Adalet arayışı
Devletin Roboski'de yaptığı katliamın üzerinden iki yıl geçti.
Osman Erdal
28.12.2013 - 11:12
Devletin Roboski'de yaptığı katliamın üzerinden iki yıl geçti. 16 savaş uçağının bir saat süreyle bombalayarak paramparça ettiği insanlarımız için hukuk arayışı devam ediyor. Failleri belli, ama yargı önüne çıkarılmıyorlar. Ailelerin adalet arayışı devam etmektedir. Bu katliam Kürdistan'da ilk değildir, resmi bir devlet politikasıdır. Kürdistan'da yürütülen özgürlük savaşıyla birlikte bu tür katliamlar sistematik bir hal almıştır. 26 Mart 1994'te Koçağlı ve Kuşkonar köylerinde hava bombardımanı sonucu 38 insanımız, 15 Ocak 1996'da Güçlü konakta 11 insanımız, 18 Ağustos 1992'da Şırnak'taki tank taburundan Şırnak'a yapılan bombardıman sonucu 100'den fazla insanımız katledildi. Buna benzer onlarca örnek sayılabilinir. Adına ister ''terörle mücadele'' ister ''kaçakçılıkla mücadele'' densin, devletin resmi politikası açısından fark etmiyor. Kürt insanının cezası başından itibaren kesilmiş, geriye infaz etme kalıyor. Bu son olayda görüldüğü gibi, katledilen 35 kişinin çoğunluğu 18 yaşından küçük, ilk ve ortaöğrenim öğrencileridirler. Kendilerinin ve ailelerinin yaşamlarını sürdürmek için sınır ticareti denen birkaç karton sigara ve birkaç kilo çaydır taşıdıkları. Kaldı ki bu ticaretler sınırlarda bulunan askeri birliklerin bilgisi ve onayı dâhilinde yürütülüyor. Köy muhtarı ''İngiliz sınırı çizdiğinden beri, biz bu güzergâhta sınır ticareti, yani bu işi yapıyoruz'' diyor. Bu ticaret olanağının dışında da geçimlerini sağlayabileceği başka seçenekleri yoktur.

Devlet Kürdistan'da yürüttüğü katliamlarla, baskılarla ve estirdiği terörle sistemini kurumlaştırmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren var olan askeri vesayet, Kürdistan'da özgürlük mücadelesinin başlamasıyla birlikte daha karmaşık bir hal almıştır. Sistem tarafından Kürt halkına karşı yürütülen kirli savaş, yeni birçok çıkar çevrelerini ve değişik kirli organizasyonların doğmasını ve pratikleşmesini beraberinde getirdi. Jitem ve Hizbullah gibi militer örgütlenmeler, silahlı güçler içerisinde Ergenekon ve benzeri yapılanmalar, yine cemaat vb. oluşumların zemin bulup pratikleştiği alan Kürdistan olmuştur. Özgürlük mücadelesinin düzey kazanmasına paralel olarak bu yasadışı güç odakları da ''vatan-millet'' diyerek her türlü katliam, faili meçhul cinayetler, provakatif girişimlerde bulunmayı mubah saymışlardır.

Yeni Türkiye şiarıyla ortaya çıkan AK parti, askeri vesayete son verme, AB'ye katılım için uyum yasaları çıkarırken, Kürt ve Türk kamuoyundan büyük bir destek gördü. Askeri vesayetin kendisine dönük yüzüyle mücadele etti. Yine Kürdistan'da kaynağını bulan değişik güç odaklarıyla, çete, mafya vb. mücadele ederken bir bütünen tasfiyesine yönelmedi. Gerek askeriye kaynaklı olsun, gerekse askeriyle ilişkili diğer güç odaklarının gırtlaklarına kadar suça bulaştıkları alan Kürdistan sahasıydı. Bu zemine dayalı hesaplaşma Kürt sorununun çözümünü ve buna dayalı Türkiye'deki demokratikleşmeyi sağlayacaktı. Önemli başarıları küçümsememekle birlikte, bilinçli bir şekilde yarım bırakılan bir mücadele, yasadışı yapılanmaların kendilerini gizleyerek farklı göstermesini, zemin buldukça da değişik provakatif tavırlarla sahaya çıkmalarını getirmiştir. Yine kimi güç odakları, adına cemaat denilen odakla yapılan ittifaklar yasal ve demokratik çerçevede olmadığı için Kürdistan'daki kirli savaşının bitmesini engellemektedirler. Roboski köy muhtarı ''Bülent Arınç'ın Kürtlerin hakkını vereceğiz denildikten sonra ''katliamı kastediyor'' olması nedeniyle Ergenekon gibi, balyoz gibi bir hareket olduğunu düşünüyorum.'' Siyasal iktidar bu katliamda bilinçli bir şekilde oyuna getirilmiş olabilir, eğer öyleyse kendisine karşı da yapılan bir provakasyondur. Köy muhtarının gördüğü şeyi iktidarın görmemesi büyük bir gaflettir. Sorun kimin talimat verip vermemesi değil, siyasal iktidar birinci derecede sorumludur, hesap vermesi gerekiyor. Gecikmeli de olsa siyasal iktidarın bu olayı yapanlar karşısındaki tutumu Kürt sorununun çözümüne yaklaşımının bir göstergesi olabilir. Yine iktidarın yönünün geleceğe mi yoksa eskiye dönük olduğunun göstergesi olabilir.

Katliamın ikinci yılında adalet arayan ailelerin acısını yürekten paylaşıyor, katledilen insanlarımızı saygıyla anıyorum.
27.12.2013 Osman Erdal
Etiketler: kürdistan, kürt, kürtçe, nerina, azad