Suçlamak için de onurlu olmak gerekir
2004'te PKK'den ayrılarak PWDK’yı kuran arkadaşlara yönelik saldırı ve suçlamalar sürüyor.
Osman Erdal
01.12.2013 - 05:05
2004'te PKK'den ayrılarak PWDK’yı kuran arkadaşlara yönelik saldırı ve suçlamalar sürüyor. PKK'nin 35. kuruluş yıl dönümüne denk gelen bu süreçte bu grubun tümden tasfiyesine yönelik yoğun çabalara girildiği biliniyor. Bir süre önce Koysancak'ta bir keşif grubu üyesi yaralı olarak ele geçirildi. Emniyet yetkililerinin verdiği bilgilere göre, çeşitli dönemlerde üç suikast timi girişimi de boşa çıkarılmış. Tümden tasfiye girişimi Kürdistan'da ulusal kongre çalışmalarının yürütüldüğü döneme denk geliyordu. Görülüyor ki PKK Kürt özgürlük mücadelesinde çözümsüz kaldıkça, dışa yönelmeyi bir çözüm olarak görmektedir. Son olarak Lekolin sitesinde yayınladıkları yazı da bu gerçeğin son örneğidir.

Bu arkadaşları Kürdistan kamuoyu çok yakından tanımaktadır. Yine de birkaç şey söylemek mümkün. PKK henüz ideolojik bir hareket aşamasında iken Kürdistan'da propaganda çalışmalarına başladığında temasa geçip, ilk örgütlediği arkadaşlardandır hemen hepsi. PKK'nin ikinci kuşağını temsil ederler. Yani ortalama 1975–1976 yılından 2004 yılına kadar PKK içerisinde yer almış arkadaşlardır. PKK'nın stratejisini kabullenmiş, bağımsız birleşik özgür bir Kürdistan'ın yaratılması için, özgürlük mücadelesini her koşulda yürütmüş, bu mücadeleye bütün inancını, emeğini, yaşamını adayarak, PKK'nin bir halk hareketi haline gelmesinde önemli katkıları olmuştur. Taktiksel anlamda özgürlük mücadelesinin yürütülmesinde, bu grup ve benzeri insanların öncülüğü tartışılmaz bir şekilde kesindir. 1981’de ülkeye ilk propaganda birimlerinin girişini, keşif ve propaganda faaliyetlerini, silahlı mücadele için ilk örgütlemeleri, yine özgürlük için ilk sıkılan merminin tarihçesini mevcut durumda bunlardan daha iyi bilen kimse yoktur.

Goran Akreyi ve arkadaşları, özgürlük meşalesinin nasıl yakıldığını hiç merak ettiler mi acaba? Zor olan mücadeleyi başlatmaktır, onun altyapısını hazırlamaktır. Bir defa mücadeleye başlandı mı gerisi çorap söküğü gibi gelir. PKK açısından, Kürdistan'da ilk yerleşme, kitlelerle ilk ilişkiler, özgürlük mücadelesinin ilk umutları bu insanların da içinde olduğu bir avuç insan tarafından sağlanmıştır. İç ve dış koşulların yüzde yüz aleyhte olduğu, mücadelede ölümün kesin olduğu seksenli yıllar bu insanlarla başarılmıştır. Dışarıda kalmadılar, operasyonlarda gizlenmek için kendilerine yer aramadılar. İşi sadece teorik söylemlerle geçiştirmediler. Tüm gençlik yetersizliklerine rağmen dağdan inmediler ve bunun içindir ki mücadelenin en fazla yoğunlaştığı Botan, Zagros, Amed, Dersim, Garzan halkı adı geçen bu arkadaşları birebir tanır.

90’lı yılların ortalarından itibaren, özgürlük mücadelesinin temel taktiği olan silahlı halk mücadelesinin rolünü oynadığını, artık siyasal mücadelenin esas alınması gerektiğini dile getirdiler. Bir diriliş devrimi idi yaşanan ve başarılmıştı. Ayağa kalkan bir halk gücü, onun askeri ordusu, onun diplomatik faaliyetleri, Türkiye ve Ortadoğu'da siyasetin belirlenmesindeki rolü tartışılmazdı. Mücadelede yol ve yöntemde değişim gerekiyordu, kendini tekrarlama değil. Çözümsüzlüğü kesin olan, insan kaynağını ve değerleri tüketen sür git bir savaş, savaş değildi. 2000’li yılların başından itibaren PKK hareketi, askeri darbe gibi stratejisini bir gecede tartışılmaz şekilde terk etti. Bağımsızlık, demokratik ve birleşik Kürdistan hedefi terk edildi. Federasyon ve otonomi, ülke sınırlarının tartışılması tümden gericilik olarak tanımlandı. Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi, ekolojik toplum, Kürt sorununun çözümünü Ortadoğu'nun demokratikleştirilmesinde görmek vb... her defasında yeni teorik yaklaşımlar, özünde yanlış olmayan ama Kürdistan gerçekliği ile hiçbir alakası olmayan yaklaşımlarla gündem doldurulmaya çalışıldı. Kürtlere düşen içi boş, hiçbir anlam taşımayan, komün faaliyetlerini örgütlemedir.

PKK’de 2000'li yıllar alt üstlerin yaşandığı, çözümsüzlüğün tavan yaptığı, dışardan yönlendirilmelerin ağır bastığı bir süreçtir. Dönüşüm için atılan her adım sadece takkiye yapmaktır. Askeri dönemin örgütleme, hiyerarşik yapısı, kadro ilişkileri, eleştiri özeleştiri mekanizması olduğu gibi korundu. Demokrasi söylemi her şeyin başına getirildi. Bir sıfatın başına demokrasi sözcüğü getirildiğinde demokratikleşme sağlanmış havası verilmeye çalışıldı. Bu adı geçen grubun özgürlük mücadelesini yeni koşullarda yürütebilmek için biraz fikir jimnastiği içerisinde olmaları, Hazreti Âdem’in yasak elmayı yiyerek cennetten kovulması misali, PKK'den dışlanmalarıyla sonuçlandı. Yıllarını PKK'de mücadeleyle geçiren ve bugün dışarıda olanların sayısı, mevcut olarak PKK'de bulunanların 3–5 mislidir. Birincisi, PKK bunları yok sayamaz. İkincisi, bunlar PKK tarafından dıştalanmış, ya da birlikte yürümenin koşulları kalmamış. Üçüncüsü, bunların siyaset yapıp yapmamaları PKK’ye bağlı değildir. Kürdistan özgürlük mücadelesinde umutlarını, hayallerini hala korumakta ve kendi güçleri oranında da bu mücadeleyi yürütmektedirler.

PKK; ‘askeri kampları var’, ‘suikast timleri kuruyorlar’, ‘Salih Müslim'in oğlu bu timlerce öldürüldü’ yalanlarını bir tarafa bırakarak, El-Nusra'yı korumaktan vazgeçmeli. Şilan Kobani ve arkadaşları Musul'da El-Kaide güçlerince katledildiklerinde bunu da Kemal Şahin arkadaşa yükleyerek ve bu arkadaşın katledilmesinde temel sebep olarak gösterdi.

PWD’li arkadaşlar olarak silahlı mücadeleyi ilkesel düzeyde reddettik. Kürdistan özgürlük mücadelesinin başta PKK olmak üzere, bütün yurtsever Kürdistani güçlerin, tüm renk ve tonlarıyla ortaklaşa yürütecekleri bir mücadele olacağına inanıyoruz. Kürdistani olan hiçbir gücü düşman olarak görmeyiz. Kürtler arası şiddeti tümden reddediyoruz. Demokratik merkeziyetçilik, özgürlük mücadelesi yürütmekte yetersiz kalmaktadır. Otoriter, tekçi, anti demokratik bir tarzın egemen kılınmasını getirmektedir. Eleştiri ve suçlamaların da bir seviyesi, bir onuru olmalıdır. Mücadelenin her safhasında dik durmasını bilen bu insanlar, bugün de dik durmaktadırlar. Teşhir edilseler de, katledilseler de, onurlu bir mücadelenin birer neferi olmayı başarmışlardır.

''PKK'nın öncülük ettiği, siyasi ve askeri yanından çok, bir sosyal devrim, demokratik devrim ve kültür devrimidir'', ''Demokratik birey ve özgür birey'' gerçeğini ifade ettiği devrimi hiçbir zaman kendisinden farklı düşünenlere uygulamadı. Bu özgür bireyle ifade edilenin ne olduğunu bir türlü anlayamadık.
sSon olarak Cemil Bayık'ın ''Demokratik siyaset ne kadar güçlenirse Güney halkı o kadar kazanır'' belirlemesine aynen katılıyorum. Bunun esasta Kuzey için daha da gerekli olduğuna inanıyorum.
Etiketler: kürdistan, kürt, kürtçe, nerina, azad