Güney Kürdistan'a Müdahale Senaryoları
            İçerde Kürtlere karşı her türlü kirli savaşı dayatmışken, Güney’e yönelik operasyonu da sürekli gündemlerinde tutuyorlar. Türk Genel Kurmayı ve yetkilileri çok iyi biliyorlar ki mevcut koşullarda PKK’ye karşı bir sınır ötesi harekâtın başarı şansı hiç yoktur. Yeri yurdu belli olmayan, küçük gruplarla Güney’in uçsuz bucaksız dağlarına serpiştirilmiş bir gerillanın peşine düşmek kadar mantıksız bir şey yoktur. üstelik söz konusu bu harekâta herkes karşıdır. ABD, Avrupa istemiyor. Bölge güçleri ve tüm Kürtler karşıdır.
Selahattin Gün
19.07.2007 - 22:30
ORTAYA çIKAN GERçEKLER

           Bilindiği gibi Türk Ordu güçleri, yıllardan beri, defalarca PKK’yi bahane ederek, Güney Kürdistan’a müdahale etti. Günlerce kalarak operasyon yaptı. Türk Devleti tüm imkânlarını seferber ederek, gerillayı bitirmek istedi. Sözüm ona Gerillayı bitirerek Kürt Ulusal Hareketini bitirecekti. İçerde ve dışarıda aldığı muazzam desteğe rağmen başarılı olamadı. üstün güç ve tekniği uluslar arası olumlu koşullara karşın, ne gerillayı bitirebildi. Ne de Kürtlerin özgürlük mücadelesini frenleyebildi. Tam tersine çoğu zaman ordu güçleri darbe alarak geri çekildi.

            Gerçi Türk basını o dönemde de hep yüzlerce teröristin ele geçirilmesinden dem vurarak Türk kamuoyunu yalan yanlış bilgilendirme görevini sürdürdü. Türkiye’nin en önemli sorunu olarak Kürt sorununu hep görmezden geldi, örtbas etti. Şiddet ve operasyonlarla çözmeye çalıştı. Büyün bu inkâr ve imha politikalara rağmen, Kürtlerin ulusal demokratik mücadelesi hiç durmadan gelişimini sürdürdü. Kürt sorunu artık bir Türkiye veya Ortadoğu sorunu olmaktan çıktı. Uluslar arası düzeyde çözüm bekleyen bir sorun haline geldi. Genelde tüm Kürdistan parçalarında, özelde Kuzey Kürdistan’da Kürtlerin muazzam başarısı karşısında Türk Devleti adeta şok olmuş, derin bir çözümsüzlüğü yaşıyordu. Kürtlerle baş edemeyen Devlet, zaman zaman bazı resmi Devlet adamlarının ağzından Kürtlerin varlığını kabul eden beyanlar çıkarmaya başlamıştı. Hatta Kürt sorunu çözülmesi gereken bir sorun olarak görmeye, açıklamaya başladı. Kuşkusuz bu durum Kürtler açısından bir ilk, son derece olumlu bir gelişmeydi.

            Bu olumlu gelişmeler ve tarihi süreçte öcalan’ın yakalanışı, Türkiye’de sergilediği duruş, Kürtler açısından talihsiz, talihsiz olduğu kadar onur kırıcı bir gelişme olmuştur. Kürt özgürlük Mücadelesi bu gelişme karşısında sekteye uğramış, büyük bir dağınıklığı yaşamıştır. Söz konusu gerçeklik karşısında Türk Devleti moral almış, umutlanmış, yeniden Kürt özgürlük Mücadelesini bitirme hayallerinin peşine düşmüştür. Yürüttüğü propaganda bombardımanıyla, Türkiye’de Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır diyerek yeniden Kürt sorununu bitirme, imha etme politikasına yöneldi. Kürt sorunu vardır diyen herkese yönelerek yeniden yoğun bir saldırı içine girdi.

            Kürt sorunu bitti, hallettim dediği bir anda Ortadoğu (Irak’a) Amerikan müdahalesi oldu. Bu müdahale sadece Saddam diktatörünü devirmedi, aynı zamanda Kürtler açısından tarihi bir dönemin başlangıcı da oldu. Irak’ta Federe Kürt Devlet, Türk Devletinin hiç beklemediği, hayal etmediği bir gelişme olarak ortaya çıktı. Gelişmeler karşısında ne yapacağını bilmeyen Türk Devleti adeta şok oldu, çığlına döndü. Kürtlük adına her şeye saldırdı.

            Kürtler mücadele ettiler, zorlandılar, katliamlardan geçtiler, sürüldüler, imha ile karşı karşıya geldiler ama sonunda kazandılar. Artık Kürtlerin Ulusal Demokratik Mücadelesi geri dönülmez bir noktaya gelmiştir. Büyük zorluklar ve kan pahasına elde edilen kazanımlar oldukça büyüktür ve tüm parçaları kapsamaktadır. özellikle Güney Kürdistan’da ortaya çıkan oluşum, Kürtler açısından oldukça sevindiricidir. Ne olursa olsun Kürtler adına yaratılan bu değerler, korunmalı ve geliştirilmelidir. çünkü Kürtlerin gelişimini hazmedemeyen, Kürtler adına her şeye düşmanlık yapan Devletler vardır. özellikle Türk Devleti, söz konusu gelişmelerin önünü almak, engellemek, hatta var olan kazanımları dağıtmak için her türlü çılgınlığı yapmaktan kaçınmayacaktır. çünkü Güney’de Kürtler adına yaşanan gelişmeler, Türkler açısından baş döndürücüdür. Büyük bir paniği yaşıyorlar. Gelişmeler tüm parçaları etkilemekte, harekete geçirmektedir.

            Esasta Türkiye’yi sınır dışı operasyon çılgınlığına yönelten, PKK’nın birkaç mayınlı eylemi değildir. Türkiye’nin PKK’ yi bitirme diye bir sorunu da yoktur. Kaldı ki Kürt sorunu sadece eşittir PKK de değil. PKK dağılsa, bitse bile, Kürt özgürlük Mücadelesi daha güçlü bir biçimde devam eder. Temelde Türkiye’yi zora sokan, Güney’de ortaya çıkan meşru durumun Türkiye’ye de dayatılmasıdır.  Uluslar arası alanda altı milyon Kürt için kabul görülen statü, 20 milyon Kürt için neden kabul görülmesin. Belki bu gün hemen gerçekleşmez ama Kürtlerin mücadelesi devam ettiği müddetçe yarın mutlaka gerçekleşecektir. Türkler bu gerçeği iyi görmüşler. ABD’ye olsun AB’ye olsun şuraya, buraya bu kadar yakınmacı, saldırgan tavırlarının altında yatan gerçeklik de budur.

            Türk Devleti, Kürt politikası konusunda neredeyse iflas etmiş bir siyasal tecridi yaşıyor. Hiçbir isteği, tek bir güç tarafından kabul edilmiyor, adeta yalnızlaşmıştır. Bu yalnızlık ve çıkmaz ya çözüme götürecek yâda çok tehlikeli maceralara sürükleyecektir. Eğer CHP, MHP, Ordu üçlüsüne hâkim olan zihniyet etkili olursa, Türkiye’yi intihara bile sürükleyebilir. Son aylarda PKK eylemlerini bahane edilerek alınan tedbirler, oynanan oyunlar, böylesi tehlikeli bir maceraya atılmanın hazırlıkları, provalarıdır. Bunu adım adım uygulamaya koyuyorlar. Şimdiden onbinlerce asker, her türlü silah ve askeri araç-gereçler Kürdistan’a konumlandırılmış durumda. Siirt, Şırnak, Hakkâri illerinde olağanüstü hal ilan ettiler. Terörist arıyoruz adı altında Kürt halkına her türlü baskı, zulüm, tutuklama had safhada. Başarabilirlerse seçim sonuçlarını, kendi istekleri doğrultusunda sonuçlandırma çalışmaları da olacaktır. Bununla bitmeyecek, Türk Genel Kurmayının belli bir süreden beridir, yaptığı açıklamalardan şu sonuç açıkça ortaya çıkmaktadır. Yine eski faili meçhul eylemlerini de devreye sokacaklar. çünkü Genel Kurmaya göre sadece gerilla değil, Köy imamı, Muhtarlar, Belediye Başkanları, Kürt Aydınları ve tüm Yurtseverler teröristtir. öyle anlaşılıyor ki Büyükanıt zihniyeti, Kürtlere yönelik vahşi kinini kusmaya hazırlanıyor. Bunu ne kadar başarırlar bilemiyoruz, ama böyle kirli bir hazırlık içinde oldukları her hallerinden bellidir.

            İçerde Kürtlere karşı her türlü kirli savaşı dayatmışken, Güney’e yönelik operasyonu da sürekli gündemlerinde tutuyorlar. Türk Genel Kurmayı ve yetkilileri çok iyi biliyorlar ki mevcut koşullarda PKK’ye karşı bir sınır ötesi harekâtın başarı şansı hiç yoktur. Yeri yurdu belli olmayan, küçük gruplarla Güney’in uçsuz bucaksız dağlarına serpiştirilmiş bir gerillanın peşine düşmek kadar mantıksız bir şey yoktur. üstelik söz konusu bu harekâta herkes karşıdır. ABD, Avrupa istemiyor. Bölge güçleri ve tüm Kürtler karşıdır. Geçmişte, Dünya ve Bölge güçleri onaylıyordu. PKK’nin kampları ve yerleri aşağı yukarı belliydi. Buna rağmen yapılan askeri harekâtların hiçbiri başarılı olmamıştır. Peki, mevcut durumda hiç kimsenin onaylamadığı, tüm dünyanın karşı çıktığı bir askeri harekat nasıl başarılı olur? Acaba Türk Genel Kurmayı ve Yetkilileri bu gerçeği görmeyecek kadar kör müdür? Yoksa PKK sadece bir bahanemidir?  Hiç kuşku yok ki PKK sadece bir gerekçedir. Temel hedef Kürdistan Bölgesi, Kerkük’tür.

            CHP-Ordu’ya hâkim olan zihniyet, Kürdistan içimize girmeden, Biz Kürdistan’a girelim. Türkiye bölünmeden, Kürtler adına bölgede elde edilen kazanımları ortadan kaldırayım zihniyetidir. Bu zihniyet Türkiye’yi intihara götüren, iflas etmiş zihniyettir. Mevcut dünya konjektörü böyle bir çılgınlığa müsaade etmeyeceği gibi, tüm bölge halkları, özellikle de Kürtler sonuna kadar karşı çıkacaktır. Temennimiz odur ki Türkiye bu tür senaryolardan, Telafisi mümkün olmayan, felaketleri getirecek eylemlerden uzak dursun. Aksi taktirde herkes zarar görecektir. Başta bu eylem Türkiye’nin intiharı olacaktır. Kürtler zorlansa da sınırları daha geniş, daha demokratik bir Kürdistan doğacaktır.

            öyleyse Türk Devleti halklara daha fazla açı çektirmeden, tahribat yaratmadan, Kürtlerle yaşamaya alışmalıdır. Güney’de oluşan Kürt Federe Devletini ortadan kaldırma çabaları yerine, kabul etmeli ve saygı göstermelidir. Kuzey’de yıllardır Kürtlere dayattığı imha ve inkar politikasından vazgeçip, sorunun çözümü için koşullar yaratmalıdır. Türk, Kürt ve herkesin çıkarına denk düşen politika ve tek çıkış yolu budur.
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe