Devletin başaramadığını PKK başardı
          Ne gariptir ki zihniyet ve pratik olarak PKK ile Türk devleti birbirine ne kadarda benziyorlar. Devletin Kürtlere hiç tahammülü yok. PKK’ninde kendi dışındaki partilere, farklı düşünenlere hiç tahammülü yok. PKK gibi düşünmeyen, isteği doğrultusunda harekat etmeyen tüm partiler işbirlikçidir. Yanlışlarını eleştiren, tasvip etmeyen tüm aydın kişiler yurtseverlerde ya hain ya da tasfiyecidir.
Selahattin Gün
18.07.2008 - 22:28
                                               Devletin başaramadığını PKK başardı

Kürt sorunu Dünya gündeminde ki yerini her zamankinden daha fazla korumaya devam ediyor. öyle kritik bir safhaya geldi ki, artık Kürt sorunu ya birkaç yıl içinde kalıcı bir çözüme doğru gidecek ya da içinde ciddi tehlikeleri barındıran gelişmelere yol açacaktır. Sorunun çözümü için hiçbir zaman koşular bu kadar olgunlaşmamıştı. Dünya bölgedeki olumlu gelişmelerin yanı sıra, Türkiye’deki olumlu zeminde son derece elverişli hale gelmiştir. Neredeyse Türkiye’deki resmi ideolojik kalıplar parçalanıyor. Asker-sivil-bürokrat toplumun birçok kesiminde klasik yaklaşımlar aşılıyor. Kürt sorunu ilk defa bu kadar açık ve net tartışılıyor. Kuskusuz bu iyi bir gelişmedir. Ama sorunun çözümü için yeterli değildir. Her şeyden önemli olan köklü bir zihniyet değişimine ihtiyaç vardır. Türkler açısından olduğu gibi Kürtler açısından da bu geçerlidir.

Her şeyden önce devletin Kürtleri bir halk olarak görmesi gerekir. Kürt kökenli vatandaşlar, güney doğu sorunu, terör sorunu gibi safsatalardan vazgeçmesi gerekir. Sorun ne bir güney doğu sorunu ne bir ekonomik sorun nede bir terör sorunudur. Sorun milyonlarca bir halkın siyasal sosyal ekonomik kültürel sorunudur. Sorunu böyle kabul etmeden demokratik bir anayasa ile halkları anayasal güvence altına alınmadan Kürt sorunu sürekli kanayan bir yara gibi Türkiye’nin gündemini işgal edecek, Türkiye kaybetmeye devam edecektir.

Türkiye’deki devlet sisteminde hala Kürt yoktur. Devletin yöneten yönlendiren tüm kurumların sisteminde Kürt inkârı esastır. Devlet sınırları içinde her şey yapabilirsin ama Kürtçülük asla, Kürt olmak bölücü olmak, terörist olmakla eşdeğerdir. Kürt kelimesi devletin resmi görevlerinde adeta alerji yaratıyor. Küçük bir görevliden Cumhurbaşkanına kadar bu böyledir. çünkü Türkiye’deki eğitim sisteminden geçen insanlar o kadar tarihi gerçeklerden uzak bırakılıyor ki uzun süre devletin istediği şekilde olaylara bakmak zorunda bırakılıyor. Tabii ki zihniyet ve politik yaklaşım sorunun çözümünü zorlaştırıyor. , adeta, içinden çıkılmaz bir duruma sokuyor. Hal böyle iken Türkiye hep kan kaybediyor. Her gün insanlar ölüyor. Gözyaşı dökülüyor. Tüm toplum acı çekiyor. Türklerde Kürtlerde güç kaybediyor. Ekonomik kayıplara uğruyor bunu kim istiyor.

Türkiye’nin gelişip güçlenmesini istemeyenler, sisli havadan nemalananlardır. Bunlarda maalesef Türkiye de en çok Türkler adına milliyetçilik yapan, Kemalist geçinen kişi ve çevrelerdir. çözümsüzlük devam ettiği müddetçe söz konusu sorunlar yaşanacak, toplumlardaki tahribat katlanarak artacaktır. Devletin Kürt sorunu n çözümü karşısında çözümsüz ve anlamsız direnme tavrı, yüzyıl daha da geçse gelip dayanacağı nokta, ulusal demokratik bir çözüm olacaktır. Türk halkının çıkarını esas alıyorum derken, Türk toplumlarını ciddi tehlikelerle karşı karşıya getirebilir.

Ne gariptir ki zihniyet ve pratik olarak PKK ile Türk devleti birbirine ne kadarda benziyorlar. Devletin Kürtlere hiç tahammülü yok. PKK’ninde kendi dışındaki partilere, farklı düşünenlere hiç tahammülü yok. PKK gibi düşünmeyen, isteği doğrultusunda harekat etmeyen tüm partiler işbirlikçidir. Yanlışlarını eleştiren, tasvip etmeyen tüm aydın kişiler yurtseverlerde ya hain ya da tasfiyecidir. PKK de renkler yoktur. Ya siyahtır ya da beyazdır. Sürekli düşünce özgürlüğünden demokrasiden farklılıklardan dem vursa da, pratikte bunun uzağından bile geçmemektedir.

Devlet gibi PKK’ninde demokrasi, insan hakları ölçüleri kendisine göredir. Dünyadaki geçerli evrensel ölçüler onlar için geçerli değildir. Bu keyfi, geri, anti demokratik yaklaşım Kürtler arası uzlaşı, ittifak kültürünü darbelemekte Kürtleri parçalamaya, bölmeye götürmektedir. Kürtlerin ulusal çıkarlarını temsil ediyorum, Kürt toplumunu savunuyorum derken, hep Kürtlerin çıkarını vuruyor. Son yıllarda yürüttüğü hatalı politikalarla, neredeyse Kuzey Kürdistan’daki ulusal mücadeleyi yedi bitirdi. İçeride örgüt adına hareket eden kişi ve birimlerin çoğu istihbarat örgütlerinin kontrolüne girmiş, istihbarat istediği biçimde istediği zaman yönlendiriyor. Legal çalışmalarda kimin ne yaptığı kiminle ilişkide olduğu belli değil, bundan dolayı kimin hesabına çalıştığı da bilinmiyor. Dışarıdaki örgütte, dünyadan kopuk, tecrit olmuş, birçok gücün üzerinde hesap yaptığı, yönlendirmeye çalıştığı bir konum içindir. Neredeyse herkesin bir PKK’sı var. Ama maalesef Kürtlerin bir PKK’sı artık yok gibi görünüyor.

Bu gerçeği görüp anlamak isteyen her yurtsever insan, geçen birkaç yıllık patriği değerlendirdiğinde rahatlıkla görebilir. PKK yanlış politikada ısrarın bir sonucu olarak, mücadeleyi sürekli küçültmüş, haklatan uzaklaşmış, dünyada tecrit hale gelmeyi başarmıştır. Mevcut değişmez yönetimin hangi başarısından söz edilebilir. Bütün bu başarısız, iflas etmiş yönetim gerçeğine rağmen ne yazık ki, PKK yönetimi ciddi bir sorgulamayı yapmadan, hep kolaya kaçan bir tutum sergiliyor. Tıkanan çözümsüzlüğün, dolayısıyla başarısızlığın gerçek nedenlerini araştırıp bulma yerine, durumu hep basit gerekçelerle izah etmeye çalışıyorlar. Böylece PKK yapısını Kürt halkını kandırmaya devam ediyorlar. Yaptıkları her hatanın ardından doğal olarak sıkıntılar gelişir. Ama hiçbir zaman örgüt hata yaptı yanlış karar aldı denmez. örgüt hata yapmaz, hep hatalı olan kişilerdir. Sonuçta mutlaka bir günah keçisi bulunur. Günah keçisi ya idam edilir ya da tasfiyeci, ihanetçi ilan edilir. Ya kaçar ya da örgüt içinde rezili rüsva edilerek linç edilir. PKK tarihi hep böyle bir gelenek süre gelmiştir. Bu gelenek şimdi daha katı bir şekilde devam etmektedir. Son dört yılın en büyük günah keçisi de bizim grup olmuştur. Bu dört yıl içinde bir PKK’ linin başı bile ağırırsa, sebebi biz olduk. PKK’ ye yönelik planlardan, operasyonlarda hep bizim parmağımız var gibi yansıttılar. ABD, Güneyli güçler bizi PKK’ ye alternatif olarak görüp yardım ediyorlar. çuvallarla dolar veriyorlar. Bizi jitemle görüştürdüler. Eroin kadın tüccarı yaptılar. Kısacası Türk devletinin PKK için söylediği şeyleri PKK de bizim için söyledi. Tüm görsel ve yazılı basınları bu yalanları sürekli propaganda etti. Bu yetmiyormuş gibi illegal ve legal tüm çalışmalarını böyle bir anti propagandaya yöneltti. Bu yargısız infaz ve linç girişimi hala devam etektedir. Bunun içindi5kin İmralıdaki demokrasi ve insan hakları savunucusu zat her avukat görüşmesinde grubumuzu gündemleştirmektedir. Bu grubun kendileri açısından ne kadar tehlike teşkil ettiğini, mutlaka hedeflenip ortadan kaldırılması gerektiğini sürekli dile getirmektedir.

Ne yazık ki bu desteksiz yalanlara hala birçok geri insan inansa da, Kürt toplumu artık gerçekleri anlamaya başlamıştır. Bütün bu suçlamalar karşı bizim işlediğim suç ne idi. Bir, her birimiz 20-30 yıl halkın mücadelesine hizmet etmiştik. İkincisi mevcut PKK yönetiminden farklı düşüncelerimizin olması idi. Eğer halka hizmet ve birilerinden farklı düşünmek suç ise, bu suçu işlemeye devam edeceğiz. Kaldı ki mevcut PKK’ ye hâkim zihniyetin PKK’yı ve Mücadeleyi hangi tehlikelerle karşı karşıya getirdiğini herkes görmektedir. PKKyi bir özgürlük mücadelesinin öncüsü konumundan çıkarıp, bir rant kapısı durumuna getirdiler. PKK artık şehitlerin, emek sahiplerinin, dürüst yurtsever insanların partisi olmaktan çıkıp, her türlü rantçı çıkarcı, kariyer peşinde koşan, hırsızların, tırşıkçıların partisi durumuna getirmiştir. Legal kurumlardaki yozlaşma, hırsızlama bu duruma açık bir örnektir. Yine mücadeleye bağış adı altında bir çok iyi niyetli Kürdün yaptığı maddi yardımın nasıl çarçur, gereksiz yere heba edildiği bilinen bir gerçektir. Şehitlerin, emekçi yurtsever insanların mücadelesi sayesinde, birçok çulsuz-pulsuz insanın onlarca villa, daire, arsa sahibi olduğu, köşeyi döndüğünü birçok insan görüyor ve de biliyor. Dürüst, saf ve temiz olan insanlarda şehit düşüyor. Yurtsever yerinden yurdundan oluyor. Tutuklanıp işkence baskı görüyor. Leş kargaları da Kürtlük adına bu insanların emeklerini hırsızlıyorlar. Bütün bunları PKK yönetimi de biliyor. Ama neden karşı çıkmadıkları bilinmiyor. Belki onlarda Kürtlerin çıkarı için hırsızlıyorlar. Biz bilemeyiz tabi, bilse bilse üst örgüt bilir. Belki onlarda PKK’ ye bağlı otonom bir gruptur. çünkü bildiğim kadarıyla cinayet işleyen, insanların malını gasp eden, sivil günahsız insanların ortasında bomba patlatan, halkı yanlış yönlendirmek için, sürekli yalan söyleyen, her türlü yoz yaşamı benimseyen bir sürü otonom grup vardır. Dengesiz örgütün şaşkın üyeleri iyi yaparsa örgüt malı, kötü yaparsa otonom malı. PKK de hep böyle olmadı mı? Neyse bunları fazla bilemem. üzerinde durmaya da gerek yok. Ama bildiğim bir gerçek vardır ki, mevcut PKK’ ye hâkim zihniyet, hem PKK gibi dev bir örgütü, hem de kuzey Kürdistan’daki mücadeleyi uçurumun başına kadar getirmeyi başardı. Türk devletinin yıllardır isteyipte başaramadığını, mevcut klasik sosyalist, Kemalist karışımlı zihniyet birkaç yılda başardı. öyle ki hata üstüne hata yaparak devletin ekmeğine yağ sürdüler. AKP hükümetini zayıflatma adına yaptıkları her eylem, attıkları her adım ordunun ve klasik devletin elini güçlendirdi. Beklide bunu çok planlı ve çok bilinçli yaptılar. Zaten birçok çevre geçen süreçte yaşanan olayları, devletin şahin kanadı ile PKK’nın şahin kanadı arasındaki bir ittifakın sonucu olarak değerlendirdiler.

Kısacası nasıl ki klasik devlet zihniyeti Kürt sorunun önünde en büyük engel ise ve Türkiye’nin gelişmesini, demokratikleşmesini engelliyorsa, PKK zihniyeti de Kürtlerin ittifakına ve Kürt sorunun çözümü önündeki en büyük engeldir.
17 Temmuz 2008

Selahattin GüN
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe