PKK'de Siyasi Terörün İki Farklı Dönemi

PKK saflarında yurtsever demokrat kesimler, diktatörlük çizgisine karşı seslerini yükseltme gereği duydular. Bunun üzerine sosyalist diktatörlük çizgisiyle yollarını ayıran yurtsever demokratlar Kuzey, Doğu ve Güney-batı Kürdistan parçalarına yönelik bağımsız biçimde örgütlenmeye başladılar.

Selahattin Gün
07.03.2005 - 18:58

Siyasal mücadele sahasında terör hep kullanılan bir araç olmuştur. Siyasette terörü kesin biçimde ret eden demokratik gelenektir. Teokratik, otokratik, monarşik, sosyalist diktatörlük vs rejimlerin tümünde bu aracı kullandıklarını görebiliriz. Kimi zaman terör baslıca bir araç, kimi zaman sınırlı kullanılan bir araç olarak önemsenmiştir. Demokratik değerlerin zayıf olduğu koşullarda terör alabildiğine rağbet gören ve kendisine meşrutiyet kazandırmak isteyen araç durumundadır. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında soğuk savaşın bir parçası haline gelmiştir. Hem sosyalist diktatörlük sistemi, hem de Kapitalist sistemin terörizme izin vermesi söz konusudur. İki sistemin etki alanı içinde hareket güçler için terörizmin vazgeçilmez bir işlev görmüştür. Sosyalist diktatörlük sisteminin merkez ülkesi Sovyetler Birliği içte ve dışta terörü varlığını sürdürmesinin aracı yapmıştır. Sosyalist diktatörlüğün kapsadığı ülkeler ve hareketler bu konuda işin teorisini oluşturmaktan geri kalmadılar. Yaratılan kültüre göre sosyalizmi kabullenmeyen herkes ?iflah olmaz haindir, katli vaciptir? teziyle hedef seçilmiştir.

Sosyalist diktatörlük anlayışını benimseyen güçlerin vardıkları nokta, terörün siyasetin temel prensibine dönüştürülmesidir. İşte PKK?de somutlaşan ve egemen olan bu işin zirvede yaşanmasıdır. Kuruluşundan günümüze kadar ara verilmeden siyasal mücadelenin hizmetinde kullanılmıştır. Partileşmeden önce daha ideolojik grup aşamasında ?devrimci şiddet? diye tanımlanan terör gelişmenin, güç oluşturmanın ve gücünü korumanın aracıdır. Gerek içte, gerek dışta engel konumunda olanlar bu araç sayesinde etkisiz kılınmışlardır. Kürt soluna mensup gruplara karşı uygulanan şiddetle kendisini alternatifsiz bırakmıştır. Rejimin ağır baskılanın katkısıyla Kürdistan özgürlük hareketinde alternatif olacak bir gücün varlığına fırsat tanınmamıştır. Rejimin ve PKK?nin şiddetine hedef olan yurtsever gruplar ya dağılmış yada kötürüm konuma düşmüşlerdir. Hiçbir yurtsever gruba yaşama şansı tanımamıştır. PKK saflarında ortaya çıkan muhalefete de acımasızca yönelmiştir. Muhalefet arayışı halindeyken bastırılmıştır. Bırakalım farklı düşüncelerin örgütlenmesi, niyetler bile yaptırımlara maruz kalmıştır.

Rejimin sınır tanımayan şiddet ortamında PKK?nin hep gündemde tuttuğu terörü özgürlük hareketinde tekelciliğe yol açmıştır. Tek parti ve önderlik Kürt siyaseti üzerinde egemenliğini kurmuştur. Hangi gerekçeyle olursa olsun, buna ses çıkaranlar cinayet, teşhir ve tecrit gibi yollarla derhal etkisiz hale getirilmişlerdir. Yurtsever gruplar ?hain, işbirlikçi? iç muhalefet ise ?provokatör, işbirlikçi, ajan? suçlamalarına ardında saldırılara uğramışlardır. Dalkavuklar dışında kimseye yaşam hakkı kalmamıştır. Özgür düşünme ve örgütlenmeye zerre kadar fırsat verilmemiştir. Bırakalım farklı düşünmek ve örgütlenmek, PKK ve önderliğini eleştirmek bile ağır suçlar kapsamında görülmüştür. Böylece PKK özgürlük hareketinde tekelini kurmuş, ne içinde ne de dışında hiçbir gelişmeye fırsat tanınmamıştır. Kürt halkı, PKK ile TC?nin her türlü tasarrufuna açık hale gelmiştir.

Kürt siyasetine dayatılan terörün mantıkta başka görüşlere yaşam hakkı tanımak yoktur. Siyah-beyaz renkler vardır. PKK?nin itirazsız kabulü doğrudur, onunla farklı olmak yanlıştır. Burada farklılığın niteliği önem tanımaz. En iflah olmaz hain bir günde kahraman ilan edilirken, kahramanlar ise tehlikeli hain konumuna düşer. Dolayısıyla ona mutlak uyum göstermeyenler ağır suçlamalardan ve hedef olmaktan kurtulamazlar. İste içten, ister dıştan olsun bütün farklı görüşler istisnasız düşman görülerek hedef alınmıştır. Son düşman yurtsever demokratik muhalefet olmuştur.

PKK saflarında yurtsever demokrat kesimler, diktatörlük çizgisine karşı seslerini yükseltme gereği duydular. Örgüt içinde mücadele olanağının kalmaması sonucu ayrılmak kaçınılmaz oldu. Bunun üzerine sosyalist diktatörlük çizgisiyle yollarını ayıran yurtsever demokratlar Kuzey, Doğu ve Güney-batı Kürdistan parçalarına yönelik bağımsız biçimde örgütlenmeye başladılar. Bu gelişme karşısında şoven milliyetçi ve radikal dinci güçlerle ittifak arayışına giren ve sosyalist diktatörlük çizgisinde ısrar eden PKK, terör aracını tekrar devreye sokarak yurtsever demokratik hareketin önder kadrolarına yöneldi. Ortaya saldıkları özel timler tarafından Sipan Rojhılat ve Kemal Şahin gibi iki halk önderi katledildi. Doğu ve Güneybatı Kürdistan?ın yurtsever demokratik hareketinin önderleri hedeflendi. İşlenen cinayetler PKK?nin terör politikasında ısrar edeceğinin göstergesidir. Değişen koşullar, terörün vazgeçmesini sağlayamamıştır.

Kemal Şahin?in teröre kurban gitmesinin ardında yakıcı tarzda tekrar gündeme giren soru; Kürt siyasetinde terörün son bulması için neler yapılmalıdır. PKK?den kaynaklanan terör iki ayrı aşamada geçmiştir. Birinci aşama gerilla savaşı ortamında uygulanan olurken, ikincisi siyasal mücadele aşamasında devreye sokulan terördür. İki aşamada da terörün nedeni, hedef ve amaçları değişmemiştir. Niteliğini olduğu gibi korumuştur. Sosyalist diktatörlük çizgisinde gelişme yaratmak, güç olmak ve gücünü korumak terörün niteliğini belirlemiştir. Ancak birinci aşamadaki avantajlar ikinci aşama için geçerliliğini yitirmiştir. Türk devletine karşı savaşıldığında terör yetince anlaşılmadığı gibi halk ve siyasi güçler tarafından sineye çekilmiştir. Terör, çetin koşullarda yürütülen savaşın bir parçası olarak görüldü. Her ikisinin arasındaki farklılık herkes için sorun oldu. Sanki terör savaşın gereğidir yaklaşımı egemen hale geldi. PKK?nin bu yönlü çarpıtması büyük ölçüde kabullenildi. Savaş ile terör birbirini besledi. Çeşitli güçlerin gerçeği izah etme çabaları sonuçsuz kaldı. Diğer yandan savaş halinde olunduğu için terör sineye çekildi. Halk ve yurtsever güçler, düşman karşısında zayıf düşürü kaygısıyla tepkisiz kalma tutumunu tercih ettiler. Bunlar terör politikasının devam ettirilmesine avantaj sağlayan etkenlerdi.

Siyasal mücadele dönemine girilirken terör avantajlarını kaybetti. Savaşın sağladığı örtünün kalkmasıyla birlikte bu politika çırılçıplak ortada kaldı. Terörün ne olduğu, ulusal dinamiklerin aktifleşmesini nasıl engellediği uluslar arası alanda tecride yol açması ve demokratik gelişmesi önlemesi vs olumsuzluklara temel oluşturduğu herkes tarafından anlaşılır oldu. Artık savaş gerekçesinin arkasına sığınılarak terörün devamı için tolerans istenemez. Nitekim yeni dönemde halk ve yurtsever güçler durumu kavramak ve izah edecek olanağına sahiptirler. Daha da önemlisi PKK?nin kadro, savaşçı ve kitle tabanının ezici çoğunluğu durumun farkına varmışlardır. Diğer taraftan Türkiye ve Kürt siyasetinde etkinliğini arttıran AB teröre karşı tavır almıştır. AB?nin PKK-Kongra-Gel?i terör listesine alması bunun açık ifadesidir. Yeni dönemde terör artık sahibine kaybettiren bir araçtır. Avantajların ortadan kalmasıyla işler tersine dönmüştür. Terör ne savaş gerekçesiyle gizlenebilir, nede sineye çekilecektir. Sipan ve Kemal arkadaşların katledilmesi daha şimdiden terörün sahiplerini tükenişin eşiğine getirmiştir.

PKK-Kongra-Gel özel kuvvet timlerinin gerçekleştirdiği cinayetlerine sahip çıkamıyor. Sipan Rojhılat cinayetini tamamen inkar yolunu seçti. Cinayet timinin yakalanmaması ona inkar yolunu seçme olanağını sundu. Kemal Şahin cinayetinde cinayet timinin yakalanması, bu olanağı elinden almasına rağmen cinayetlerine sahip çıkma cesaretini gösteremedi. ?Öfkeli yurtseverler kendi başlarına yapmışlar? yalanına sarılmak zorunda kaldı. Üçünün yönetimin koruması olduğu cinayet timinde bulunan isim ?öfkeli yurtseverler? oldu. Anlaşılan odur ki, PKK-Kongra-Gel cinayetlerine sahip çıkamayacak kadar cesaretini kaybetmiştir. Çünkü halk, yurtsever güçler ve kendi örgüt yapılarının büyüyen tepkisi cesaretlerini kaybetmesine yol açmaktadır. Namertçe davranmasının altında bu gerçek yatmaktadır. Ancak namertlik onu kurtaramayacaktır. Çalınan çanlar PKK-Kongra-Gel içindir. Yurtsever ve demokrasiyle zerre kadar bağlantısı kalmayan bu güç suyunu kaynatıyor. Çok geçmeden işledikleri cinayetlerinin hesabını verecektir. Bunun için iç ve dış etkenler hızla oluşuyor. Caniler saklandıkları inlerinden çıkarılacak hesap kürsüsüne oturtulacaklardır.

Sipan ve Kemal Şahin cinayetleri, PKK-Kongra-Gel?in örgütsel varlığının sona ermesi açısından sona doğru sayımı başlatmıştır. Bu gerçeği hiçbir şey değiştiremez. Kürt halkına, yurtsever demokratik güçlere ve kamuoyuna düşen görev, işin peşini bırakmamaktır. Kürt halkının özgürlüğüne verecek bir şeyi kalmayan, tam tersine sömürgeci statükonun devamının hizmetinde olan PKK-Kongra-Gel?in teşhir ve tecridini hızlandırmak gerekmektedir.

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe