AKP'de yol ayırımı
        Genelkurmay ve Kemalist çevrelerin Kürtlere ve demokratik çevreler yönelik başlattığı operasyon aynı zamanda AKP’yi bitirme operasyonudur. Anlaşılan ordu ve Kemalistler AKP ‘nin yaptıklarından ve de yapacaklarından oldukça rahatsızdır. Açıktan bir askeri darbe yerine örtülü bir konseptle işini bitirmek istiyorlar. Bunun içindir ki AKP, parti ve hükümet olarak bir dönüm noktasına gelip dayanmıştır
Selahattin Gün
26.10.2007 - 10:08
AKP’DE YOL AYIRIMI Türkiye’de AKP Hükümetinin gelmesi ile beraber tüm toplum kesimlerinde, özellikle de dış dünyada yeni bir dönemin başlangıcı olarak algılandı. Hükümet yetkililerinin beyanatları, toplumun değişik kesimlerine kaşı tutumları esas aldıkları veya almak istedikleri politikalardan bu gerçeği anlamak mümkündü. özellikle Avrupa birliğine girmek için, demokratikleşme yönünde attıkları adımları, yapılan reformlar ve yine Kürt sorununa yönelik beyanatları olumlu ve umut verici idi. Beş yıllık iktidar döneminde Türkiye de birçok alanda belli bir gelişme başarısını da gösterdi. özellikle devlet içinde türeyen çetelere karşı amansız bir savaşım verdi. Yolsuzluk, rüşvet v.b yasa dışı kişi ve oluşumlara karşı mücadelede belli bir başarı kazandı. katı klasik devletçi ve Kemalist kalıpları aşmaya çalıştı. İlk defa ordu ve Kemalist çevrelere karşı, tavır sahibi oldu. Ordudan gelen muhtıra ve açıklamalar cevap vererek orduyu hep siyaset dışı bırakan bir duruş sergilemeyi benimsedi. Bu durum Türkiye’nin ekonomik gelişmesi ve istikrarlı bir ülke imajı ile birleşince AKP’ye içten ve dıştan, sempati kazanmasına yol açtı. Bir çok çevrede bu ülkenin sorunlarını ancak AKP ile çözer inancı gelişti.

Toplumda yarattığı olumlu intibadan dolayıdırki, 22 temmuz seçimlerinde yüzde 47 oy alarak ikinci defa iktidara geldi. Sadece Türklerin değil, Kürtlerinde büyük oy çoğunluğunu aldı. Seçimlerde toplum AKP’ye çok açıkça şu mesajı verdi. ‘’Kürt sorunu dahil tüm sorunları çözmek için sizi iktidara getirdik İç sorunları ile boğuşan, çıkar grupların çatışma sahası olan, geri, yoksul farklı kültür ve milliyetleri inkar eden oligarşik bir devlet anlayışından yana değiliz. Dünyaya açılan gelişen farklılıkları zenginlik olarak gören, demokratik özgürlükçü bir politika ve yönetim anlayışını benimsiyoruz ‘’dedi.

Kürt ve Türk toplumu bundan dolayı AKP’yi seçti. öyle anlaşılıyor ki AKP ikinci iktidar döneminin başında iken, halkın mesajını fazla anlamamış ve ya anlamamazlıktan geliyor. Kendisini devlet sahibi görüp, klasik devletçi yaklaşımı esas alıyor ve uyguluyor. Demokratik yollardan çok; baskıcı, inkarcı ve şiddete dayalı yöntemleri ön plana çıkarıyor. Eski politikalarından vazgeçiyor. Verdikleri sözleri unutuyor, deyim yerinde ise tam bir teslimiyetçi çizgiye doğru gidiyorlar. AKP, ordu ve Kemalistlere teslim olmaya hazırlanıyor. Genel kurmay PKK eylemlerini bahane ederek, hükümet üzerindeki baskıyı artırarak teslim almaya çalışıyor veya aldı. Böylece ordu yeniden siyaset sahnesine çıkarak inisiyatifi ele aldı. Genel kurmayın ipleri elinde tuttuğu bir Türkiye’de hiçbir şeyin eskisi gibi yürümeyeceği açıktır. Her şeyden önce Türkiye’nin Avrupa birliği süreci sekteye uğrar. Demokratik gelişme yerine baskıcı-katliamcı rejim gelir. Kürt sorununda inkar ve imha politikalarını yeniden devreye sokarak, Kürtlerle boğazlaşmayı esas alır. Dolayısı ile Türkiye ve Kürdistan yeniden büyük çatışma ve ölümlere sahne olur. Bununla da sınırlı kalmaz. çeşitli bahanelerle komşu ülkelerin topraklarına da müdahale ederek böylece tam bir kaosa neden olur. Bu durum bölge halkları arasında gerilim, çatışma ve güvensizliği artıracağı gibi farklı güçlerin müdahale zeminini de güçlendirir.

Kuşkusuz bu yol Türkiye’nin güvenlik sorununun çözmeyeceği gibi, yeni sorunların doğmasına da yol açar. Türkiye’nin devlet olması güçlü oluşu Kürtlerin imhasını ve inkarı hakkını vermiyor. Türk devletinin güçlenme yolu Kürtlerin tasfiyesinden geçmiyor. Tam tersine Kürt sorunu çözülmeden, Kürt halkı millet olarak demokratik ve özgür bir statüye ulaşmadan Türkiye’nin gelişmesi mümkün değildir.80 yıllık cumhuriyetin inkar politikaları Türkiye’ye ne kazandırdı. Hiç bir şey kazandırmadığı gibi hep kaybettirdi. Buna rağmen Kürtlerde yok olmadı. Kürt ulusal mücadelesi sürekli gelişti. Yok, oluş notasından devletleşme safhasına geldi. Uluslar arası bir sorun olarak çözüm bekleyen bir sorunu yok saymak mümkün değildir. Tüm dünyanın gözü önünde inkar edip yok edebilirmisin. Diyelim ki dağdaki gerilla dağdan indi veya hepsi katledildi. Sorun biter mi? yada Türkiye’deki 25 milyon kürdün sorunu ne olacak. Irak, İran ve Suriye’deki milyonlarca Kürdün statüsü ne olacak. Artık eskisi gibi terör v.b gerekçelerle Kürt sorunu örtbas etmek olanaklı değildir. çünkü Ne dünya eski dünya ne de Kürtler eski Kürtlerdir. Bu gerçeği görüp doğru ve çözümleyici politikalar ihtiyaç vardır. İstediğiniz kadar operasyon yapın, faili meçhul cinayet işleyin, tutuklayın, köyleri yakın-yıkın, baskı uygulayın, Kürtler zorlansalar da kaybedecek olan yine Türk devleti olacaktır.

Yüzyıllardaır atalarınızın iflas etmiş yöntemlerini artık bırakmak en hayırlı yoldur. Gelinen aşamada bu yöntemler geçersiz olduğu gibi Kürtlerin özgürlük mücadelesini engellemekte olanaklı değildir. Kürtleri yok saymak için akla hayale gelmeyecek gerekçeler ileri sürüldü. Yöntemler kullanıldı. Ama hiç biri sorunu çözmedi. Son aylarda ise sanki sorunun çözümü güneye operasyon yapmakmış gibi yeni bir buluşu icat ettiler. Aslında güneye operasyon yapılmadı değil. Tam yirmi dört defa Türkler açısından çok olumlu koşullarda onbinlerce asker ve her türlü teknikle operasyon yapıldı. Yapılan askeri harekatlar ABD, AB, bölge ülkeleri ve hatta yerel güçler bile destek verdi. Güneyin tüm dağları ve vadileri karadan ve havadan bombalandı. Ama buna rağmen operasyonlar başarılı olamadı. çok cuzzi kayıplar dışında PKK’ ye fazla bir zararda vermedi.

Tüm bu gerçeklere rağmen Türkiye’nin güney operasyonunda bu kadar ısrarlı davranmasının altında yatan farklı nedenler vardır. Gerekçe PKK olsa da hedefinde güneyli Kürtlerin kazanımları vardır. Güneyli Kürtleri baskı altına almak, korkutmak, yapabilirse Kürt federe devletinin istikrarını bozmaktır. öyle değilse kuzeyin dağlarında gerilla ile baş edemeyen adeta aciz olan bir ordu yabancı bir ülkenin dağlarında Kürt gerillalarına karşı ne yapabilir ki. üstelik uluslar arası koşullar, bölge koşulları da böyle bir operasyona izin vermiyor. Bölge ve dünya güçleri de böyle bir operasyona karşıdır. Buna rağmen operasyonda ısrar etmenin başka ne anlamı olabilir ki.

Bu gerçeği Türk devleti gibi bütün dünya ve bölge güçleri de biliyor ve görüyor. Kısacası genelkurmay ve Kemalist çevrelerin Kürtlere ve demokratik çevreler yönelik başlattığı operasyon aynı zamanda AKP’yi bitirme operasyonudur. Anlaşılan ordu ve Kemalistler AKP ‘nin yaptıklarından ve de yapacaklarından oldukça rahatsızdır. Açıktan bir askeri darbe yerine örtülü bir konseptle işini bitirmek istiyorlar.

Bunun içindir ki AKP, parti ve hükümet olarak bir dönüm noktasına gelip dayanmıştır. Ya ordunun inkarcı, faşist şiddete dayalı politikalarına alet olmadan, Avrupa birliği hedefine, demokratikleşmeye ara vermeden, ilerleyerek, Türkiye’nin Kürt sorunu başta olmak üzere tüm sorunlarını demokrati, barışçıl yöntemlerle çözmeye çalışarak yoluna devam edecek yada ordunun emrine girerek iradesiz, uyduruk bir parti ve hükümet olarak herkesle çatışmalı bir konuma sürüklenecek ve başarısızlığa uğrayacaktır. Geçmiş hükümet ve partilerin akıbetinden kurtulmayacaktır.

Genel kurmay ile milliyetçi faşist akımların yeni konseptini başarısızlığa uğratmak, tüm Kürt ve demokratik çevrelerin görevi olduğu gibi, AKP’ninde görevidir. Bu kirli planın başarısı durumunda herkesten çok AKP ve ona bel bağlayan kesimler kaybedecektir. Dolayısı ile tüm Türkiye kaybedecektir.
21 Ekim 2007
Selahattin GüN (Doğan)
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe