgütlenme sahası ve en etkin kolu diaspora Kürtlerini temsil eden kurumlarının yaratılmasıdır.

          Yurt dışı Kürtlerini temsil eden kurumların örgütlendirilmesi, Kürt özgürlük mücadelesinin geciktirmeden başarması gereken en önemli görevleri arasındadır. Avrupa’nın demokratik değerler birikimi bu tür örgütlenmeler için son derece elverişli ve her türlü desteği almak açısından oldukça müsait bir konumda bulunmaktadır. Ulusal iradenin ortaya çıkartılmasına dönük her adımın desteklenmesi gerekmektedir. Burada önemli olan hangi parti veya şahsiyetlerin öncülük yaptıkları değil, yaratılan değer ve kurumların ulusal strateji doğrultusunda hareket etmesi ve ulusun çıkarlarını esas almasıdır.

          Yurtdışında yaşayan Kürtlerin sadece birliğini temsil eden bir yasama organına kavuşması yeterli değildir. Bu organa bağlı olarak Kürt halkını; devlet, parti, sivil toplum kuruluşları ve parlamentolar nezdinde temsil edecek bir çok siyasal ve diplomatik kuruluşa ihtiyaç vardır. Yeni dönemde Kürtlerin çok güçlü bir lobi çalışması içerisinde bulunması ve bunun için hemen her ülkede dostluk grupları, dernek, vakıf ve araştırma merkezlerini kurması gerekir.

          Diaspora Kürtlerinin açılımında, istenilen başarının yakalanması için çok güçlü bir sermaye birikimine ihtiyaç vardır. Yahudilerin etkili olmasının esas sırrı sermaye tekelini elinde bulundurmasıdır. Kürt halkının ekonomik potansiyeli küçümsenmeyecek düzeydedir. Ancak bu birikim hem ulusal stratejiden yoksun ve hem de örgütsüz bulunduğu için siyaset ve diploması üzerinde herhangi bir yaptırım gücüne sahip değildir. Kürtlerin özel teşebbüs veya şahsiyet ve grupların sermayelerini birleştirerek ekonomik sahada oldukça aktif bir döneme girmesi ve bu gücünü siyaset ve diplomasının etkin bir aracı olarak kullanması gerekir.

          Yurt dışında yaşayan Kürtleri temsil eden meclis veya konseye bağlı olarak sadece diplomasi ve ekonomi alanında değil aynı zamanda sosyal bir çok etkinlik, kültürel-sanatsal çalışmalar, dini ibadet ve eğitim-öğretim sahalarında partiler üstü bir yaklaşımın gösterilmesi gerekir. Bu alanda geliştirilecek çalışmaların ve yaratılacak kurumlaşmaların PKK’nın yaptığı gibi parti adına değil kesinlikle ulus adına yapılması ve tüm kesimleri kapsaması hayati önemdedir.

          PWD; Avrupa çalışmalarını ulusal yaklaşımı esas alarak geliştirecektir. Bundan parti çalışmalarının önemsiz görüldüğü ve gereken ağırlığın verilmeyeceği anlamı çıkmaz. Tam tersine yasalar çerçevesinde kurulmuş, legal ve yurt dışında yaşayan Kürt kitlesinin sorunlarını çözmeyi esas alan demokratik yapılanmaya şiddetle ihtiyaç vardır. PWD bu ihtiyacın bir gereği olarak yurt dışında örgütlenecektir. Ancak PWD; kendisine biçilen rolü hiçbir zaman PKK gibi bir tabu haline getirmeyecek, kutsal sıfatlar yakıştırmayacak ve dar parti çıkarlarını asla ulusal değerlerin önüne geçirmeyerek ulusal stratejinin sadece bir aracı olarak hareket edecektir.

          PWD; Avrupa yasaları çerçevesinde legal bir yapılanmaya gidecektir. Zemini oluştuğu oranda her ülkede değişik isimler altında kurumlaşmaya gidecek ve bu kurumlar üst bir organda temsilini bularak merkezileştirilecektir. Kurumlar legal ve yasalar çerçevesinde örgütlendirildiği için üyelik sistemi esas alınacak ve yönetimler atama yolu ile değil, kesinlikle üyeler tarafından belirlenecektir.

          PWD’nin ülke yönetimleri ve Avrupa merkezi; asgari düzeyde örgütlenmelere gidildikten sonra atama yöntemine son verecek ve seçim sistemini esas alacaktır. Yönetimlerde her kurum ve faaliyet sahası mutlaka temsil edilecek ve çalışmalarında tam yetkili ve inisiyatifli davranacaktır. Yönetim veya herhangi bir üyesinin görevden alınması dıştan bir müdahale ile yapılmayacak, tüzükte belirtildiği çerçevede demokratik işleyiş esaslarına göre gerçekleştirilecek ve kişinin kendini savunma hakkına sonuna kadar riayet edilecektir.

          PWD; öncelikle sivil toplum kuruluşları -kadın, gençlik, esnaf, işçi, din, işveren vb.-basın, eğitim, diploması, kültür-sanat alanlarında örgütlenecek ve ihtiyaç oranında bu örgütlenmesini yaygınlaştıracaktır. PWD’nin program ve tüzüğünü benimseyen herkes bu örgütlenme sahalarında görev alabilir ve inisiyatifli davranarak kendi çalışma alanında dernek veya buna benzer kurumlaşmalara gidebilir. Bunun için talimat beklemeye veya beklentiye girmeye gerek yoktur. PWD halkın gücüne dayanarak ve esas olarak tabandan başlayarak örgütlenecektir.

          PWD’nin PKK’den farkı da diğer bir tarafı yurt dışında yaşayan Kürt halkının bulunduğu ülkede karşılaştığı sorunları çözmeyi esas hedeflerinden biri olarak görmesidir. Bunun için işsizlik, iltica ve mülteci sorunları ile ilgilenecek, ırkçılığa karşı halkı koruma ve asimilasyona karşı ulusal bilinci ayakta tutma çalışmaları içerisinde bulunacaktır. Bu çerçevede hukuk büroları, eğitim kurumları, dernek, vakıf vb. gibi ihtiyaca cevap veren örgütlenmelere gidecektir.

          PWD yurt dışında örgütlenirken ulusal birlik çalışmalarından asla geri durmayacaktır. Bunun için anlayış birliğine yakın parti, grup ve şahsiyetlerle ortak hareket etme ve birlikte örgütlenmeye açıktır. Ulusal birliği güçlendiren her çabaya destek vermeye ve birlikte hareket etmeye hazırdır.

          PWD; Kürt örgüt ve şahsiyetleri içerisinde hiç kimseyi düşman statüsünde görmemektedir. PWD Kürt örgütleri arasında düşmanlık kavramını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Anlayış birliğine yakın parti ve şahsiyetleri kardeş, diğer parti ve grupları dost kategorisinde görmektedir.

          PWD; bu anlayış doğrultusunda örgütlenmeye çalışırken tüm Kürt örgüt ve şahsiyetlerini birlik olmaya, birlikte çalışmaya ve dayanışma içerisinde hareket etmeye çağırmaktadır.

          Yurt dışında; PKK’den ayrılan yüzlerce, binlerce arkadaşımızın atıl konumda bulunduğunu biliyoruz. Bu arkadaşlarımızı güçleri oranında destek vermeye, katılmaya ve sorumluluk almaya çağırıyoruz.

          Kürt halkının birliğe, yurtseverliğe, demokratik bir yapılanmaya ihtiyacı vardır. Bu sorumluluk bilinci ile hareket edeceğiz. Bu halkımıza verdiğimiz namus sözümüzdür.

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe