APO’nun Sonu Gelmeyen Cinayet Emirleri
Apo'ya göre PKK dışındaki tüm Kürtler onun tasfiyesi ile meşguldür. Bu durumu artık hastalık düzeyine vardırmıştır. Tam bir paranoyak gibi, beni tasfiye edecekler, Botan ve PWD'yi benim yerime hazırlıyorlar diyor. Şimdiye kadar PKK içinden ve dışından onlarca kişi bu suçlamayla karşı karşıya geldi. Semir, Şahin, Şener, Kani yılmaz bunlardan bir kaçıdır. Ve hepside Apo'nun eliyle tasfiye edildiler.
Selahattin Gün
29.12.2009 - 18:16
APO’nun Sonu Gelmeyen Cinayet Emirleri
            Son aylarda Türkiye gündemi, Kürt Sorununun çözümüne kilitlenmiş durumda. Türkiye'nin gelişmesi önünde en büyük engel olan böylesi bir sorunun Türkiye Kamuoyu tarafından tartışılması, çözüm önerilerinin ortaya konması oldukça önemli ve hayatidir. Sorunun çözümü hem Kürt hem de Türk toplumu için olmazsa olmazlardandır. Kürt Sorununun çözümü, Tükiye'de tek kelime ile demokratik gelişmenin anahtarıdır. Dolayısıyla Demokratikleşmeyen bir ülkenin refaha, huzura, çağdaş bir gelişme seviyesine ulaşması beklenemez.
            Türkiye böylesi bir çözüm süreci yakalıyor derken yeniden ortam karıştı. Her şey alt üst oldu. Her taraf toz duman içinde kaldı. Bir yandan çözüme karşı çıkan CHP, MHP ve ordu üçgeninde yaşanan gelişmeler, oynanan kirli oyunlar, Diğer yandan sorunu çözme kararlığında olan veya öyle gözüken devlet ve hükümet cephesinde ortaya çıkan söylem ve tavır değişiklikleri. Bir diğer taraftan Öcalan ve DTP'nin engelleyici ve provakatif yaklaşımları süreci bir bütün olarak sekteye uğratmış gibi görünüyor. Karşılıklı olarak sertleşen tarafların söylem ve eylemlerini, yeniden karanlık ve çatışmalı bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Sokak gösterileri, ölümler, askeri eylemler, ardından gelen DTP'nin kapatma kararı, böylesi bir dönemin ilk işaretleridir. Öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki süreç yeniden sertleşecek, çözüm istemeyen güçler bir daha amaçlarına ulaşmış olacaklar. Çünkü çıkarları ortamın karışıklığına bağlıdır. Dolayısıyla ortam ne kadar karışık olursa onlar için o kadar iyidir.
            Bu süre içinde AKP'nin çözüm konusunda iyi niyetli olmadığı, köklü bir çözüm istemediği ortaya çıktı. Bazı sınırlı adımlar atarak, esasta şiddeti ön plana çıkarmak istediği, PKK'yi tasfiye etmeyi hedeflediği ortadadır. Dolayısıyla şiddet ve fiziki tasfiye planları ile şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da hiç bir sorun çözülemez. Barışçıl, demokratik ve tüm Kürtleri kapsamayan hiç bir plan ve konsept başarıya ulaşamaz. Kısacası şiddeti içeren her hamle başarısızlığa şimdiden mahkûm olmuştur. PKK'yi silahlı mücadele ile tasfiye etmeyi Türkler dışında hiç bir güç istemez. Hele Kürtler hiç istemez. Apo'nun sürekli söylediği ve dillendirdiği gibi öyle herkes onun tasfiyesi ile uğraşmıyor. PKK'yi sadece Apo'nun paranoyak siyaset tarzı tasfiye eder. Başkada mümkün değildir. Öyle tutarsız bir siyaset tarzı var ki, ne yaptığını, kimin çıkarını temsil ettiği zordur. Çizgisi belli değil, tavrı muğlâktır. Dün yaptığını bugün rahatlıkla inkâr edebiliyor. Bir gün Atatürkçü, bir gün İslamcı, bir diğer gün ise marksistir. İşin ilginç tarafı çoğu zaman olduğu gibi bu seferde Apo ile Türkiye'nin gerici kesimleri birçok noktada birleşti. Gerekçeleri farklı olsa da, aynı noktada birleşmeleri oldukça dikkat çekicidir. Henüz Demokratik Açılımın içeriği nedir ne değildir ortaya çıkmadan PKK ve Apo'da CHP ve MHP gibi sürece karşı çıktı. Biri ülkeyi bölüyor, diğeri beni tasfiye edecek diyor. Hangisi doğru söylüyor bilemiyoruz. Ama zihniyet olarak fazla uzak olmadıkları açıktır. Belki biri Türkler, diğeri Kürtler adına siyaset yaptıklarını iddia ediyorlar. Fakat düşünce ve siyaset tarzları o kadar birbirine yakındır ki, insanı hayrete düşürüyor.
            Türkiye'deki gerici güçlere göre Türkiye'de sadece Türkler var. Ne Kürt diye bir millet, ne Kürdistan diye bir ülke yoktur. Apo'ya göre PKK'lilerden başka Kürt yoktur. Olsa da ya işbirlikçidir, yâda hain. yani ona göre namussuz, şerefsizdir. Yani Apo'ya göre Kürdistan'da onun gibi düşünmeyen Kürtlerin yüzde 75-80'i şöyle böyledir. Bu mantık Kürtlerin en büyük düşmanı değilmidir. Bu zihniyet ordunun, MHP'nin zihniyetinden daha tehlikeli değilmidir? Hiç olmazsa Türkiye'de kimler Kürt düşmanlığı yapıyor az çok tüm Kürtler biliyor. Ama Kürtlük adına Kürtlere düşmanlık yapmak en tehlikeli olanıdır. İşte Apo'ya göre PKK dışındaki tüm Kürtler onun tasfiyesi ile meşguldür. Bu durumu artık hastalık düzeyine vardırmıştır. Tam bir paranoyak gibi, beni tasfiye edecekler, Botan ve PWD'yi benim yerime hazırlıyorlar diyor. Şimdiye kadar PKK içinden ve dışından onlarca kişi bu suçlamayla karşı karşıya geldi. Semir, Şahin, Şener, Kani yılmaz bunlardan bir kaçıdır.
 Ve hepside Apo'nun eliyle tasfiye edildiler. Yanlış anlaşılmasın siyasi tasfiyeden bahsetmiyorum. Fiziki olarak ortadan kaldırıldı. Hani dünyanın en demokratik adamı var ya, Ortadoğu'da demokratik konfederalizm kuracak, Dünyaya da demokrasi getirecek zat var ya, bir karıncayı bile ezdirmeyen insanüstü varlık varya, işte bu insanları ve ismini burada sayamayacağım yüzlerce militanın tümü, onun talimatı ile öldürüldü. Hemde çok kalleşçe ve hunharca. Her gün utanmadan Şahin, Hogir gibi insanların isimlerini vererek kendi kirli yüzünü gizlemeye çalışıyor. Kaldı ki Hogir PKK içinde sıradan bir militandı. Pratiği bir yılı geçmemektedir. Hataları, tahribatları olabilir. Ama onun yüz katı kadar tahribatları olan kişiler hala PKK'nin en tepesinde yer alıyor. Peki bu çifte standart neyin nesi. Şahin Ergenekonun adamı imiş, Ajanmış. Onun için Hamza Bindalı öldürüp, beni de öldürecekmiş.  Şu büyük palavraya bak. Eğer Şahin'in seni öldürme gibi bir niyeti olsaydı, seni bin kere öldürebilirdi. Kaldı ki Şahin yurtsever, Ulusal mücadele de büyük katkıları olan PKK'ye, sana bağlı olan bir kişilikti. Hasan Bindal'ın şehadeti Şahin'in silahından çıkan kurşunla gerçekleştiği de meçhuldur. Askeri eğitim sırasında kaç kişinin kurşun sıktığı bir ortam da bunu Şahin'e yüklemek ne kadar gerçekçidir. Hamza'nın şehadetin de hiç bir bilinçlilik olayı yoktur. Olsa olsa bir kaza kurşunudur. Ve Kimin silahından çıktığı belli değildir. Şahin'in Hamza'yı bilinçli olarak öldürecek hiç bir sebebi yoktur. Ailece PKK'ye katılmış, 4-5  şehidi olan Şahin'in seni öldürmesi için de hiç bir sebebi yoktur. Dolayısıyla ileri sürdüğün gerekçeler işlediğin cinayetin gerekçeleridir. ve senin cinayet işleme gerekçelerin hala bitmemiş.
 Hala hazırladığın ölüm listelerinde onlarca insanın ismi var. Sadece öldürdüklerinle sınırlı kalsan neyse daha Apo'nun yerine gececek ve mutlaka öldürmesi gereken o kadar insan varki, şaşırmamak mümkün değil. Her halde Demokrat Başkanın bu ölüm listeleri hiç bitmeyecek. şimdiki acil listede bulunan Botan ve arkadaşları yani PWD grubu var. Zaten hiç gizleme ihtiyacı bile duymuyor. Her hafta yanına giden avukatları aracılığı ile PWD'lilerin ölüm fermanlarını veriyor. Bağımsız ve barışın sesi Roj TV'de bu ölüm fermanlarını açık açık veriyor. Ardından PKK yöneticileri talimat doğrultusunda cinayet timlerini örgütleyip güneye gönderiyor. Şu an da Apo'nun cinayet timleri Güney'in her tarafında cirit atıyor. Cinayet timlerinin hedefinde ömürlerini Kürtlerin Kurtuluş Mücadelesine adamış yurtsever insanlar var. Peki barış ve demokrasiyi ağızlarından düşürmeyen DTP'nin yönetici ve çalışanları bu cinayet emirlerine ne diyor. Eğer bir diyecekleri yoksa işlenecek her cinayetten onlarda sorumludur. İleri sürdükleri gerekçelere bakın. PKK'nin tasfiye planı içinde onlarda var. PKK yerine onlar geçecek. İnsanları öldürmek için bin dereden su getirmeye gerek yok. Açık açık de ki; ben hastayım, benim gibi düşünmeyi imha etmek istiyorum. Herkes senin ne mal olduğunu anlasın. Hiç kimse senin yerine geçmek istemez. Bu konuda rahat olabilirsin. Yerin sana bin mübarek olsun. Yete rki bu takıntılarından, hastalıklarından kurtul. Daha kaç Kürt senin bu saçmalıkların kurbanı olacak. Talimat ver, öldürt, yak, yık sonra inkâr et. En demokrat insan geçin. Senin bu kirli siyaset tarzını bilmeyen mi bar. geçmişte de hep aynı tarzı esas almadın mı?
 PK'de ilk olarak köy katliamları onaylayan ve uygulatan sen değilmisin? Mardin Pınarcık katliamını senin bizzat örgütlediğin ve önüne hedef koyduğun birlik gerçekleştirmedi mi? Kürdistan'a gelen öğretmen ve imamların ölüm emrini veren, bunların hepsi ajandır, öldürün diyen sen değilmiydin? Okulları yakın hepsi asimilasyon, Özel Harp Kurumlarıdır diyen yine sen değilmiydin? Kürdistan'da iyisiyle, kötüsüyle yürütülen savaşın Genel Komutanlığını üstlenen ve bu temel de hareket eden Sayın Başkan sen değilmiydin? Binde bir istisna dışında senin onayın ve talimatın olmadan hiç bir şey gerçekleştirilebilrmiydi?
            PKK'de sen istemeden yaprak bile kıpırdamazdı. Her gün öldürün, yakın, yıkın, taş üstünde taş bırakmayın diye emir veren yine sendin. Bütün bu gerçeklere rağmen köşeye sıkıştığında her türlü rezaleti sergileyerek, kalleşçe yöntemlere başvurarak ben yapmadım, haberim yoktu, aslında birçok şeyi engellemek istedim, ama başaramadım deyip kendini aklamak istiyorsun. Bütün ahlaki kuralları çiğneyerek bir kaç günah keçisini ortaya atarak işin içinden sıyırmak istiyorsun. İsimlerini sürekli verdiğin Semir, Cemal, Şahin, Hogir, Zeki, vb.. Birçok insanın hataları olabilir. Ama unutmayın ki, tüm PKK'lılar sadece ve sadece senin dediklerini uyguladılar. Senin ideolojik zihniyetini pratikleştirdiler. Şemdin'in içine düştüğü bataklığın tek sorumlusu sensin. Dolayısıyla her PKK'linin şu veya bu düzeyde bir günahı, bir hatası vardır. Ancak en büyük günahkâr, varsa bir suç, en büyük suçlu sensin. Bunu böyle kabul etmediğin sürece en büyük kalleş, en büyük komplocu sen olacaksın.
            Dışarıda iken, her PKK'lı gibi biraz özeleştiri yapsaydın, hem senin hem Kürt hareketinin kaderi bambaşka olurdu. Bugünkü durumların hiç biri yaşanmayabilirdi. Ama hep hatasız, insanüstü, eleştirilemez olarak kendini gördün. Sürekli militanlarını ve halkı hatalı, suçlu buldun. Sonuç tam bir fiyasko ile sonuçlandı. Ne zaman ki devletin eline düştün hatalarını sıralamaya başladın. Her şeyden vazgeçtiğini ilan ettin. Şimdi de bir çok kürdün fazla anlama imkânı olmadığı oyun içinde oyun oynuyorsun. İmralı gizemi içinde plan yapıp dışarıdakilerin eliyle uyguluyorsun. Beğenmediğin herkesi ihanetçi ilan edip öldürtmek istiyorsun. Her gün bireysel durumunu, yaşam koşullarını bahane ederek bir sürü insanı sokaklara dökerek, eziyet çekmelerine, tutuklanmalarına, birçoğunun ölümüne neden oluyorsun.
            Böylece Kürtlerin geleceğini aydınlattığın gibi geçmiş mücadele pratiği de aydınlığa kavuşturmak istiyor. Bunun için PKK'nin geçmiş pratiğinin açığa çıkması için hakikatleri araştırma komisyonu kurdurmuş. Böylece işi usulüne uydurarak kendini aklayıp, savaşın tüm olumsuzluklarını bir kaç garibana yükleyip işin içinden çıkmak istiyorsun. Acaba bu komisyon adil davranarak yıllarını bu mücadeleye vermiş insanlarla temas kuracak mı? Onların da görüşlerini alacak mı? Öyle olmayacağı kesindir. Çünkü komisyonda, komisyonun hazırlayacağı belgenin çerçevesi de İmralı'dan tespit edilecek. Ortaya atılan ve atılacak yüzlerce yalanı basın yayın ve sözlü yöntemlerle binlerce sefer propagandası yapılacak. Böylece bir yalan defalarca tekrarlanarak kitlelere benimsetmiş olacak. Tek kelimeyle bravo diyorum. Helal olsun sana. Bunu nasıl başarıyorsun? Gerçek yüzünü nasıl bu kadar saklayabiliyorsun? Ama unutmayın ki yalan ve iftiralarla başarmak mümkün değildir. Eğer tehdit, baskı ve öldürme ile zafer kazanılsaydı, Türk devleti çoktan Kürtlere karşı zafer kazanmıştı. Hitler'in faşizmi, Stalin'in diktatörlüğü kazanırdı.
            Kısacası sen cinayet işlemeye devam edebilirsin. Bu temelde günahsız bir sürü Kürt gencinin eliyle yurtsever ve demokrat insanları öldürebilirsin. Ama mutlaka bir gün Kürt halkı senin kirli emellerini ve gerçek yüzünü görecek ve bunun hesabını soracak. 28.12.2009                                      Selahattin GÜN
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe