Müttefiklerin iktidar savaşı
Türkiye son günlerde yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarıyla çalkalanıyor.
Selahattin Gün
29.12.2013 - 09:08
Türkiye son günlerde yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarıyla çalkalanıyor. Operasyon Erdoğan ve Hükümetini derinden sarsmışa benziyor. Öyle anlaşılıyor ki Erdoğan iktidarına karşı başlatılan bu müdahale, çok şiddetli ve değişik yöntemlerle devam edecek. Daha uzun bir süre Türkiye kamuoyu bu gündemle yatıp kalkacak. Bu operasyon devletin bütün kurumlarında etkili olan son derece organize olmuş, planlı hareket eden ve direk iktidarı hedefleyen bir yapının girişimidir.

Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu ile başlayan süreç şöyle bir gerçeği de çok açık bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Gülen hareketinin hükümete bir mesaj vermekten çok, kıran kırana girdiği bir iktidar mücadelesidir. Müdahaleye pratik anlamda Gülen cemaati öncülük etse de, perde arkasında Erdoğan'ın politikalarına rahatsızlık duyan, hem içerde hem dışarıda önemli güç odaklarının da olduğu bir gerçektir. Aksi taktirde Gülen hareketinin böylesi riskli bir operasyona girişmesi imkansızdır. Sonuçta durum ne olursa olsun iktidar ortakları arasında bir kavganın patlak vermesi kaçınılmazdı. Çünkü her iki güç arasında, karşılıklı hâkimiyet çabaları zaten vardı. Ayrıksı sesler, karşılıklı mesajlar belli bir süreden beri devam ediyordu. Dershanelerin kapatılması bahane yapılarak Gülen cemaatini harekete geçidi. Cemaati sadece bir sivil toplum, yada hizmet hareketi olarak görmek, değerlendirmekte yanlış olur. Yürüttüğü her çalışma siyasi amaçlıdır. Dolaysıyla siyasal bir organizasyon olarak değerlendirmek daha isabetli olur. Hangi açıdan bakarsak bakalım bu böyledir. İslam ve Türkçülük adı ırlarını aşmış, neredeyse dünyanın her tarafına ulaşmıştır. Orta Asya'dan Afrika'ya, Avrupa'dan orta doğuya kadar, hemen her ülkede çalışma yürütülüyor. Türkiye ve Kürdistan'ın dört bir tarafını açtığı okulları, yurtları var. Kurduğu onlarca şirket, banka ve marketleri mevcut. Çok güçlü medyası, TV kanalları, gazeteler, dergileri propaganda yapıyor. Büyük örgütlü gücü bir devleti idare edecek kadar, kadro yapısı mevcut. Her şeyden önemlisi bu büyük çarkı döndüren ekonomik güce sahip. Türkiye'de hiçbir siyasi partinin sahip olamadığı olanaklara sahip. Dolaysıyla cemaat için devlet içinde paralel devlet belirlemesi son derece doğrudur. Bu belirlemenin sahibi Erdoğan'dır ama paralel devletin yaratıcısı da Erdoğan'ın kendisidir.

AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte, cemaatle ittifak yaparak, adeta bir iktidar ortağı olarak yaklaştı. İktidarı fırsat bulan iki farklı eğilim devleti ele geçirmek için harekete geçtiler. Orduya, derin yapılara, diğer devlet kurumlarına savaş açarak önemli oranda başarı kazandılar. Görünürde AK parti iktidar olsa da, ama Gülen hareketi sürekli iktidarı görünmeyen yüzü olarak faaliyetlerini kesintisiz yürüttü. AKP hükümeti, hareketin hiçbir çalışmasını engellemediği gibi, teşvik etti. Son 11 yıl, cemaat adeta altın çağını yaşadı. Erdoğan'ın iktidar dönemini fırsat bilerek devletin tüm kurumlarında etkili olmaya başladı. Böylece daha büyük bir güç olmayı başardı. İyice güçlenen ve palazlanan her iki islami çizgi iktidarı paylaşamaz konuma geldiler. Eski iki dost veya müttefikin giriştiği savaş böylesi bir gerçeğin sonucudur.

Kardeş oldular, ittifak yaptılar, iktidar oldular, karşıtlarına karşı birlikte savaştılar, güçlendiler. İktidarı paylaşamaz duruma geldiler. Şimdi de hâkimiyet savaşına giriştiler. İşin gerçeği bu. şuanda AKP ektiğini biçiyor. Bütün bu yaşanan gelişmeler aslında AKP hükümetinin yürüttüğü yanlış politikaların bir sonucudur. Hâlbuki Erdoğan'ın Kürt sorunu ve demokratikleşme vaatleri, halkta büyük umutlar uyandırmıştı. Ama hala bu konularda ciddi ve kalıcı bir gelişmeden söz etmek mümkün değil. 12 Eylülden kalma anti demokratik bir anayasa ile Türkiye'de kalıcı bir demokrasiye geçmek, Kürt sorununu çözüyorum demek Hayalcılık olur. Türkiye'ye giydirilen yırtık elbiseyi yama yapmaktan ziyade değiştirmek gerekiyordu. Yani sivil, demokratik, Kürtlerin haklarını güvence altına alan bir anayasa idi. Çünkü bütün sorunların çözüm anahtarı, panzehiri Kürt sorunudur. Kürt sorununu çözmeyen bir Türkiye demokratikleşemez. Demokratik süzenin olmadığı yerde, barış, istikrar ve şeffaflık gelişemez. Mevcut durumda AKP iktidarının yaşadığı sorunların kaynağı da bunlardır. Hep ileri demokrasiden söz etti, ama ne kendisi değişti, ne partisini değiştirebildi. Kürt sorunu benim sorunumdur dedi, yerinden saydı veya es geçti. Toplumun büyük bir kesimine umut verdi, heyecanlandırdı, gün geçtikçe hayal kırıklıklarına neden oldu. Ergenekon ve benzeri yapılanmalara karşı mücadeleye girişti. Önemli oranda etkisizleştirse de her nedense tasfiye etmedi veya istemedi. Özellikle Kürdistan'daki Ergenekon yapılanmasına hemen hiç dokunmadı. Kürdistan'ı adeta karanlık yapıların insafına bıraktı. Kürt sorunu, adalet, demokrasi, insan hak ve özgürlükler konusunda hep bir adım ileri iki adım geri siyasetini benimsedi. Tasfiye etmekte tereddüt ettiği derin ve karanlık yapıların bir gün geri dönüp kendini vuracağını hesaplayamadı.

Bunun için hükümetin ileri sürdüğü gerekçeler ne olursa olsun Türkiye'nin demokratikleşmesi için 11 yıl oldukça uzun bir süredir. Bu uzun zaman dilimi içerisinde kalıcı adımlar atmayan her siyasal iktidar yorulur. Kendi çininde yozlaşarak içten içe çürümeye başlar.

İşte son operasyonlarla ortaya çıkan gerçekler AKP iktidarının nekadar yozlaştığının bir ispatıdır. Kuşkusuz sicili bozuk Gülen hareketinin veya arkasındaki güçlerin hükümete karşı oyunları komploları da olabilir. Büyük ihtimalle de vardır. Kaldı ki Türkiye'deki iktidar mücadelesinde bu tür şeyler son derece normaldir. Türkiye siyasi tarihi komplo ve oyunlar tarihidir. Bu fazla yadırganacak bir durum değildir. Ama bu gerçekler iktidarın için düştüğü bataklığı, gizlediği kirli yüzünün açığı çıkmasını da örtbas edemez. Ortaya atılan iddiaların bir kaçı bile doğru olsa bırakalım isimleri karışan bakanların istifası, hükümeti bile istifaya götürecek kadar ciddidir.

Kısacası AKP ile cemaat arasındaki gerilim derinleşerek devam ediyor. Gülen hareketi geri adım astada Erdoğan üst perdeden gerilimi tırmandırma eğiliminde görülüyor. Güç kaybetme pahasına da olsa Gülen'in devlet içindeki yapılanmasının tasfiyesini hedefleyecektir. Dolaysıyla Türkiye siyasetinde yaşanılan bu gerilim ve karmaşa durum her an beklenmedik yeni gelişmelerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Ortaklar arası bu kirli iktidar kavgası nereye kadar gider izleyip göreceğiz.


28.12.2013 Selahattin Gün
Etiketler: kürdistan, kürt, kürtçe, nerina, azad